

Sansürün daha sıkı işleyebilmesi için sansür yasasının, yeni adıyla ‘dezenformasyonla mücadele yasasının gündemde olduğu bugünlerde Datça’da eşcinsellik konusunu ele alan “Benim Çocuğum” belgeseli yasaklanıyor, Boğaziçi Üniversitesinin Sinema Kulübü gösterileri engelleniyor, Diyarbakır’da Ahmet Arif büstü tahrip ediliyor. Sanata sansür ve saldırıların toplumumuzda ne yazık ki çok uzun bir geçmişi var. Yıkıcı güçler bir şey işlerine gelmedi mi onu tahrip etmenin yollarını çok iyi biliyorlar. Sansürü besleyen güçler bütün dünyada etkisini sürdüren radikal milliyetçi, ırkçı ve dinci ideolojiler ki bunlar otoriter toplumlarda farklı renkler ve biçimlerde gelişiyorlar. Bu tür ideolojilerin kendi görüşleri doğrultusunda kurguladıkları öykülerin sorgulanması bile sansürün hemen devreye girmesine yol açıyor. Sözgelimi tarih derslerinde kendimizi bildik bileli kahramanlık öyküleri dinlemişizdir, tarihe ezilenlerin açısından bakan alternatif bir yaklaşım ise doğal olarak yok sayılıyor. Çocukluğumuzdan beri beynimizi yıkayan böyle bir eğitimin bizleri etkilememesi mümkün mü?
Ben daha küçük yaşta sansürün ne olduğunu öğrendim. Babam Mazhar Şevket İpşiroğlu ve Sabahattin Eyüpoğlu “Hitit Güneşi” belgeseliyle (1957) Berlin’de ödül aldıktan sonra yaptıkları ikinci belgesel “Anadolu Yolları” (1959) tam yine yurt dışındaki festivallere gönderilmek üzereyken çok kötü sansüre takılmıştı. Hitit uygarlığının izinin sürüldüğü bu belgeselin en çarpıcı yanı canlılığıydı, yani yaşamla bütünleşmesiydi. Belgeselde eski Anadolu uygarlığıyla belgeselin yapıldığı dönemin geleneksel yaşam kültürü arasındaki benzerlikler göze çarpıyordu. Ama tozlu Anadolu yollarının gösterilmesi, Anadolu’daki halkın kağnı kullanması, çocukların yırtık pırtık giysilerle dolaşmaları, köylü kadınların yoksul görüntüleri sansürcü zihniyeti hemen tetiklemişti. En absürtü de develerin geçtiği ıssız bir yol gösterilirken jeneriğin üstüne gelen İstanbul Üniversitesi yazısının üniversiteye hakaret olarak algılanması olmuştu.
Aradan altmış yıldan fazla zaman geçti, ülkeyi yönetenler değişti, koşullar değişti ama otoriter sansürcü zihniyet hiç değişmedi. Edebiyata, tiyatroya, sinemaya, sanata sansür hiç gündemden çıkmadı. Bu da sanatın yıkıcı güçlere karşı direnme gibi bir gizilgücünün olduğu inancının sürmesine yol açtı. Belki de bu nedenle ülkemizde sanatçıların pek çoğu yönetenler tarafından yerden yere vurulurken, halk tarafından hala itibar görüyor. Ancak bu da geçici bir süreç. Çünkü günümüzde sanatın direnme gücünü körleten çok daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız, o da demokrasinin gelişmiş olduğu yönetimlerde bile etkisini sürdüren gizli sansür ve otosansür.
Medyada ve dizilerdeki cinsiyetçi yaklaşımlara baktığımızda otosansüre sayısız örnek bulabiliriz. Modern yaşamın hızlı akışı içinde geleneksel kadın ve erkek rolleri de değişirken, dizilerde hala koruyucu, denetleyici, etkin maço erkekler güzel, alımlı, edilgen, sevecen, seksi ve doğurgan kadınların ön planda olduğunu görüyoruz. Dizilerin yaşamını sürdürmesi büyük oranda ataerkilliğin korunmasına bağlı. Sözgelimi Korona öncesi gösterime giren ve varoştaki aile yaşamını konu alan uzadıkça da giderek saçmalaşan dizi “Bizim Hikaye”de kardeşleri için her tür özveriye razı olan bu açıdan da olumlu bir rol modeli çizen abla kelimenin tam anlamıyla ailesi için saçını süpürge ederken, erkek kardeşler vur kırlarıyla, saldırganlıklarıyla küçük birer maço olarak canlandırılıyor. İyice klişeleşmiş olan kadın ve erkek rolleri öylesine doğal olarak gösteriliyor ki izleyicinin sorgulamak aklının ucundan bile geçmiyor. Öykünün varoşta geçmesi orada da daha muhafazakâr bir yaşam biçiminin benimsenmesi yeterli bir neden değil, çünkü birbirinden kesin çizgilerle ayrılan kadın ve erkek rolleri abartılarak sunulurken, tek gerçek buymuş gibi gösteriliyor. Gerçi dizinin ilerleyen bölümlerinde klişe rollerin yer yer kırıldığını, kadınların da etkin duruşlarıyla gösterildiğini görüyoruz ama bunun da yeterli olmadığını, senaristlerin bu alanda çok daha yaratıcı olmaları gerektiğini düşünüyorum.Dizinin senaristlerinden Hatice Meryem’in kitaplarındaki feminist duruşa baktığımızda toplumsal cinsiyeti ön plana alan bir bakışın dizinin gerçekçiliğini bozmayacak bir biçimde diziye sindirilmesi pekala mümkündü. Bir çok dizide ise bu tür sorunlar gündeme bile gelmiyor, çünkü ataerkil bakış, toplumda kadınlara ve erkeklere biçilen roller yaşadığımız gerçeğe ayna tutma adına hiç sorgulanmadan sürdürülüyor.
Yine dizilerde kürtaj düşüncesi bile büyük bir çaresizlik olarak çok olumsuz gösteriliyor. Kadınlar için yaşamsal bir önemi olan bu konu ele alındığında da ne yapıp yapıp kadının kürtajdan son anda vazgeçmesi sağlanıyor. Farklı bir anlayışın diziyi riske atabileceği kaygısı otosansürün devreye girmesine yol açıyor. Otosansürün nedeni sadece cezalandırılma korkusu değil, aynı zamanda kabul edilmeme ve dışlanma kaygısı ki bence en tehlikelisi de bu.Ataerkilliği kadınlar da büyük oranda içselleştirdikleri için sosyal medyada dizilerden yola çıkarak bu sorunu gündeme getiren bir tartışma başlattığımda bir çok dizi izleyicisinin bu konu üstünde konuşmaktan bile kaçınan saldırgan duruşuna tanık oldum.
Sinemada da kadın sorunlarını ele alan çok ciddi yerli filmlerde bile sorunlar sadece kişisel ilişkilerde odaklanıyor, buna karşılık kadınları ezen, yok sayan sistem eleştirisi devreye bile giremiyor. Sinemada, tiyatroda, dizilerde toplumsal cinsiyetle ilgili konular gündeme geldiğinde bu konuların yerleşik düzenin koruyucularını rahatsız etmeyecek bir biçimde gösterilmesine özen gösteriliyor. Bu açıdan da sorunların çözümünde daha çok psikolojik olanda odaklaşılıyor.
Kendi çalışmalarımdan örnek verecek olursam son tiyatro oyunum “Babalar, Amcalar ve Diğerleri”nde çocuk tacizi gibi çok zor bir konuyu işlerken sorunu sadece psikolojik etkenlerle sınırlamıyor, sistem eleştirisine de yöneliyorum. Oyunda giderek muhafazakârlaşan bir anlayışın bize dayattığı kutsal aile imajının yıkılması, aileyle yüzleşme ve faili koruyan sistem eleştirisi oyunun sahnelenmesi söz konusu olduğunda hemen sansürcü bir bakışın devreye girmesine yol açmıştı. (Nilüfer Belediye Tiyatrosunun raporu). Benzer olumsuz tepkiler ataerkil dünyada eril zihniyeti nasıl içselleştirdiklerini gösteren Yüzleşme oyunumda da (Ankara Aralık Sahne) gündeme gelmişti.Özellikle de oyunda eril düşünceyi simgeleyen erkek sesleri yadırgatmıştı. Bu tür tepkiler eleştiriye, eleştirel bakışa tahammülsüzlüğü gözler önüne sererken mercek altına alınan eril sistemi de ister istemez onaylamış oluyor.
Buna karşılık bir kadının kimlik arayışını gündeme getiren “Lena, Leyla ve Ötekiler” oyunum bu tür tehlikeli sularda yüzmediği için yedi yıldır tiyatrolarda yaşamını sürdürüyor. Bu gelişim bir roman yazarı kadar özgür ve bağımsız olamayan bir oyun ya da sinema yazarı için daha yazmaya başlamadan otosansürün devreye girmesi anlamına gelmiyor mu?
Ötekileştirilen insanların haklarını koruma adına (politik doğruculuk) devreye giren sansürcü zihniyeti sadece bizde değil demokrasinin gelişmiş olduğu ülkelerde de görüyoruz. Aslında kültürel çeşitlilik ve eşit temsil edilme hakkını savunan böylelikle dilin incitici gücünü ve nefret söylemlerini engelleyen politik doğruculuğu ilerici bir gelişme olarak görebiliriz. Belden aşağı küfürlerin, kadınları aşağılayan sözcüklerin kullanılmaması buna tipik bir örnek veriyor. Ya da zenci, çingene, kapıcı gibi belli etnik grupları ya da meslekleri ötekileştiren sözcüklerden de bugün özenle kaçınılıyor.
Ancak sansürün gündeme geldiği her yerde olduğu gibi politik doğruculukta da sorunlarla karşılaşıyoruz. Sözgelimi bedenini satarak geçinen kadınların mesleğine onları küçük düşürmeme adına seks ticareti ya da sömürüsü olarak değil de seks işçiliği olarak tanımlıyor, kadınlara da seks işçisi diyoruz. Ancak görünüşte liberal gibi görünen bu tanım kadın bedeninin satılık bir mala dönüşmesini doğal bir olgu olarak kabul etmemize yol açıyor. Böylece kadını seks köleliğine indirgeyen ataerkil sistem de doğal bir biçimde onaylanmış oluyor. Ünlü feminist Alice Schwarzer bu sorunu gündeme getirdiğinde transları ötekileştirme, dahası yok sayma suçlamasına maruz kalmıştı.
Beni çok etkileyen bir olay başörtüsü ile ilgili bir tartışmada ortaya çıkmıştı. Almanya’da başörtülü bir kadının katıldığı bir TV programında bir üniversite hocası “Özgür bir ülkede herkes istediğini giymekte elbette serbesttir” demişti. “İsteyen başörtüsü takar, istemeyen takmaz. Kimse kimseye karışamaz. Ancak başörtüsünün kadını kapatan ataerkil bir zihniyetin ürünü olduğunu da gözden kaçırmamalıyız.” Bu sözleri başörtülü kadının kendisine dava açmasına yol açmıştı.
Politik doğruculuğun bizlere zaman zaman dayattığı sansür konuya tek bir açıdan baktığı, yani sorunu bir bütün olarak görmediği için gerçekleri belli bir filtreden geçirerek kısıtlıyor, dahası yok sayıyor. Bu nedenle politik doğruculuk özünde ne kadar doğru olursa olsun verdiğim örnekte de gösterdiğim gibi kolaylıkla kötüye kullanılarak bir baskı ve manipülasyon aracına dönüşebiliyor.
Politik doğruculuk adına sansür devreye girdiği anda edebiyatta önemli bir yeri olan taşlama, alaylama, yergi ve kara mizah da geri plana itiliyor ya da yok sayılıyor. Karikatürün de ne büyük çatışmalara yol açtığını son yıllardaki gelişmeler gözler önüne seriyor.Almanya’da yeni yayınlanan ama hala yönetmenini bulamayan kara mizah oyunum “Memleketimden Kadın Manzaraları” (Blickwechsel, Frauenlandschaften) sadece bizde değil yurt dışında da şaşırtıcı bir sansürle karşılaşmıştı. Viyana’daki ajansımın bana yolladığı raporlarda oyunla ilgili çok olumlu yorumlar gelmesine rağmen, böyle bir oyunun sahnelenmesinin riskli olduğu görüşü ön plandaydı. Bunun da nedeni taşlamanın temelini oluşturan doğru/yanlış görüşünün ön planda olmasıydı. Gerçekten de herkes kendi açıdan haklıdır gibi bir göreceliği savunan postmodernizmin hala geçerliğini sürdüğü bir dönemde taşlama türü oyunları pek sahnede göremiyoruz. Öte yandan yazarın yan tutması ve sosyal ya da politik bir iletiyi savunması çoğu kez didaktik gibi bir damgalamayla küçümseniyor. Bu da bizim kuşağın olmazsa olmaz diye kabul ettiği sorgulayıcı ve eleştirel bakışın yavaş yavaş yok edildiğini gösteriyor.
Sonuçta sansür demokratik toplumlarda sadece gizli sansür ve otosansür olarak etkisini sürdürürken bizim gibi otoriter ve baskıcı toplumlarda dolaysız sansürden gizli sansüre kadar bütün boyutlarıyla ve yoğunluğuyla yaşanıyor. Çünkü dolaysız sansür ne kadar yoğunsa gizli sansür ve otosansür de o kadar kolay dal budak salabiliyor. Bu açıdan toplumumuzun her tür sansür biçiminin kolaylıkla filizlendiği tipik bir sansür cenneti olduğunu söyleyebiliriz.
Bugün, enerjin yüksek ve çevrendeki olaylara karşı duyarlılığın artmış durumda. İçsel motivasyonun seni harekete geçirirken, yeni başlangıçlar yapma isteğin baskın olacak. Hedeflerine ulaşmak için cesur adımlar atabilirsin; ancak bu süreçte sabırlı olmayı unutmamalısın. İletişim becerilerin sayesinde sosyal ilişkilerini güçlendirebilir, dostlarınla keyifli anlar paylaşabilirsin. İş hayatında yapıcı tartışmalara girmekte fayda var; fikirlerini net bir şekilde ifade et ve kararlılığını göster. Kendine zaman ayırmayı da unutma, zira zihinsel sağlığını korumak için biraz dinlenmeye ihtiyacın var. Romantik ilişkilerde ise samimi ve içten bir iletişim, aranızdaki bağı güçlendirecek. İlerlemek istediğin alanlarda sezgilerine güvenerek hareket etmelisin.
Bugün, içsel huzuru bulma arayışında kendini daha derin düşüncelere dalmış halde bulabilirsin. Duygusal durumlarını gözden geçirmek, geçmiş deneyimlerden ders çıkarmak için ideal bir zaman. İş hayatında bazı beklenmedik gelişmelerle karşılaşabilirsin; esnek olman, yeni fırsatlara kapı açabilir. Bununla birlikte, maddi konularda dikkatli olmalısın; harcamalarını kontrol altında tutmak, ileride işine yarayacak. İlişkilerde anlayışlı ve sabırlı olman, hem seni hem de partnerini daha yakın ve mutlu kılacak. Doğayla bağlantı kurmak, ruh halini yükseltebilir; belki bir yürüyüş ya da sağına soluna bakarak geçireceğin bir gün, seni rahatlatacak. Unutma, kendine ayırdığın vakit değerli ve gereklidir.
Bugün sosyal ilişkiler ve iletişim odak noktan olacak. Çevrendeki insanlarla daha derin ve anlamlı bağlantılar kurma arzusun artacak. Farklı düşüncelere açık olman, yeni arkadaşlıklar ve ilginç tartışmalar için kapılar açacak. Özellikle sanatsal veya yaratıcı faaliyetlerde bulunmak, içsel dünyanı zenginleştirecek. Bugün duygu ve düşüncelerini ifade ederken akıcı olacaksın. Ancak, dikkatin dağılabilir; bu nedenle önceliklerini belirlemek faydalı olacaktır. Problemleri çözme yeteneğin yükseleceği için belirsizlikler karşısında soğukkanlılığını koruyabilirsin. Unutma, bazen durup etrafındakileri gözlemlemek de büyük farklar yaratır. Yaratıcılığını ön plana çıkarırken, kariyer hedeflerinle ilgili yeni fikirler geliştirebilirsin. Kendini yeniliklere açmanın, yeni fırsatlar doğuracağını unutmamalısın.
Duygusal derinliklerin öne çıktığı bir gün. İçsel hislerin, çevrendeki bir olayla tetiklenebilir; bu durum seni fazla düşünmeye ve sorgulamaya itebilir. Aile bağların güçleniyor, sevdiklerinle kuracağın samimi diyaloglar, ruh halini pozitif etkileyebilir. Kendini korumak istediğin anlarda, eski anılar aklına gelebilir. Bu anıları değerlendirirken, geçmişin ışığında geleceğine dair yeni kararlar almaya açık olabilirsin. İçsel gücünü keşfetmek için yalnız kalmayı arzulayabilirsin; meditasyon veya doğada yürüyüş yapmak ruhuna iyi gelecektir. Kendi sınırlarını belirlemek, başkalarıyla olan ilişkilerini dengelemek adına önemli bir fırsat sunuyor. İlginç bir olay, seni geçmişle yüzleşmeye ve bazı duygusal engelleri aşmaya itebilir. Kendinle barışık olmak için zaman ayırmayı unutma.
Bugün, içsel gücünün ve öz güveninin zirveye çıkacağı bir dönemdesin. Hayallerini gerçekleştirmek için cesaretle adımlar atabileceğin bir zaman dilimi. Sosyal ortamlarında parlayacak, çevreni etkileyen bir karizma sergileyeceksin. Yeni fırsatlar kapını çalabilir; bunları değerlendirirken sezgine güven. Yaratıcılığını ortaya koyabileceğin projelerde harika sonuçlar alabilirsin. Ancak, egonu dengelemekte zorlanma ihtimalin var. Dikkatini başkalarına da yönlendirerek empati kurmayı ihmal etme. İlişkilerinde sıcak ve samimi bir hava hakim. Sevdiklerinle keyifli vakit geçirmenin tadını çıkar. Sağlığına dikkat etmeli, fiziksel aktivitelere zaman ayırmalısın. İş ve özel hayatındaki dengeleri sağlam tutman, sana uzun vadede fayda sağlayacak.
Gününüz detaylarla dolu ve sistematik yaklaşımınızı ortaya koymanız gereken bir zaman diliminde. İhtiyaçlarınıza odaklanmak, yaşamınızdaki karmaşayı düzenlemek için harika bir fırsat sunuyor. Belki de uzun zamandır ertelediğiniz bir projeye el atmalısınız; bu, yaratıcılığınızı besleyecek ve zihninizi dinlendirecektir. İletişimde dikkat ve özen gerektiren konular ön plana çıkabilir, sakin ve nazik kalmanızı sağlayacak durumlar bulabilirsiniz. İlişkilerde huzuru sağlamak adına yapıcı bir tutum benimsemek, çatışmaları ve olumsuz enerjiyi uzaklaştıracaktır. Kendinize yönelik eleştirilerde bulunmaya meyilli olabilirsiniz; bunun yerine, öz şefkat geliştirmek ve başarılarınızı kutlamak için kendinize alan tanımalısınız. Sağlık konularında dikkat etmelisiniz; düzenli beslenme ve egzersiz alışkanlıkları, bu dönemde vücudunuza olan sevgiyi artıracak ve zindeliğinizi destekleyecektir. Kendi iç yolculuğunuzda keşifler yapma zamanı; günlük rutinlerinizi gözden geçirip yenilikler katmak, ruhunuzu besleyebilir.
Güzellik ve estetik arayışı ön planda. İçinde bulunduğunuz ilişkilerde denge arayışı, huzur ve uyum sağlama çabası gözlemlenecek. İletişim yeteneklerinizi kullanarak, sevdiklerinizle olan bağlarınızı güçlendirme fırsatına sahip olacaksınız. Sosyal çevrenizle yapacağınız etkinlikler, yeni bağlantılar kurmanıza zemin hazırlayabilir. Kendi ihtiyaçlarınızı önceliklendirmek de önem kazanıyor; başkalarına yardımcı olma arzunuz, kendinize döngüsel bir fayda sağlamalı. Bugün içinde bulunduğunuz ortamda, estetik ve uyum arayışınızı pekiştirecek fırsatlar karşınıza çıkabilir. Kendinizi ifade etme yolunda cesur olun, içsel sesinize kulak verin. Sanatsal ve yaratıcı yönleriniz, sorunlarınıza farklı bakış açıları sunabilir, yeni projelere ilham verici katkıda bulunabilirsiniz.
Derin duygular ve yoğun tutkulu hislerle dolu bir gün seni bekliyor. İçsel dünyanınla yüzleşme fırsatı bulabilirsin; bu, kendini keşfetmenin güçlü bir yolu olacaktır. Gizli sırların açığa çıkması, ilişkilerde yeni dinamikler yaratabilir. Duygusal yoğunluğun, isyan etme isteğiyle birleşebilir. Ancak bu hisleri yapıcı bir şekilde yönlendirmek, ilişkilerine katman katman derinlik katacaktır. Doğa ile ve kendinle huzur bulmak için zaman ayır. Belki de andan itibaren, yeni bir başlangıç ve dönüşüm deneyimleme çağrısındasın. Geçmişin izleri, geleceğine ışık tutabilir; unutma, kendi karanlık yanlarınla barışmak, seni güçlendirecektir. Kendine güven, sezgilerine kulak ver ve içsel yolculuğunun tadını çıkar.
Dinamik enerjin, bu dönemde yeniliklere açık olmanı gerektiriyor. Keşfetme arzun, seni yeni deneyimlere yönlendirecek. Sosyal hayatında beklenmedik sürprizler yaşama olasılığın yüksek. İletişim kurmak, bağlantılar oluşturmak ve fikirlerini paylaşmak için mükemmel bir zaman. Duygusal açıdan, içsel huzur arayışında olabilir, bu yüzden meditasyon veya doğada zaman geçirmek seni rahatlatabilir. Kariyerinde ise hedeflerine ulaşmak için cesur adımlar atman gereken bir süreçtesin. Fırsatları değerlendirmekten çekinme; inandığın projeler üzerinde çalışmak, uzun vadede seni tatmin edecek sonuçlar doğurabilir. Sağlığına dikkat etmelisin; dengeli beslenme ve düzenli egzersiz, enerjini artırmanı sağlayacak. Kızgınlık ve hayal kırıklıklarına dikkat et, bu duygular seni aşağı çekebilir. Kendine güven; bu potansiyel dolu dönemde, sınırlarının dışına çıkmak sana çok şey katacak.
İleriye dönük hedeflerine odaklanman gereken bir gün. Sorumlulukların artabilir, bu durum seni endişelendirebilir ama tüm bu yüklerin üstesinden gelebilme yeteneğine sahipsin. Kariyerinle ilgili yeni fırsatlar kapını çalabilir, bu nedenle dikkatli olmalı ve değerlendirmelisin. İletişim becerilerini kullanarak, seni destekleyecek insanlarla ilişki kurabilirsin. İş ve özel hayatında dengeleri sağlamaya çalış; bu, zihnindeki karmaşıklıkları azaltmana yardımcı olur. İçsel motivasyonun yüksek; bu, yapman gereken işlerde sana güç katacak. Geleceğe dair planlarını gözden geçirerek, kararlı bir şekilde ilerleme fırsatını değerlendirmelisin. Unutma, disiplinin ve azmin senin en büyük gücün. Kendine güven ve adımlarını sağlam at.
Bugün, bağımsızlık arzusunun yoğunlaşacağı bir dönemdesin. Sosyal çevreye olan ilgin, yeni bağlantılar kurma isteğinle birleşerek parlayacak. Arkadaşlarınla güçlü bağlar kurmayı isteyebilirsin, birlikte projeler geliştirmek için ilham bulabilirsin. Duygusal alanlarda ise, duygularını ifade etmekte tutuk olabilirsin; bu nedenle içsel derinliğine yönelik bir keşif yapma zamanı. Eğilimlerin, alışılmışın dışına çıkmak ve farklı bakış açıları edinmek yönünde. Yaratıcılığını besleyecek yeni konulara yönelmek sana iyi gelecek. Unutma, karşılaştığın zorluklar senin gelişiminin bir parçası ve bu süreç, seni daha özgün bir noktaya taşıyacak. Gelecek hakkında umut dolu düşünceler beslemek, yaratıcılığını tetikleyebilir. günü kendini ifade etmek ve hayal gücünü serbest bırakmak için fırsatlar bulabilirsin.
Duyguların derin sularında yüzmeye hazır ol. Hayal gücün bugün oldukça güçlenmiş durumda; bu, sanatsal yaratıcılığını artırabilir. İçsel sezgilerine güvenmek, önemli kararlar alırken sana rehberlik edebilir. Sosyal ilişkilerde empati ve anlayış ön planda. Başkalarının hislerine duyarlı olman, çevrendeki insanlarla bağlarını güçlendirebilir. Eğer romantik bir ilişki içindeysen, sevdiklerinle derin ve anlamlı bir bağlantı kurma fırsatın olacak. Ancak, gerçeklerden kaçmamak gerektiğini unutma; hayal gücünü gerçeğe dönüştürmek için net bir vizyon belirlemelisin. Kendi ihtiyaçlarına ve sınırlarına dikkat et; aşırı fedakarlık yapma eğiliminde olabilirsin. Kendine zaman ayırmayı ve ruhsal dengeni korumayı ihmal etme. Her şeyin bir yeri ve zamanı var; içsel huzurunu bulmak için dengeyi sağlamak önemli.