
Akışta olmak ile boş vermişlik birbirine karıştırıldığını gözlemlemekteyim….Bana göre akışta olmak; ne istediğini, neye ihtiyacının olduğunu algılamayacak derecede algıları köreltmek, mücadele etmemek, içten yükselen duyguları duyarsızca bastırmak, düşünmemeye çalışmak, hiçbir şeye sahip çıkmamak, hiçbir şeyin sorumluluğunu almamak, başımıza gelen her olaya “eyvallah” deyip tepkisiz olmak için elini kolunu bağlamak ve bir yaprak gibi bir o tarafa bir bu tarafa savrulmak demek değildir. Bu saydıklarım akışta olmak değil; bu yaşamdan “bıkmak”, yaşamın değişkenliğiyle, içsel gelen duygularla baş edemeyecek kadar aklı ve yüreği birlikte kullanamamak ve “boş vermişliğe” başvurmaktır. Akışta olmak; yaşamın değişkenliğine farkındalıkla yaklaşmak, üzerine düşen sorumluluğu alıp fonksiyonunu yerine getirmek, bu değişkenliğe akıtılması gereken enerjiyi akıtmak, gereken eylemlerde bulunmak, öğrenmek, öğretmek, duyguları bastırmadan görmek, anlamak ve şifalandırmak; kısaca “yaşama sahip çıkmak”, yani “yaşamaktır”….Yaşamı hissetmeniz ve yaşamınızı yaşamanız dileğiyle….Sevgiler:)
Hassas duyguların derin sularında yüzüyorsun. İçsel sezgilerin güçleniyor, zira kalbinin sesine kulak verme zamanı. İlişkilerinde sağlıklı sınırlar koymak, duygusal yüklerinden arınmana yardımcı olabilir. Sanat ve yaratıcılıkla ilgilenmek için mükemmel bir gün. İçindeki yaratıcılığı birkaç heceyle anlatmaya ya da tuvalde ifade etmeye çalışabilirsin. Maneviyat, ruhsal gelişim ve meditasyon gibi uygulamalar bu dönemde seni aydınlatabilir. Beklenmedik bir destek, hayal gücünü harekete geçirebilir. Hayallerin peşinden gitmekten çekinme; evren seni yönlendirecek. Kendine olan inancını tazele, merhametinle hem kendine hem başkalarına dokun. Tam bu noktada, sezgilerin kılavuzluğunda kararlılıkla ilerlemen gerektiğini unutma.