*Gürsel bey, Ankara müzik ve güzel sanatlar ünv. müzikoloji 4. sınıf öğrencisiyim, Giresun müziği hakkında bir araştırma yapıyorum, Giresun müziğinin dünü, bugünü ve yarını hakkında neler söylersiniz?
Aramızda şöyle bir espri var, Giresun müziğinin geçmişi ne ise yarını da odur!! Bu şakası tabi. Gerçeği şu, Giresun müziğinde memleketin her yanından esintiler var. Karmaşa var. Bizim türkülerimizin bir bölümünde Alevi tınıları var, bir bölümünde Rum tınıları, Ermeni tınıları var, Ege var, Orta Anadolu var. Size isim vereceğim, burada, üniversitemizde bu konuda çok güzel örnekler sunabilecek akademisyen dostlarım var. Başta sevgili Serdar Özdoğan… Ama şunu diyebilirim, Giresun türkülerinin en belirgin yönü çoksesliliğe yatkın olmasıdır. Bu konuda ben çok çalışmalar yaptım. Tabii hepsi kayboldu yıllar içerisinde. Şimdi sorabilirsin sen kimsin de böyle çalıştın? Söyliyim Timur Selçuk’un öğrencisiyim. Şan, solfej ve armoni eğitiminden geçtim. 40 sene oldu, her ne kadar bilgilerim eskise de halen birazcık bilgili olduğumu düşünüyorum. Ve Giresun’da üniversiteli hocalarımız dışında kimsenin çok da bilgili olduğunu sanmıyorum. Emeklerine saygım olması dışında, önemsemiyorum.
Giresun müziği kuşku yok ki gün geçtikçe kötüleşiyor, çünkü kimsenin çokseslilik diye bir derdi yok. Bir maganda kültürü, bir düğün sanatçılığı formatı, aslıyla hiç ilgisi olmayan bir karşılama türü aldı başını gidiyor. Böyle bir derdimiz de var yani için için.
***
*Gürsel Bey Hilalspor çıktı karşıma, bu konuda ne dersiniz?
Hilalspor 1925 yılında kurulmuş. Rengi sarı kırmızı, yani buradan anlıyoruz ki Giresunlu G.Saraylılar kurmuş. Ardı sıra Giresunspor, sarı lacivert olarak kuruluyo, yani F.Bahçe kuruluyo. Biz öyle geçimsiz bir şehiriz ki, bunun reklamını yapamamış, cimbom ve fenerin ekmeğini yiyememişiz, bundan kimsenin haberi de yok. Bir süre sonra Beşiktaş da kuruluyo ayrıca şehrimizde.
Hilalspor’un futbol, deniz sporları, atletizm gibi dalları var. Bünyede tiyatro, kütüphane, müzik de var. Okuma yazma kursları var.
O yıllarda… Bizim Bilgi Yurdu’muz da hemen hemen aynı branşlarda boy gösteriyo, zaten aşağı yukarı aynı insanlar, aynı soyadlar, aynı mahalle… Herhalde kardeş kulüp desem tam tanımı olabilir. Şimdi ben Bilgi Yurdu ile birlikte aynı zamanda Hilalspor’un da başkanıyım, maalesef, keşke başkası olsa… Hilalspor bugün sadece yüzme şubesi ile yaşıyo… Sırf maddiyattan ötürü… Zaten futbolu hiç düşünmedik.
***
*Hilal Caz Kulübü’ne gelelim? Kuruluşu? Enstrümanları? Halkevi ile alakası?
Şehrimizde, Cumhuriyet öncesi zaten bir filarmoni orkestrası mevcut, yani bir temel var arkamızda. Hilal Caz, 1929’da kurulmuş, 8-10 kişilik bir orkestra. Üflemeli çalgılar, yaylı çalgılar ve ritm diyelim. Halkevi ile organik bağına ilişkin bilgi sahibi değilim ama illa ki bir birliktelik vardır diye düşünüyorum. Çok şükür 100 sene sonra bir daha kuruldu Hilal Caz. Ne mutlu, benim emeğim çok oldu bunda. Giresun’da caz müziği olabilirliğini gösterdik, full çakılı salona konser verdik. 2024 Kasım ayıydı sanırım, şimdi çok yakında ikincisi geliyo.
***
*Kemençe var mı işin içinde, yoksa sadece caz atmosferi mi var?
Bu konuda işin başındaki, görev rica ettiğim kardeşim ne derse o olur. Kemençeli caz neden olmasın? Hatta harika olur.
***
İlk konserlerini ne zaman vermişler?
Net bilemiyorum.
***
*Hilal Caz nerden geliyor? Amerikalılar falan mı var işin içinde?
Yoo, tamamı şehrimin münevver insanları.
***
*Bugüne geldiğimizde? Neler yapılıyor? Kadınlar Bandosu diye bişey duydum?
Evet, Kadınlar Bandomuz da var. Kadınlar Halkoyunları Topluluğumuz da var. Geçmişi yaşatmaya çalışıyoruz ayrıca, Temsil Heyeti yani Tiyatro ekibimiz, İzler Dergimiz falan…
***
*Kadınlar Bandosu feminist bir açılım mı müzikal anlamda?
Hiç düşünmedim… Mutlaka feminist bir damar vardır ama asıl Mustafa Kemal damarı var, kadınları hor gören zihniyete karşı bir dik duruş var.
***
*Düğün müziği hakkında, dünün ve bugün açısından neler söylersiniz? Ne fark var?
*O kadar çok fark var ki… Düğün müziği deyince, elbette Giresun karşılaması akla gelmeli. 60 yaşımdayım, o oyunun nasıl oynandığını gayet iyi biliyorum, gözlerimle gördüm.
***
*Ne gibi değişiklikler var?
Figürler tabii, figürler. En güzel örneği Giresun karşılaması. Şöyle söyliyim, Giresun erkeği dik oynar karşılamayı, gururlu oynar. Şimdi çökmeler falan? Çok tuhaf. Hiç alakası yok. Kadınlar daha edalı ve daha narin oynar, şimdi dizler ve kollar falan mekanik olmuş. Robot gibi. Bunu kim uydurdu ise çok sızlayan kemik vardır, bilmeli. Haa, müzik kadar iddialı değilim bu dediklerimde ama kendimce doğruları söyledim. Çünkü aslını astarını gördüm yahu.
Bu soruyu köy düğünlerindeki gelenekler anlamında sorduysanız, bir başka akademisyen kardeşimi, Mevlüt Kaya’yı salık vereceğim, o herbir ayrıntıyı anlatır, ben bilgili sayılmam orada.
***
*Yayla şehir göçleri müziği etkiledi mi?
Bu konuda görüş beyan edecek donanımda değilim. Ama bir yan bilgi kabul edin, 250 yıldır şehirde oturan bir ailenin çocuğuyum. Bizim de iki ayrı yaylada evimiz varmış, şimdi yok. Ayrıca ben, 40 sene gitmesem, aklıma yayla gelmez. Bu hiç hoş bişey değil ama yeni yaşamın gerçeği. Yaylayı da yayla müziğini de bilseydim keşke… Sanırım kıyısından köşesinden, dolaylı bir yanıt verdim di mi?
***
Yayla Şenlikleri peki?
Burada da bir sıkıntı var. Şehirde de köyde de yaylada da insan kalitesi sürekli düşme eğiliminde. Otantiklik ve magandalığı ayırt etmekte zorlanıyorum. Merak edeni kaldı mı acaba, turizm değeri kaldı mı acaba yayla şenliklerinin? Giresunluluk, dolayısıyla Türklük de elbette, bambaşka bir frekans idi oysa.
Biz mutlu değiliz artık, şehrin eskileri olarak.
***
Yarın: 2. Bölüm.
Lütfedip benimle yapılan bir söyleşi…
*Yarın hakkında, geleceğe dair neler dersiniz, ilerde neler bekliyorsunuz Giresun müziğinde?
Konservatuvar bitirmiş pekçok gencimiz yetişiyo, onlardan çok ümitliyim… Belediye konservatuvarlı gençler var ayrıca. Bunlar bişey yapacaklardır diye umuyorum. Bir de diğerleri var, ısrarla ve fuzulice devam ediyo bunlar müziğe, piyasa müzikçisi diyeyim, düğün çalgıcısı diyeyim, düzeyi anlayın, bunların bişey katma ihtimali yok, bunların geleneği sürdürmek şöyle dursun, mevcuda da zarar verdikleri ortada…
Şunu örnek vereyim. Bizim Hilal Caz gençlerinden biri, bir Giresun türküsünü caz versiyonuyla yorumlamıştı konserde, oturduk ağladık yani… Olağanüstü oldu. Doğrusu bu.
Gelecekteki müziğimiz bu çoksesli yönde gitmek zorunda. Koskoca, rahmetli Ruhi Su da bu yola emek verdi gücü yettiğince. Şimdi bizler varız işte.
Haa, elbette türkülerimiz, halkoyunlarımız yalın halleriyle de çok güzel, benzersiz. Ama bişeyler katmak da gerekiyo. Ruhi Baba’nın şu sözü kulaklara küpe olmalı; “Ben gördüğüm eğitimle bir takım olanaklar kazanmışsam, neden eskiler gibi söyleyeyim? Daha ilerinin daha geriyi taklit ettiği nerde görülmüş?”
Görece geri kalmışların anlamadığı bu. Sesin disiplini ve armoninin matematiği…
Yani örnek olsun diye konuşuyorum, “yerinden”, “4 ses”, “5 ses” gibi kavramlar bana bişey ifade etmiyo. Çağdaş müzikte karşılığı yok bunların.
***
*Etnik köken üzerinden gidersek, neler dersiniz?
Bu soruyu asıl Serdar ve Mevlüt hocalara sormalısın, onlar bu konuda çalışma yaptılar çünkü. Mesela, Alevi köyleri var şehrimizde, geleneklerini yaşatan, dedeleriyle cemleriyle falan. Ama bunların öne çıkmaları zor. Ne kadar acı.
Sorudan kastınız, mübadele vs ise şunu net söylemek lazım, Yunanistan’dan gelenler de Giresun’dan gidenler de aslında bir yere gitmediler, herkes doğduğu yere ait. Canlı tanıkları var, tanıdığım, tanıştığım. Bunlar çok hüzünlü tatlılıklar.
Herkes kendini kamufle etmiş ama…
Bunlar müziğe nasıl yansır? İzninle biraz düşüneyim, evet, aslında kimse biryere gitmemiş ki gibi bir yanıtı var galiba? Giresunlu, orada da “garşılama oynuyu”, orada da “Giresunca gonuşuyu”… Rum olup da “Ey gidi Giresun” diye dertlenen insanlar gördü gözüm. Adam 70 yaşında, dedesi Giresun doğumlu, Gogara’da oturmuş ve gönderilmiş. Torunun iç çekmesi bile Giresunca… Müziği başka ne olabilir ki?
***
*Bir metalaşma görüyor musunuz Giresun’da, bir tüketme, bir şeyleri yok etme?
Ooo en güzel soru bu oldu. Benim en şikayetçi olduğum konudur. Bunu konuşalım. Çok kötü. Çok kötü. Rezalet… Her dakika konser vermek doğru değil, herkesin müzik yapması doğru değil, her önüne gelenin sahne alması doğru değil.
***
*Hilal Caz hakkında bir belgesel çekilse, nasıl olur?
İnşallah sen yaparsın, yapılsın tabi. Çok iyi olur. Bilgi Yurdu’muzun tüm birimlerinden yararlanmanız, söz etmeniz lazım. Biraz böbürlenmeye girecek ama Giresun’un günümüz sanat profili başka türlü çizilemez. Bizden başka bir de Giresun Musiki Cemiyeti var ama onlar da adı üstünde, malum, yalnızca bir branşta yol almaktalar. Tabii ki çok iyiler sanat musikisi alanında.
***
*Gürsel Bey bana vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.
Rica ederim. Asıl ben teşekkür etmeliyim. Başarılar diliyorum. Şehrimize bekliyorum.
(Can dostlarım Ruşen Topallı ve Hüseyin Gazi Menteşeoğlu’na çok teşekkür ediyorum. Hilal Caz Kulübü ile ilgili bazı ayrıntı bilgileri onlardan alıp, whatsapp yoluyla karşı tarafa yolladım, ayrıca)