

BURAK SÜME- Türk sinemasının sevilen ve saygı duyulan oyuncularından Selda Alkor, 1965 yılında Ses mecmuasının açtığı yarışmadan birinci olup, kariyerinin ikinci senesinde tam 22 filmin başrolünde oynayarak Türk sinema tarihine adını altına harflerle yazdırır. 1980’li yıllarda televizyonun talep görmesiyle birlikte Trt’de “Kartallar Yüksek Uçar” dizisiyle hanım ağa rollerinin vazgeçilmez oyuncusu olur. Seçtiği rollerde hep kadının toplum içerisindeki değişim ve dönüşümünden bahseder. Sümbül Sultan, Yurdanur ve Koğuş ağası Nur ile hayatlarımıza dokunmuştur. Biz de bu röportajda kendisiyle sinema geçmişini, rollerini ve dizilerini konuştuk…

DÖRT BİN KİŞİ ARASINDAN BİRİNCİ SEÇİLMİŞTİM!
1965 yılında Ses mecmuasının açtığı yarışmadan birinci olup, kapak yıldızı oldunuz. Yarışmaya başvurmanız tesadüfen mi oldu?
Bizim mahallede herkes Ses mecmuasına resim gönderiyorlardı. Bizim çok sevdiğimiz bir komşumuz vardı, onunda iki kızı vardı, onlarda gönderdiler. Sonra “Sen de gönder!” diye ısrar ettiler bana. Ben de “Türkan abla, biliyorsun annem yok, babam yok, abim kıskanç zaten, göndermem mümkün değil.” dedim. Sonrasında ısrarlarına dayanamayarak birkaç tane fotoğrafımı gönderdim. Resmimi gönderirken de iletişim adresi olarak ablamın ev telefonunu vermiştim. 1964 yıllarının sonlarıydı galiba, bir telefon geldi ve dört bin kişi arasından ilk elemeyi kazandığımı bildirdiler. Bu işe sevinememiş aksine kimsenin haberi olmadığı için korkmaya başlamıştım. Sonrasında Ses mecmuasının sayfalarında ilk elemeyi geçenlerin küçük küçük fotoğrafları yayımlanmıştı. Birileri görürse diye, korkum bir kat daha artmıştı, abimin haberi olursa ben ne yapacaktım. Artık son çarem Ses mecmuasına gidip, bu işten vazgeçtiğimi söyleyip, resimlerimi geri almaktı. Yazı işleri müdürü olan Çetin Emeç ve Enis Olcayto ile görüştüm. Çetin Emeç bana fotoğraflarımı geri vermedi ve bana “Kimse kafana silah dayamıyor, eğer sen mutlu olmazsan ayrılır gidersin. Çok istiyorsan da kalıp, devam edersin. Bu sana kalmış bir şey…” dedi. Ben aslında akademiye gidip, ressam olmak istiyordum. Sonunda düşündüm ve aklıma yatınca da kabul ettim.
Peki, sonuçlar nasıl açıklandı? Jüride kimler vardı?
Kısa bir sonra finalde kalanları jüri bir salonda toplamıştı. Birinci seçilecek kıza Türkiye’de ki on büyük sinema yapım firması birer film vadediyordu. Her yaptığı filmden de 10 bin lira para alacaktı. Bir kız bir erkek seçilecek, ikincilere de beş bin verilecekti. Salonun bir kenarında ise uzun bir masa ve orada oturan on, on iki kişi vardı. Heyecanımdan masada oturanların kim olduğuna bile bakamadım. Zayıf, dik yakalı, balıkçı modeli bir kazak giymiş uzun boylu bir adam vardı. Yarışmayı bıraktı, gitti. Ben de “Beni beğenmedi herhalde o yüzden gitti.” diye düşündüm. Sonradan onun ünlü yönetmen Memduh Ün olduğunu öğrenmiştim. Meğerse beni seçmiş ve öyle gitmişti. O gece benim birinciliğim ilan edildi. Hiç unutmuyorum kırmızı bir elbise giyinmiştim. Esen Püsküllü’de ikinci olmuştu.
Birinci olduktan sonra abinizin tepkisi ne olmuştu?
Abim öğrenmeden hemen halamın yanına gittim. Öğrendikten sonra ise benimle üç sene konuşmadı. Sonra baktı ki işler hiç onun düşündüğü gibi değilmiş, barıştık ve beni kabul etti.

BABAM POLİSLİK TARİHİNE GEÇMİŞTİ!
Henüz çocuk olduğunuz bir yaşta kaybettiğiniz babanız Muharrem Alkor ise polis tarihine geçmiş efsanevi bir komisermiş. “Hrisantos’u Ben Öldürdüm” (1952) isimli anı kitabında tüm yaşadıklarını anlatmış olsa da bir kez daha sizden dinleyebilir miyiz?
Benim babam polis tarihine geçmişti. Çünkü İstanbul işgal altındayken 23 tane cana kıymış olan Hristantos isimli namlı bir kabadayının peşine düşmüştü. Daha yirmi yaşında gencecik bir polismiş. O zaman daha Kurtuluş’un adı Tatavla, babam ve arkadaşı Cafer Tayyar o semtin karakoluna tayin oluyorlar. Israrla bu adamı yakalamak istiyorlar. Sonrasında ise yakalayıp, çatışmaya giriyorlar ve Hrisantos’u öldürüyor.

BU BENİM SİNEMADAKİ İLK SAHNEMDİ!
Sinemaya geçişiniz nasıl oldu? İlk filminizin ilk sahnesini hatırlıyor musunuz?
Daha ben ilk ayımda sinemaya başlamıştım. İlk filmim Tanju Gürsu ve Fikret Hakan’la başrolü paylaştığım, Aram Gülyüz rejisiyle çekilen “Cumartesi Senin, Pazar Benim”dir (1965) oldu… Konu olarak avantür, iki dostun düşman olmasını işliyordu. Bana çekimlerden önce bir iş listesi gönderdiler. Sabahın yedi buçuğunda, gece makyajımı yapıp, gece elbisesiyle beni alacaklarını söylediler. Askılı siyah bir elbisem vardı, onu yanıma aldım. Saçım yaptırılarak, Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi’nin tam çapraz köşesinde bulunan bir gece kulübüne gittim. Aram Gülyüz, sete beni “yeni kızımız Selda” diye tanıttı. Sonra ilk sahnemde ne yapacağımı anlatmaya başladı. “Şu gördüğün merdivenin tepesine çıkacaksın, oradan ‘Gönül Ağacı Değilem’ şarkısını söyleye söyleye, biraz neşeli biraz da üzgün olarak aşağı ineceksin” dedi. Ama ben şarkıyı bilmiyordum. Sonrasında pikaba plağı koyup, dinlettiler. Sonra çaresiz bir şekilde benden isteneni yaptım, titrek bir sesle, şarkıyı söyleye söyleye merdivenlerden aşağı indim. Bu benim ilk filmimin ilk sahnesiydi.
“ÇİÇEKÇİ KIZ” TÜRK SİNEMASININ İLK MÜZİKAL DENEMELERİNDENDİ!
Kimi filmler hem çekildiği dönemde, hem de çekildikten sonra izleyicisini tesiri altına alır. Sizin “Çiçekçi Kız” (1965) filminizde bunlardan birisiydi. Bu film Luis César Amadori 1958 yılında çektiği “La Violetera” filminin yerli uyarlamasıydı. Ayrıca Tanju Gürsü ve Nuri Altınok ile başrolü paylaşmıştınız. Neler söylemek istersiniz?
Ben hayatımda tesadüflere inanırım. Manisa’da ilkokul müsamereleri yapıldığı zaman ben başrol oynardım. Beşinci sınıf bitirme imtihanlarında “23 Nisan Çiçekleri” diye bir temsilde “Çiçekçi Kız”ı oynadım ve yıllar sonrada bu rolle adımı duyurdum tüm Türkiye’ye… “Çiçekçi Kız”, aslında Türk sinemasının ilk müzikal denemelerinden bir tanesiydi. Rahmetli Nejat (Saydam) abi çekti. Şimdi olsa bir takım önemli dansçılardan dans dersleri alırsın, koreografiler çizilir. Ama biz öyle bildiğimiz kadar kendi kendimize danslar yaptık. Düşünebiliyor musunuz? Ben ne tiyatrodan geldim, ne de konservatuardan… Genç bir kız olarak geldim ama ne kabiliyetliymişim ki bunları yakalayabilmişim, ne kadar sevmişim ben bu mesleği. O benim masumiyetim, o doğal hallerim. Kimse bana bir şey öğretmedi. Allah rahmet eylesin Tanju Gürsu’dan ne gördüysem, Nejat Saydam yönetmen olarak ne söylediyse onu yapmaya çalıştım. Benim içimde cevher vardı ve onu ortaya koymaya çalıştım. Mesela bir sahnede sarhoşu oynadım, ama ben sarhoşluğu da bilmem, içki içmediğim için… Ama oynadık.
YAPTIĞIM DİZİLERDE KADININ TOPLUMDA VAR OLABİLECEĞİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞTIM!
Sinema ve toplum ilişkisi üzerinden kadının konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şimdi biliyorsunuz Türk sinemasında hep gençlerin hikâyesi var. Öyle ya, sanki bizim hiç hikâyemiz olmaz. Yaşlılar nedir? Yaşarlar ve bütün ailenin yükünü sırtladıkları gibi, sanki hiçbir şey yapmıyorlarmış da, ölmeyi bekliyorlarmış gibi bir hava içinde olurlar. Hiçte öyle değil. Ben yaptığım dizilerde bunun aksini ispat etmeye çalıştım. Bir “Kartallar Yüksek Uçar” ı çektiğim vakit çok gençtim tabii ki ama bir kadının kuvvetini ortaya koyması açısından hikâye muhteşemdi. Zaten Atilla İlhan gibi bir usta yazmıştı. Gelişmekte olan Türkiye ve bu gelişmenin getirdiği olumlu-olumsuz yönler işlenmişti. Bende o karakterde o yapıda bir kadın olarak, bir kadının her zaman çok kuvvetli olabileceğini, yumruğunu masaya indirebileceğinin ispatını galiba çok güzel yarattım ki, bir de baktım ki tüm gazeteler sürmanşet “şu holdingin hanım ağası, bu şirketin kadın ceosu” gibi haberler yaptılar. Kadınımız sesini çıkarttı ve “Ben buradayım” dedi. Ben kadın hikâyeleri konusunda müthiş duyarlıyım. Çünkü Türkiye’de kadının ne olduğunu çok iyi biliyorum. Aslında en büyük kuvvet Doğu’da ki kadında… Düşünebiliyor musunuz? Doğu’da ki o kadınımızın o toprakla olan mücadelesini, ailesini hayatta tutabilmek için verdiği özveriyi. Ben zaten hayret ediyorum. Nasıl anaerkil bir aile düzeninden nasıl ataerkil düzene geçtik. Nasıl kadınımız şiddet görüyor ben çok şaşırıyorum. Eskiden benim çok duyduğum ve hikâyesini işittiğim yerlerde yani Anadolu’muzda anne bir şey söylediği zaman oğlu başını kaldırıp yüzüne bakamaz. Gelini de aynı şekilde. Bizim Çerkezlerde de bir takım adetler var. Ben tam hepsini bilemesem de mesela gelin sofraya oturmaz böyle ayakta beklermiş. Kayınpederiyle asla kocasını ve çocukların konuşmazmış, ayıp olur diye. Bunlar saygıdan ve sevgiden kaynaklanan şeyler.
SÜMBÜL SULTAN’I ÇOK SEVDİM BEN!
Mesela “Asmalı Konak” (2002) dizinizde ki “Sümbül Sultan” da gelenek ve göreneklerine bağlı, çocuklarını aynı çatı altında tutmaya çalışan güçlü bir kadındı ve bu dizide ilk kez Çağan Irmak’la çalıştınız.
Bunun yanı sırada anlatmak istediği başka bir şey daha vardı. Ali Hamzaoğlu’yla olan aşkı, hele kocasının ona olan ihanetini öğrendikten sonra ona daha da yakın oluşu. Sümbül Sultan’ı çok sevdim ben, oynamaktan çok keyif almıştım. Ayrıca Çağan, bir virtüözdü zaten. Bu dizide ilk kez omuz kamerasını kullandı. Alıyordu omzuna kamerayı yürüyordu. Zaten iyi kameramanlarla çalıştık. Hele bir kameramanımız vardı Refik, şaryolu bir sahne çekiyoruz. Şaryo bitiyor, adam halen devam ediyordu “Pes Refik !” dedim. Kulakları çınlasın onu çok sevdim ben. Hayatımda bana güzellikleri veren herkese teşekkür ediyorum.
Ve “Çemberimde Gül Oya” (2004)… Çağan Irmak’la ikinci çalışmanız. Her dizide yarattığınız rol kadar imajınız da ilgi çekiciydi. Sümbül Sultan’ın eşarpları ve broşları, Yurdanur’un da küt saçları ilgi odağı oldu ve kuaförlere “Yurdanur modeli istiyoruz! ” şeklinde talepler gitti.
Önce saçları uzundu. Sonrasında bunalıma girip, saçlarını kestiriyor ve kızıla boyatıyordu. Ardından ise anılarını yazmaya başlıyordu. Ama o hakikaten Türkiye’yi yerinden sarsan bir diziydi. Yani o 1980’li yılların bütün üniversite olaylarının, insanları etkileyen bir döneminin anlatımıydı.
“ÇOCUKLAR! ÖLÜRÜM BEN BUNUN İÇİNDE YATARSAM!” DEDİM
“Parmaklıklar Ardında” (2007) dizinizin bende ki yer ayrıdır. Orada bir koğuş ağasını canlandırıp, üç sezon süren dizinizin ilk sezonunda ayrılmıştınız. Rolünüz ve çalışma koşulları için neler söylemek istersiniz?
Türkiye’de hep bir sosyal sorun olduğunu düşündüğüm “Parmaklıklar Ardında”… Sinop’ta çektik, o meşhur Sinop’un hapishanesinde. Bir taraftan Nazım’ın (Hikmet) sesi geliyor kulağıma, bir taraftan Sabahattin Ali’nin “Aldırma Gönül” dizeleri. Bir ara hakikaten kendimi oraya kapatılmış gibi hissettim. Çünkü bize ceza vermek için koğuştakilere aşağıya hücreye indiriyorlar. Yangın sahnelerinde, odaya girmeye imkân yok. Zaten nasıl soğuk, hep tavanlara, elektrikli sobalar takıldı. Onlarla idare etmeye çalıştık. Yangını söndürmek için yatağı ıslatıyorlar. Kurutmuşlar ama bir girdim içine zor attım kendimi dışarı. “Çocuklar! ölürüm ben bunun içinde yatarsam.” dedim. İşte odadan elektrikli battaniye getirdim. Sonrasında isyan çıkarttık, geldiler taradılar ve ben öldüm.
ONLAR YÜRÜMÜŞLER, BİZ DE YÜRÜDÜK, BİZDEN SONRAKİLER DE YÜRÜYECEKLER!
Bugüne kadar birçok filmde oynadınız. Birçok kadın figürünü temsil ettiniz. Sinemanın dünü ve bugünü arasında kadın oyuncuların konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk sinemasında kadının yerine bakacak olursak, sinemada kadın serüveni ilk Anadolu’nun Rum nüfusu içerisinden çıkmıştır. “Himmet Ağa’nın İzdivacı” (1914) filminde ki kadın oyuncular Rozali Benliyan ve Lusi Baltazar isimli hanımefendilerdi. “Mürebbiye”de (1919) Rum asıllı Madam Kalitea Türk sinemasında ilk öpüşen bayan olarak anılır. Ve Yeşilçam… Sezer Sezin, Muhterem Nur, Neriman Köksal, Belgin Doruk, Fatma Girik, Filiz Akın, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve ben uzun yıllardan beri bu yolculuğun içindeyiz. Onlar yürümüşler, biz de yürüdük, bizden sonrakiler de yürüyecekler. İyi ki bu özel sanat dalının içinde var olabilmişim diyorum.
Bugün enerji dolu ve cesur bir ruh halindesin. Karşılaştığın zorlukları aşmak için içsel gücünü kullanmaktan çekinmeyeceksin. Yeni projeleri başlatmak, başlangıçlar yapmak için ideal bir zaman. Ancak, aceleci davranma eğiliminde olabilirsin. Dikkatini toplamak ve düşünerek ilerlemek, başarı şansını artırabilir. İletişimde açık ve net olman, hem sosyal hem de iş yaşamında olumlu sonuçlar doğuracak. Kendine güvenerek hareket et, ama başkalarını da dinlemeyi unutma. Bugün, kişisel hedeflerine ulaşma konusunda motivasyonun yüksek olacak. Sosyal ilişkilerde daha samimi ve yakın olma ihtiyacı hissedebilirsin. Cömert davranışların takdir edilecek ve bağların güçlenecek. Bu enerji dolu günde, ilham aldığın insanlarla vakit geçirmek, yaratıcılığını artırabilir. Unutma, bugün sadece kendin için değil, çevrendeki insanlar için de ilham kaynağı olabilirsin.
Bugün, sabırlı ve ihtiyatlı yaklaşımın sayesinde karşılaştığın zorlukları aşma becerin ön plana çıkacak. İleriye dönük planlarını yeniden gözden geçirmek için mükemmel bir zaman. Maddi konulardaki istikrar arayışın, uzun vadede beklediğin olumlu sonuçları beraberinde getirebilir. İlişkilerde ise, yakınlarınla olan iletişimine daha fazla özen göstermek faydalı olacak. Duygusal derinliklerin seni, sevdiklerinle daha samimi bir bağ kurmaya yönlendirebilir. Bugün alacağın küçük ama anlamlı hediyeler veya jestler gününü güzelleştirebilir. Kendine odaklanarak, ruhsal ve bedensel sağlığını da ihmal etmemelisin; kendine biraz alan tanı, doğayla iç içe vakit geçirmenin keyfini çıkar.
Bugün iletişim becerilerin ön plana çıkıyor, çevrendekilerle yapılacak samimi sohbetler sayesinde ilişkilerini derinleştirme fırsatın var. Zihnindeki düşünceleri açıkça ifade edebilmek, belirsizlikleri ortadan kaldırmana yarayacak. Arkadaşlarınla plan yapma isteğin artıyor; sosyal aktiviteler, yeni insanlarla tanışma ve farklı bakış açıları kazanma fırsatı sunabilir. Duygusal olarak daha derin bir bağ kurmak için içe dönme gereksinimi hissedebilirsin. Hızlı düşünme yeteneğin, ilham aldığın anlarda sana yenilikçi çözümler getirebilir; bu nedenle yaratıcılığını serbest bırakmaktan çekinme. Yoğun stres altında bile rahatlama yöntemleri deneyebilirsin. Bugün üzerindeki baskıyı azaltacak bir hobi ya da yaratıcı faaliyet bulmak, ruh halini olumlu yönde etkileyebilir.
Duygusal derinliklerinle yüzleşme vakti. İçsel huzursuzlukların seni rahatsız edebilir. Ailevi konular gündeme gelebilir; sevdiklerinle olan ilişkilerini gözden geçirmen faydalı olacak. Anlayış arayışında olduğun bu dönem, gerek duygusal gerekse maddi anlamda bazı sürprizlerin kapıda olduğu bir süreç. Kendine olan güvenini tazeleme arzusu artabilir, bu da seni yeni kararlar almaya yönlendirebilir. Eğer kendine alan açar ve içsel sesini dinlersen, bu süreçten güçlenerek çıkma şansın yüksek. Duygusal bağlarının derinleştiğini hissedebileceğin bir gün olacak, hislerini ifade etmekten çekinme; bu, ilişkilerini besleyecek bir adım olabilir. Unutma, hissetmek ve ifade etmek senin doğal yeteneğin.
Bugün, yaratıcı enerjilerin doruk noktasında olduğu bir gün. Kendinizi ifade etmek için mükemmel bir fırsatla karşılaşabilirsiniz. İçsel ışığınız etrafınızdaki insanları etkileyebilir ve liderlik vasıflarınızı ön plana çıkarabilir. Sosyal ilişkilerdeki uyum ve dinamizm, dostluklarınıza yeni derinlikler katmanıza olanak tanıyacak. Ancak, aşırı gurur ve benmerkezcilik gibi eğilimlere dikkat etmelisiniz; başkalarının fikirlerine de özen göstermek, sizi daha da güçlü kılacak. Sevgi ilişkilerinde yoğun duygular ortaya çıkabilir, bu nedenle kalbinizin sesini dinlemekte fayda var. Kendi isteklerinizi ve ihtiyaçlarınızı dengeleyerek iç huzurunuzu sağlamak, günün en önemli noktalarından biri olacak. Bugün, ruhsal ve duygusal olarak da yenilenmek için harika bir dönemdesiniz; kendinize zaman ayırmayı unutmayın.
Titizliğin ve detaylara olan düşkünlüğün, gün içerisinde iş ve özel yaşamında sana yarar sağlayacak. Günlük görevlerini yerine getirirken, planlamalarına sadık kalmanın önemini anlaman gerekecek. Sabırlı ve dikkatli yaklaşımın sayesinde, küçük ama önemli başarılar elde etmen mümkün. İletişim kurduğun insanlar, senin analitik bakış açını takdir edecek, böylece sosyal çevrende güçlü bağlar geliştirebilirsin. Duygusal anlamda ise, içsel huzurunu bulmak için biraz meditatif zaman ayırmalısın; bu, günün stresiyle başa çıkmanda büyük yardımcı olacak. Aynı zamanda, sağlığına dikkat etmeyi unutma; beslenmene özen göstermek ve hafif fiziksel aktiviteler yapmak, enerji seviyeni olumlu yönde etkileyecektir. Bu dönemde kendine karşı nazik olmalı ve yeterince dinlenmeyi de unutmamalısın.
Müzakere ve denge arayışının gücünü hissedeceksin. İlişkilerde uyum sağlama yeteneğin, çevrendeki insanlarla olan etkileşimlerine derin bir dokunuş katacak. Sanat ve estetik algın bugün daha da güçleniyor; güzel şeylere yönelmek, seni ruhsal açıdan besleyecek. İçsel huzurun, başkalarıyla olan diyaloglarında belirleyici olacak. Sosyal olanaklar, yeni bağlantılar kurma fırsatları sunabilir; bu nedenle açık fikirli olman önemli. Ancak, karar verme sürecinde aceleci davranmaktan kaçınmalısın. Deneyimlerin, bugünlerde sana önemli dersler verebilir. Kendini ifade etme şeklin, başkaları üzerinde olumlu bir etki bırakacak. Unutma ki, nezaketle iletişim kurmak, pek çok kapıyı açmanı sağlayabilir. Bugün kendine karşı nazik olmayı da ihmal etme; içsel dengeyi sağlamakta kendinle barışmak önemli.
Bugün, duyguların derinliklerinde bir keşif yapma fırsatı bulacaksın. İçsel gücünü daha iyi anlayabilir, sezgilerinin rehberliğinde cesur adımlar atabilirsin. İlişkiler konusundaki zekan, seni yakın çevrendekilerle daha sağlam bağlar kurmaya yönlendirecek. Ancak, gizli kalmış hislerin ve düşüncelerin yüzeye çıkma ihtimali yüksek. Bu süreçte dürüstlük ön planda olmalı. Kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını net bir şekilde ifade etmekte özgür olabilirsin. Aynı zamanda, yaratıcı bir projeye başlamak için harika bir zaman. İç psikolojinle barışık olduğun sürece, dış dünyada da başarılı olmanın kapıları açılacak. Hayatındaki karanlık köşeleri aydınlatmayı ihmal etme; senin için aydınlık bir dönem başlıyor.
Bugün, özgürlüğe duyduğun özlem yine kendini gösterebilir. İhtiyaç duyduğun macera ve keşif ruhu içini kıpırdatacak. Yeni ufuklara açılmak, farklı bakış açıları kazanmak için mükemmel bir zaman dilimi. Eğitim veya kişisel gelişim fırsatları karşına çıkabilir, bunları değerlendirmek için cesur adımlar atabilirsin. İletişimde samimiyet önplanda, karşındaki insanlarla derin, anlamlı sohbetler yaparak bağlantılarını güçlendirebilirsin. Ancak, düşüncelerini ifade ederken dikkatli ol; bazen aşırı açık sözlülük, başkalarını incitebilir. Bugün doğada vakit geçirmek, ruhunu canlandıracak ve iç huzurunu sağlayacaktır. Yaratıcılığın yüksek olduğu bu günlerde sanatsal yönlerini keşfetmek, güzelliklerden ilham almak konusunda seni harekete geçirebilir. Unutma, hayattaki yolculuk kadar varış noktası da önemlidir; tutku ve merakını beslemeyi ihmal etme.
Kendini güçlü ve kararlı hissediyorsun, bu durum seni maddi ve manevi konularda daha azimli hale getiriyor. Hedeflerine ulaşmak için sağlam adımlar atma isteğin artıyor. Ancak aşırı disiplinli olmanın getirdiği baskı, bazı insanlarla olan ilişkilerini zorlayabilir. İş yerindeki sorumluluklar artarken, zaman zaman bunaltıcı hissedebilirsin. Yine de sabrın ve azmin seni başarıya taşıyacak. Kendi içsel huzurunu bulmak için biraz zaman ayırmayı unutma, doğa yürüyüşleri veya sakin bir ortamda düşünme fırsatları iyi gelebilir. Sevdiklerinle geçireceğin zaman, stresini atmana yardımcı olabilir. Bugün, kendini ifade etme konusunda dikkatli olmalısın; kimi zaman sessiz kalmak, daha etkili bir iletişim yolu olabilir. Geleceğin için alacağın kararlar, bugünkü kararlılık ve netliklerle şekillenecek.
Bugün, yaratıcı enerjilerin doruklarına ulaşabileceğin bir gün. Farklı düşünmeye açık olman, seni özgün projelere yönlendirebilir. Sosyal çevrendeki insanlarla olan bağlantıların, ilham verici fikirlerin ve ortak çalışmaların merkezine yerleşecek. İletişim becerilerin, tartışmalarda avantaj elde etmeni sağlayabilir. Ancak, bazı durumlarda fazla bağımsız davranma isteğin, başkalarıyla olan etkileşimlerini zorlaştırabilir. Duygusal derinliklere inmeye çalışırken, özgürlüğüne olan düşkünlüğünü dengelemeye dikkat et. Teknoloji veya bilimle ilgili konulara dair merakın artabilir; yeni bir şeyler öğrenmek sana ilham kaynağı olabilir. Gecenin ilerleyen saatlerinde, içsel huzuru bulmak adına yalnız kalmak isteyebilirsin. Unutma, denge her şeydir.
Duygusal duyarlılığın ve sezgilerin yüksek olduğu bir gündesin. İçsel huzuru sağlamak adına sanatsal faaliyetlere yönelmek, yaratıcılığını besleyebilir. Kendini ifade etmek için yazmak veya müzikle uğraşmak ruhunu canlandırabilir. Diğer insanlar ile olan ilişkilerinde empati ve anlayış sunma yeteneğin, başkalarıyla olan bağlarını güçlendirecektir. Ancak, aşırı duygusal dalgalanmalar yaşayabilirsin; bu yüzden içsel dengeyi bulmak için yalnız kalmayı tercih edebilirsin. Hayallerinin peşinden koşmak için harika bir zaman dilimi. Kalbinin sesine kulak ver ve sezgilerinin seni yönlendirmesine izin ver. Dikkatini, geleceğini şekillendirecek fırsatlara yönlendir. Kendine olan inancını güçlendir ve şüpheleri geride bırak. İçindeki potansiyeli keşfetmek için eline geçen her fırsatı değerlendirmelisin. Enerjini pozitif düşüncelerle yönlendirerek, olumsuzluklardan uzak durmaya çalışmalısın. Unutma, aklındaki sorulara yanıtları içsel huzurunda bulabilirsin.