

Sansürün daha sıkı işleyebilmesi için sansür yasasının, yeni adıyla ‘dezenformasyonla mücadele yasasının gündemde olduğu bugünlerde Datça’da eşcinsellik konusunu ele alan “Benim Çocuğum” belgeseli yasaklanıyor, Boğaziçi Üniversitesinin Sinema Kulübü gösterileri engelleniyor, Diyarbakır’da Ahmet Arif büstü tahrip ediliyor. Sanata sansür ve saldırıların toplumumuzda ne yazık ki çok uzun bir geçmişi var. Yıkıcı güçler bir şey işlerine gelmedi mi onu tahrip etmenin yollarını çok iyi biliyorlar. Sansürü besleyen güçler bütün dünyada etkisini sürdüren radikal milliyetçi, ırkçı ve dinci ideolojiler ki bunlar otoriter toplumlarda farklı renkler ve biçimlerde gelişiyorlar. Bu tür ideolojilerin kendi görüşleri doğrultusunda kurguladıkları öykülerin sorgulanması bile sansürün hemen devreye girmesine yol açıyor. Sözgelimi tarih derslerinde kendimizi bildik bileli kahramanlık öyküleri dinlemişizdir, tarihe ezilenlerin açısından bakan alternatif bir yaklaşım ise doğal olarak yok sayılıyor. Çocukluğumuzdan beri beynimizi yıkayan böyle bir eğitimin bizleri etkilememesi mümkün mü?
Ben daha küçük yaşta sansürün ne olduğunu öğrendim. Babam Mazhar Şevket İpşiroğlu ve Sabahattin Eyüpoğlu “Hitit Güneşi” belgeseliyle (1957) Berlin’de ödül aldıktan sonra yaptıkları ikinci belgesel “Anadolu Yolları” (1959) tam yine yurt dışındaki festivallere gönderilmek üzereyken çok kötü sansüre takılmıştı. Hitit uygarlığının izinin sürüldüğü bu belgeselin en çarpıcı yanı canlılığıydı, yani yaşamla bütünleşmesiydi. Belgeselde eski Anadolu uygarlığıyla belgeselin yapıldığı dönemin geleneksel yaşam kültürü arasındaki benzerlikler göze çarpıyordu. Ama tozlu Anadolu yollarının gösterilmesi, Anadolu’daki halkın kağnı kullanması, çocukların yırtık pırtık giysilerle dolaşmaları, köylü kadınların yoksul görüntüleri sansürcü zihniyeti hemen tetiklemişti. En absürtü de develerin geçtiği ıssız bir yol gösterilirken jeneriğin üstüne gelen İstanbul Üniversitesi yazısının üniversiteye hakaret olarak algılanması olmuştu.
Aradan altmış yıldan fazla zaman geçti, ülkeyi yönetenler değişti, koşullar değişti ama otoriter sansürcü zihniyet hiç değişmedi. Edebiyata, tiyatroya, sinemaya, sanata sansür hiç gündemden çıkmadı. Bu da sanatın yıkıcı güçlere karşı direnme gibi bir gizilgücünün olduğu inancının sürmesine yol açtı. Belki de bu nedenle ülkemizde sanatçıların pek çoğu yönetenler tarafından yerden yere vurulurken, halk tarafından hala itibar görüyor. Ancak bu da geçici bir süreç. Çünkü günümüzde sanatın direnme gücünü körleten çok daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız, o da demokrasinin gelişmiş olduğu yönetimlerde bile etkisini sürdüren gizli sansür ve otosansür.
Medyada ve dizilerdeki cinsiyetçi yaklaşımlara baktığımızda otosansüre sayısız örnek bulabiliriz. Modern yaşamın hızlı akışı içinde geleneksel kadın ve erkek rolleri de değişirken, dizilerde hala koruyucu, denetleyici, etkin maço erkekler güzel, alımlı, edilgen, sevecen, seksi ve doğurgan kadınların ön planda olduğunu görüyoruz. Dizilerin yaşamını sürdürmesi büyük oranda ataerkilliğin korunmasına bağlı. Sözgelimi Korona öncesi gösterime giren ve varoştaki aile yaşamını konu alan uzadıkça da giderek saçmalaşan dizi “Bizim Hikaye”de kardeşleri için her tür özveriye razı olan bu açıdan da olumlu bir rol modeli çizen abla kelimenin tam anlamıyla ailesi için saçını süpürge ederken, erkek kardeşler vur kırlarıyla, saldırganlıklarıyla küçük birer maço olarak canlandırılıyor. İyice klişeleşmiş olan kadın ve erkek rolleri öylesine doğal olarak gösteriliyor ki izleyicinin sorgulamak aklının ucundan bile geçmiyor. Öykünün varoşta geçmesi orada da daha muhafazakâr bir yaşam biçiminin benimsenmesi yeterli bir neden değil, çünkü birbirinden kesin çizgilerle ayrılan kadın ve erkek rolleri abartılarak sunulurken, tek gerçek buymuş gibi gösteriliyor. Gerçi dizinin ilerleyen bölümlerinde klişe rollerin yer yer kırıldığını, kadınların da etkin duruşlarıyla gösterildiğini görüyoruz ama bunun da yeterli olmadığını, senaristlerin bu alanda çok daha yaratıcı olmaları gerektiğini düşünüyorum.Dizinin senaristlerinden Hatice Meryem’in kitaplarındaki feminist duruşa baktığımızda toplumsal cinsiyeti ön plana alan bir bakışın dizinin gerçekçiliğini bozmayacak bir biçimde diziye sindirilmesi pekala mümkündü. Bir çok dizide ise bu tür sorunlar gündeme bile gelmiyor, çünkü ataerkil bakış, toplumda kadınlara ve erkeklere biçilen roller yaşadığımız gerçeğe ayna tutma adına hiç sorgulanmadan sürdürülüyor.
Yine dizilerde kürtaj düşüncesi bile büyük bir çaresizlik olarak çok olumsuz gösteriliyor. Kadınlar için yaşamsal bir önemi olan bu konu ele alındığında da ne yapıp yapıp kadının kürtajdan son anda vazgeçmesi sağlanıyor. Farklı bir anlayışın diziyi riske atabileceği kaygısı otosansürün devreye girmesine yol açıyor. Otosansürün nedeni sadece cezalandırılma korkusu değil, aynı zamanda kabul edilmeme ve dışlanma kaygısı ki bence en tehlikelisi de bu.Ataerkilliği kadınlar da büyük oranda içselleştirdikleri için sosyal medyada dizilerden yola çıkarak bu sorunu gündeme getiren bir tartışma başlattığımda bir çok dizi izleyicisinin bu konu üstünde konuşmaktan bile kaçınan saldırgan duruşuna tanık oldum.
Sinemada da kadın sorunlarını ele alan çok ciddi yerli filmlerde bile sorunlar sadece kişisel ilişkilerde odaklanıyor, buna karşılık kadınları ezen, yok sayan sistem eleştirisi devreye bile giremiyor. Sinemada, tiyatroda, dizilerde toplumsal cinsiyetle ilgili konular gündeme geldiğinde bu konuların yerleşik düzenin koruyucularını rahatsız etmeyecek bir biçimde gösterilmesine özen gösteriliyor. Bu açıdan da sorunların çözümünde daha çok psikolojik olanda odaklaşılıyor.
Kendi çalışmalarımdan örnek verecek olursam son tiyatro oyunum “Babalar, Amcalar ve Diğerleri”nde çocuk tacizi gibi çok zor bir konuyu işlerken sorunu sadece psikolojik etkenlerle sınırlamıyor, sistem eleştirisine de yöneliyorum. Oyunda giderek muhafazakârlaşan bir anlayışın bize dayattığı kutsal aile imajının yıkılması, aileyle yüzleşme ve faili koruyan sistem eleştirisi oyunun sahnelenmesi söz konusu olduğunda hemen sansürcü bir bakışın devreye girmesine yol açmıştı. (Nilüfer Belediye Tiyatrosunun raporu). Benzer olumsuz tepkiler ataerkil dünyada eril zihniyeti nasıl içselleştirdiklerini gösteren Yüzleşme oyunumda da (Ankara Aralık Sahne) gündeme gelmişti.Özellikle de oyunda eril düşünceyi simgeleyen erkek sesleri yadırgatmıştı. Bu tür tepkiler eleştiriye, eleştirel bakışa tahammülsüzlüğü gözler önüne sererken mercek altına alınan eril sistemi de ister istemez onaylamış oluyor.
Buna karşılık bir kadının kimlik arayışını gündeme getiren “Lena, Leyla ve Ötekiler” oyunum bu tür tehlikeli sularda yüzmediği için yedi yıldır tiyatrolarda yaşamını sürdürüyor. Bu gelişim bir roman yazarı kadar özgür ve bağımsız olamayan bir oyun ya da sinema yazarı için daha yazmaya başlamadan otosansürün devreye girmesi anlamına gelmiyor mu?
Ötekileştirilen insanların haklarını koruma adına (politik doğruculuk) devreye giren sansürcü zihniyeti sadece bizde değil demokrasinin gelişmiş olduğu ülkelerde de görüyoruz. Aslında kültürel çeşitlilik ve eşit temsil edilme hakkını savunan böylelikle dilin incitici gücünü ve nefret söylemlerini engelleyen politik doğruculuğu ilerici bir gelişme olarak görebiliriz. Belden aşağı küfürlerin, kadınları aşağılayan sözcüklerin kullanılmaması buna tipik bir örnek veriyor. Ya da zenci, çingene, kapıcı gibi belli etnik grupları ya da meslekleri ötekileştiren sözcüklerden de bugün özenle kaçınılıyor.
Ancak sansürün gündeme geldiği her yerde olduğu gibi politik doğruculukta da sorunlarla karşılaşıyoruz. Sözgelimi bedenini satarak geçinen kadınların mesleğine onları küçük düşürmeme adına seks ticareti ya da sömürüsü olarak değil de seks işçiliği olarak tanımlıyor, kadınlara da seks işçisi diyoruz. Ancak görünüşte liberal gibi görünen bu tanım kadın bedeninin satılık bir mala dönüşmesini doğal bir olgu olarak kabul etmemize yol açıyor. Böylece kadını seks köleliğine indirgeyen ataerkil sistem de doğal bir biçimde onaylanmış oluyor. Ünlü feminist Alice Schwarzer bu sorunu gündeme getirdiğinde transları ötekileştirme, dahası yok sayma suçlamasına maruz kalmıştı.
Beni çok etkileyen bir olay başörtüsü ile ilgili bir tartışmada ortaya çıkmıştı. Almanya’da başörtülü bir kadının katıldığı bir TV programında bir üniversite hocası “Özgür bir ülkede herkes istediğini giymekte elbette serbesttir” demişti. “İsteyen başörtüsü takar, istemeyen takmaz. Kimse kimseye karışamaz. Ancak başörtüsünün kadını kapatan ataerkil bir zihniyetin ürünü olduğunu da gözden kaçırmamalıyız.” Bu sözleri başörtülü kadının kendisine dava açmasına yol açmıştı.
Politik doğruculuğun bizlere zaman zaman dayattığı sansür konuya tek bir açıdan baktığı, yani sorunu bir bütün olarak görmediği için gerçekleri belli bir filtreden geçirerek kısıtlıyor, dahası yok sayıyor. Bu nedenle politik doğruculuk özünde ne kadar doğru olursa olsun verdiğim örnekte de gösterdiğim gibi kolaylıkla kötüye kullanılarak bir baskı ve manipülasyon aracına dönüşebiliyor.
Politik doğruculuk adına sansür devreye girdiği anda edebiyatta önemli bir yeri olan taşlama, alaylama, yergi ve kara mizah da geri plana itiliyor ya da yok sayılıyor. Karikatürün de ne büyük çatışmalara yol açtığını son yıllardaki gelişmeler gözler önüne seriyor.Almanya’da yeni yayınlanan ama hala yönetmenini bulamayan kara mizah oyunum “Memleketimden Kadın Manzaraları” (Blickwechsel, Frauenlandschaften) sadece bizde değil yurt dışında da şaşırtıcı bir sansürle karşılaşmıştı. Viyana’daki ajansımın bana yolladığı raporlarda oyunla ilgili çok olumlu yorumlar gelmesine rağmen, böyle bir oyunun sahnelenmesinin riskli olduğu görüşü ön plandaydı. Bunun da nedeni taşlamanın temelini oluşturan doğru/yanlış görüşünün ön planda olmasıydı. Gerçekten de herkes kendi açıdan haklıdır gibi bir göreceliği savunan postmodernizmin hala geçerliğini sürdüğü bir dönemde taşlama türü oyunları pek sahnede göremiyoruz. Öte yandan yazarın yan tutması ve sosyal ya da politik bir iletiyi savunması çoğu kez didaktik gibi bir damgalamayla küçümseniyor. Bu da bizim kuşağın olmazsa olmaz diye kabul ettiği sorgulayıcı ve eleştirel bakışın yavaş yavaş yok edildiğini gösteriyor.
Sonuçta sansür demokratik toplumlarda sadece gizli sansür ve otosansür olarak etkisini sürdürürken bizim gibi otoriter ve baskıcı toplumlarda dolaysız sansürden gizli sansüre kadar bütün boyutlarıyla ve yoğunluğuyla yaşanıyor. Çünkü dolaysız sansür ne kadar yoğunsa gizli sansür ve otosansür de o kadar kolay dal budak salabiliyor. Bu açıdan toplumumuzun her tür sansür biçiminin kolaylıkla filizlendiği tipik bir sansür cenneti olduğunu söyleyebiliriz.
Bugün kendini cesur ve dinamik hissedeceksin. Yeni başlangıçlar için mükemmel bir zaman dilimi. İçindeki enerjiyi dışa vuracak ve çevrendeki insanlara ilham vereceksin. Sosyal ilişkilerin güçlenebilir, arkadaşlarınla keyifli vakit geçirirken, yeni projeler ve fikirler de gündeme gelebilir. Ancak, dikkatsiz davranma eğiliminde olabilirsin; bu yüzden hemen harekete geçmeden önce düşünmekte fayda var. Karar alırken kısa vadeli heveslerden ziyade uzun vadeli hedeflerine odaklanmalısın. Sadece kendi isteklerine değil, başkalarının ihtiyaçlarına da saygı göstermeyi unutma. Hafta başındaki bu enerji seni destekliyor, bu nedenle planlarını cesurca hayata geçir. İçsel huzurun ve kararlılığın sayesinde engelleri aşman daha kolay olacak. Kendine güven ve tutku dolu adımlar at!
Venüs'ün etkisi altında, içsel güzellik ve zarafetin ön plana çıkacağı bir gün. Kendine olan özgüvenin artarken, ilişkilerdeki uyumun da güçlü bir şekilde hissedileceği anlar yaşayacaksın. Maddi konularda atılımlar yapabilir, yeni fırsatlarla karşılaşabilirsin. İşyerindeki projelere dair yaratıcı fikirlerinle dikkat çekmen olası. Arkadaşlarınla olan bağların derinleşebilir, sosyal ortamlarda yer alarak keyifli anlar yaşayabilirsin. Duygusal açıdan daha anlaşılır ve sabırlı bir tutum sergilersen, sevdiklerinle ilişkilerin güçlenecek. Kendine zaman ayırmak, ruhsal dengeyi korumak için önem taşıyor. Sanatla uğraşmak veya estetik bir aktiviteye katılmak, ruhsal enerjini yükseltebilir. Yavaş ve sağlam adımlarla ilerlemek, hem maddi hem de duygusal alanlarda kazanç sağlamanı kolaylaştıracak.
Bugün iletişim yeteneklerinizi öne çıkarmak için mükemmel bir gün. Zihninizin keskinliği ve merakınız, çevrenizdeki insanlarla güçlü bağlantılar kurmanıza yardımcı olacak. Sosyal ortamlarda bulunmaktan çekinmeyin; yeni insanlarla tanışmak, fikir alışverişinde bulunmak için harika fırsatlar yakalayacaksınız. Ancak dikkatli olun, bazen sözcüklerinizi düzgün seçmekte zorlanabilirsiniz. Duygusal durumlarınızda ani dalgalanmalar olabilir, bu nedenle içsel dengeyi sağlamaya çalışmalısınız. Kendinizi ifade etme şeklinizi gözden geçirmeniz, ilişkilerde yaşanacak sorunları azaltacaktır. Yeni projelere başlamak, yaratıcılığınızı özgür bırakmak için cazip olabilir. Yakın çevrenizdeki insanlarla olan bağlarınızı güçlendirmek, size destek sağlayacaktır. Bugün, bilgi edinme isteğinizi tatmin edecek bir deneyim yaşamanız olası. Kendinizi ifade ederken samimi ve açık olun, bu sayede ilişkilerinizi geliştirmeniz mümkün.
Duygusal derinliklerin öne çıkacağı bir gün. İçsel huzur arayışında, sevdiklerinle olan bağlarını güçlendirme fırsatını yakalayabilirsin. Aile ve ev konularına odaklanmak, ruhsal olarak kendini daha iyi hissetmene yardımcı olacak. İletişimin sıcak ve samimi olacak; duygularını ifade etmekten çekinme. İş yerinde işbirlikleri dikkatini çekebilir, birlikte çalışmanın getirdiği enerji seni motive edecek. Özellikle bugün, içgüdülerine güvenerek kararlar almaktan kaçınma. Kendi ihtiyaçların ve sınırların konusunda daha net olmalısın; bu, seni daha özgür hissettirebilir. Kendine zaman ayırmayı unutma, küçük bir kaçış bile ruhuna iyi gelecek. Hayata karşı beslediğin coşku, çevrendekilere de ilham verecek.
Bugün yaratıcı enerjinin doruklarında olacaksın; hayal gücün sınır tanımayacak. İçsel liderliğini ön plana çıkararak çevrendekilere ilham vereceksin. Sosyal ortamlarda parlamak için harika bir zaman, katıldığın etkinliklerde ilgi odağı olabilirsin. Göz alıcı giyinmeyi ve kendini ifade etmeyi unutma. Aynı zamanda, dostlarınla olan ilişkilerinde empati kurmak, aranızdaki bağı kuvvetlendirecek. Ancak, aşırı gurur veya kibir, bazı durumlarda sizi zor bir duruma sokabilir; alçakgönüllü olmaya özen göster. Maddi konularda da dikkatli olmalısın; harcamalarının kontrolünü elden bırakma. Eğitim ve kişisel gelişim adına yeni girişimler için uygun bir zaman. Özellikle, kendini geliştirmek üzere alacağın kararlar kalıcı etkiler yaratabilir. Unutma, içindeki ateşi doğru yönlendirdiğin sürece, hayatta her şeyin senin elinde olduğunu hissedeceksin.
Bugün detaylara daha fazla odaklanma eğilimindesin. Kaygılarını geride bırakıp, pratik çözüm yolları aradığında içsel bir dinginlik bulabilirsin. İş yerinde ya da günlük yaşamda, karşılaştığın zorlukları küçük adımlarla aşman gerekiyor. İletişimde netlikle dikkat çekebilirsin; bu, başkalarıyla olan etkileşimlerinde olumlu sonuçlar doğuracaktır.Sağlık konusunda dikkatli olman gereken bir dönemdesin. Bedensel ihtiyaçlarını göz ardı etmemek, zindeliğini koruman için önemli. Taze havada zaman geçirerek ve doğayla bütünleşerek ruhunu besleyebilirsin. Aynı zamanda, sevdiklerinle olan iletişiminde sıcak ve samimi bir yaklaşım sergilemek, ilişkilerini güçlendirebilir. Kendi iç yolculuğuna çıkmak, duygusal olarak yenilenmene yardımcı olacaktır. Planlarını ileriye taşımak için gereken cesareti ve motivasyonu bulabilirsin. Bugün seni bekleyen fırsat, sadece dikkatli bakmakta gizli; detaylara odaklan, hayatın sürprizlerine açık ol.
İlişkilerde uyum ve denge arayışın ön plana çıkıyor. Bugün, sosyal yaşamında yeni bağlantılar kurmak veya mevcut ilişkilerini derinleştirmek için uygun bir dönemdesin. Duygusal açıdan kendini daha anlaşılır hissetmen, başkalarıyla olan iletişimini olumlu şekilde etkileyebilir. Kendine zaman ayırmak, içsel huzuru sağlamak için önem kazanıyor. Karar verme süreçlerinde kararsızlık hissedebilirsin; bu yüzden bir içsel denge bulman faydalı olacaktır. Güzellik ve estetik konularında yaratıcı projelere yönelmek, ruhunu besleyebilir. Unutma, dışarıda başkalarının da seninle aynı etkiyi hissetmesi için açık iletişimde bulunmak en iyi yol olacak.
Bugün, derin duyguların ve içsel sezgilerin ön plana çıkacağı bir dönemdesin. Karşılaştığın durumlar, ruhsal ve duygusal derinliklerini ortaya çıkaracak. İçsel barış arayışında olabilirsin, bu da seni bazı ilişkilerde sorgulayıcı bir hale getirebilir. Gizli kalmış duyguların su yüzüne çıkabilir, geçmişteki yaralarla yüzleşmekte fayda vardır. Kendine dönük bir değerlendirme yapma isteği içinde olman, geleceğe dair daha sağlam adımlar atmanı sağlayacak.İletişim kurarken daha net ve dürüst olmalısın. Özellikle önemli bir konuda kendini ifade ederken samimi ve açık olman, karşındakilerin güvenini kazanmanı sağlayacaktır. Yaratıcılığın da yoğun bir şekilde artış gösteriyor; sanatsal bir projeye yönelmek ya da bir hobiyi yeniden canlandırmak seni oldukça mutlu edebilir. Kendine zaman ayırmayı unutma, içsel denge ve huzuru bulma çabaların günün ilerleyen saatlerinde olumlu sonuçlar verebilir. Unutma, bu süreçte kendine karşı nazik olmanın önemi büyük. Hayatındaki dönüşümler seni güçlü kılacak, bu değişimlere açık olmalı ve sürecin tadını çıkarmalısın.
Macera arayışın daha da belirginleşiyor. Farklı kültürlere, fikirlere ve insanlara olan ilgin, seni sıradışı deneyimlere yönlendiriyor. Bugün, bu keşiflerin seni nasıl dönüştürdüğüne dair derin düşüncelere dalabilirsin. İletişimdeki cesaretin, özellikle sosyal ortamlarda dikkat çekmene sebep olacak. Yeni insanlarla tanışmak ve onlarla paylaşımda bulunmak, ruhunu besleyecek.Yaratıcılığın dorukta, bu yüzden sanatsal projeler veya hobiler için harika bir zaman. İçindeki yaratıcı ateşi ateşlemek için fırsatlar karşına çıkabilir; bunları değerlendir. Aynı zamanda, ruhsal ve felsefi sorgulamalar yapabilir, kendini daha derin bir anlayışa taşıyabilirsin. Sağlığına dikkat etmen gereken bir dönemdesin; bedenine iyi bakmak, enerjini yükseltecek ve zihnini açacak.İlişkilerde, özgürlüğüne düşkünlüğün başkalarıyla olan bağlarını etkileyebilir. Duygu ve düşüncelerini açıkça ifade etmek, yanlış anlaşılmaların önüne geçecek. Kendi sınırlarını bilmek ve bunları net bir şekilde ortaya koymak, hem kendine hem de çevrendekilere fayda sağlayacak. Bugünle birlikte, hayatına yeni bir perspektif ve heyecan katmaya hazır ol.
Bugün, uzun vadeli hedeflerin için yeniden değerlendirmeler yapma fırsatı bulacaksın. Kararlılığın, zorlu durumların üstesinden gelmende önemli bir rol oynayacak. İlerlemek istediğin alanlarda planlarını netleştirmek için uygun bir zaman. Aynı zamanda, çevrendekilerin görüşlerine açık olman, yenilikçi fikirlerle tanışmanı sağlayabilir. Duygusal derinliğini keşfetmek, ilişkilerdeki dinamikleri daha iyi anlamana yardımcı olacak. Fakat, aşırı çalışmaktan kaçınmalısın; ruhsal ve fiziksel sağlığına dikkat etmeyi unutma. Kendin için bir denge oluşturmalısın. Bugün, karşına çıkacak fırsatları değerlendirmeyi ihmal etme, ilerlemen için gereken adımları atmayı düşün.
Sıcak bir enerjinin içinde kaybolmuş hissediyorsun. İçsel özgürlüğe duyduğun özlem bugünün en belirgin temalarından biri. Arkadaşlarınla birlikte vakit geçirmek ve yeni fikirler üzerinde tartışmak sana ilham verecek. İş yerindeki dinamizm, hem yaratıcı projelerde hem de ekip çalışmalarında öne çıkmana fırsat sunabilir. Ancak, sosyal çevrendeki bazı gerginliklere dikkat etmelisin; açık iletişimle bu durumu rahatlıkla aşabilirsin. Kendini biraz geri çekip, içsel ihtiyaçlarına odaklanmak, zihinsel berraklığını artıracak. İnovatif düşüncelerin ve sıradışı yaklaşımların, seni beklenmedik yerlere götürebilir. Hayatı bir deneyim olarak görmek, yolundaki engelleri aşmana yardımcı olacak. Gece saatlerinde, içinindeki enerjiyi rahatlatmak ve dinginleşmek için bir şeyler yapmayı ihmal etme.
Duygusal bir denge arayışında olabilirsin. İçsel dünyana yönelmek, hissettiğin derinlikleri keşfetmek için mükemmel bir zaman. Hayal gücün üst seviyelerde; yaratıcı projelere yönelmek, sanatsal ifadelere açık olmanı sağlayacak. Sosyal ilişkilerde daha anlayışlı ve empatik olabilirsin, bu da başkalarıyla olan bağlarını güçlendirebilir. Karşılaştığın zorluklarda sezgilerin seni doğru yolda yönlendirecek; içsel sesine güven. Ancak, aşırı duygusal dalgalanmalardan kaçınmak için kendine zaman ayırmayı unutma. Duygusal derinliklere inmek harika ama yüzeyde kalmayı da öğrenmek önemli. Anlık hislerini yönetmek, yaşamına dengeli bir akış getirebilir. Kendi ihtiyaçlarını önceliklendirmek, ruhsal sağlık açısından büyük bir fayda sağlayacaktır.