Adana’da kursa giden kızı bıçkın delikanlı gözüne kestirdi takip etti… Kız rahatsız olduğunu defalarca söyledi, ama o ısrarlıydı, vazgeçmedi. Yalan söyledi.
“Eğer bir işe gireceksen, ben belediyede çalışıyorum. Seni belediyede işe aldırtırım. Kimliğini, resmini filan ver bana… Yarın bir gün, iş görüşmeleri yapılacak. Yakınım var yukarlarda.”
Ve saf kız bakın ne yaptı; “Ben de tuttum kimliğimi, fotoğrafımı verdim. O da almış resmi götürmüş annesine, “Ben bu kızla evleneceğim!” demiş. Annesi de beğenmiş fotoğraftan beni. Tabii hiçbir şeyden haberim yok. İkinci günü kursa geldiğinde, “Bir muhallebi yiyelim,” dedi. Ben kabul etmeyince, “Ondan sonra da belediyeye gideceğiz, iş başvurusuna,” dedi. Oturduk. Muhallebi geldi önümüze. Aniden, “Ben seninle evlenmek istiyorum,” demez mi! Çok şaşırdım. Ben kim evlilik kim, yani hiç hazır değilim… H öyle bir düşüncem yok. “Hayır. Kabul etmiyorum,” dedim, tam kalktım masadan, “Sen git, ailenin yanına da gitsen gelirim, polislerle gelirim, ‘Benim eşim’ der getiririm seni… Ben köyde nikâh yaptım sana,” dedi. Tepemden aşağı kaynar sular döküldü. “O zaman,” dedim, “benim kendimi öldürmem lazım! Böyle bir şey olamaz. Sen beni kandırdın!”
Üç gün önce tanıdım, dördüncü gün onunla evli oldum!… (BİR KADIN BİR SES s. 55)
***
Lütfen kızlarımızı daha uyanık, daha bilinçli ve tedbirli yetiştirmeye özen gösterelim. Sonra ömür boyu acı çeken, öfkeli hüzünlü kadınlarımızdan biri olur. Lütfen okuyun ve okutun. Daha mutlu bir gelecek için en iyi dileklerimle…
Doğan Cüceloğlu / 11 Mart 2020