Aşağıdaki mektubu aldım; kısaltarak paylaşıyorum:
***
Adım C.B. Emekli matematik öğretmeniyim. İstanbul’a Tekirdağ’ın Hayrabolu Kazasından geldim. Küçük yerlerde insanlar birbirlerine selam verirler. İlişkiler sıcaktır. İstanbul’a geldiğimizde Göztepe’de bir büyük sitede daire aldım. Apartmana giriş çıkışlarda gördüğümüz herkese selam veriyorduk. İnsanlar isteksizce bir karşılık veriyor, bakışlarını kaçırıyorlardı. Asansör müsait olduğu halde birlikte binmemek için posta kutusuna yönelip oyalanıyorlardı. Bu durumu görünce ben de insanlara selam vermemeye başladım. Herkes birbirinden bakışlarını kaçırıyor. Mecbur kalmadıkça da konuşmuyor nedense?
Eğer birisi çok içten selam veriyorsa: “İşte apartmana yeni taşınmış birisi,” diyebiliyorsun ve de yanılma payın sıfır. Aradan bir iki ay geçtikten sonra o da ortama uyum sağlayıp selamı sabahı kesiyor.
Yirmi dört senedir aynı katta kapı komşum olan aile ile merhabadan öteye bir samimiyetimiz olmadı. Biz geldiğimizde onlar bize karşı ilgisiz, soğuk davrandılar, o seviye hiç bozulmadı bugüne kadar. Kapılarımızın arası dört metre, o benim evimi bilmez ben onun evini bilmem. Üstelik evin hanımı benim gibi öğretmen.
***
Emekli öğretmen C.B. oturduğu sitenin adını vermiş ama ben belirtmemeyi seçtim. Değerli okurlarım, şimdi size bir sorum var:
1- Emekli matematik öğretmeni C.B.’nin oturduğu sitede selamlaşma ve komşuluk ilişkilerinin niçin böyle olduğunu nasıl açıklarsınız?
Sizin gözlem ve düşüncelerinizi önemsiyorum. Sizin yazdıklarınızı okuyor ve üzerinde düşünüyorum. Benim gibi diğer okurlarım da burada yazdıklarınızı okuyor, düşünsel gelişimimizde birbirimize destek oluyoruz.
Teşekkürlerim ve selamlarımla,
Doğan Cüceloğlu – 25 Şubat 2019