Sorumluluk kavramı anlamını yitirdi günümüzde.
Pas tutmuş zamanımızın yağı idi sorumluluk. Makinemiz yağsız, takırtılı sesler çıkarıyor işlerken, dişliler işlevini görmüyor.
Rizikolu bir hayata alışmış çalakalem yaşıyoruz, yarını olmayan yarınları, sabahı olmayan tan vaktini.
Kilitliyiz.
Kilitli kaldık kendimize, anahtarımız derinlerde yosun tutmuş deniz dibinde. Sorumluluk damarlarımızı aldırmış olmanın bencilliğini yaşıyoruz.
Bize verilen en kıymetli hediyedir zaman. Sorumluluk ve zaman kavramları karı – koca gibidir. Kan uyuşmazlığı varsa çocukları
sakat doğar. En büyük sorumsuzluğu zamana karşı işleriz.
işkence yaparak yavaş yavaş öldürürüz zamanı. Mekanlar değişir.
işkence odalarımız kahvehaneler, barlar – pavyonlar, yazılıp çizilmemiş boş sayfalar, nankörlüğe, ezilmelere boyun eğişimiz…Ne fark eder öyle de, böyle de olsa hücremizin taş duvarlarını kendimiz örüyor, mimarı kendimiz oluyoruz.
öğrencilerimiz dershanelerini internet kafelere taşımış, kadınlı erkekli bir boşvermişlik içindeyiz.
Geleceğe teslim edeceğimiz büyük emanet Cumhuriyetimizin sorumluluklarını bile ne kadar yerine getirebiliyoruz?
Neyi ne kadar yaşıyorsak yetiyor bize. Sığdırıyoruz her şeyi üç beş satırla bir yerlere
İş yerlerimizde, okullarımızda birkaç satır bir şeyler okuyup,(!) biraz gösteriş yaptıktan sonra sanıyoruz her şey tamam, geçmişteki acılar, almamız gereken sorumluluklar ne çabuk unutulup, yaramız hemen kabuk bağlıyor. Bize yaraşır bu ülke topraklarına vereceğimiz emek, harcanan çaba bu kadar mı?
Bu işte bayrağı ilk göğüsleyen aydınlarımız olmalı. Gençliği ardlarına takıp, yarınlara gülen gözlerle buram buram kültür kokan nefesleriyle geleceğin aydınlarını sizler yetiştirmeli ve örnek olmalısınız, İnsan yetiştirmek tek erek haline gelmeli, sizlerde. Yeniden bir insan nasıl inşa edilir, rehber olunmalıdır…
Kısacası bizlere eğitim ve öğretimin önemini yeniden idrak ettirmeliler, öfke seline kapılmadan, açıklaması zor dip notlara gerek duymadan… İnsan nasıl yeni baştan şekillenir gün ve gelecek için.
Herkes biraz sorumluluğunun farkına varmalı, yaşantımız iyiden iyiye sarpa sarmadan…
Mutlu yıldönümleri, çiçek kokan taze açmış çocuklar için ne zaman başımızı soktuğumuz topraktan çıkarır, tartışması hiç bitmeyen ama bir sonuca da bağlanamayan sorumluluk duygusunu kanserli hasta yatağından kaldırmayı başarır isek işte o zaman biraz daha sağlam, dinamik ve bize yaraşır bir insanlığı inşa ederiz.
BİZ CUMHURİYET ÇOCUKLARIYIZ UNUTMAYIN…