Cem Davran: “Kısaca, Oyunculuk Hep Yeniden Başlamaktır…”

Cem Davran: “Kısaca, Oyunculuk Hep Yeniden Başlamaktır…”

Cem Davran ile 1999 yılında “Yeni Baştan” oyununun dekorları arasında, üstelik perde açılmasına aşağı yukarı dört saat kalmışken, bugün bile mutlulukla hatırladığım bir röportaj gerçekleştirmiştik.

Ve tam tamına 25 sene sonra, Cem Davran‘ı “Dionysos’un Çocukları” söyleşi serimiz kapsamında yeniden konuk ettik.Tiyatrodan, sanattan, hayattan konuştuk uzun uzun. İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan (Israrla Darülbedayi diyor) misafir oyuncu olarak görev aldığı Dormen ve Tiyatro İstanbul’dan, “oyuncu, yönetici, ortak” olarak çalıştığı İstanbul Halk Tiyatrosu’ndan, 2020 yılında kurduğu Davran Tiyatrosu’ndan tutun da, Yıldız Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde okurken oluşturduğu ve yönettiği Yıldız Üniversitesi Oyuncuları’na kadar tüm o zamanlarda dolaştık.

Bazen ‘balkona asılan çamaşırların akraba olduğu‘ Sipahi Fırın Sokağın’da, bazen ‘tam üç oyunda birden oynadığı’ kulislerde tekstlere, program dergilerine göz attık beraber, 14 yaşındayken bir hafta sürecek ilk büyük tiyatro turnesi için bindiği otobüste onunla seyahat ettik, o soğuk, karlı kış sabahı Ulus’ta bir poğaçayı bölüştük, hemen karşıdaki telefon kulübesine koşup, cebimizdeki bir avuç jetonla evlerimizi aradık. Zehir zemheri bir İstanbul soğuğunda Kenan ve Cenk olup, Yusuf ile bir viran hanenin girişinde birbirimize sokularak uyumaya çalıştık.

Bir gece vakti Mehmet Davran ile Aynalıçeşme’den Tepebaşı’na terlik ve pijamayla koştuğumuzu hatırladık meselâ. Endişe, panik, korku, acı, telaş, derin ve bir o kadar da tarifsiz üzüntü içindeydik… Dram Tiyatrosu alevler içinde cayır cayır yanıyordu karşımızda. Elimizden hiçbir şey gelmiyordu.

Foto: Murat Nalbant

Kasımpaşa’daki aksesuar deposu lağım sularıyla dolduğunda yine Mehmet Davran ve arkadaşlarıyla, yarı belimize kadar balçık içinde, Darülbedayi’nin ilk oyunu olan “Çürük Temel“den kalma parçaları ayıklayıp temizledik tek tek. Vasfi Rıza‘nın kullandığı bir monokl, Behzat Butak‘ın belindeki hançer oracıkta, üstleri yüz yıllık terle kaplı duruyordu. O rengi atmış ipek eldiven Cahide Sonku‘dan kalmış olabilir miydi? Şu yelpaze belki Şevkiye May‘ındı, kim bilir? Bu yün yeleği “Besleme”de Özen Tutucu giymiş olmalıydı…

Sonra, ansızın  kahkahalar bizde kalsın diye hüznünü saklayan bir Palyaço ile rastlaştık. Ne söyleyeceğimizi bilemedik bir an.

Kimileri Cem Davran‘ı, eşinin ruhuyla konuşan sevimli, telaşlı Mazhar, kimileri “Kahpe Bizans”ın Yetiş Bey, Gâvur Bey (Marcus Antonius), Gider Bey’’i, “Ahududu“nun Adnan’ı, “Yeni Baştan”nın Leo’su olarak tanımıştı.

Şimdi düşünüyorum da, neredeyse çocuk denecek yaşta, özel yetenek maddesiyle İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’na adım atmıştı Cem Davran. 100’ü aşkın oyunda rol aldı. İki kez “En iyi yardımcı erkek oyuncu” ödülüne değer bulundu. “Yusuf ile Kenan”, “Asılacak Kadın”, “Balalayka”, “Bir Ses Böler Geceyi”, “Ve Panayır Köyden Gider”, “Melekler ve Kumarbazlar”, “Babamın Kemikleri”, “Hayat” gibi filmlerde rol aldı. Reklam filmlerinde dublaj yaptı. Yarışma programları sundu. Herkes gibi şiir de yazdı… Yazdı diyoruz da, çeşitli gazete ve dergilerde öyküleri, makaleleri yayımlandı. 2021 yılında, “Palyaço’nun Günlüğü” isimli kitabı raflarda yerini aldı.

Işığı yüksek, rüzgarı güçlü oyunculuğuyla, her defasında yeniden başlayıp, her yaşar kıldığı rolde kendini aştığı o oyunları hatırladık. Bir aktörün eriştiği sayılı doruk noktalarında gezindik.

Foto: Murat Nalbant

“Avanak”, “Aynadoz Kadısı”,” İp”, “Yarın Bütün Dünya”, “Palyaço Prens”, “Hırçın Kız”, “1793”, “Lüküs Hayat”, “Rumuz Goncagül”, “Antonius ve Kleopatra”, “Küçük Hakan”, “Bunalım”, “Matcbeth”, “Çılgın Sonbahar”, “Erkek Satı”, ” Tartuffe”, “Alevli Günler”, “Yeni Baştan”, “Doğumgünü Partisi “, “Bezirgan”, “Üçü Bir Arada”, “Samanyolu’nu Bilir Misiniz?” ve daha niceleri…

Her zaman olduğu gibi hatırlayışlara, çağrışımlara bıraktık kendimizi, kronolojiyi umursamadık yine. Hatta soru bile sorup sözünü kesmek, konuşmayı yönlendirmek, dağıtmak istemedik. Salkım saçak röportajları daha çok seviyoruz, belki de ondan.

“Babam hep, ‘Bu, tuhaf, farklı biri’ derdi benim için. Çocukluğumdan beri tiyatroda olmam da bunun bir kanıtı aslında. İtiraf edeyim, insanlık tarihiyle aynı yaşta olan bir sanatın, tiyatronun gücüne  inanıyorum en çok.”

“Hatırlıyorum, Vasfi (Rıza Zobu) Bey kapıdan girdi ve ‘nerede o çocuk?’ dedi. ‘Sen Mehmet’in oğlu musun?’ ‘Evet, efendim’. ‘Seni oyuna dahil ettim, ‘Aynadoz Kadısı’. ‘Teşekkür ederim efendim’. ‘Benden önce seni stajyer kadroya almışlar, herhalde bir bildikleri var. Üç küçük rol oynayacaksın, üçünü de istediğim gibi oynamazsan asal kadroya giremezsin. Çalış, çok çalış…”

“Şu kadarcık çocukken tiyatroya başladım, kısa pantolonluydum, sakalım bıyığım tiyatroda çıktı. Sahnede var oldum. Dahası tüm o yılların göz, nefes, kalp tanığı oldum. Öncem, sonram hep tiyatroydu...”

“Darülbedayi’de doğdum, büyüdüm, yetiştim. Ben, aksesuar şefi Mehmet Davran’ın oğluyum. Düşünsenize, 3 Mart 1964 de, babam, Hamdi Şarlıgil’in Nutuk şaraplarından birini açıp kutlamış dünyaya gelişimi… Orada, aksesuar deposunda.” 

“Tiyatrocu olma kararında ailemin tepkisini sordunuz madem, şöyle açıklayayım… Engel olmak veya desteklemek konusunda çok net davranmadılar. Sadece o dönem tiyatrocularının yaşadığı acı hadiselere, trajedilere tanık oldukları için, her anne-baba gibi ufak tefek endişeleri vardı elbette. ‘Tamam, tiyatrocu ol, ama bir de mesleğin olsun’ tarzında uyarıları oldu, tabii. Hatta, deniz subayı olmamdan, mühendisliğe kadar uzanan geniş bir dairenin içinde dolandılar kısa bir süre, sonra bir baktılar ki çocukları tiyatroyla kafayı bozmuş, oluruna bırakıp yanımda durdular…”

Foto: Murat Nalbant

“Çocukluk dediğimiz hazinenin tamamı Darülbedayi’dir benim için.”

“Darülbedayi Türkiye’dir’ derdi ustalar, öyledir de gerçekten. Geleneği aydınlıkla, gelecekle buluşturmanın en kıymetli anahtarı…”

“Evet, yeniyetme yaşlardayken, özel yetenek maddesinden direkt profesyonel, kadrolu sanatçı oldum. Elli yaşında en üst kademeden emekliye ayrıldım. Bildiğiniz gibi, hayatımın çoğu Şehir Tiyatroları’nda geçti. Çok önemli, değerli üstatlarla tiyatro sahnesinde, kulislerde yaşadım. Düşünün, kültürel, sanatsal bir dünyanın merkezindeydim adeta, atomun çekirdeğindeydim; Darülbedayi’deydim yani. Bu nedenle de, ben Hazım Körmükçü, Halide Pişkin, Gülistan Güzey, ben Toron Karacaoğlu, Hale Akınlı, ben Çetin İpekaya, ben Darülbedayi’yim! Şehir Tiyatroları’ndan çıkan her oyunda ya asistan, ya oyuncu, ya yönetmen yardımcısı ya da ışıkçıydım. Her yerde, her köşedeydim ve bu durum senelerce böyle, kesintisiz sürdü gitti.”

“Şu bahsetmek var ya! Nüvit Özdoğru, Fuat İşhan, Suna Pekuysal, Ani İpekkaya… Onlardan söz etmek çok büyük keyif veriyor bana. Ustaları saygıyla anmak, hayatıma kattıkları için minnettar olmak, unutulmamaları için çaba göstermek ve tabii öğretilerini yeni kuşaklara aktarmak onur duyduğum bir görev benim için. Yaşı benden büyük olanlara ağabey, abla derim; sadece çıraklığını yaptıklarıma usta derim.”

“Bilirsiniz, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin hemen yol üstü girişinde, kulisin dibinde bir çayhanesi, neredeyse gece gündüz yaşayan bir buluşma mekanı vardı. Provası olan oyuncular, eskiler, yeniler, misafirler yaşamın, günlerin akışına uygun bir biçimde burada karşılaşır, sohbet ederlerdi. Emekli sanatçılar, hocalar, ustalar soluklanma durağı olarak orayı kullanır, uğramışken bir iki hatıra anlatırlardı. Yanlış cümlelerimiz, vurgularımız düzeltilir, kullandığımız dil şekillendirilirdi. Sanata, hayata dair bir okuldu o küçük mekan. Geleneğin zinciri dört duvar sayesinde kopmuyor, geleceğe taşınıyordu çünkü. Nerede şimdi? İçeriğe, ruha sahip çıkmadan çizilen projeler nedeniyle yok olup, gitti.”

“Günümüzde usta çırak ilişkisi pek kalmadı diyebilirim. Bu nedenle de her kuşak bir öncekinden daha şanssız, her kuşak bir öncekine oranla natamam.” 

“Hatırlıyorum, 2017’de Nedim Saban, 50. yaşgünü nedeniyle Kenter Tiyatrosu’nda verdiği davette sahneye çıkıp hayatını anlatırken şöyle bir anekdot paylaşmıştı: ‘Ben küçüktüm. Anneannem, babaannem ve ben Harbiye’de bir oyun izlemeye gittik. Baktım Cem Davran diye bir çocuk. O oynayabiliyorsa, ben de oynayabilirim dedim ve oyuncu olmaya karar verdim.’ Daha ne ne olsun, öyle değil mi?”

“Babam, Hamdi Şarlıgil Usta’dan devraldığı aksesuar şefliği görevini tam tamına 50 yıla yakın sürdürdü. Bilir misiniz, babamın emeklilik dilekçesini de ben imzalamıştım. Çünkü yöneticiydim o dönem Şehir Tiyatroları’nda. Bu, benim için en büyük onur kaynağıdır. Hâlâ da saklarım o belgeyi. İşte, hep yinelediğim gibi,  tiyatro tutkum da böyle bir babanın çocuğu olmaktan kaynaklanıyor aslında…” 

Foto: Murat Nalbant

“Jön Komikleri Senden Sonra Kim Oynayacak Cem Davran?”

“Küçükken, hep sahne arkasını, o büyülü dünyayı merak ederdim. En büyük hayalim de günün birinde, hayranı olduğum Suna Pekuysal ile aynı sahneyi paylaşmaktı. Son oyunuydu. Bir daha sahneye hiç çıkmadı Suna Pekuysal. Veda ederken, ‘Sahneden inme sakın, burada doğduğunu unutma’ dedi bana. Ahududu’da mizansen gereği sarıldığımızda elimi sıkıca tutup, ‘İyi değilim, sen devam et’ dedi, usulca sahneden çıktı. Upuzun ikili sahneyi tek başıma oynarken kenardan gülümseyerek izledi bir müddet ve gözden kayboldu. O son oyun şakasının bir el verme, geleneği devretme olduğunu fark edip, oyunu hatasız bağladım ve ikimizin üstüne kapanması gereken perde, sadece benim üstüme kapandı. Sıradan gibi görünen bir tiyatro ritüelinin, daha önce hiç  bu kadar ustaca biçimlendirildiğini hatırlamıyorum.”

Sofitadan düşen ışık dumanlı, isli gölgelere gümüş pullar serpiyordu. Hani bir takım donmuş ‘an’lar vardır belleğimizde…

“Tiyatrodan ayrılma kararı almıştım. Koridorda Suna Pekuysal ile karşılaştık, bir an yüzüme baktı: ‘Git, git bakalım. Sen de git. Bu tiyatroda jön komikleri senden sonra kim oynayacak Cem Davran?’ dedi. Sesi halen kulaklarımda…”

“Muhsin Ertuğrul özenerek son derece ustaca kadrolar oluştururdu. Örneğin, Perihan Tedü, Nedret Güvenç, Fuat İşhan gibi isimlerin yanına Feridun Karakaya, Necdet Yakın, Birsen Kaplangı, Suna Pekuysal gibi gerçek sahne hayvanlarını eklerdi…”

“Ben Dormen Tiyatrosu’nda, Tiyatro İstanbul, İstanbul Halk Tiyatrosu, Davran Tiyatrosu’na Darülbedayi geleneğini taşıdım. Tiyatronun geleceğine hep iyi baktım, olumsuz en ufak bir düşüncem bile yok. Bu sanat dünya var oldukça yaşayacaktır.”

“Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’ adlı oyunun, Tepebaşı Deneme Sahnesi’nde gerçekleştirilen provasındaydık. Yönetmenimiz Çetin İpekkaya. Kadroda Celile Toyon, Gülistan Güzey gibi isimler var. Ben hem jandarmayı oynuyorum hem de Çetin İpekkaya’nın asistanlığını yapıyorum. Prova bitti, evlere dağıldık. Derken, 12 Eylül Darbesi! Evler aranıyor tek tek, tüm prova notlarını sobada yaktık. Tiyatronun çok değerli pek çok sanatçısı 1402 denilen kanun maddesiyle işinden oldu. Zor zamanlardı…” 

“Roller bizim içimizden çıkıyor aslında. Duygunu, deneyimlerini, yaşanmışlıklarını katıyorsun ister istemez. Meselâ, tiyatro hayalimdi, hayatım oldu; hayatım da hayalim. Daha ne olsun zaten?” 

Hiç kuşkusuz, kaderin bize hangi yazılmamış sayfaları aralayacağını bilemeyiz, yeryüzü yolculuğumuz devam ederse Cem Davran ile 25 sene sonra yeniden bir röportaj… Sahi, neden olmasın?

Ben bunları düşünürken Yavuz sorularını sıralamaya başlamıştı bile…

Foto: Murat Nalbant

“İBB Şehir Tiyatroları’nın tiyatromuza “Şafak Karakolu” borcu vardır.”

Yavuz Pak:  Tiyatroda sansür hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? Sizin yaşadığınız bir sansür anısı var mı, varsa nedir?

Cem Davran:  Sansür ve sanat yanyana bile gelemez. Sansür, her koşulda sanata ihanet demektir. Sanatçı, üretirken kendiyle çelişir, eleştirisini yapar. Sansür sanatçının gelişmesini, üretmesini engellemiş olur. 1979 yılında Antalya  Altın Portakal Film Festivali’nde sansür gerekçesiyle verilmeyen “En İyi Çocuk Oyuncu” ödülünü 2011’de, tam tamına 32 sene gecikmeli olarak aldığımı da hatırlatmak isterim.

Benim tanık olduğum en önemli sansür anısı, İBB Şehir Tiyatroları’nda “Şafak Karakolu” oyununun sansürlenmesidir. 1980 darbesi oldu, İstanbul Hakkı Akansel İstanbul Belediye başkanı, General Coşkun Paşa Kültür Daire Başkanı idi. O dönem Vasfi Bey atandı Genel Sanat Yönetmeni olarak. Tiyatroda oyunlar çıkıyor, o oyunları gelip en hazır halleri ile izliyorlar vb. Askeri yönetimin görevlendirdiği bir general oyunu gelip izledi ve bir emirle yasaklattı. Oysa ertesi akşam perde açacaktık… İBB Şehir Tiyatroları’nın tiyatromuza “Şafak Karakolu” borcu vardır.

Son dönemi düşünüyorum, “Alevli Günler” meselâ, bir Şaman profesörün hikayesi, öldükten sonra yakılmak istiyor vb. Hiç bir sansüre uğramadık. Her yerde oynadık. Asıl Bezirgan (Tartuffe) mesela, onu Alanya’da oynadığımızda salonda tepkiler olmuştu. Bir arkadaş gelip ‘’Cem Bey, Fetö denen şeyi oynuyorsunuz, gerekli miydi bu oyun?’’ demişti. Ben de ‘’Baktın mı oyunun ne olduğuna? Tartuffe’ü Moliere, 1664’te yazmış…’’ dedim. Ben içine emprovizasyonlar eklemiştim ama onu da oynamamız konusunda herhangi bir sansür yaşamadık, o oyun bile tüm Anadolu’da oynadı. Ben tiyatro sahnesinde o anlamda bir sansür yaşamadım, her şeyi söyleyebildim. Belki lisan-ı münasip önemli bu konuda. Ben tiyatro dilinin dışına hiç çıkmadığımı söyleyebilirim. Çünkü insanlar bunu karıştırıyorlar.  Ama bazı oyunlara ülkenin çeşitli yerlerinde sansür koyulduğunu görüyorum, tanıklık ediyorum. 

Foto: Murat Nalbant

“Altın Yıllar tanımlamasına kesinlikle katılmıyorum”

Yavuz Pak:  Son yıllarda ülkemizde, özellikle İstanbul’da yoğunlaşan tiyatro ilgisini neye bağlarsınız? Mehmet Birkiye’nin  bir yaşam biçiminin korunması bağlamında “sosyal jest” tespitine katılır mısınız? Yine bu bağlamda, Türkiye’de yeniden tiyatronun ‘altın yıllarının’ yaşandığına dair bir görüş hâkim… Siz katılır mısınız bu görüşe?

Cem Davran: Mehmet Abi’nin dediğine katılıyorum, o jest tabiri de güzel  bir tanımlama olmuş. Evet, insanların tiyatroya böyle bir jest, katkı yapma duygusu var. 

Ama “altın yıllar” tanımlamasına kesinlikle katılmıyorum. Tiyatronun altın yıllarını ben gördüm, o yıllara bizzat tanıklık ettim. Bir yoğunluktan bahsedilebilir belki ama tiyatronun altın yılları değil bu yıllar bence. Kötü bir yerden söylemiyorum bunu, ama bu tanımı kabul etmeyenlerdenim ben. Bunun da sebepleri var… Tiyatroda masaya “popüler kafa ve ticaret” oturdu, ticaretin olduğu sofrada nasıl bir kirlenme olduğunu da biliyoruz. Şu denilebilir belki; ‘’ bir ses gelsin de nereden gelirse gelsin, işte tiyatro yapıyorlar…’ 

Tiyatronun altın yılları şöyle olur; Muhsin Ertuğrul gibi 8 sahneyi 8 Shakespeare oyunu ile açarsan, 5 salonla aldığın kurumu 15 salona çıkarırsan ya da Beyoğlu’nda yaklaşık 25 civarında tiyatro salonu açılırsa… 

Foto: Murat Nalbant

Bakın ben size kirlenme ile ilgili bir örnek söyleyeyim mi? Ben hayatım boyunca özel tiyatro için devlet yardımına başvurmamıştım. Başvurmama gerekçem de şuydu; benim çevrem var, gerek yok vb. Başvurmuyordum, çünkü ihtiyacı olan, bu maddi güce erişemeyen tiyatrolar faydalansın istiyordum. Ama iki sene önce ödenek çıkan tiyatrolardan biri Zorlu PSM! Bir kişi de demiyor mu acaba, “sen çık aradan, 4-5 kişi ile tiyatro yapmaya çalışan zor durumdaki gençler alsın” diye? Mesela ben ilk kez bu sezon başvurdum “Deli İbrahim” oyunu ile. Yunus Emre Gümüş ile Turhan Oflazoğlu’nun “Deli İbrahim”inden esinlenerek bir atölye çalışması planlamıştık. 15-16 oyuncunun olduğu kalabalık bir kadro bulunacak; biraz yeni dönem oyunculuk, tiyatro anlayışıyla düşündüğümüz bir çalışma. Sağ olsunlar, destek çıktı. Fakat bir ay içinde parayı almamı ve iki ay içinde sahnelememi istediler. Aradım ilgilileri ve‘’ben size yazdım orada, bu uzun bir süreç, 8 ay atölye çalışması yapacağız, oradan çıkan metni oynayacağız. Bu prosedüre uymaz bu oyun” dedim. “Olmaz, prosedür böyle” dediler. O zaman vazgeçtim, iade ettim parayı. Pişman da oldum çünkü birine gidecekti, kasaya döndü. Dolayısıyla ben hiç devlet yardımı almadım. Benim bu kadar hassas olduğum, tiyatroya gönül veren gençlerin, ihtiyacı olan tiyatroların almasını istediğim devlet desteğine, koskoca Zorlu PSM bir kurum başvuru yapmış, devlet de kabul edip ödenek vermiş’ Bu mu şimdi tiyatronun altın yılları? Her şeyden önce, bir “tiyatro yasası” çıkmadan, hiç kimse beni tiyatronun altın yılları olduğuna ikna edemez. 

Yavuz Pak: Geçtiğimiz günlerde dergimize verdiği söyleşide Nedim Saban, İstanbul tiyatrosunun giderek Netflix’e özendiğini söylemişti. Siz ne dersiniz?

Cem Davran: Kesinlikle Katılıyorum Nedim’e. Daha güzel anlatılamazdı. Bir format oluştu o format ile oyun yapıyorlar. İşte o yüzden Netflix tarifini çok beğendim Nedim’in. Bir tiyatro festivali düzenleniyor meselâ, bazı şeyler tiyatro değil. Böyle söyleyince de sanki  kötülüyormuş gibi oluyorum ama kötülemek değil derdim. Ama tiyatro festivali yapıyorsan tiyatro festivalinde tiyatro oyunu olsun, başka şeyler değil. 

Foto: Murat Nalbant

“Herkes Tiyatro Yapar, Tiyatrocular Bile”

Yavuz Pak: Peki, giderek sayıları artan ve artık İstanbul tiyatrosunda genel eğilim haline gelen tek kişilik oyunlar hakkında düşünceniz? 

Cem Davran:  Forum tiyatronun kurucusu Agusto Boal, ‘’herkes tiyatro yapabilir, tiyatrocular bile’’ diyor. Herkes elbette tiyatro yapabilir, ama nitelik, estetik herseye belirler. Başladığımız yere gelirsek, bu kadar çok tek kişilik oyunun olması bu dönemi altın yıllar yapmaz. 

Yavuz Pak – “Ödenekli tiyatroda çalışan oyuncuların dışarıda, özel tiyatrolarda çalışmalarına karşı değilim, ama devlet yardımı başta olmak üzere bazı imkânlardan yararlanmalarını hoş karşılamıyorum” demiştiniz.

Cem Davran – Çok doğru. Ancak kınamıyor, sadece doğru bulmuyorum. Şöyle izah edeyim, ödenekli tiyatroda çalışırken, bir başka özel tiyatroda konuk oyuncu olarak görev almakta elbette bir sakınca yok. Ama özel tiyatro kurarsan, yasa gereği yönetici olamıyor, fakat hissedar olabiliyorsun. Ben 50 yaşında emekli oldum ve özel tiyatroya geçtim. İstanbul Halk Tiyatrosu’nda yönetici ve oyuncu olarak çalıştım. Ancak arkadaşlarıma “süreniz dolduğunda, 65 yaşı beklemeden siz de emekli olun, öyle devam edin” dedim. Pek sıcak bakmadılar. “Alevli Günler” ve “Bezirgan”da oynadıktan sonra 2020’de Davran Tiyatrosu’nu kurup, İstanbul Halk Tiyatrosu’ndan ayrıldım.

Yavuz Pak: Turne yapabiliyor musunuz ve turne seyircisi ile İstanbul seyircisi arasında ne gibi farklar var? Özellikle Anadolu seyircisinin tiyatroya pandemi sonrası daha çok ilgi gösterdiğini gözlemliyoruz. Ne dersiniz?

Cem Davran: Tiyatroyu nerede yaptığınız ile çok ilgili bu. Turnede bazen öyle bir yere gidersiniz ki Anadolu’da, İstanbul’da bulamadığınız seyirciyi bulursunuz. Bir de her yerde tiyatro salonu, ya da nitelikli tiyatro salonu problemi var. Çok amaçlı salon sendromu hala yaşanıyor. Yanlış anlaşılmasın ama, bizim oyunlarımız doluyor. Belki ünlü biri olmanın etkisi var bunda. Bir de oyunda oynayan diğer isimler de ünlü olunca…  Şunu kimse kolay kolay yakalayamaz: Hiç tanınmayan biri olarak, bütün Anadolu’yu dolaşıp, oralardan Nejat Uygur gibi bir efsane olmak…  Ya da Gazanfer Özcan olmak artık mucize gibi bir şey.  Anadolu’da, hatta Türkiye’nin herhangi bir yerinde öyle bir tiyatro beklentisi yok. Ama nereye gitsek, insanlar; ‘’eskiden 20 oyun gelirdi şimdi 3 oyun geliyor’’ diye sitem ediyor.

Foto: Murat Nalbant

“Tanrı mutlaka olmalı, yoksa suyu kim değiştirir?”

Pınar Çekirge: Ve son sorumuz… Buğulu bir pencere camına ne yazarsın?

Cem Davran: Tanrı mutlaka olmalı, yoksa suyu kim değiştirir?

***

O, her zaman kendi serüveninin kahramanı oldu ve döneminin en özel oyuncusu olarak toplumun ortak belleğine yerleşti. Sahnede, beyaz perdede, ekranda klişe değil, sahici karakterler yarattı her defasında… Cem Davran’ın yüksek kalibreli, üst düzey, nüanslı, varsıl oyunculuğu, sahne hâkimiyeti/sempatisi, yeteneğiyle yıllar sonra da bir ölçüt olmaya devam edecek…

PINAR ÇEKİRGE – YAVUZ PAK

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU

Enerjinin yükseldiği bir dönemdesin. Bugün, harekete geçmek ve yenilikler denemek için ideal bir zaman. İçsel gücünü ve cesaretini hissedeceksin. Keskin kararlar alarak, istediğin hedeflere ulaşma konusunda kendine güvenebilirsin. Sosyal ortamlarında daha fazla dikkat çekebilirsin; bu durum, yeni bağlantılar kurmanın kapılarını açabilir. Ancak, aceleci davranmamaya özen göster. Ani tepkiler vermek, beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Güzellik ve estetikle ilgili işler veya hobiler ilgini çekebilir. Kalabalıklar içinde kendini ifade ederken yaratıcı fikirlerinle parlayacaksın. Kendi ihtiyaçlarını önceliklendirmekten çekinme; bu, ruhsal sağlığını beslemenin en iyi yolu olacak. Taze bir başlangıç yapmak için harika bir fırsat var. Sadece dikkatli olmalısın; başkalarının duygularını da göz önünde bulundurmak, ilişkilerinde daha sağlam temeller atmanı sağlayabilir.

BOĞA BURCU YORUMU

Gün, kararlılığının ve değişmez doğanın ön planda olacağını gösteriyor. İlişkilerde, kapsamlı bir güven arayışında olabilirsin. Sevgi ve bağlılık hislerin derinleşebilir, özellikle sevdiklerinle olan bağlarını güçlendirmek adına atacağın adımlar önem taşıyor. Ancak, aşırı sahiplenme eğiliminden uzak durmakta fayda var. İş hayatındaki istikrar ve düzen arayışın, bugün meyvelerini vermeye başlayabilir. Yaratıcılığını ön plana çıkartmak için sağduyulu bir yaklaşım sergilemen gereken bir dönemdesin. Toprakla uğraşmak veya doğayla iç içe olmak ruh halini dengeleyip sana ilham verebilir. Özellikle düşüncelerini paylaşırken, sözel ifadenin güçlenmesi için dikkatli olmalısın. Kalbindeki sezgiler, içsel huzurunu bulmanı kolaylaştıracak. Duygusal olarak kendini fark etmen gereken bu süreçte, öz sevgi ve şefkat üzerine odaklanmak önem kazanıyor.

İKİZLER BURCU YORUMU

Sosyal etkileşimlerin ön planda olduğu bir gün. Farklı insanlarla tanışmak, yeni fikirler edinmek için can atıyorsun. Merak duygun, seni sıradanlıktan sıyırarak keşfedilmeyi bekleyen alanlara yönlendiriyor. Yeni projelere başlamak için cesaret bulabilirsin; bu, yaratıcılığını besleyecek fırsatlar sunar. Ancak, dikkatinin dağılmamasına özen göstermelisin; bazı ayrıntılar üzerinde fazla durmak, ilerlemeni engelleyebilir. Kendini ifade etmek, düşüncelerini paylaşmak için harika bir zaman; duygusal derinlikten kaçınmamaya çalış. Kısa yollarla bağlantılar kurabilir, iş veya kişisel hayatında ilginç gelişmelere tanık olabilirsin. Anlık değişimlere hazırlıklı ol; esnekliğinle bu durumları avantaja çevirebilirsin. Arkadaşların ve sevdiklerinle yapacağın sohbetler, yeni bir bakış açısı kazandırabilir. Eğlenceli yanların öne çıkarken, içsel dünyanda da sizi besleyecek konular arayışındasın.

YENGEÇ BURCU YORUMU

Duygusal dalgalanmaların yoğun yaşanabileceği bir dönemdesin. İç dünyanda gerek ailenle gerekse yakın arkadaşlarınla olan ilişkilerin ön plana çıkacak. Geçmişteki güzel anılara dönerek onlardan ilham alacak ve duygusal derinliğini artıracaksın. Kendini ifade etme şeklin, sevdiklerinle olan iletişimini olumlu yönde etkileyecek. Kendini savunmasız hissedebilirsin; ancak açıldıkça bu durumun sana getireceği güç ve bağlılık hissi seni sarıp sarmalayacak. Maddi konularda ise bazı sürpriz gelişmelere hazırlıklı ol. Yıldızların, iş ve mali konularda yol almanda yardımcı olacak. Tutku ve motivasyonun artacak; yeni projelere adım atmak için doğru bir dönemdesin. Gece saatlerinde yalnız kalmak isteyebilirsin; bu, içsel huzurunu bulmanda sana yardımcı olacak. Kendinle baş başa zamanı iyi değerlendir. Unutma, duygusal hassasiyetlerin en büyük güçlerinden biri.

ASLAN BURCU YORUMU

Bugün içsel enerjinin zirveye ulaştığını hissedeceksin. Yeteneklerini sergilemek ve liderlik vasıflarını öne çıkarmak için mükemmel bir zaman. Kararlılığın ve cesaretin, etrafındaki insanları etkileyecek. Sosyal ortamlarda varlığınla dikkat çekebilirsin; bu, yeni bağlantılar kurmak için harika bir fırsat. Kalbinin sesini dinlemek, duygusal derinliğini keşfetmene yardımcı olacak. Yaratıcılığının arttığı bu dönemde, sanatsal projelere yönelmek veya yeni hobiler edinmek ruhuna çok iyi gelecek. Maddi konularda temkinli olman gerektiğini unutmamalısın; ani harcamalardan kaçın. Kendine güven ve karizmanla, hayatındaki zorlukların üstesinden gelebilecek güce sahipsin. Unutma ki, başkalarına ilham vermek seni daha da güçlendirecek.

BAŞAK BURCU YORUMU

Bugün detaylar ön plana çıkacak. İş yerindeki projelerde mükemmeliyet peşinde koşarken, küçük hatalar dikkatini çekebilir. Eleştirel bakış açın, başkalarının işlerine yardım etmende büyük bir avantaj. İletişim kurduğun kişilerin ruh halini anlama yeteneğin, aranızdaki bağı güçlendirecek. Kendi iç huzurunu sağlamak için sabah saatlerini meditasyon veya yürüyüşle değerlendirebilirsin. Ayrıca, sağlığına dikkat etmen gereken bir dönemdesin; dengeli beslenmeye özen göster. Sakin ve düzenli bir gün geçirmen, akşam saatlerine doğru ruh halini olumlu yönde etkileyebilir ve sosyal ilişkilerini beslemek için fırsatlar ortaya çıkabilir. Aniden gelen sürprizlerle dolu bir gün seni bekliyor, açık ol ve akışa bırak.

TERAZİ BURCU YORUMU

İlişkilerde denge ve uyum arayışın ön planda. Bu dönemde, sevdiğin insanların ihtiyaçlarına daha fazla dikkat etmen gerekebilir. Sosyal ortamlarda karşına çıkacak olan yeni fırsatlar, dostluklarını derinleştirme şansı sunuyor. Ancak, kendine de zaman ayırmayı unutma; ruhsal dengenin korunması önemli. Biraz içe dönme ve olaylara analitik bir şekilde yaklaşma zamanı. Bu senin doğanda var, içsel çatışmalarını yenmek için kendine güven. Kariyerinde ise yaratıcı fikirlerin, grup çalışmalarında beğeni toplayacak. Farklı bakış açılarına açık olman, seni daha başarılı kılacak. Önemli kararlar almak için acele etme; biraz düşünmek, daha sağlıklı sonuçlar elde etmene yardımcı olabilir. Özellikle akşam saatlerinde bir arkadaşınla yapacağın sohbet, kafandaki bazı soru işaretlerini netleştirebilir.

AKREP BURCU YORUMU

Bugün duygusal derinliğin ön plana çıkıyor. İlişkilerde yaşanan gizli dinamikler hakkında daha fazla farkındalığa ulaşabilirsin. Sevdiklerinin duygularını anlamak konusunda oldukça hassas bir dönemdesin. Bazı durumlar seni içine çekebilir, güçlü içgörülerinle doğru yönü bulman mümkün. Kendini ifade etme isteğin artarken, düşüncelerini derinlemesine paylaşma fırsatları doğabilir. İş veya kariyer alanında ise yeniliklere açık olman, yeni kapılar açmanı sağlayabilir. İçsel gücünü kullanarak, hedeflerine doğru sağlam adımlarla ilerleyebilirsin. Kendine güvenmeyi unutma; sezgilerin doğru bir rehberlik sunacak. Kendini yenilemek ve iç huzurunu bulmak için meditasyon veya doğa yürüyüşleri gibi aktiviteler faydalı olabilir.

YAY BURCU YORUMU

Bugün içindeki macera arzusunun daha da alevlendiğini hissedeceksin. Farklı deneyimlere açık olman, hayatına renk katacak fırsatları beraberinde getirebilir. Sosyal etkileşimlerin ve arkadaşlarınla olan iletişimin güçleniyor; bu da içsel mutluluğunu artıracak. Ancak, düşüncelerini iyi bir şekilde ifade etmeye dikkat etmeli, yanlış anlamalara yol açmamalısın. Cesur adımlar atmak ve yeniliklere açık olmak, gününün daha anlamlı geçmesini sağlayacak. Anlık kararların, ani fırsatların merak uyandırıcı yönlerini gözler önüne serebilir. Aynı zamanda, kişisel hedeflerine dair yeni planlar yaparken, kendine karşı nazik olmayı unutma. İçsel huzurunu sağlamak için bir an durup derin bir nefes alman, tüm bu heyecanı dengede tutmana yardımcı olacak.

OĞLAK BURCU YORUMU

Disiplin ve kararlılık, bugünün temel taşlarını oluşturuyor. Karşılaşabileceğin zorluklar, azminle aşılacak gibi görünüyor. İş hayatında elde ettiğin başarılar, çevrendekilerin dikkatini çekebilir; bu, sana yeni fırsatlar sunabilir. Mantıklı düşünme kabiliyetin ve analitik yaklaşımın, sorunları çözmekte oldukça faydalı olacak. Aile içindeki ilişkiler, destekleyici bir atmosfer yaratabilir. Kendi ihtiyaçlarına ve duygularına odaklanmak, içsel huzurunu artırmana yardımcı olacaktır. Akşam saatlerinde, sevdiklerinle geçireceğin kaliteli zaman, günün stresini hafifletebilir. Kendine güvenin yüksek; bu enerjiyi doğru yönlendirdiğinde, harika sonuçlar elde edebilirsin. Uzak bir seyahat fikri, aklının bir köşesinde dolanabilir; hazırlıklarını yapmayı unutma!

KOVA BURCU YORUMU

Bugün, özgürlük ve bireysellik arayışın ön planda. Farklı fikirlere ve yenilikçi düşüncelere açık olman, çevrendekilerle etkileşiminde ilgi çekici ve ilham verici bir atmosfer yaratabilir. Arkadaşlarınla olan ilişkilerin, sana yeni bağlantılar kurma fırsatı sunacak. Sosyal etkinliklerde ve grup çalışmalarında kendini rahat hissedeceğin bir gün. İçsel sezgilerin güçlü, bu yüzden içgüdülerini dinlemek, sana doğru yol gösterici olabilir. Aniden ortaya çıkan ilginç fikirler, sana ilham verecek projelere dönüşebilir. Ancak, içindeki yaratıcı yanın açığa çıkması için öncelikle kendine zaman tanımalısın. Duygusal derinliklere inmeyi ve kendine dönmeyi unutma. Kendi sınırlarını yıkarak, taze bir bakış açısıyla yenilik arayışına girebilirsin. Hayatındaki karmaşalar, nihayetinde yeni bir denge bulmana ve bu dengenin getirdiği huzuru tadabilmene vesile olabilir.

BALIK BURCU YORUMU

Duygusal derinliğin ön plana çıktığı bir gün seni bekliyor. İçsel düşünceler ve hayaller arasında kaybolabilir, hayal gücünün sınırlarını zorlayabilirsin. Sanatsal faaliyetler veya yaratıcı projelerle ilgilenmek, ruh halini yükseltecektir. İlişkilerde ise empati ve anlayış gerektiren durumlarla karşılaşabilirsin; karşındakilerin duygusal ihtiyaçlarına özen göster. Kalbindeki sezgi, seni doğru yola yönlendirecek. Kendine zaman ayırmayı unutmadan ruhunu besleyecek aktiviteler planlamak iyi gelebilir. Bu dönemde bağ kurmak ve özveri göstermek ilişkilerini güçlendirebilir. Dikkatini dağıtan unsurları bertaraf edip kendine odaklanmakta fayda var. Farklı bakış açıları kazanmak için açık fikirli olmaya çalış.

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM