KALECİ

KALECİ

Oturma odamızın genişce kapı aralığı kale olurdu.
Bense kaleci.
***
Sırtında 1 numara yazan kaleci kazağım bile var idi.
Lâcivert.
***
Beni kaleye geçirip, evin içinde şutlar çeken babamdı. Her öğlen yemeği için eve geldiğinde bu oyun oynanırdı.
Henüz 4-5 yaşındaydım. Gol yemez, tüm topları kurtarırdım.
Ve kendimi essahtan kaleci sanırdım.
***
Sonra bigün… Yemeğe konuk gelmiş bir amca çekti o şutları. Babamın en iyi arkadaşıydı. Attığı tüm şutlar gol oluyordu.
Nasıl yahu? Hani iyi kaleciydim?
***
Yaklaşık 50 sene sonra çözdüm bu işi.
Sabahın kör saatinde. Şimdi.
Fırladım yataktan. Yazmalıyım bunu yahu dedim.
Demek ki babam, benim rahatlıkla kurtaracağım biçimde, hatta artistik planjonlar yapabileceğim tarzda hafif şutlar atıyordu.
Aslanım benim yaa!
***
Sonra…
Büyüdükçe forvet oynamaya başladım.
Sonra…
Gocadıkça savunmada yer almaya başladım.
Sonra…
Bedenim tükendi. Düz yolda bile yorulur oldum.
Maç bitti belki, uzatmaları oynuyorum da habarım yok!
***
Ama asla değişmeyecek. Nerde kaleye geçmiş bir çocuk görsem; sokak arasıdır, okul bahçasıdır demeyip, mutlaka dalıyorum oraya.
-“Çekilin ulann, bi tane penaltı atacam”!
Buyur abi at diyo eşşek sıpaları.
İşte burada hiç babama çekmemişim, çocukcaazların en alamayacağı köşeye bırakıyorum topu.
Babamın samimi arkadaşına inat!
***
Bunlar elbette birer ruh hastalığıdır.
Tedavi olursam namerdim.
***
Şimdi buradan sonrasını sevgili dostlarım, futbol eğitmeni Caner Akdağ ve Tanzer Bıyık okumalı.
80li yıllar… Belediye Plajı… Giresun… İki tane sandalye koyduk kumsala, kale direği oluverdiler… Kaleye bir arkadaşımız geçti… Penaltı yarışması yapıyoruz, plajın delileri…
Arkadaş! 5’te 5 attıma la! Hepsi aynı vuruş, hepsi aynı direğin dibi… Kaleci kımıldayamadı bile… Bissürü insan izliyo… Bana doğru yükselen “Ooooo” sesleri, “Vay bee” sesleri… Babam da izliyordu üstelik, “Pes” der gibi kurum kurum kuruluyordu masada…
90lı yıllar… Halı saha… Ortaköy… Epey iddialı bir maç… Henüz ısınma hareketleri… Top bir biçimde sekip önüme geliyo ve gelişine orta sahadan bombalayıp doksana takıyorum… Bir değil, beş değil, üst üste hep aynı şut, hep aynı çatal… Kaleci kıpırdayamıyo… Bissürü insan izliyo… “Oooo müthiş” sesleri, “Ulan bu Gürsel neymiş bee” sesleri… Manitam da izliyordu üstelik, “Allah Allah?” der gibi oturuyordu tribünde…
***
Eeee şimdi ne diyip de bitireyim? Gerisini Caner ve Tanzer düşünsün, beni keşfedemediler!!
Kimse de sormasın artık, Giresunspor neden bu hale düştü?
Tamam tamam rahat olun, elbette rastlantıydı o iki gün. Ne bir daha öyle penaltı atabildim… Ne de öyle şut çekebildim.
Yoksa Messi kim la?
İmza: Ronaldo Gürsel!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Duygusal derinliklerin, yaratıcılığının ve sezgilerinin zirveye çıktığı bir gün. İçsel dünyanda kendine dönme ihtiyacı hissedebilir, hayal gücünü serbest bırakmak için güzel fırsatlar bulabilirsin. İnsanlarla olan etkileşimlerinde anlam arayışında olacaksın; belki birinin gözlerinde kaybolmak bu hisse kapılmana neden olacak. Kendini ifade edebileceğin sanatsal projelere yönelmek, ruhsal olarak seni besleyecek. Ancak, başkalarının duygusal yüklerini üzerinize almak konusunda dikkatli olmalısın; sınırlarını korumak önemli. Özellikle romantik ilişkilerde, partnerinle arandaki bağın derinleşebileceği bir atmosfer var. İyimser kal, kalpten dinle ve hayatın sunduğu güzellikleri kucakla.

YAZARLAR / Tümü
Güven Bayar: Merhaba, Telefon rehberi duruyor mu?
2024-12-12 01:46:05