herkesin bi hikayesi vardır di mi, kendi içinde duran, kimselere anlatılmayan?
beni ben yapan, yaşamımı paylaştığım sevgililerimdir misal.. sırasıyla söz edeyim;
esşek gafalı gız..
baklava desenli gız..
sev’gülüm..
canım olcayım..
kaptan-ı derya..
aya gırmızı fe..
****
ama benim gerçek hikayem, bu son soluğuma değin yüreğimde taşıyacağım saygıdeğer
-sevgideğer gız gızmısı diğildir..
önce, 4 yıl kadar geçmişe gidelim.. ve bi yazımın girişini birebir buraya kopyalayalım;
“bi mustafa dede var imiş sülalede.. babannemin babası..
büyük tüccar.. rusya’ya gadar ürün dağıtıyo falan.. lord sayılır bi tür..
seferberlik zamanı batmış mustafa dede..
topal osman ağa yetişmiş imdada.. ve hastane müdürü yapmış o’nu..
evli barklı, üç çocuklu adam sonuçta, boşta mı gezsin?
fatma hatun’sa hastabakıcı imiş aynı hastanede..
aşık olunmuş derhal, karşılıklı.. dedemiz o’nu da almış ikinci eş olarak.. yani kuma gelmiş sülaleye..
yaşa yahu dede, büyük adammışsın!!!!!
sonra bigün babannem de gelinlik kız olmuş, o da bi büyük tüccarla evlenmiş..
yaani, benim dedem.. yani babamın babası.. yani şuraya kadarki öykümüze göre damat bey..
ammmaaa, asıl, bu damadın bi de dayısı var;
can akengin”..
****
evettt.. dönelim yeniden hikayemize.. okuyun bakim, benim asıl hikayem neymiş?
can akengin, ne yazık ki bu sülalede istenmeyen adammış.. en azından, ailenin gençlerine ”rol modeli” olmaması istenen bi adammış.. bunun detayına girip de üzmiyim şimdi sizleri..
iyice hastalanınca can.. ölüm demlerine değin fatma hatun ilgilenmiş.. kader, iki ”istenmeyeni” buluşturmuş yani..
durun sıra bana geliyo aha!
****
bu istenmeyen kadın fatma hatun’un mustafa dede’den olma istenmeyen kızı vardır bi de.. fethiye.. o da dışlanmıştır.. zaten kadersizdir.. küçük yaşta geçirdiği bi kazadan sonra sağır-dilsiz ve topal hallere düşmüştür..
ana da baba da ölünce kimsesiz kalmış fethiye.. bizim evi seçmiş yaşamını sürdürmek için..
1966 yılında o’nun ellerine doğmuşum.. ikinci bi annem gibi sarıp sarmalamış, dışlanmışlığını benimle gidermiş belki de..
****
benim hikayem işte budur..
bi ucunda “istenmeyen” can akengin durur..
“istenmeyen” fatma hatun’un elinde ölür can.. kızı “istenmeyen” fethiye’nin eline doğar gürsel apo..
en çok bu yönüyle bağlıyımdır ben can’a..
garibim benim..
****
hala derdik fethiye’ye..
garibimdi tabi o da.. okula bile gidememiş, sağır ve dilsiz çünkü.. hiç evlenememiş falan ayrıca..
sözcük dağarcığı az.. konuşması bi tuhaf.. kullandığı deyimler masalsı..
şunu demeye çalışıyorum yahu, lafı amma uzattırdınız bana.. ülker’de işe başladığımda sağ idi fethiye hala..
ne iş yaptığımı şöyle sorguladı kendi lisanınca;
“yazdın mı”??
****
yani şunu soruyo, aklının yettiğince; ofis işi mi yapıyorum??
-yazdın mı?
-evet!
-efferim?
****
ne bilsin zavallı.. o kadarını görmüş, oncağız bi ayrım biliyo sadece;
ofiste oturarak iş yapan personel misin, yoksa ayak işleri mi yapıyon dedi bana resmen, canını sevdüüm..
bi de aferin aldım işte..
****
yazmak????
o gün bugün yazıyorum..
****
tekrar o eski yazıya döneyim ve aynı finalle bitireyim;
ben en çok fethiye halamın vefatında ağladım..
ben en uzun süre fethiye halamın tabutunu sırtladım..
ben en fazla fethiye halamın mezarından ayrılamadım..