“Delilikle oyunculuk arasında kan bağı var…”
Füsun Erbulak
Tiyatro Oyun Kutusu bu sezon dokuz, evet yanlış okumadınız dokuz yeni oyunla (“Seks Shop”, “LTD.ŞTİ.”, “Aşk Olsun”,”Naber Güzellik”,”Libido”, “Bölge”, “Martıların Öteki Hikayesi”, “Ya Da Ben”, “Şüphe“) izleyici karşısına geçmeye hazırlanıyor. Geçen sezondan devam eden “Oyun”, “Son Bilet”, “Gece Kraliçesi”ni de bu listeye eklersek tam on iki oyun.
Hiç kuşkum yok, yıllar sonra 2025-2026 tiyatro sezonu üzerine araştırma yapacak olanlar, bir özel tiyatronun Don Quichotte’u kıskandıracak bu cesaretini elbette gözardı etmeyeceklerdir.
Şimdi düşünüyorum da, Serdar Saatman ile ilk tanışmam “Son Zenne”, ardından “Ölü Kadınlar Diyarı“, “Portakallı Kek”, “Kim Ki Bu Şahika?” ile olmuştu. Nasıl hatırlamam, “Lav”ı?
Serdar Saatman‘la geçen gün buluştuk. Aslında, salona inen basamaklara yöneldiğimde, kuşkularım vardı, belki de oyun sayısını ben yanlış anlamıştım. Ya da yaşanan ekonomik sıkıntılar, artan maliyetler, bilet satışlarındaki düşüş, astronomik düzeyi bile geride bırakan salon kiralarına inat on iki ayrı oyunla perde açacak kadar, ahh nasıl desem, dilim varmıyor ama, delirmiş olmalıydılar.

Serdar Saatman
Selam sabah demeden ilk sorumu sordum:
Pınar Çekirge – Serdar, cesaret diyemiyorum, aklınızı mı kaçırdınız?
Serdar Saatman – ‘Küçük bir tiyatro, büyük bir deney; bakalım, nasıl bir sonuç elde edeceğiz’ diye çıktık yola. Her şeye rağmen, her koşulda, kaliteden, sanattan ödün vermeden tiyatro yapmak, diyelim. Tiyatro her durumda bir çözüm bulabilmeyi gerektiriyor, biliyorsun. Belirttiğim gibi, bu bir deney. Ve Türkiye’de ilk olma özelliğini taşıyor. Bir iddiam yok… Hep birlikte süreci izleyip, göreceğiz.
Pnar Çekirge – Dilerim sezon sonunda bu önemli sınavdan yüz akıyla çıkmış olursun ve bu yaptığın çalışma başka tiyatrolar için de bir örnek ve ölçüt teşkil eder.
Serdar Saatman – Aslında bu benim hayalimdi. Şöyle anlatayım, Tiyatro Oyun Kutusu olarak bir misyonumuzun olması gerekiyordu. Doğru, güzel, özgün, kaliteli, özü, sözü, iletisi olan yapımlara imza atmak… Gerektiğinde ağır bir yükümlülüğü üstlenmek, elimizi taşın altına sokmaktan çekinmemek. Elbette bu çarkı devam ettirebilmek adına bu küçücük salonda para kazanmak mecburiyetindeydik.Kira ödemek, yapım giderlerini, vergileri, yevmiyeleri karşılamak…yedeğimde hayallerim vardı. Demin de söylediğim gibi, tiyatro her koşulda bir çözüm bulmayı zorunlu kılıyor. Bu meslekte, öngörü, varsayıma yer yoktur. Çok şeyi sadece yaşayarak, tecrübe ederek öğreniriz.

Pınar Çekirge – Ve bir projeyle yola çıktın…
Serdar Saatman – Seneler önce İngiltere’de Royal Court Theather’da gördüğüm bir uygulamayı burada hayata geçirmek istedim. Orada ekipler geliyor, önce kurumun küçük sahnesinde oyunlarını sergiliyor, eğer beğenilir, başarılı olurlarsa büyük salonda temsillerine devam ediyorlar. Bir tür şemsiye altındalar, diyebilirim. Ben de İstanbul’da zor şartlarda tiyatro yapan küçük topluluklara alan açmak, Tiyatro Oyun Kutusu’nun, elbette çok geniş olmayan imkanlarından yararlanmalarına fırsat tanımak istedim. Bize ait dekor, kostüm, aksesuarları, depomuzu, salonumuzu kullanmaları için kapımızı onlara ardına kadar açtık.
Pınar Çekirge – Sonra?
Serdar Saatman – Tam kırk üç başvuru aldık. Ön görüşmeler yaptık. Neticede beş topluluğu seçtik. Asıl ölçütümüz, uyum ve kaliteli projelerin mevcudiyetiydi.

Pınar Çekirge – Bildiğim kadarıyla, Tiyatro Oyun Kutusu’nun ne bir sponsoru var, ne de devlet yardımı alıyor. Üstelik, çoğu kez zamanın ötesinde, sert, sözünü esirgemeyen, cesur oyunlar sergiliyor. Örneğin, “Gece Kraliçesi”…
Serdar Saatman – Elbette çok zorlandığım, karamsarlığa kapıldığım, uykusuz kaldığım günler, zifirden kara geceler oluyor. Önümü görmeden, nasıl tarif etsem, adeta ite kaka ilerlemeye çaba gösteriyorum. Oyun yazarken, prova yaparken, hatta şuan seninle konuşurken bile yarın ödenecek faturaları, görülen, görünmeyen giderleri düşünüyorum. Bugünle tüm zamanların birbirine karıştığı durumlar yaşıyorum bazen. Ama işin özünde tutku, bağımlılık, sevgi, saygı, vazgeçememek var…
Pınar Çekirge – Ve tabii, adrenalin müptelâlığı…
Serdar Saatman – Kesinlikle katılıyorum. Bu projeyle ilgili olarak, bir noktaya daha değinmek istiyorum. Tiyatronun yaşaması, sesini büyük yankılara çevirebilmesi için gençlere ihtiyacı var. Piyasaya kaliteli, bilinçli oyuncu, yazar, yönetmen, kısaca tiyatro insanlarını yetiştirmek adına, doğru bildiğimizden, hiç ödün vermememiz gerekiyor. Bu proje bunun için önemli.

Pınar Çekirge – Gelelim on iki oyundan oluşan repertuarınıza…
Serdar Saatman – Evlilik, aile ilişkileri, toplumda ötekileştirilmiş hayatları konu alan, politik, felsefi, psikolojik temeli olan, güncel, performatik, deneysel, gerilim, karakomedi, dram tarzı oyunlar bunlar.
Evet, Tiyatro Oyun Kutusu yeni sezona on iki oyunla merhaba demeye hazırlanıyor.
Ne diyeyim, başarıları daim, alkışları bol olsun.

































