Beyhan Budak – Bu Kadar Sevilmek Tesadüf Değil
…Uzun zamandır aklımda olan bir proje vardı; “Ustalarla Söyleşi.” Bu projenin maksadı alanında duayen olan isimlerle, onların hayat tecrübelerini konuştuğumuz videolar çekmekti. Tabii ki bu seri için ilk aklıma gelen isim Doğan Hocamdı.
Numarasını kendisinden habersiz bulduğum için utana sıkıla WhatsApp’tan kendimi tanıtan ve ne yapmak istediğimi açıklayan bir mesaj attım. Attım atmasına ama bir yandan da hiç ümidim yok; “Bana niye dönsün ki, vakti yoktur kesin,” diye endişeliyim. Bir yandan da “Ya göründüğü gibi biri değilse, ya beni terslerse?” diye endişeleniyorum. Bugüne kadar daha öncesinde beni etkileyen birçok insanla yüz yüze tanıştım ve bazılarında hayal kırıklığına uğradım. Bu sebeple, “Bazı insanları sadece kitaplarından tanımak lazım,” diye düşünürüm.
Ben bu düşüncelerle boğuşurken, mesajı atmamın üzerinden bir saat bile geçmeden mesaj geldi; “Müsaitsen telefonda konuşalım.” “Nasıl yani?” dedim içimden, “ben şimdi Doğan Hoca’yla mı konuşacağım?” diye şaşırdım ve arkasından telefon ettim. Yaklaşık bir saat telefonda konuştuk. İlk olarak bana topluma hizmetlerimi çok takdir ettiğini, çektiğim videoları izlediğini ve beğendiğini belirtti. Birçok camiada böyle bir geri bildirimin ne kadar nadir olduğunu tahmin edebilirsiniz.
Doğan Hocamla telefonda konuşmamızda dikkat ettiğim bazı şeyler oldu:
İlk olarak bir şey öğretmeye çalışmıyordu, soruyordu ve merakla dinliyordu. Bu, belirli bir yaşın üstündeki insanlarda nadiren görülen bir şeydir. Genelde insanlar öğrenme kapılarına kilit vururlar ve daimî olarak öğüt verme moduna geçerler. Bu kötü bir şey olmayabilir elbette ama Doğan Hocamdaki merak duygusu ve iletişim ânında karşı tarafa olan ilgisi insana gerçekten değerli ve özel hissettiriyordu.
Telefon konuşmamızda “Ustalarla Söyleşi” video çekimi için bir planlama yaptık ve konuşmamızdan yaklaşık bir ay sonra hocayla İzmir Gümüldür’deki yazlıkta buluşmak üzere sözleştik. Buluşana kadar geçen sürede, videoda neler konuşacağımızı, nasıl bir yol izleyeceğimizi, kendisinden neler beklediğimi birkaç kere konuştuk. İnanılmaz işbirlikçi ve karşısındaki insana saygı duyan bir tavrı vardı. Zamanı gelip Gümüldür’deki eve gittiğimizde konuşması için bir sürü notlar aldığını gördüm. Binlerce konferans vermiş, televizyon programları yapmış, yıllarca üniversitede hocalık yapmış birinin bir video için böyle bir özen göstermesi beni inanılmaz etkilemişti.
Video çekimini bitirip çay içme faslına geçtiğimizde Doğan Hocam yeni projelerinden, yapmak istediklerinden bahsetti. Bana anlattığı projeler hakkında ne düşündüğümü sordu. Hâlâ bu topluma, gençlere nasıl faydalı olabileceğine kafa yoruyordu. Her gün düzenli olarak yazdığından bahsetti. O zaman henüz yayımlanmamış Var mısın? isimli kitabının heyecanını yaşıyordu bir yandan da.
Onun bu tavrını gördükçe içimden şunu geçirmiştim; “İnsanların onu bu kadar sevmesi kesinlikle tesadüf değil; karşısındaki insanı bu kadar önemseyen, aklı daimî olarak topluma hizmet etmekte olan birini insanların aileden biri gibi sevmesi, saygı göstermesi çok doğal.” Bizim ülkemizin insanları birçok insana saygı duyabilir ama herkesi içten sevmek konusunda çok temkinlidir. Özellikle topluma mâl olmuş insanlar söz konusu olduğu zaman, toplumun her kesiminin sevgisine nail olan çok az insan gördüm bugüne kadar. Doğan Hocam her kesimden, her eğitim seviyesinden insan için ailenin bilge üyesi gibiydi.
Not: Yazıda konusu geçen videoyu linke tıklayarak izleyebilirsiniz.