TÜRLÜ ÇEŞİTLİ DURUMLARI DEĞERLENDİRİP BİTAKIM ESRARENGİZ KIYASLAMALARA ULAŞAN, BİTEK ULAŞSA BİŞİ DİĞİL, AKSİ GİBİ BENİM DE GAFAMDA DEĞÜŞÜK UFUKLAR AÇTIRIP, İÇİMDEN ”tabii yahu” DEDİRTEN ADAM
-‘’ben de o zaman, hergün saat 3’le 5 arası donla çıkarım evden’’ dedi birdenbire, yanımdaki taburede oturan abimiz..
belli bi samimiyetimiz olmamakla beraber, hergün gördüğüm bi abimizdir gendisi.. iyi bi insana benzer.. saygılıdır hep.. o da gaste okumaya gelir, benimle aynı çay ocağına.. bi gülümseme, bi baş selamından ibarettir dostluğumuz.. bazen, denk gelirse, köşeyazımı okurken bana bakarak kahkaha atıverir..
-‘’bak seni tanıyom ve her yazını okuyom’’ anlamında bi bakıştır bu.. utanır, sıkılırım, ama her nedense ‘’onay verir gibi’’ bi gafa hareketi yaparım, bu lafa cevaben..
bu kez direkt konuya girince afalladım sanki..
uzun yıllardır evden donla çıkabilme özgürlüğünü beklermişim gibi oldum bi an.. merakla yüzümü döndürdüm abimize..
-‘’küçük oğlanı ticaret lisesine verdim de gürsel beyciğim’’
-‘’sabah 7 buçuktan öğleden sonra 4’e gadar ders mi olur’’
-‘’olmaz tabii abi.. ne yiyip ne içecek bu çocuklar’’
-‘’hay ağzını seveyim.. gafalarına göre iş yapıyolar gürsel beyciğim.. adam kimseye sormadan okul saatlerini değiştiriyo’’
-‘’herşeyimizi allak bullak etti bu herifler be abi’’
-‘’o zaman ben de kural-kaide tanımayıp, afedersin evden donla mı çıkayım’’..
neden olmasın yahu diyemedim adamcaaza.. ne kadar doğru söylüyo aslında.. bigün örgütlenip, erkek milleti olarak evden doncak çıkmak laazım hepbir..
bak işler nasıl düzeliyo..
düne göre daha bi esiyordu hava, çay ocağının kapalı bölümünde oturuyodu tüm müdavimler, ben geldiğimde..
tam da garşısına düştüm abimizin.. ‘’bak, gürsel abine de çay ver’’ dedi garsona.. kafa hareketimle onay verdim yine..
elindeki gasteyi bırakıp;
-‘’o zaman ben de evde bi pankart hazırliyim, benim sigara içmem serbesttir yaziyim üstüne gürsel beyciğim’’
-‘’yaa duvara bi afiş asıyolar.. neymiş burada sigara içmek yasakmış’’
-‘’bana da biraz tuhaf geliyo abi.. hayatımda sigara içmedim, ama bi afiş asmakla olur mu bu işler.. harbiden komik bişi’’
-‘’bak, nasıl aklın yolu bir.. afferim gürsel beyciğim.. sen akıllı adamsın.. o zaman herkes bi yazı alıp eline dolaşsın, dilediğini serbest etsin, beğenmediğini yasak etsin’’..
-‘’çok güzel söylüyon abi.. tamamen hemfikirim’’..
yarından tezi yok başlayalım diyemedim abimize.. tabii yahu.. dolmuşa binecen misal, elinde bi pankart; ‘’dolmuş ücreti verilmez’’..
sıkıysa alsınlar paramızı..
***
basket maçına denk geldik ertesi gün, çay ocağının televizyonunda..
abimiz kuralların çoğunu beğenmedi..
steps olgusuna itiraz etti, üçsaniye denen kavramı reddetti.. devamlı oyuncu değiştirebilme hakkını spor ahlakına aykırı buldu..
hiç alakasız bi ispanyol ligi maçıydı izlediğimiz, abimizin her niyeyse tuttuğu beyazlı takım, uzunca bi süre önde götürdüğü maçı, son saniyede yediği 3’lükle kaybetti..
-‘’olur mu canım, müsabakayı baştan beri galip götürüyon, herifin biri 3’lük sallıyo, maçı gaybediyon.. haksızlık diğil mi bu gürsel beyciğim’’
-‘’o zaman ben de kafamdan bi kaide uydurayım, ahabu atışım 5’lik atıştı diyim, her maçı aliyim’’..
***
baklava alıp geldi abimiz bi ertesi gün çay ocağına, ben gaste okur iken..
aslında canı dondurma çekmiş’miş, biraz da tombiştir zaten, ‘’gışın dondurma satılmıyo’’ diye tezgahı kaldırmış’mış pastaneci..
-‘’yaani gürsel beyciğim, kasım ayında dondurma yiyemeyecek miyiz’’
-‘’aslında kışın dondurma yemek daha makbulmuş abi’’
-‘’tabi tabi.. o zaman ben de bi manav açiyim, yazın karpuz satmiyim’’
-‘’bu millete öyle yapmak laazım abi’’..
ula ne alakası var diyemedim abimize..
sonradan çok düşündüm.. manav açacan, ama hiçbi meyve-sebzeyi mevsiminde satmayacan.. abim doğru söylüyo..
o zaman ben de bu yazıyı bitiririm..