Birkaç gün önce şöyle bir yazı paylaşmıştım:
“Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev. Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan, insanlara saygılı davran. Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce sen onları anlamaya gayret göster.”
Bu cümle yer aldığı bağlamdan çıkarılıp tek başına yazılınca kitapta (İLETİŞİM DONANIMLARI) ifade ettiği anlamı tam veremiyor. Bu yazımı değerlendiren ve kendi görüşlerini ifade eden okurlarım önemli bir ayırımın farkına vararak uyarılarda bulundular. Siz okurlarımın değerlendirmelerinde üzerinde durduğunuz önemli ince ayırım şu: Niyetin saflığı konusunda verilen cümle açık ve seçik değil. Yukarıdaki ifadede bir tür ‘çıkarcılık’ var. Sanki, onların ‘bana vereceklerini’ önemsediğim için insanları seviyor, saygılı davranıyor ve anlıyorum, anlamı çıkıyor.
Niyetinin saflığını keşfetmiş biri doğru olan doğru olduğu için, kendi gözünde iyi bir insan olmanın gereği olduğu için, insanları yargılamadan sevmenin, onlara saygılı davranmanın ve onları anlamanın önemli olduğunu bilir. Başkalarından elde edecekleri değil, kendi karakteri onun duygu ve davranışlarını yönetir. Kitabın içinde bu anlamlar yer almakta ama cümle tek başına verilince sanki ‘çıkarcı’ bir tavır destekleniyor gibi anlaşılıyor.
Bu anlayış içinde cümleyi tek başına şöyle ifade edebiliriz: “Kendi gözünde özüne saygı duymanın önemini keşfetmiş olgun insan, başkası ne derse desin, doğru olanı yapmaya ve yaşamaya özen gösterir: ilişki içinde olduğu insanlar farkına varsa da varmasa da onları sever, saygılı davranır ve onları anlamaya gayret gösterir.”
İyi ki varsınız. Teşekkürler, sevgiler, saygılar. (Doğan Cüceloğlu / 29.12.2019)