

BURAK SÜME- Türk sinemasının sevilen ve saygı duyulan oyuncularından Selda Alkor, 1965 yılında Ses mecmuasının açtığı yarışmadan birinci olup, kariyerinin ikinci senesinde tam 22 filmin başrolünde oynayarak Türk sinema tarihine adını altına harflerle yazdırır. 1980’li yıllarda televizyonun talep görmesiyle birlikte Trt’de “Kartallar Yüksek Uçar” dizisiyle hanım ağa rollerinin vazgeçilmez oyuncusu olur. Seçtiği rollerde hep kadının toplum içerisindeki değişim ve dönüşümünden bahseder. Sümbül Sultan, Yurdanur ve Koğuş ağası Nur ile hayatlarımıza dokunmuştur. Biz de bu röportajda kendisiyle sinema geçmişini, rollerini ve dizilerini konuştuk…

DÖRT BİN KİŞİ ARASINDAN BİRİNCİ SEÇİLMİŞTİM!
1965 yılında Ses mecmuasının açtığı yarışmadan birinci olup, kapak yıldızı oldunuz. Yarışmaya başvurmanız tesadüfen mi oldu?
Bizim mahallede herkes Ses mecmuasına resim gönderiyorlardı. Bizim çok sevdiğimiz bir komşumuz vardı, onunda iki kızı vardı, onlarda gönderdiler. Sonra “Sen de gönder!” diye ısrar ettiler bana. Ben de “Türkan abla, biliyorsun annem yok, babam yok, abim kıskanç zaten, göndermem mümkün değil.” dedim. Sonrasında ısrarlarına dayanamayarak birkaç tane fotoğrafımı gönderdim. Resmimi gönderirken de iletişim adresi olarak ablamın ev telefonunu vermiştim. 1964 yıllarının sonlarıydı galiba, bir telefon geldi ve dört bin kişi arasından ilk elemeyi kazandığımı bildirdiler. Bu işe sevinememiş aksine kimsenin haberi olmadığı için korkmaya başlamıştım. Sonrasında Ses mecmuasının sayfalarında ilk elemeyi geçenlerin küçük küçük fotoğrafları yayımlanmıştı. Birileri görürse diye, korkum bir kat daha artmıştı, abimin haberi olursa ben ne yapacaktım. Artık son çarem Ses mecmuasına gidip, bu işten vazgeçtiğimi söyleyip, resimlerimi geri almaktı. Yazı işleri müdürü olan Çetin Emeç ve Enis Olcayto ile görüştüm. Çetin Emeç bana fotoğraflarımı geri vermedi ve bana “Kimse kafana silah dayamıyor, eğer sen mutlu olmazsan ayrılır gidersin. Çok istiyorsan da kalıp, devam edersin. Bu sana kalmış bir şey…” dedi. Ben aslında akademiye gidip, ressam olmak istiyordum. Sonunda düşündüm ve aklıma yatınca da kabul ettim.
Peki, sonuçlar nasıl açıklandı? Jüride kimler vardı?
Kısa bir sonra finalde kalanları jüri bir salonda toplamıştı. Birinci seçilecek kıza Türkiye’de ki on büyük sinema yapım firması birer film vadediyordu. Her yaptığı filmden de 10 bin lira para alacaktı. Bir kız bir erkek seçilecek, ikincilere de beş bin verilecekti. Salonun bir kenarında ise uzun bir masa ve orada oturan on, on iki kişi vardı. Heyecanımdan masada oturanların kim olduğuna bile bakamadım. Zayıf, dik yakalı, balıkçı modeli bir kazak giymiş uzun boylu bir adam vardı. Yarışmayı bıraktı, gitti. Ben de “Beni beğenmedi herhalde o yüzden gitti.” diye düşündüm. Sonradan onun ünlü yönetmen Memduh Ün olduğunu öğrenmiştim. Meğerse beni seçmiş ve öyle gitmişti. O gece benim birinciliğim ilan edildi. Hiç unutmuyorum kırmızı bir elbise giyinmiştim. Esen Püsküllü’de ikinci olmuştu.
Birinci olduktan sonra abinizin tepkisi ne olmuştu?
Abim öğrenmeden hemen halamın yanına gittim. Öğrendikten sonra ise benimle üç sene konuşmadı. Sonra baktı ki işler hiç onun düşündüğü gibi değilmiş, barıştık ve beni kabul etti.

BABAM POLİSLİK TARİHİNE GEÇMİŞTİ!
Henüz çocuk olduğunuz bir yaşta kaybettiğiniz babanız Muharrem Alkor ise polis tarihine geçmiş efsanevi bir komisermiş. “Hrisantos’u Ben Öldürdüm” (1952) isimli anı kitabında tüm yaşadıklarını anlatmış olsa da bir kez daha sizden dinleyebilir miyiz?
Benim babam polis tarihine geçmişti. Çünkü İstanbul işgal altındayken 23 tane cana kıymış olan Hristantos isimli namlı bir kabadayının peşine düşmüştü. Daha yirmi yaşında gencecik bir polismiş. O zaman daha Kurtuluş’un adı Tatavla, babam ve arkadaşı Cafer Tayyar o semtin karakoluna tayin oluyorlar. Israrla bu adamı yakalamak istiyorlar. Sonrasında ise yakalayıp, çatışmaya giriyorlar ve Hrisantos’u öldürüyor.

BU BENİM SİNEMADAKİ İLK SAHNEMDİ!
Sinemaya geçişiniz nasıl oldu? İlk filminizin ilk sahnesini hatırlıyor musunuz?
Daha ben ilk ayımda sinemaya başlamıştım. İlk filmim Tanju Gürsu ve Fikret Hakan’la başrolü paylaştığım, Aram Gülyüz rejisiyle çekilen “Cumartesi Senin, Pazar Benim”dir (1965) oldu… Konu olarak avantür, iki dostun düşman olmasını işliyordu. Bana çekimlerden önce bir iş listesi gönderdiler. Sabahın yedi buçuğunda, gece makyajımı yapıp, gece elbisesiyle beni alacaklarını söylediler. Askılı siyah bir elbisem vardı, onu yanıma aldım. Saçım yaptırılarak, Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi’nin tam çapraz köşesinde bulunan bir gece kulübüne gittim. Aram Gülyüz, sete beni “yeni kızımız Selda” diye tanıttı. Sonra ilk sahnemde ne yapacağımı anlatmaya başladı. “Şu gördüğün merdivenin tepesine çıkacaksın, oradan ‘Gönül Ağacı Değilem’ şarkısını söyleye söyleye, biraz neşeli biraz da üzgün olarak aşağı ineceksin” dedi. Ama ben şarkıyı bilmiyordum. Sonrasında pikaba plağı koyup, dinlettiler. Sonra çaresiz bir şekilde benden isteneni yaptım, titrek bir sesle, şarkıyı söyleye söyleye merdivenlerden aşağı indim. Bu benim ilk filmimin ilk sahnesiydi.
“ÇİÇEKÇİ KIZ” TÜRK SİNEMASININ İLK MÜZİKAL DENEMELERİNDENDİ!
Kimi filmler hem çekildiği dönemde, hem de çekildikten sonra izleyicisini tesiri altına alır. Sizin “Çiçekçi Kız” (1965) filminizde bunlardan birisiydi. Bu film Luis César Amadori 1958 yılında çektiği “La Violetera” filminin yerli uyarlamasıydı. Ayrıca Tanju Gürsü ve Nuri Altınok ile başrolü paylaşmıştınız. Neler söylemek istersiniz?
Ben hayatımda tesadüflere inanırım. Manisa’da ilkokul müsamereleri yapıldığı zaman ben başrol oynardım. Beşinci sınıf bitirme imtihanlarında “23 Nisan Çiçekleri” diye bir temsilde “Çiçekçi Kız”ı oynadım ve yıllar sonrada bu rolle adımı duyurdum tüm Türkiye’ye… “Çiçekçi Kız”, aslında Türk sinemasının ilk müzikal denemelerinden bir tanesiydi. Rahmetli Nejat (Saydam) abi çekti. Şimdi olsa bir takım önemli dansçılardan dans dersleri alırsın, koreografiler çizilir. Ama biz öyle bildiğimiz kadar kendi kendimize danslar yaptık. Düşünebiliyor musunuz? Ben ne tiyatrodan geldim, ne de konservatuardan… Genç bir kız olarak geldim ama ne kabiliyetliymişim ki bunları yakalayabilmişim, ne kadar sevmişim ben bu mesleği. O benim masumiyetim, o doğal hallerim. Kimse bana bir şey öğretmedi. Allah rahmet eylesin Tanju Gürsu’dan ne gördüysem, Nejat Saydam yönetmen olarak ne söylediyse onu yapmaya çalıştım. Benim içimde cevher vardı ve onu ortaya koymaya çalıştım. Mesela bir sahnede sarhoşu oynadım, ama ben sarhoşluğu da bilmem, içki içmediğim için… Ama oynadık.
YAPTIĞIM DİZİLERDE KADININ TOPLUMDA VAR OLABİLECEĞİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞTIM!
Sinema ve toplum ilişkisi üzerinden kadının konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şimdi biliyorsunuz Türk sinemasında hep gençlerin hikâyesi var. Öyle ya, sanki bizim hiç hikâyemiz olmaz. Yaşlılar nedir? Yaşarlar ve bütün ailenin yükünü sırtladıkları gibi, sanki hiçbir şey yapmıyorlarmış da, ölmeyi bekliyorlarmış gibi bir hava içinde olurlar. Hiçte öyle değil. Ben yaptığım dizilerde bunun aksini ispat etmeye çalıştım. Bir “Kartallar Yüksek Uçar” ı çektiğim vakit çok gençtim tabii ki ama bir kadının kuvvetini ortaya koyması açısından hikâye muhteşemdi. Zaten Atilla İlhan gibi bir usta yazmıştı. Gelişmekte olan Türkiye ve bu gelişmenin getirdiği olumlu-olumsuz yönler işlenmişti. Bende o karakterde o yapıda bir kadın olarak, bir kadının her zaman çok kuvvetli olabileceğini, yumruğunu masaya indirebileceğinin ispatını galiba çok güzel yarattım ki, bir de baktım ki tüm gazeteler sürmanşet “şu holdingin hanım ağası, bu şirketin kadın ceosu” gibi haberler yaptılar. Kadınımız sesini çıkarttı ve “Ben buradayım” dedi. Ben kadın hikâyeleri konusunda müthiş duyarlıyım. Çünkü Türkiye’de kadının ne olduğunu çok iyi biliyorum. Aslında en büyük kuvvet Doğu’da ki kadında… Düşünebiliyor musunuz? Doğu’da ki o kadınımızın o toprakla olan mücadelesini, ailesini hayatta tutabilmek için verdiği özveriyi. Ben zaten hayret ediyorum. Nasıl anaerkil bir aile düzeninden nasıl ataerkil düzene geçtik. Nasıl kadınımız şiddet görüyor ben çok şaşırıyorum. Eskiden benim çok duyduğum ve hikâyesini işittiğim yerlerde yani Anadolu’muzda anne bir şey söylediği zaman oğlu başını kaldırıp yüzüne bakamaz. Gelini de aynı şekilde. Bizim Çerkezlerde de bir takım adetler var. Ben tam hepsini bilemesem de mesela gelin sofraya oturmaz böyle ayakta beklermiş. Kayınpederiyle asla kocasını ve çocukların konuşmazmış, ayıp olur diye. Bunlar saygıdan ve sevgiden kaynaklanan şeyler.
SÜMBÜL SULTAN’I ÇOK SEVDİM BEN!
Mesela “Asmalı Konak” (2002) dizinizde ki “Sümbül Sultan” da gelenek ve göreneklerine bağlı, çocuklarını aynı çatı altında tutmaya çalışan güçlü bir kadındı ve bu dizide ilk kez Çağan Irmak’la çalıştınız.
Bunun yanı sırada anlatmak istediği başka bir şey daha vardı. Ali Hamzaoğlu’yla olan aşkı, hele kocasının ona olan ihanetini öğrendikten sonra ona daha da yakın oluşu. Sümbül Sultan’ı çok sevdim ben, oynamaktan çok keyif almıştım. Ayrıca Çağan, bir virtüözdü zaten. Bu dizide ilk kez omuz kamerasını kullandı. Alıyordu omzuna kamerayı yürüyordu. Zaten iyi kameramanlarla çalıştık. Hele bir kameramanımız vardı Refik, şaryolu bir sahne çekiyoruz. Şaryo bitiyor, adam halen devam ediyordu “Pes Refik !” dedim. Kulakları çınlasın onu çok sevdim ben. Hayatımda bana güzellikleri veren herkese teşekkür ediyorum.
Ve “Çemberimde Gül Oya” (2004)… Çağan Irmak’la ikinci çalışmanız. Her dizide yarattığınız rol kadar imajınız da ilgi çekiciydi. Sümbül Sultan’ın eşarpları ve broşları, Yurdanur’un da küt saçları ilgi odağı oldu ve kuaförlere “Yurdanur modeli istiyoruz! ” şeklinde talepler gitti.
Önce saçları uzundu. Sonrasında bunalıma girip, saçlarını kestiriyor ve kızıla boyatıyordu. Ardından ise anılarını yazmaya başlıyordu. Ama o hakikaten Türkiye’yi yerinden sarsan bir diziydi. Yani o 1980’li yılların bütün üniversite olaylarının, insanları etkileyen bir döneminin anlatımıydı.
“ÇOCUKLAR! ÖLÜRÜM BEN BUNUN İÇİNDE YATARSAM!” DEDİM
“Parmaklıklar Ardında” (2007) dizinizin bende ki yer ayrıdır. Orada bir koğuş ağasını canlandırıp, üç sezon süren dizinizin ilk sezonunda ayrılmıştınız. Rolünüz ve çalışma koşulları için neler söylemek istersiniz?
Türkiye’de hep bir sosyal sorun olduğunu düşündüğüm “Parmaklıklar Ardında”… Sinop’ta çektik, o meşhur Sinop’un hapishanesinde. Bir taraftan Nazım’ın (Hikmet) sesi geliyor kulağıma, bir taraftan Sabahattin Ali’nin “Aldırma Gönül” dizeleri. Bir ara hakikaten kendimi oraya kapatılmış gibi hissettim. Çünkü bize ceza vermek için koğuştakilere aşağıya hücreye indiriyorlar. Yangın sahnelerinde, odaya girmeye imkân yok. Zaten nasıl soğuk, hep tavanlara, elektrikli sobalar takıldı. Onlarla idare etmeye çalıştık. Yangını söndürmek için yatağı ıslatıyorlar. Kurutmuşlar ama bir girdim içine zor attım kendimi dışarı. “Çocuklar! ölürüm ben bunun içinde yatarsam.” dedim. İşte odadan elektrikli battaniye getirdim. Sonrasında isyan çıkarttık, geldiler taradılar ve ben öldüm.
ONLAR YÜRÜMÜŞLER, BİZ DE YÜRÜDÜK, BİZDEN SONRAKİLER DE YÜRÜYECEKLER!
Bugüne kadar birçok filmde oynadınız. Birçok kadın figürünü temsil ettiniz. Sinemanın dünü ve bugünü arasında kadın oyuncuların konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk sinemasında kadının yerine bakacak olursak, sinemada kadın serüveni ilk Anadolu’nun Rum nüfusu içerisinden çıkmıştır. “Himmet Ağa’nın İzdivacı” (1914) filminde ki kadın oyuncular Rozali Benliyan ve Lusi Baltazar isimli hanımefendilerdi. “Mürebbiye”de (1919) Rum asıllı Madam Kalitea Türk sinemasında ilk öpüşen bayan olarak anılır. Ve Yeşilçam… Sezer Sezin, Muhterem Nur, Neriman Köksal, Belgin Doruk, Fatma Girik, Filiz Akın, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve ben uzun yıllardan beri bu yolculuğun içindeyiz. Onlar yürümüşler, biz de yürüdük, bizden sonrakiler de yürüyecekler. İyi ki bu özel sanat dalının içinde var olabilmişim diyorum.
Dikkatini toplamakta zorlanabilirsin, düşüncelerin dağınık ve kararsız bir ruh hali içinde olabilirsin. Bu durum, ilişkilerinde küçük tartışmalara yol açabilir, bu yüzden sakin kalmaya çalışmalısın. Bugün, içsel motivasyonunu artırmak için yeni hedefler belirlemek için uygun bir zaman. Hayallerini gerçekleştirmek adına cesur adımlar atabilirsin, ancak adım atmadan önce iyi düşünmekte fayda var. Ayrıca, sağlığına daha fazla özen göstermeni gerektiren işaretler var; bu nedenle, dinlenmeye ve kendine zaman ayırmaya dikkat etmelisin. Sosyal çevrende pozitif enerji biriktirmek, ruh halini iyileştirecek, bu yüzden sevdiklerinle vakit geçirmeye özen göster. Modunu yükseltek, yeni deneyimler için kendine fırsatlar yaratmalısın.
Duygusal derinliklerin ve maddi güvenliğin ön planda olduğu bir gün. İlişkilerdeki dengenin sağlanması için sabırlı ve anlayışlı olmalısın. Aşk hayatında, sevdiğin kişiyle geçmişe dair anıları paylaşmak, aranızdaki bağı güçlendirebilir. İş hayatında ise daha fazla özgüven sergilemek, fırsatları değerlendirmek adına önemli olacak. Yaratıcılığının ortaya çıkacağı bir proje veya iş, seni heyecanlandırabilir; bu süreçte detaylara odaklanmakta fayda var. Sağlık açısından, doğayla vakit geçirmek ve ruhsal dinginliği sağlamak bedenine iyi gelecektir. Kendinle barışık olmayı unutmamalı, içsel huzuru aramalısın.
Bugün iletişim potansiyelin en yüksek olduğu zamanlardan biri. Zihnin açık, fikirlerin parlak ve başkalarıyla olan etkileşimlerin oldukça verimli geçecek. Sosyal ortamlarda kendini öne çıkarabilir, yeni bağlantılar kurabilirsin. Ancak dikkatli ol, düşüncelerini ifade ederken cümlelerini iyi seçmekte fayda var. İkili ilişkilerde özellikle duygu ve mantık dengesini sağlamaya çalışmalısın. Karşı tarafın duygularını anlamak, aranızdaki bağı güçlendirecek. Gün içinde beklenmedik haberler alabilirsin; bunlar kararsızlığa yol açabilir, ama panik yapmamalısın. Elindekileri değerlendirmek ve esneklik göstermek, isteklerine ulaşmanı kolaylaştıracak. Kendine güven, sezgilerine dikkat et ve içsel huzurunu koru.
Duygusal derinlikler içinde gezineceğin, hislerinin yoğunlaştığı bir gün. Etrafındaki insanlarla ilişkilerinde empati ve anlayış ön planda olacak. Ailevi konulara dair duygu dolu anlar yaşayabilir, sevdiklerinle arandaki bağları güçlendirecek fırsatlar peşinde koşabilirsin. İçsel sezgilerin seni yönlendirecek ve doğru kararları almanı kolaylaştıracak. Kendini koruman, sınırları belirlemen ve duygusal ihtiyaçlarını önemsemen bu süreçte önemli olacak. Onları göz ardı etmek, ruhsal dengenin sarsılmasına neden olabilir. Kendine zaman ayırmak ve içsel huzurunu önceliklendirmek, bu yoğun duygu akışında seni dengeleyici bir unsur haline gelecek. Unutma, içindeki güçlü şefkat ve koruma içgüdüsü, hem kendine hem de sevdiklerine kılavuzluk edebilir. Yaratıcılığını ortaya koymak için harika bir fırsat bulabilirsin; kelimeler, sanat ya da başka bir ifade biçimi ile duygularını dışavurmak seni içsel huzura bir adım daha yaklaştıracak.
Bugün, içindeki liderliği ve yaratıcılığı serbest bırakmanın tam zamanı. Kendine olan güvenin artacak ve bu durum başkaları üzerinde de olumlu bir etki bırakacak. Sosyal çevrenle olan ilişkilerin samimi ve sıcak geçecek; dikkatini çekmeyi başaracaksın. Yeni projelere adım atmak için harika bir gün. Fakat, duygusal mestliklerle dikkatli olmanda fayda var; kalbini dinleyip aklın sesini de göz ardı etmemelisin. Kendi sınırlarını belirlemek, başkalarına da örnek olmanı sağlayacak. Kendine özel zamanlar ayırmayı unutma, bu senin enerji seviyeni yükseltecek. Sözlerinle ilham vereceğin insanların yanı sıra, birine karşı hissettiğin özel bağ güçlenebilir. Kalpten gelen sevgi ve özen, etrafındakilere yayıldıkça seni daha da özgür hissedeceksin.
Bugün, içsel huzuru sağlamak ve günlük rutinlerini gözden geçirmek için mükemmel bir zaman. Küçük detaylara dikkat etme yeteneğin ön planda. Etrafında olanları daha iyi analiz edebilir, sorunlara yaratıcı çözümler üretebilirsin. İş veya sağlık konularında alacağın kararlar geleceğini şekillendirecek. Kendini ifade etme konusunda cesur ol. Belki de daha önce ertelediğin bir projeye yeniden başlayabilirsin. Sosyal ilişkilerinde dengeyi sağlamak önem taşıyor; çevrendekilere karşı daha esnek olmaya çalış. İçsel eleştirmeni biraz daha sessiz bırakmak, ruh halini olumlu yönde etkileyebilir. Kendine bir iyilik yap ve rahatla; keşfedilmemiş yeteneklerini ortaya çıkarma fırsatını yakalayabilirsin.
Bugün sosyalleşmek için harika bir fırsat karşında. İletişim becerilerinle başkaları üzerinde etkili olabilirsin, bu nedenle çevrendeki insanlarla bağlantı kurmak konusunda cesur olmalısın. Dostluklar ve ilişkiler ön planda; yeni insanlarla tanışabilir ya da mevcut ilişkilerini derinleştirme imkanına sahip olabilirsin. Radikal değişimlerden kaçınmak isteyebilirsin ancak içsel hislerin sana farklı bir perspektif sunabilir. Duygusal dengeyi korumakta zorlanabilirsin, bu nedenle kendine karşı nazik olmalı ve içsel huzura odaklanmalısın. Nazik ama kararlı kararlar almak, ilişkilerini olumlu bir şekilde etkileyecek. Kendi ihtiyaçlarını ihmal etme; hayatında denge oluşturmak en önemli önceliğin olmalı.
Duygusal derinlikler ve içsel dönüşüm için güçlü bir zaman. İçsel sesine kulak vermenin tam zamanı. Hedeflerine ulaşmak için kararlılığı elden bırakmamalısın. Yaratıcılığın artarken, ilişkilerinde samimiyet arayışın öne çıkacak. Gizemli bir etkiyle çevrendeki insanları etkileyebilir, sezgilerinle doğru adımlar atabilirsin. Korkularınla yüzleşmek, seni güçlü kılacak. Hedeflerine ulaşmak için gereken çabayı göstermelisin; sonuçlar seni şaşırtabilir. Kendine güvenerek ilerle, evren destekleyici enerjiler sunuyor. Bu süreçte duygusal dengeyi korumak, iç huzurunu sağlamana yardımcı olacak. Sosyal etkileşimlerde, karşındakilerin niyetlerini anlamakta zorlanabilirsin; bunun için biraz zaman ayır ve dikkatle gözlemle.
Bugün yeni maceralara açılan kapılar aralayabilirsin. Yüksek enerjin ve neşen çevrendeki insanlara da yansıyacak, bu da sosyal ilişkilerini güçlendirecek. İletişim becerilerin ön plana çıkacak, grup çalışmalarında etkileyici fikirlerinle dikkat çekebilirsin. Eğitimle ilgili konularda ilham verici gelişmeler yaşayabilirsin, öğrenme arzun seni yeni bilgilere yönlendirecek. Duygusal olarak daha özgür hissedecek, içsel huzurunu artıracak aktivitelerde bulunmak isteyebilirsin. Unutma ki, risk almak ve yeni şeyler denemek için uygun bir zaman. Kendine güven ve kalbini dinle, çünkü bu cesaret seni harika yerlerde götürecek.
Kararlılıkla ilerlediğin bir gün. Fırsatların kapını çalmaya hazır; karar alma aşamasında dikkatli ol. İş yaşamında, dağınık düşünceler ve vakit kaybı seni zorlayabilir. Önceliklerini belirle ve odaklan, bu sayede hedeflerine daha kolay ulaşabilirsin. Sosyal ilişkilerde ise içsel huzurun bütünlük kazanıyor. Geçmişteki bazı sorunları geride bırakma ve yeni başlangıçlar yapma isteğin artıyor. İçsel sesi dinlemeye çalış; bu, doğru yolda olup olmadığını anlamanda yardımcı olacak. Sağlık konularında kendine dikkat et, bedenine iyi bakmanın yollarını ara. Kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını önemse, dengeyi bulmak için ara sıra durup dinlenmen gerektiğini unutma.
Sosyal ilişkilerde hareketli bir dönemdesin, dostluk bağları güçlenebilir. Yenilikçi fikirlerinle çevrendekilere ilham verebilirsin. Duygusal derinliklere inmekten çekinme; bu, senin için değerli bir keşif süreci olabilir. Gelecek planların ile ilgili bazı sürpriz gelişmeler yaşanabilir. İçsel motivasyonunu yüksek tutmak, yenilikçi bir düşünce özgürlüğü sağlayacak. Ayrıca, ruhsal dengeyi sağlamak adına doğayla iç içe olmak faydalı olacak. Unutma, kalbinin sesine kulak vermek iyi bir rehberdir. Hayatına pozitif değişiklikler katmak için harekete geçmekte tereddüt etme. Kendine olan güvenini her daim korumayı unutma, bu dönemde attığın adımlar karşılığını bulacak.
Bugün duygusal ve sezgisel yanların ön planda. İçsel derinliklere inmeye, hissettiğin şeyleri anlamaya yönelik bir arzu var. Sanatsal yeteneklerin gün yüzüne çıkabilir; yaratıcılığın sana yeni kapılar açacak. İlişkilerde empati kurmak, diğerlerinin hislerini anlamak konusunda daha hassas olabilirsin. Anlık değişimlere açık olman, hayal gücünü kullanarak sorunları daha kolay aşmana yardımcı olacak. Aynı zamanda, kendine zaman ayırmak ve ruhsal sınırlarını belirlemek önem kazanıyor. Yanında destek bulabileceğin insanlarla vakit geçirmek, huzurunu artıracak. Unutma, hayallerin gerçeğe dönüşebilir; sadece onlara inanman yeter.