Elif Ongan ve Güray Dinçol ile “Nasıl Bilirdiniz?” Oyunu Üzerine Söyleşi

Elif Ongan ve Güray Dinçol ile “Nasıl Bilirdiniz?” Oyunu Üzerine Söyleşi

Gelenekselleşmiş bir olgudur, vefa edenleri iyi bilmek… Gerçekten iyi bilinmeyi hak ediyorlar mı, o belirsizdir… Bu belirsizliğin yanıtını “Nasıl Bilirdiniz?” oyununu seyrederken bulabilirsiniz. 

“Nasıl Bilirdiniz?”, tek kişilik bir oyun olsa da, ses, ışık ve görsellik eşlik ediyor oyuncuya. Bu anlamda oldukça kalabalık bir oyun “Nasıl Bilirdiniz?”. Üstelik çok da önemli bir savı var oyunun:“Herkes anlatılmayı hak edecek kadar eşittir” diyor. Sadece insanları kastetmiyor bunu söylerken. “Hayatı paylaştığımız tüm yaşam formları önemlidir” diyor. Farklı hikâyelere, hayatlara sahip olsak da yaşam alanı ortaktır ve bu ortaklıkta tüm yaşamların söz hakkı vardır.  Herkesin, her canlının bir hikâyesi vardır ve birilerinin önemsemiyor olması o hikâyenin büyüsünü bozmaz.

Oyunun yazarı ve oyuncusu Elif Ongan ve oyunun yönetmeni Güray Dinçol ile “Nasıl Biliridiniz?” üzerine konuştuk… 

Ayçe Özyiğit : Yersiz Kumpanya’dan bahsedenim öncelikler isterseniz… Yersizlik neyi tanımlıyor sizce? Bir yere ait olmama hali mi yoksa her yere ait olduğu için aslında “yersiz” olmak mı?

Elif Ongan : Sanırım ikisini de barındırıyor. Yersiz Kumpanya’yı 2017’nin sonunda kurduk. “Nasıl Bilirdiniz?” oyunundan önce yine benim kaleme aldığım “Unutulan”, isimli başka bir projemiz daha oldu. Oyun, Anadolu’ya yapılan bir turne sırasında kumpanyanın borcunu ödeyemediği için rehin bıraktığı iki Ermeni kadın oyuncunun bir gün seyredilebileceği umudu ile oynadıkları oyunlarını ve var olma mücadelelerini anlatıyordu. “Nasıl Bilirdiniz?” Yersiz Kumpanya’nın ikinci oyunu. Yersiz Kumpanya ortalama duruma bakmaksızın devamlı ümitli ve derinliğine hissederek, normale uygun olmak zorunda olmayan, hegomonik söylemlerin tutarlılığını darmadağın ederek üretmeye teşvik eden bir dolaşıklık, dolaşma halini benimser. Düşüncenin ve fikirlerin de dolaştığı ve bu dolaşıklık içinde üretim yapan bir oluşum. Dolayısıyla bizimle yol alan insanlar değişebiliyor. Ve isteyen ekip gelip bizimle çalışabilir. Bir mekânımız yok. Bize kapısını açan mekânlarda sahneye çıkıyoruz. Yersizlik biraz da buradan geliyor. Pandemi öncesinde, hedef sahnede daha kalabalık bir oyuncu grubunun olacağı bir proje olması yönündeydi. Fakat pandeminin hepimiz üzerinde bıraktığı etki ile proje değişim gösterdi. Ancak bu oyunun arkasında da oldukça kalabalık bir isim ve mekân listesi var. Hepsine teşekkürlerimi burada da dile getirmek isterim. Başta yönetmenimiz Güray Dinçol olmak üzere, Berkay Özideş (müzik yönetmeni), Ece Zeynep Taşkın (yardımcı yönetmen), Utku Kara (ışık tasarımcısı), Ülkü Şahin (kostüm tasarımcısı),  Jeff Oslo &Shao (görsel tasarım ve animasyon), Gözde Yıldız (asistanımız), Osman Onur Can (ışık operatörü) benim için çok önemli. Bizlere mekân desteği sağlayan ve çalışmada yol almamızı sağlayan Cihangir Atölye Sahnesi, Bomovu, TakTak Atölye, Zerrin Yanıkkaya, Irmak Kuyumcu, Zeynep Kuyumcu, Özgür Doğa Görürgöz, Bercuhi Berberyan, Emine Dikmen, İdea Drama Sanat ve Atölye Pasaport’da ayrıca teşekkür etmek isterim. 

AyçeÖzyiğit : Fiziksel tiyatro deyince akla ilk gelen isimlerden biri Güray Dinçol. Elif Hanım da fiziksel tiyatronun en önemli isimlerinden. Hal böyle olunca, kinizin aynı projede yer alması kaçınılmaz gibiydi sanki. Birlikte çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Güray Dinçol : Hikâyenin benim için en ilgi çeken yanı bir yönetmen olarak bana sunduğu gerçek ve fantezi arasında gezinebilme ve bunu sahne üstünde araştırabilme olanağıydı. Diğer taraftan Elif’in kendine has hikâye etme biçimi, duyarlı kalemi, politik düzlemi, yazarken oluşturduğu dramaturjik çatı bu metni sahneleme konusunda bende heyecan yarattı.

Elif Ongan : Güray’la uzun bir süredir çalışmak istiyordum. Oyunun ilk ve kısa halini Güray’a göndermiştim. O da oyunu sevdi ve birlikte çalışmaya böyle başladık. Süreç kendini ve çalışma yöntemini belirliyor. Bizim çalışmamız pandemiye denk geldi ve uzun süreli kopmalar ve tekrar başlamalarla gerçekleşti. Sahneleme için de Güray’la buluşarak, görüşebildiğimiz ölçekte prova yaparak devam ettik. Çalışmalar sırasında ben öncesinde kendim çalıştım ve Güray’la buluştuğumda oyun üzerine yeni fikirler ve üretimlerle devam ettik. Sonrasında araya hastalıklar, kopmalar, sokağa çıkma yasakları gibi etkenler girdi.  Proje durdu durdu başladı. Sonunda 23 Eylül 2022’de prömiyer yapabildik. 

Ayçe Özyiğit: Oyunda kullanılan tekniklerden söz edebilir misiniz?

Elif Ongan: Tabii yolda birçok kazanımlarımız oldu. Bir süredir aklımda olan oyun içinde kullandığımız bir vokal kompresörü var. O vokal kompresörü sesin kendi anlatımını ve aynı zamanda sesin de kendisinin getirdiği yeni karakterler ekleyebiliyor. Böylece tek değil birçok kişi ile oynama şansım oluyor. Işıklar da oyunun bir parçası. Işıkların da konuştuğu, şekillendiği, insanlaştığı ve anlattığı bölümler var. Sesle, ışıkla ve tabi ki sözle anlattığımız her şey yaratılan uzamın bir parçası… Tiyatronun kendi olanakları dışındaki başka ekipmanlarla çalışmak insana bambaşka bir dünya açıyor, bambaşka bir evren yaratıyor. O evrenle oynamak çok eğlenceli. Düşünme biçimin değişiyor.

Güray Dinçol: Oyun en temelinde hikâye anlatıcılığı diye tanımlanabilir. Ama biz bu reji özelinde sesin, ışığın, videonun, kostüm ve makyaj tasarımının, sahne tasarımının hepsinin eşit derecede hikâyeye katkı sunduğu performatif bir anlatı deneyimi yaşatmak istedik seyirciye. Özellikle tek kişilik oyunların sahnede oyuncuyu yalnızlaştıran yapısını, tiyatronun diğer etmenleri ile bozuma uğratıp oyun kişisini sahne üstünde diğer olanaklarla çoğaltmaya gayret ettik. Bu noktada sahne üstünde sesi bir Loop Station vasıtasıyla yoğun biçimde kullandığımızı ve oyuncunun sesini çoğaltarak sesle bir tür oyun uzamı yarattığını da belirtmek isterim.

Ayçe Özyiğit: Oyun, her yönüyle bir bütünlük sunuyor. Kullanılan hiç bir teknik öğe oyunda eğreti durmuyor.  Bu anlamda oyun metninin ve oyunculuk tekniğinin bu bütünsellikteki belirleyiciliği nedir?

Güray Dinçol: Bence doğru bir evren inşa edildikten sonra herhangi bir oyun herhangi bir biçimde sahneye konulabilir. Orada temel, rejinin metinle dayanakları olan bir bağ kurarak metni sahne için yeniden yaratması. Her zaman en çok dikkat ettiğim şey neyi yaptığım değil nasıl yaptığıma odaklanmak oldu.

Ayçe Özyiğit: Oyuncunun potansiyeli ve yeteceği ne denli önemli bu belirlenimde? Oyuncunun belli tekniklere aşina olması, tekniğin bilgisine sahip olası, belli tekniklerde deneyimli olması gerekiyor mu? Bu bağlamda Elif Hanımla çalışmak nasıldı?

Güray Dinçol: Beden ve hareket odaklı bir tiyatro türünde oyuncunun kendi malzemesi oldukça önemli elbette… Konservatif eğitimde zaten bu eğitimlerin altyapısı verilmiş olmalı. Beden ve ses enstrümanını yeterince güçlü kullanamayan bir oyuncu sahnede hangi teknikle çalışırsa çalışsın zaten güçlükler yaşayacaktır diye düşünüyorum. Yine aynı şekilde tiyatro teknolojilerine, plastik sanatlara,  sinemaya, psikolojiye, felsefeye, çağdaş hareket tekniklerine belli bir seviyede oyuncunun ilgi duyması gerekli diye düşünüyorum. Elif çok cömert, çalışkan, özellikle bu oyunu sahneye taşımak konusunda da oldukça arzulu bir oyuncuydu. Azmi, gayreti ve özellikle son haftalarda oyunun hem yapım, hem sahnelenme hem de oynama sürecini oldukça iyi yöneten bir oyuncu. Müzikal becerileri, reji sezgisi, uzun yıllara dayalı tecrübesi oyun sürecimize büyük katkı sundu diyebilirim.

Ayçe Özyiğit: Konusu da oldukça farklı bir oyun “Nasıl Bilirdiniz?”. Metin mi tekniğe göre şekillendi yoksa teknik mi metne göre oluştu?

Elif Ongan: Metnin yapısı da dönüşen ve değişen özellikler içeriyor. Büyülü gerçeklik dediğimiz türe göz kırpıyor. Bu konunun ilk çıkışı eşimin annesinin cenazesinde gerçekleşti. Cenazenin 3. gününde eve dua okuyucu olarak bir kadın geldi. Çok net hatırlıyorum. Çizgili bir poşeti vardı. İçinden hoparlörünü çıkardı, mikrofonu taktı, hepimizin bildiği geleneklerdeki duasını okudu, şarkılar söyledi. Sonra da hikâyeler anlatmaya başladı. Tüm bu cenaze ve ölüm ritüeli içinde ortaya neredeyse hepimizi gülümsetecek değişik bir ruh hali yayılıyordu. Bu olay uzunca bir süre kafamda dolaştı. Sonra pandemi ölümle kurulan ilişkiyi yeniden sorgulattı bana…  Yanımızdan geçen insanların birdenbire kaybolmasıyla alakalı olarak ölüm ve yaşamla ilgili çok şey öğretti. Ölüm bir sayı haline geldi. Rakam olarak telaffuz ediliyordu. Bu arada hepimizin insanla, bitkiyle, diğer tüm canlılarla ilişkimiz de değişmişti. Tüm bunlar oyunun konusunu ve anlatılma biçimini değiştirdi.

Güray Dinçol: “Nasıl Bilirdiniz” bence karanlık bir masal. Gerçek ve fantezinin iç içe karıştığı anlatım dili beni etkiliyor. Bu kadar gerçekle yorulduğunuz bir zamanda masalsı ama aynı zamanda oldukça sert hikâyeler dinlemek ve bunları sahnelerken de farklı biçimler araştırmak açısından bana oldukça güzel bir alan açtı diyebilirim.

Güray Dinçol

Ayçe Özyiğit: Fiziksel tiyatro, clown, Lecoq, groteks, bufon… Özellikle alternatif tiyatro seyircisi artık bu teknikleri benimsedi mi sizce?

Güray Dinçol : Ben Türkiyeli seyircinin bu tekniklere açık olduğunu ve iyi örnekleri ile karşılaştığında çabucak kucakladığını gözlemledim. Kendi geleneğinde hareket ve oyun odaklı bir tiyatro birikimi yatan bu coğrafyada elbette bedene dayalı bir anlatı karşılık bulacaktır. Uzun yıllardır alışageldiği seyir yapısının dışında bir şeyle karşılaştığında kısa bir şaşkınlık yaşasa da özenle yapılmış her tür biçimsel denemenin seyircide karşılık bulacağına inandığım gibi özellikle fiziksel türlerin bizim seyircimize çok daha yakın olduğunu düşünüyorum.

Ayçe Özyiğit: Aslında tiyatronun kendisinin “fiziksel” olduğunu söylemek doğru olmaz mı? 

Güray Dinçol: Evet diyebiliriz. Ben fiziksel tiyatro tanımlamasını çalıştığım alanın hareket, beden, oyun odaklı olduğuna vurgu yapmak adına ve alanı daha net tanımlayabilmek adına kullanıyorum. Yoksa fiziksel olmayan bir tiyatro türü elbette yok.

Ayçe Özyiğit: 2004 senesinde İstanbul Devlet Tiyatroları’nda mask tiyatrosu oyunu olan “Sersemler Evi” oyununu izlemiştim. Sözsüz oyun o dönemde oldukça yabancıydı bana. Siz tiyatro da “söz”ü nasıl değerlendiriyorsunuz?  

Güray Dinçol: Tiyatroda sözün de bir fiziksel unsur olduğunu düşünüyorum. Uzun yıllardır alıştırıldığımız tiyatro biçimi söze dayalı olduğu için biri diğerinden daha üstün olmayabilir.   Burada önemli olan bence tiyatro yapan kişilerin doğru tanımlamaları ve olanı hizmet edecek biçimi ve içeriği doğru inşa etmeleri. Ben kendi tiyatro yolculuğumda bedenin ve her tür maskenin bütün olanaklarını kullanmayı sevdiğim için bu alanda derinleşmeye gayret ediyorum.

Ayçe Özyiğit: “Herkes anlatılacak kadar eşittir” diyor oyun. Eşit midir sizce ya da eşit olmalı mıdır? Anlatıcının kocası mesela? Ya da bakkal Hüseyin Efendi?

Elif Ongan: Tabii ki burada belli karakterlerin hikâyesini anlatamayacağım. Genel geçer dünyada onların hikâyeleri altları kalın konturlarla çizilerek anlatılıyor zaten. Hâkimiyetini kurmuş kişilerin hikâyelerini anlatmak gerekli mi? Tek bir cümleyi söyleminden bağımsız düşünemeyiz. Asıl meselemiz bu cümlenin önünde ve sonunda devam eden anlatılmayanların hikâyelerini dinletmek ya. Kocasının hikâyesini genel geçer dünyada herkes o kadar iyi biliyor ki zaten. Gerçekten iyiler mi? O kadar yapıp ettiklerinden sonra sadece öldükleri için onları iyi bilmek zorunda mıyız? Anlatılacak kadar eşit olanlar; “Gölgeleri uzayan çocuklar, oyundaki Arlet Hanım, menekşe, Zamanın Efendisi (Saatçi Kadın Hatice Teyze)… Metnin, “hepimiz bir havuzun etrafında toplanabilirdik”, gibi bir ütopyası var. O ütopyaya şunu anlatıyor; yanından geçtiğin fakat görmediğin kişiler sen görmedin diye olmayacak değiller, onlar hep vardı. Bana göre bu sebepten ötürü herkes anlatılacak kadar eşittir. Yani söylemeye çalıştığımız şu; bir köpeğin hikâyesi de anlatılabilir, sarmaşığı kurtarmaya çalışan bir kadının da hikâyesi anlatılabilir, hiç görünmeyen 30 tane çocuğun hikâyesi de anlatılabilecek kadar değerlidir. 

Ayçe Özyiğit: Son yıllarda genellikle büyük trajedi yaşamış kişilerin ya da bilim, sanat, spor, politika vb. alanlarda iz bırakan isimlerin hikâyelerine tanıklık ediyoruz tiyatro oyunlarında. “Nasıl Bilirdiniz?” ise mahalledeki çocuklar, köpek, bir çiçek, bir komşu gibi “sıradan” olana odaklanıyor. Bu bir tercih mi? 

Elif Ongan: Hikâye anlatıcısı kadın kendini hiçbir zaman bu şekilde anlatmayacak ya da kendi hikâyesini anlatabilecek bir platform bulamayacak. Gerçekten de kadının hikâyesi anlatılmıyor ama muhtemelen adamın hikâyesi anlatılacak, soyadı ile birlikte devam edecek, hep yaşayacak. Bu kadın zaten konuşmadığı için görünmüyor. O yüzden konuşmayanlar hayalet olmak zorunda kalıyorlar. Bu, her yerde, birçok ülkede yazılı olmayan bir kural gibi… 

Ayçe Özyiğit: Oyunda doğa, hayvan ve insan üçlemesi söz konusu. Sadece insanların hikâyelerine odaklanmaması da oyunu ilginç kılan bir unsur.

Elif Ongan: İnsan çok kibirli bir varlık. Onca yaşam formu söz konusuyken insan o kadar da önemli olmamalı… Yani bir ağacın da, bir sarmaşığın varlığının da en az bakkalın tabelası kadar kıymetli olması gerektiğini düşünüyorum. Bunu savunduğu için bir kişi neden rahatsızlık verici oluyor? İnsan bir şeye bir isim veriyor (onu tanımlıyor)  ve o ismi verdiği için onu sınıflandırıp onun kalıbına sokmaya çalışıyor. Sonra o kalıba sığmayınca da onu öldürüyor. Burada yaşama hakkı üzerine konuşmaya çalışıyorum. Oysaki her varlığın bu dünya üzerindeki yaşam hakkı en az senin kadardır. Bu yüzden konuşmayan varlıklar oyunda, anlatıcının dünyasında dile geliyor. Yaşam döngüsünde insan ilk önce bitkiyi ve hayvanları yok edebileceğine, cinsiyetle hiyerarşi yaratabileceğine sonra politik olarak azınlıklar oluşturabileceğine karar veriyor. Sonra bir normal yaratılıyor ve bu normalin dışındaki her şey eğer normale hizmet etmiyorsa- yok olmalı gibi bir düşünce oluşuyor. Tam da işte bu yüzden anlatılmayanların hikâyesi anlatmaya değer bence. Hala hesabı verilememiş, anlatılmayan çok ölüm var. 

Ayçe Özyiğit : Oyundaki deyişi kullanırsak Jeyan… ( gülüşmeler) Jean Paul Sartre’ın oyunda yer alması, varoluşçuluğa bir selam gönderme diyebilir miyiz?

Elif Ongan : Tabii ki selam gönderme. (gülüşmeler) Karakterimizin bilgi kaynaklarından biri de kese kâğıdı olarak ev giren gazeteler. Ben küçükken –gazetelerin gazete olduğu zamanlarda- gazetelerin arkasında kitaplar bölüm bölüm yayınlanırdı. İnce Mehmet’i gazeteden okumuştum mesela. Herkes okuyabiliyordu o zamanlarda. Anadolu’da gazeteler üzerinden okuma alışkanlığı kazanmış, daha iyi okur olmak için kitaplara bulaşmış çok insan var. Karakterimiz ise öyle büyük bir yalnızlık içinde ki Sartre ile arkadaş olmak istiyor. Çünkü düşünce olarak Sartre ile birbirlerine çok benziyorlar. Normal bir kız çocuğu olarak okuduklarını anlayabiliyor, (gülüşmeler) öğrenebiliyor. Oyunda yakın tarihte tanık olduğumuz entelektüel yıkımdan da bahsediyoruz. Ölüm ve yaşamla ilgilenen bir insanın Sartre’yle ilgilenmemesi, yakınlık kurmaması mümkün değil. 

Ayçe Özyiğit: Oyundaki anlatıcı neden kendi hikâyesini diğerlerinin hikayelerinin  arasına gizliyor?

Elif Ongan: Hikâyeleri anlattıkça kendini anlatabiliyor. İnsan kendini birileriyle konumlanmasına göre biçimlendirir ve belirler ama kendi hikâyesini anlatamaz. Anlatmaya başladığında kendi hikâyesinin geçmişte tezahür ettiği biçimini hatırlayıp onu hikâyeleştirmeye çalışır. Kendisini ancak başkalarını anlatırken anlatabilir. Hikâyeler açıldıkça anlatıcının da kendisine dair konuşabilme nedeni oluyor. İçinde bulunduğu ortamda onun için konuşmak çok manasız. Neyi konuşacak ki? “İçine biraz masal katıyorum”,diyor. Anlattığı hikâyeleri kendi gördüğü yerden kırıyor. Kurgunun ve hayal kurmanın gücü… En karanlık hikâyeler kırdığın zaman renkleniyor.

Ayçe Özyiğit: Oyunda insanların ikiyüzlülüğüne de atıf yapılıyor. Aslında sevilmeyen insanları da neden “iyi bilmek” zorunda mıyız? Ölüm her şeyin üstünü örter mi?

Elif Ongan: Ölüm her şeyi kabul etmek zorunda değil diye düşünüyorum. Ölümün korkunçluğu yaşarken yapılan kötülüğü kapatacak bir şey değil. Öldükten sonra da herkesi iyi bilmek zorunda mıyız? Biraz bu sorguyu yapmak istiyoruz zaten. Cenazelerde insanların neden bu kadar iyi olduğunu anlamadığı bir yer vardı oyun metninde… O bölümü sahneleme sırasında çıkarmamız gerekti. Tam da bu konu üzerine sorgumuz. Ölüm karşısında niye bu kadar iyi oldular?

Ayçe Özyiğit: Oyun bir bakıma “sesin duyulması”nı merkeze alıyor öte yandan. Peki siz kendi sesinizi ne derece de duyurabildiniz? Sizin hikâyeniz anlatıldı mı yeterince?

Elif Ongan: Sarte’nin sözüne dönmek gerek sanırım. “Kişi her zaman hikâye anlatan biridir. Başkalarının hikâyeleri ile çevrelenmiş olarak yaşar. Başına gelenleri bir hikâye olarak görür ve kendini bir hikâye hayat hikâyesini anlatıyormuş gibi yaşamak ister.”Anlattığı hikâyelerin arasında kendi büyüme hikâyesini de anlatıyor ya… Ancak biz bu kurgu dünyasında o hikâyenin ne kadar gerçek ne kadar kurgu olduğu sorgusunda kalıyoruz. Kızın hikâyesi diğer hikâyelerin içinde devam ediyor. Oyundan alıntı yapacak olursak; “Hayal gerçeğin ayak izi… Evet! Ölen kişilerin hikâyesini anlatmak da onların ayak izinin üzerine kendi izimi koymak gibi onları yeniden yazmak gibi” Bir ortaklıktan bahsediyor. Ancak kendi gibileri anlatırsa sesini var edebilecek zaten.  Derdi de tam olarak bu… Başka türlü kendinden nasıl bahseder ki insan? Kendin dediğin başkaları ile oluşmaya başlayan bir konumlanma… Sartre’a göre; insanın tasarımsal varlık yapısı ölümü kendiliğinden dışlar; başkasının ölümüyle karşılaştığımız anlar dışında ölüm yokmuş gibi yaşayabiliriz.“Biz varken ölümün olmayışı; ölüm varken de bizim olmayışımızdır”

Ayçe Özyiğit: Son olarak size sormak istiyorum. Sizin için “bağımsız olmak” ne ifade ediyor? 

Güray Dinçol: Belirli bir kurumsal yapı içinde çalıştıkça sanatçının körelmeye başladığını düşünüyorum. Bu yüzden kendi sanat ve eğitimci yolculuğumda birçok farklı kurum ve yapıyla karşılaşmayı, her birinde farklı deneyimler yaşayıp yeni şeyler öğrenmeyi ve kendi özgün anlatım biçimimi geliştirmek için çabalamayı doğru buldum. Bu yüzden bağımsız kalabilmek çoğu zaman köşelerinin tutulduğunu düşündüğüm küçük tiyatro camiasında benim için önemli. Bağımsızlık ve hareket edebilme özgürlüğü sanatsal katılaşmaya engel oluyor.

Ayçe Özyiği ve Elif Ongan

Ayçe Özyiğit: Yersiz Kumpanya’nın yeni projeleri var mı?

Elif Ongan: Yersiz Kumpanya herkese açık bir alan… Pandemi ile boğuşan herkes gibi biz de kalabalık olmayan projelere yöneldik. Ancak sahne üzerinde olmasa da ekip olarak kalabalığız. Tabi ki çoğalacağız. Ekleneceğiz. Büyüyeceğiz. Yersizlik tam olarak da böyle sanırım… Var tabi bazı düşünceler ancak yolu tam çizilmedi. 

Ayçe Özyiğit: Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum

Elif Ongan: Biz teşekkür ederiz.

Güray Dinçol: Size ve Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’ne teşekkürler…

AYÇE ÖZYİĞİT

 

“Nasıl Bilirdiniz?” Oyun Programı:

11 KASIM KOMA SAHNESİ saat: 20.30

28 Kasım BAHÇEGALATA saat: 20.30

0
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU

Yeni başlangıçlar için harika bir gün. İçten gelen bir motivasyon, çevrendekilere ilham verme kapasiteni artırıyor. Cesur adımlar atmak için kendini hazır hissediyorsun. Bugün risk almak, seni isabetli kararlar almaya yönlendirebilir. İş yerinde liderlik vasıfların öne çıkabilir; projelerde öncü olmayı deneyebilirsin. Duygusal ilişkilerde ise, açık iletişimin önem kazanıyor. Hislerini samimi bir şekilde ifade etmek, ilişkilerini derinleştirecektir. Enerjin yüksek, bu da sosyal ortamlarda daha fazla yer almak istemenle birleşiyor. Kendini daha fazla ifade etme arzun, yaratıcı projelerde de kendini gösterebilir. Ancak, sağlığına dikkat etmen gerekebilir; dinlenmeyi ve bedenine iyi bakmayı unutma. Unutma, bugünkü cesaret ve motivasyon, ilerideki başarının temel taşlarını oluşturacak.

BOĞA BURCU YORUMU

Zihnindeki düşünceleri somutlaştırma zamanı! Bugün, detaylara odaklanmak ve birikimlerini değerlendirmek için harika bir gün. Gerçekçi yaklaşımların sayesinde çevrendekilere güven aşılayabilir, maddi konularda sağlam adımlar atabilirsin. Sosyal çevrendeki kişilerle yapacağın derin sohbetler, ilişkilerini güçlendirecek ve yeni fırsatlara kapı açacaktır. Kendini en iyi haliyle ifade etme isteği içindesin; bu güçlü içsel motivasyonu kullanarak yaratıcı projelere yönelebilirsin. Sağlığına dikkat etmen gereken bir dönemdesin; bedenine iyi bakmak için zaman ayırmak, enerjini dengelemek adına önemli. Kendi iç dünyana yönelmek ve hoşlandığın şeylerle meşgul olmak, ruhsal olarak seni besleyecek ve tatmin edecektir. Sakin kalmak ve dinginliği korumak, gününün genelinde sana fayda sağlayacaktır.

İKİZLER BURCU YORUMU

Bugün sosyal çevrenizdeki insanlarla olan iletişiminiz oldukça güçlü olacaktır. Zeka ve espri yeteneğinizle dikkat çekebilir, çevrenizdekilere ilham verebilirsiniz. Birçok fikir ve projeniz olabilir, bunları paylaşmak için doğru zaman.Ani değişimlere ve beklenmedik gelişmelere hazırlıklı olun, baskı altında bile yaratıcılığınız parlayabilir. Yalnız kalmaktan kaçının, kalabalık ortamlara karışmak yeni fırsatlar doğurabilir. Esnekliğinizle zorlukları aşacak, karşınıza çıkan fırsatları değerlendireceksiniz.İçsel huzurunuzu sağlamak için sevdiğiniz aktiviteleri ve hobilerinizi ihmal etmeyin. Bu, hem ruhsal rahatlama sağlayacak hem de zihninizi taze tutacaktır. İlişkilerde anlayışlı ve hoşgörülü olmak, bağlarınızı güçlendirecek. Kendi ihtiyaçlarınıza önem verirken, başkalarına olan desteğinizi de unutmayın. Bugün, iletişim ve işbirliği durumlarında kendinizi ön plana çıkarmak için mükemmel bir fırsat.

YENGEÇ BURCU YORUMU

Duygusal derinliğin ve sezgisel yeteneklerin bugün oldukça belirgin. İçsel bir huzur arayışındasın, belki de ruhunu besleyici aktivitelerle kendini sarmalamak isteyebilirsin. Ailevi bağların ön plana çıkabilir; sevdiklerinle geçirilen zaman, seni daha da güçlendirecek. İş ortamında, empati yeteneğini kullanarak takım arkadaşlarınla daha derin bir anlayış geliştirebilirsin. İçsel sesine kulak vermek ve düşündüğünden bağımsız olarak anlık hislerine odaklanmak, önünde açılacak yeni kapılar için anahtar olabilir. Seni etkileyen geçmiş anılar, gün içinde canlanabilir; bu durum, duygusal iyileşme sürecine ışık tutabilir. Kendine karşı nazik olmayı unutma.

ASLAN BURCU YORUMU

Parlak ve enerjik bir gün seni bekliyor. Yaratıcılığın zirve yapacak, içindeki sanatçı ortaya çıkmak için sabırsızlanıyor. Kendini ifade etmek için mükemmel fırsatlar bulabilirsin, bu da çevrendeki insanları etkilemek konusunda sana büyük bir avantaj sağlayacak. Sosyal ilişkilerin güçlenecek; dostlarınla bir araya gelmek, keyifli konuşmalar yapmak ve yeni bağlantılar kurmak için ideal bir zaman dilimi. Kendine olan güvenin artarken, liderlik vasıflarını sergilemekten çekinme. Risk almak ve yeni projelere yönelmek için cesaret bulduğun anları değerlendir. Duygusal dünyanda ise, sevgi dolu anlar seni bekliyor; romantik bir sürpriz veya sevdiğin kişiyle derin bir bağ kurma fırsatı kapını çalabilir. İçsel huzurunu bulmak için kendine zaman ayırmayı unutma; doğa yürüyüşleri ya da meditasyon, ruh halini olumlu yönde etkileyecek.

BAŞAK BURCU YORUMU

Günün boyunca pratik düşünme yeteneğin ön planda olacak. Detaylara olan dikkatin, karşına çıkan sorunları çözmende büyük bir avantaj sağlayacak. İletişim becerilerin sayesinde insanlar üzerindeki etkinliğin artacak. İş yerinde veya sosyal çevrende yardıma ihtiyaç duyan birine destek olabilirsin; bu süreç, sosyal bağlarını güçlendirebilir. Sağlığınla ilgili konulara dikkat etmen önemli, zira stres seviyeni kontrol altında tutmak, fiziksel ve zihinsel sağlığını korumana yardımcı olacak. Yaratıcılığını kullanarak yeni bir projeye adım atman mümkün. Unutma, her küçük adım büyük sonuçlar doğurabilir, bu nedenle planladıklarını hayata geçirmekte tereddüt etme. Gün sonunda, başkalarına olan desteğinin karşılığını alacak, saygı ve takdir göreceksin. Başkalarının görüşlerine açık olmalısın; bu, kişisel gelişimini destekleyen yeni bakış açıları kazandırabilir.

TERAZİ BURCU YORUMU

Bugün sosyal ilişkilerde hareketli bir gün geçirebilirsin. Arkadaşlarınla yapacağın etkileşimler, seni yeni fikirlerle buluşturabilir. Paylaşılan anlar, aradaki bağı güçlendirecek ve yeni bağlantılar kurmanı sağlayacak. Duygusal ve zihinsel dengeni bulmak adına, kararlarını aceleye getirmemek önemli. İçsel huzurunu sağlamak için, huzurlu bir ortamda zaman geçirmek isteyebilirsin. Kendini ifade etme konusunda cesur ol, düşüncelerini paylaşmak, kendine olan güvenini artıracak. Aşk hayatında da sürprizler kapıda; samimi ve anlam dolu bir diyalog başlatabilirsin. Akşam saatleri, senin için öz zaman yaratmak ve düşüncelerini toparlamak adına ideal. İçsel yolculuğunda yeni keşiflere açık olmalısın.

AKREP BURCU YORUMU

Duyguların derinliklerine inmeyi seven, tutkulu bir günle karşı karşıyasın. İçsel sezgilerin güçlenecek, etrafındaki insanların gerçek yüzlerini anlaman kolaylaşacak. Bu süreçte, karanlıkta kalan düşüncelerin gün yüzüne çıkabilir. Kendini ifade etme isteğin artıyor, bu da ilişkilerinde daha cesur olmanı sağlayacak. Geçmişle yüzleşmekten korkma; bu, seni güçlendirecek bir dönüşüm sürecine zemin hazırlayabilir.Etrafındaki arkadaşların ve sevdiklerinle olan bağların son derece önemli. Kaynaklarını paylaşmanın ve yardımlaşmanın değerini anlayacaksın. Bu süre zarfında, bazı sırların açığa çıkması, seni yeni düşüncelere yönlendirebilir. Fayda sağlayacak insanlarla tanışma ihtimali var. Sosyal yaşamda kendine daha fazla yer açmak, hayatının bu döneminde önceliklerinden biri olabilir.Kendine vakit ayırmayı unutma; bu, yeniden enerji toplamanı sağlayacak. İçsel çatışmalarını çözmek için yazı yazmak veya meditasyon gibi yöntemler sana büyük fayda getirebilir. Aynı zamanda fiziksel sağlığına dikkat etmen gereken bir süreçte olabilirsin. Spor veya doğa yürüyüşleri ruhunu canlandıracak. Unutma, içindeki güç her zaman seni yönlendirecektir.

YAY BURCU YORUMU

Serüven arayışın her zamankinden daha belirgin hale geliyor. İçsel motivasyonların seni keşfe yönlendiriyor, bu da yeni deneyimlere açık olmanı gerektiriyor. Farklı kültürler ve fikirlerle etkileşime girmek, düşünce yapını genişletmek için harika bir fırsat sunuyor. Bugün, heyecan verici bir macera karşına çıkabilir; bu fırsatı değerlendirip canını sıkan rutinlerden uzaklaşmalısın.İletişimde cesur olmalı, düşüncelerini ifade ederken kendine güvenmeyi unutmamalısın. Duygusal derinlikteki bağlar güçlenirken, yüzeysel ilişkilerden uzaklaşmak isteyebilirsin. Yakın çevrendeki insanlarla anlamlı ve samimi konuşmalar, kalbindeki duyguları net bir şekilde ifade etmeni sağlayabilir.Finansal konularda dikkatli olman gereken bir gün. Harcama alışkanlıklarını gözden geçirmeli ve gelecekteki hedeflerine göre bir plan oluşturmalısın. Dış görünümüne ve kişisel bakımına önem vermek, kendine olan güvenini artıracak. Güne enerjik ve pozitif bir başlangıç yaparak, karşına çıkan fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilirsin. Unutma, bu dönemde mümkün olan en iyisini deneyimlemek senin ellerinde.

OĞLAK BURCU YORUMU

Bugün, kararlılığın ve disiplinin ön planda olacak. Hedeflerine odaklanarak ilerlemek için doğru zaman. İçsel motivasyonun oldukça yüksek; bu sayede zorlukların üstesinden gelmekte pek zorlanmayacaksın. İş veya kariyer alanında yeni fırsatlar kapını çalabilir, bunları dikkatle değerlendirmekte fayda var. İletişim becerilerin sayesinde insanlarla olan ilişkilerini güçlendirebilir, yeni bağlantılar kurabilirsin. Aynı zamanda, aile ile ilgili konularda sorumluluk alman gerekebilir; duygusal bağlarını derinleştirmek için harika bir zaman dilimindesin. Kendine zaman ayırmayı da unutma; iç huzurunu sağlamak, enerjini taze tutmanı kolaylaştıracak. Sonuçta, kararlı adımların seni başarıya bir adım daha yaklaştıracak.

KOVA BURCU YORUMU

Bugün, özgürlük arayışın ve yenilikçi fikirlerin seni ön plana çıkaracak. Sosyal çevrendeki etkileşimler, beklenmedik sürprizlere ve ilham verici sohbetlere dönüşebilir. İçinde bulunduğun grup dinamiklerine dair farkındalığın artarken, duygusal bağlarını derinleştirme fırsatına da sahip olabilirsin.İletişim becerilerin güçlü olacak; kendini ifade ederken yaratıcı dokunuşlar kullanmak, düşüncelerini daha etkili hale getirebilir. Ancak başkalarına karşı esneklik gösterme ve anlaşılabilir olma konusunda dikkatli olmalısın. Duygusal olarak daha bağımsız hissettiğin anlar olacak; bu, içsel mutluluğun için büyük bir kaynak yaratabilir.Aynı zamanda, ani değişimlere açık olman gereken bir dönemdesin. İlerlemek istediğin alanlarda derinlemesine düşün ve gereksiz detaylardan uzak dur; bu, seni hedeflerine daha hızlı ulaştırabilir. Kendi içsel gücünü keşfetmek, sana yeni kapılar açabilir. Bugün, kendine yönelik önemli kararlar alma cesaretini gösterme zamanı. Özgünlüğünü sergileyerek başkalarına ilham kaynağı olabilirsin.

BALIK BURCU YORUMU

Duygusal derinlik ve sezgi bugün seni yönlendirecek. İçindeki yaratıcılığı keşfetmek için mükemmel bir zaman. Hayal gücün, sanat ve ifade biçimlerinde kendini gösterebilir. Karşılaştığın zorluklar, içsel gücünü anlaman için bir fırsat olabilir. İlişkilerde empati ve anlayışın ön planda. Yakınlarınla olan bağların güçlenebilir; sevgi dolu sözlerle kalpleri ısıtabilirsin. Kendine bir süre ayırarak ruhsal dengeyi bulmak, meditasyon veya doğada zaman geçirmek bu dönemde faydalı olacaktır. Kendini ifade etme yollarını keşfetmek, seni daha güçlü hissettirirken çevrendekilere de ilham verebilir. Dikkatini iç dünyana odakla; kalbinin sesini dinlemek, potansiyelini açığa çıkarmana yardımcı olacak.

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM