aşağıdaki fotoyu kızım yağmur çekti..
bizim, dededen kalma konağımızın önü orası.. kızım, gezinirken bugün ikimiz, oralarda fotoğraf çektirmek istedi.. türlü çeşitli açılardan kızımı ve konağı çektim tabi, 20-30 poz..
”baba ben de seni çekeyim” dedi..
”peki, ama kilitli kapının önünde çek” dedim..
anlatacağım, sıkı durun..
****
bi mustafa dede var imiş sülalede.. babannemin babası..
büyük tüccar.. rusya’ya gadar ürün dağıtıyo falan.. lord sayılır bi tür..
****
seferberlik zamanı batmış mustafa dede..
topal osman ağa yetişmiş imdada.. ve hastane müdürü yapmış o’nu..
evli barklı, üç çocuklu adam sonuçta, boşta mı gezsin?
****
fatma hatun’sa hastabakıcı imiş aynı hastanede..
aşık olunmuş derhal, karşılıklı.. dedemiz o’nu da almış ikinci eş olarak..
yaşa yahu dede, büyük adammışsın!!!!!
****
sonra bigün babannem de gelinlik kız olmuş, o da bi büyük tüccarla evlenmiş..
yaani, benim dedem.. yani babamın babası.. yaani şuraya kadarki öykümüze göre damat bey..
ammmaaa, asıl kahramanımız, bu damatın bi de dayısı var;
can akengin..
****
büyük dayım can akengin’in hüzünlerle dolu yaşam öyküsünün yeri diğil burası.. çok da detay bilmiyoruz zaten..
net bilinen şudur: o meşhur ”evim” şiirini yazdıktan sonra, daha doğrusu kendi evi habersizce kiraya verildiği için, evine giremeyip kapıda kaldıktan sonra.. o gece mecburen kapukahve camii’nde bi tabutun içinde uyuduktan sonra..
dedem’lere gelir can.. yani yeğeninin yanına sığınır.. o, arkamda kilitli kapısını gördüğünüz konağa yani..
benim de bugün; konağın kapısında kalmışlığıma nasıl da benziyo Allah’ım?
****
can akengin, ne yazık ki bu sülalede istenmeyen adam’dır.. en azından, ailenin gençlerine ”rol modeli” olmaması istenen adamdır..
iyice hastalanır.. can dayımızla ölüm demlerine değin fatma hatun ilgilenir.. fatma hatun da zaten ikinci eş olarak sülaleye dahil olduğundan, ”orospu” muamelesi yapılan biridir.. kader, iki ”istenmeyeni” buluşturur..
insanlık görevini eksiksiz yapar.. evlat gibi bakar can’a.. aklını yitirmiş, örneğin yatağa yaptığı kakasıyla oyuncağı gibi oynayan can’ı kollar, gözetir..
bakmayın, hiçbi kanıtı-belgesi olmadan birilerinin kıçından uydurduğu ”istanbul’da bi hastanede vefat etti” palavrasına..
can akengin 1942 yılında, fatma hatun’un tüm özenine karşın, yeğeninin evinde, tahminen fatma hatun’un kollarında, yani sokakbaşı’ndaki konakta hakka yürür..
****
bu istenmeyen kadın’ın, mustafa dede’den olma istenmeyen kızı vardır bi de.. fethiye.. ”hala” denir o’na sülalede.. o da kadersizdir.. küçük yaşta geçirdiği bi kazadan sonra sağır-dilsiz ve topal hallere düşer..
ana da baba da ölünce kimsesiz kalır fethiye hala..
bizim evi seçer yaşamını sürdürmek için..
1966 yılında o’nun ellerine doğarım ben de..
ikinci bi annem gibi sarıp sarmalar beni bu, bi nevi kimsesiz kadın.. dedemizin macerası nedeniyle, dünyaya ve sülaleye istenmeden geldiğini bilir tabi.. sülalenin büyük bi kısmından ”piç” muamelesi görür zavallım..
cin gibi zekidir ama.. dışlanmışlığını benimle giderir..
****
böyle bi hikayedir işte bu..
bi ucunda can akengin durur..
bi ucunda bencileyin..
aradaki halkalar:
istenmeyen bi anne.. fatma hatun, ki can’ın son demlerinin baş kahramanıdır..
istenmeyen bi kız.. fethiye hala, ki apo ekmekçi’nin ilk demlerinin baş kahramanıdır..
****
o kapı neden kilitli mi dediniz?
anahtarı, sülalemizde, teslim edilmesi gereken en son adama teslim edildiği için..
gürsel apo ekmekçi’yi yok sayarak hem de!
****
sevgili dostlarım,
beni yazılarımla da olsa, yeterince tanıdığınızı sanıyorum.. sizce ben, böyle bi finale izin verir miyim?
can akengin bilgi yurdu derneği, orta vadeli bi gelecekte can akengin bilgi yurdu vakfı’na dönüşecek, vakıf, o konaktaki tüm hisseleri satın alacaktır..
kimse başka hayal görmesin..