Afife, Maşa, Lyubov Andreyevna Ranevskaya, Antigone, Paf ve Diğerleri:

Afife, Maşa, Lyubov Andreyevna Ranevskaya, Antigone, Paf ve Diğerleri:

 “Arsen Gürzap”

Düşünüyorum da, Arsen Gürzap ile tanışıklığım 1975 yılında Venüs Sahnesi’nde izlediğim “Düşüş” oyununa kadar, sadece arkası yarınlar ve radyo tiyatroları ile sınırlı kalmıştı.

Arsen Gürzap‘ın Şahabettin Paşa’nın kızı Nimet rolündeki başarısına hayran kalmış, oyun boyunca gözlerimi kendisinden bir an olsun ayıramamıştım. Sahnede estirdiği duyarlık rüzgarı, o ruhsal titreşim, itiraf etmeliyim ki beni çok etkilemiş ve derhal Nahid Sırrı Örik‘in “Sultan Hamid Düşerken” adlı romanını edinip, bir solukta okumuştum. Şimdi bile fikrim hiç değişmedi, sanki Nahid Sırrı o romanı yazarken, Kemal Bekir oyunlaştırırken, belki de Nimet karakterini sırf günün birinde Arsen Gürzap yaşar kılsın diye yaratmışlardı.

Seneler içinde Arsen Gürzap‘ın Afife Jale, Antigone, Paf, Lysistrata, Kösem Sultan, Eva Duarte Peron, Mâşa, Lyubov Andreyevna Ranevskaya yorumlarını da hayranlıkla izleyecektim. Şimdi nasıl unutabilirim “Ölümüne Suçlu”, “Bir Yalan Çemberi“ni ve neredeyse tüm zamanlarımı alt üst eden “Vişne Bahçesi”, “Üç Kız Kardeş”i? Ya “O Kadın” filmindeki Alev Giray‘ı? “Bir İstanbul Masalı”nın Behiye Arhan’ını?

Antigone’nin sesini duyar gibi oluyorum yeniden: “Neden korktuğunuzu biliyorum Kreon. Ve Tanrım, korkmuş bir insandan daha çirkin ne vardır dünyada?”

Kirli pencere camından içeriye süzülen günışığı, duvarda pas rengi gölgelere neden oluyordu.

Fotoğraf: Esra Kılıçer

Andreyevna usulca doğruldu, çay fincanına uzanırken “Ne kadar yaşlanmışsın Firs” dedi.

Firs bir an gülümsedi, Andreyevna’nın gözlerinin içine baktı: “Uzun yaşadım hanımefendi… Uzun yaşadım.”

Arsen Gürzap ve İsmet Ay o sahnede bir kez daha anıtlaşıyorlardı.

Havada şiddetli bir ayaz vardı, havada kömür kokusu.

Mâşa içini çekti: “İnsan niye yaşadığını bilmeli, yoksa ne anlamı kalır yaşamanın” diye mırıldandı.

Selahattin Pınar, tıpkı bir gölge gibi usulca yaklaştı… Sabahın sisi iniyordu. Afife’nin elini tuttu: “Biz iki reddedilmiş…”

Eva Peron sarayın balkonundan, aşağıda toplanmış insanlara seslenirken, hayatında eksik kalmış sayfaları hatırladı:

“Şan ve şöhrete gelince de

Onları ben istemedim

Beni o heveste

Sansa da insanlar

Biliyorum ki

İçi boş, aldatıcı kavramlar bunlar

Tek gerçek senin sevgindir

Dileğim beni sevmendir

Arjantin ağlama bana…” 

Fotoğraf: Esra Kılıçer

Hedda Gabler buğulu pencere camına düşen yansısını arıyordu nicedir. Giderek artan bir boşluk içinde direnmekten usanmış gibiydi. Oldum olası ıssız, sarp doruklarda, tekinsiz sularda dolaşıyordu Hedda.Biraz fazla sert esecek bir rüzgar dalından düşürebilirdi onu.

Şanslıydım; Arsen Gürzap‘ın İstanbul Devlet Tiyatrosu, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları, Tiyatro Kedi ve Tiyatro İstanbul’da rol aldığı bütün oyunları izlemiştim: “Pof’la Paf”, “Antigone”, “Kösem Sultan”, “Truva Savaşı Olmayacak”, “Lysistrata”, “Afife Jale”, “Vişne Bahçesi”, “Bir Yalan Çemberi”, “Üç Kız Kardeş” , “Altı Kişi Yazarını Arıyor”, “Evita”, “Ölümüne Suçlu”, “SavaşYorgunu Kadınlar”, ” Kırmızı Kara Ağaç”, “İdeal Bir Koca”, “Tuhaf Bir Çift”.

Tüm bu saydığım oyunlarda değil günler, aylar, diyebilirim ki yıllar boyunca tesirini yitirmeyecek, her biri diğerini aşan, birbirinden üstün, ölçüt sayılabilecek yorumlara imza atmıştı Arsen Gürzap. Her canlandırdığı karaktere yeni bir boyut, anlam, soluk katmıştı. Sahne ışığıyla doğmuştu zaten, yepyeni şafaklara erişmiş, yüreğinin sesini bir an olsun kaybetmemişti. Yaşamakla, oynamak arasındaki kan bağını iyi biliyor, duyguların satır altlarını özenle çizip, notlar serpiştiriyordu ustalıkla.

Fotoğraf: Esra Kılıçer

Tiyatro… Tiyatro…

Hilmiye ve Tevfik Göze‘nin kızları olarak Ankara’da dünyaya gelen Arsen Göze için tiyatro hiç de uzakta değildi. Ağabeyi Erdoğan Göze Devlet Tiyatrosu aktörlerindendi…

“Maltepe İlkokulun’da beşinci sınıf öğrencisiydim. Ağabeyimin de yardımıyla Ankara Devlet Tiyatrosu’nda ‘Leylek Sultan’, sonrasında da ‘Deniz’in Mektubu’ adlı iki çocuk oyununda sahneye çıktım.Ve on bir yaşındayken, Ankara Devlet Opera’sında sergilenen ‘Turandot’un çocuk korosunda görev aldım.”

Her şey yolunda giderken, geçirdiği ciddi bir trafik kazası neticesinde ailesi bir süreliğine de olsa oyunculuk hevesini engellemek ister. Oysa Arsen Göze konservatuvar eğitimi almak konusunda kesin kararlıdır. Hiçbir şekilde geri adım atmaz. Namık Kemal Orataokulu’ndan mezun olduktan sonra Ankara Devlet  Konservatuvarı’na girer.

“Konservatuvarda Tiyatro Yüksek Bölümü’nde okurken, şans diyebilirim aslında, üç önemli oyunda rol aldım. Raik Alnıaçık’ın yönettiği Gülsen Alnıaçık’ın Medea’yı canlandırdığı piyeste Medea’nın ruhsal kimliğine hayat verdim. Bir gün Mahir Canova aradı beni. Elçin Şanal’ın apandisit ameliyatı olduğunu söyleyerek, dört gün sonra perde açacak ‘Ecinniler’ adlı oyunda onun rolünü üstlenmemi istedi.Hemen Semih Sergen’e ulaştım. Beraber çalıştık.Semih Sergen tekstin çok uzun olduğunu belirtip, okuyup zaman harcamak yerine, bana detay detay anlatmayı önerdi. Unutulmaz bir deneyim yaşadım, diyebilirim. Bu iki oyundan sonra Sevgi Sanlı’nın yazdığı, Muazzez Kurtoğlu’nun yönettiği ‘Menekşenin Yaprağından İncinen Kız’ da Can Gürzap, Alev Sezer ile karşılıklı oynadım. O tarihe kadar konservatuvarda okuyan öğrenciler sadece küçük rollerde sahneye çıkardı bense, bu saydığım üç ayrı oyunda önemli roller oynamıştım.”

Arsen Gürzap 1967-1977 yılları arasında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda ses getiren pek çok eserde rol alır: “Deli İbrahim”, “Pof’la Paf”, “Finten”, “Gecikenler”, “Küçük Terzi”, “Cadı Kazanı”, “Becket/Yahut Tanrı’nın Şerefi”, ” Çicu”, “Öfke”, “Bozkır Güzellemesi”, “Düşüş”, “İnsandan Kaçan”, “Hedda Gabler”.

Fotoğraf: Esra Kılıçer

Ve İstanbul…

Can Gürzap‘a İstanbul Devlet Tiyatrosu’nu kurma görevi verildiğinde ailece İstanbul’a taşınırlar. Yıl 1978’dir.

“Bu arada hemen belirteyim, Can İstanbul Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nü de kurmuştu.”

Alain Mergnant‘ın yönettiği, Arsen Gürzap, Haluk Kurtoğlu, Ahmet Leventoğlu, Nur Subaşı, Deniz Gökçer, Civan Canova, Cem Kurtoğlu, İsmail İncekara, Tülin Oral, Şerif Sezer’li “Antigone” yi hatırlıyorum yeniden.

Söz Arsen Gürzap‘ta:

“Kreon rolünde Haluk Kurtoğlu’nun manikür yaptığı, Antigone ve Kreon’un kırk beş dakikalık ikili sahneleri, ki neredeyse bir oyun süresi kadardı, bence muhteşemdi.”

“Şimdi şunu mutlulukla söyleyebilirim ki, meslek hayatım boyunca yaratıcı, çalışkan, yetenekli, önemli, hem de çok önemli tiyatro insanlarıyla çalışma imkânım oldu.”

Fotoğraf: Esra Kılıçer

İBB Şehir Tiyatroları’nda bir konuk…

“Can, ‘Sana bir dönem rol vermeyelim, İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü eşine torpil yapıyor söylentileri çıkabilir,’ dedi. Hiç itiraz etmeden, kabul ettim. Evde resim yapmaya başladım. Gencay ve Kamuran Gürün ile tanışıklığımız Ankara’ya dayanıyordu. Bir gün Gencay Gürün bize geldi, resimle uğraştığımı görünce, ‘Ama sen ressam değilsin, ait olduğun yer sahne’ dedi.Bir başka gün Divan Oteli’nin Pastahanesi’nde buluşmuş, çay içiyorduk. Gencay Gürün ‘Madem bu sene rolün yok. O halde bizim tiyatroda ‘Vişne Bahçesi’ nde Andreyevna’yı oynayacaksın’ dedi. ‘Fakat on dokuz yaşında bir kızı var Andreyevna’nın’ diye üsteledim. ‘Ruslar erken evlenirler’ diye yanıtladı beni.”

Üç sezon devam eden “Vişne Bahçesi” sonrasında yine bir Çehov eseri “Üç Kızkardeş”… Mâşa yorumuyla Arsen Gürzap bir defa daha doruktadır.

1989 Ağustos’u… Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda “Evita” müzikali.

“Kenneth Urmston’un yöneteceği ‘Evita’da oynamam konusunda Gencay Gürün çok ısrarcı davranmıştı. Bense, zaten yeteneği, fiziği, sesiyle Zuhal Olcay varken bize yani bana, Deniz Türkali ve sonradan kadroya dahil olan Füsun Önal’a hiç de gerek yok, düşüncesindeydim. Bu arada hemen belirtmek isterim, Gencay Gürün Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği en değerli, kuşkusuz en önemli on kadından biridir. Onurlu, haysiyetli, cesur, yenilikçi, hayata, sanata çok mercekli bakabilen bir insandır. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’na olan katkısı asla yadsınamaz. Evet, ‘Evita’dan bahsediyorduk. İlk rol aldığım müzikaldi… Dört ayrı Evita, iki Che (Cihan Ünal, Neco) ile yoğun bir çalışma dönemine girmiştik.”

“Evita”nın yardımcı yönetmeni Hakan Altıner‘e kulak verelim:

“Hatırlıyorum, bir defasında Arsen Gürzap, Cihan Ünal, Deniz Türkali, Zuhal Olcay bir araya gelip bir toplantı yapmıştık. Arsen Gürzap bu toplantıda ‘Biz oyuncuyuz, ancak bu projede rollerin içini tam olarak dolduramıyor, tiyatro sanatına resmen ihanet ediyoruz. Ben Eva’yı önce oynamalı, sonra şarkılarını söylemeliyim’ diyerek sıkıntısını açıklamıştı. Son derece haklıydı. Meselâ oyunun kimi sahnelerinde Che adeta bir clown gibi sunulur, bunun nedenini Kenneth  Urmston’a sorduğumuzda ‘Bu suali, bana değil yazara iletin’ demişti.Yönetmen olarak sadece koreografiye odaklanmıştı çünkü karakterlerin duygu dünyasıyla hiçbir şekilde ilgilenmiyordu. Biz de mecburen korsan masa başı toplantıları yapmaya devam ettik. Neticede duygu bütünlüğünü esere katmayı başardık. Bir gerçeği de açıklamak isterim, Arsen gece yarılarına kadar kalıp saatlerce prova yaptı… Bir defa bile ‘Yoruldum,’ demedi, her ayrıntıya büyük özen gösterdi.”

Fotoğraf: Esra Kılıçer

Ve günlerden bir gün Osman Wöber, Arsen Gürzap‘ı arar…

“Ronald Harwood’un yazdığı ‘The Dresser/Giydirici’ adlı oyunu yönetmemi istedi. Kabul ettim. Kadroda Haluk Kurtoğlu, Erdoğan Göze de vardı. Provalara başladık.Sahne Amiri’ni canlandıran oyuncu arkadaşım, sanırım rolünden pek mutlu değildi. Huzursuzdu. ‘Seni bu oyundan affediyorum. Osman Wöber ile de konuşacağım, herhangi bir mesele çıkmayacak’ diyerek onu kadrodan ayırdım. Önümüzde sadece on iki gün vardı. Ne yapacaktım? Bir ara kendim oynamayı düşünürken, aklıma Işıl, Işıl Yücesoy geldi. Hemen aradım ve ‘Sana ihtiyacım var’ dedim. Tek bir şey söyledi: ‘Neredesin?’Ve o rolü başarıyla çıkarttı. 1996 yılında Arthur Miller’ın ‘Orkestra’ oyununu yönetirken, başrolü Işıl’a önerdim. Üçüncü reji çalışmamı ise 2003’de Eskişehir Kültür Merkezi’nin açılış oyunu olan ‘Vişne Bahçesi’ ile gerçekleştirmiştim.”

2024 yılında Işıl Yücesoy ve Arsen Gürzap yepyeni bir projede bir defa daha beraber çalışmaya başlarlar.

İzzeddin Çalışlar‘ın kaleme aldığı, Arsen Gürzap‘ın yönettiği, ‘İzninle’ adlı oyunda Işıl Yücesoy Açelya karakterine hayat verir. Oyunu izledikten sonra defterime şu satırları yazmıştım:

“Arsen Gürzap’ın üst düzey, çok soluklu rejisi içerik, üslup uyumunu tam olarak yakalamış, izleyicinin sahnede olup bitenlerle duygusal bağ kurmasına imkan tanımış, böylece izleyiciyi yüreğinden fethetmeyi başarmış.

‘İzninle’ her şeyden önce, Arsen Gürzap, Işıl Yücesoy’un resitali olarak alkışlanmayı hak eden bir piyes.

‘İzninle’ alkış avcılığına, argo sözcüklere, galiz küfürlere gerek görmüyor, bayağlığa, tekdüzeliğe düşmüyor, genelgeçere gönül eğmiyor, sadece güzel duygular sunuyor izleyicisine.Ve düşünün, yüzleşin, sorgulayın kendinizi, diyor.”

Yine geriye dönelim. Ankara yılları ve “Gecikenler”..

“O dönem bazı oyuncular Anadolu turnesine çıkmak istemezlerdi. ‘Gecikenler’ adlı oyunla tam kırk beş ili kapsayan bir turneye gönüllü olarak katılmıştım.”

Fotoğraf: Esra Kılıçer

Tarih: 27 Kasım 1970… İstanbul

“O zamanki ismiyle İstanbul Kültür Sarayı yani Atatürk Kültür Merkezi’ne, Arthur Miller’ın yazdığı ‘Cadı Kazanı’ adlı oyunla gelmiştik. Ayten Gökçer, Kerim Afşar’lı bir kadro.. Ooyun başladı. Büyük salon ağzına kadar dolu. Sofitada perdenin altından geçmesi gereken çok yüksek voltlu ışık perdenin üstünden geçince orada ufak bir yangın başlatıyor, bu arada operanın temsil sonrası nedense kaldırılmamış dekorları da alev alıyor. Kerim Afşar yangını fark ediyor. Biri ‘Sakın arka kapıyı açmayın’ dese de, o panikle kapı açılıyor, bu nedenle koruyucu demir perde inemiyor ve yangın her yeri bir anda sarıyor. Telaşla dışarı çıkıp, yaşlı gözlerle alevler arasında kalan binayı izlemiştik. Çok şükür yangında can kaybı olmadı ancak bina ile beraber ‘IV. Murad’ adlı oyunun galası için Topkapı Sarayı’ndan getirtilmiş eşyaların bir kısmı da yanmıştı.”

Var olmak… Yaşam ahlâkı

“Empathy” adlı televizyon programında Ahmet Mümtaz Taylan‘ın “Var olmak sizin için ne ifade ediyor?” sorusuna, Arsen Gürzap‘ın verdiği yanıt beni çok etkilemişti.

“Yaşamak, hayatın gidişatına kendini bırakarak bir ömür sürmektir. Var olmak ise yaşadığı sürece algılayabildiği zamandan sonra kendini geliştirmek ve başkalarına mutlaka dokunabilmeyi becerebilmek diye düşünüyorum. Var olmak öyle bir şey.” 

Buraya kadar oyuncu, yönetmen Arsen Gürzap‘tan bahsettim. Bir de Arsen Öğretmen var. Mesela 1993-1995 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde fonetik ve oyunculuk, Yakın Doğu Üniversitesi’nde diksiyon ve fonetik dersleri veren Arsen Öğretmen… Ve tabii, 1990 yılında kurucu kadrosunda yer aldığı Dialog Anlatım ve İletişim Okulu’nda verdiği oyunculuk, sunuculuk, fonetik, diksiyon dersleri…

Sözü Yavuz’a bırakmadan önce “Buğulu bir pencere camına ne yazarsınız” diyorum. Hiç duraksamadan:

“Yaşam ahlakı,” diyor ve ekliyor: “Altına da torunumun ismini yazardım: Eliz.”

Fotoğraf: Esra Kılıçer

Yavuz Pak: Devlet Tiyatroları kurulduğu 1949 yılından bu yana, kurumsal varlığı ve yapısı itibarıyla pek çok tartışmanın odağında oldu. Kimi çevreler, modern tiyatromuzun mihenk taşlarından biri olarak Devlet Tiyatroları’nın ülkemizde tiyatronun gelişmesi ve yaygınlaşmasında çok önemli bir yeri olduğunu söylerken; kurum kimi çevreler tarafından devletin ideolojik aygıtı olarak değerlendirildi, devletin tiyatrosunun ve tiyatrocuların memur olamayacağı söylendi, özerk bir yapısının olmaması, repertuvarın siyasi tercihlerle belirlenmesi vb. gibi pek çok eleştiri yöneltildi. Nitekim 2011-12 yıllarında tamamen kapatılması dahi gündeme geldi. Uzun yıllar Ankara ve İstanbul Devlet Tiyatroları’nda çalışmış bir oyuncu olarak, Devlet Tiyatroları’nın ülkemiz tiyatro tarihindeki yeri hakkında düşünceleriniz nedir?

Arsen Gürzap: Ankara Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti ilan edildiğinde, başkentten sonrası eğitimin, kültür sanatın esamesinin okunmadığı, cehaletin kol gezdiği büyük bir toprak parçasıydı. Devlet Tiyatroları’nın Ankara’da kurularak turnelerle tiyatro sanatını tüm Anadolu’ya götürme çabası sadece sanatsal olarak değil, toplumsal eğitim ve dönüşüm için oldukça değerlidir. Çünkü tiyatro insanlara 90 derecelik bakıştan çok daha ötesini öğretir, bakış açılarını genişletir. Tiyatronun insanları zenginleştiren böyle bir yönü vardır ve bu yönüyle çok değerli bir hizmettir.

İkinci olarak, Devlet Tiyatroları yurtdışından çok önemli yönetmenler getirmiş ve çok önemli yönetmenler yetişmesini sağlamış ve çok önemli prodüksiyonlara imza atmıştır. Bunları özel tiyatroların yapmasına imkân ve ihtimal yoktur. Ben özel tiyatroların oyunlarını izlediğimde, bunun bugün de böyle olduğunu görüyorum ve diyebilirim ki Moda Sahnesi dışında özel tiyatrolarda maalesef hep sıradan oyunlar izledim. Bu noktada Moda Sahnesi’ni ayrı bir yere koymak isterim. Aslında ben oraya Barış Atay’ı alnından öpmek için gitmiştim. Milletvekili seçilecekken Can Atalay için Hatay adaylığından çekildi ve bu gerçekten tebrik edilmesi gereken etik bir tavır. O’nu görmek için gittiğim Macbeth oyununda muhteşem bir reji ile karşılaştım! Nefes nefese izlediğim Macbeth’in ardından Hizmetçiler oyununu da izledim. Moda Sahnesi’nin değerli yönetmeni Kemal Aydoğan, çok yaratıcı, çok başarılı bir yönetmen ve genius denilebilecek müthiş bir sanatsal kimlik.

Fotoğraf: Esra Kılıçer

Bugün, Devlet Tiyatroları hâlâ eğitimli aktörler ve aktrislerle, deneyimli yönetmenlerle, estetik değeri yüksek oyunlar sahnelemeye devam ediyor. Coğrafyaya gelince, geçen gün bir profesörün narsisizmle ilgili konuşmasında dile getirdiği gibi, maalesef Türkiye’nin yarısından fazlası dünya 90 dereceyle bakan, bir kısmı da Ciham Ünal’ın dediği gibi magandalarla dolu bir ülke… Bu durumdan kurtulmanın tek yolu sanattır. Özel tiyatroların ülkenin dört bir yanına giderek insanların ufuklarını açacak, yol gösterebilecek oyunlar sahnelemeleri hâlâ çok zor. Turneler özel tiyatrolar için çok ciddi ekonomik yük olmaya devam ediyor. O bakımdan, Devlet Tiyatroları’nın varlığı hem seyircinin eğitimi hem tiyatronun yaygınlaşması hem de estetik algının yükselmesi için daha uzun bir süre bu ülkede önemli bir konumda olacaktır.

Yavuz Pak: Peki, coğrafyayı modern tiyatro tarihini üzerinden değerlendirdiğinizde toplumsal veçheleriyle nasıl değerlendirirsiniz? Bugün en iyimser istatistiki verilerle, şişirilmiş rakamlarla dahi 7-8 milyonluk bir tiyatro seyircisi var ülkemizde. Oransal olarak nüfusun sadece %10’u…

Arsen Gürzap: Maalesef, bugün halkımızın ne kadarının kitap aldığını, ne kadarının kitap okuduğunu bilsek, herhalde susup otururuz. Tiyatro hazır kültürdür, hazır insan bilgisidir. Size hiç tanımadığınız insanların dünyasını sunar ve 90 derecelik bakış açılarını genişletir. Meselâ, Cadı Kazanı’nın izleyen biri haksızlığın ne olduğuna, adaletin nasıl olması gerektiğine dair farklı düşünceler edinir, bir sorgulamaya girer. Bunun gibi örnekler çok fazladır tiyatroda. Dilerim ülkemizdeki tiyatro seyircisi sayısı da artar, insanlar okumadıkları şeyleri tiyatroda görürler, algılarlar, öğrenirler.

Fotoğraf: Esra Kılıçer

Yavuz Pak: Genel olarak ödenekli tiyatroların, ama özelde daha çok Devlet Tiyatroları’nın “parayı veren düdüğü çalar” mantığıyla yönetildiği, devletin ideolojik hattından, hatta hükümetlerin politik çizgisinden  bağımsız olmadıkları, estetik tercihlerinin dahi bağlı oldukları hiyerarşik yapı tarafından belirlendiği yönündeki eleştiriler için ne söylemek istersiniz?

Arsen Gürzap: Belli bir dönemden sonra, yani Cüneyt Gökçer, Ergin Orbey, Turgut Özakman ve arkasından gelen genç ama mücadeleci bazı isimlerin ardından maalesef bu eleştirileri haklı çıkaran birileri geldi. Her kurumda olduğu gibi, her söyleneni onaylayan birileri oldu. Ama şunu kimse engelleyemez: Onların beğenmedikleri oyunlar dahi olsa, sıradan herhangi bir oyunu dahi iyi bir ışıkla, iyi bir dekorla, iyi oyunculuklarla sahnelediğinde, oradan seyirci mutlaka bakış açısı genişlemiş olarak ayrılır. Ne kadar sınırlamaya kalkarlarsa kalksınlar, tiyatronun kendisi, varlığı zaten bir itirazın, bir değişimin önünün açacaktır.

Bakın, şu anda, şu ortamda dahi, Devlet Tiyatroları İstanbul’da Kadın Oyun Yazarları Festivali düzenleyebiliyor. Festivale yüz kişi bile gelse, her biri 10 kişiyle paylaşsa, tiyatronun etkisi, gücü yayılacaktır yavaş yavaş topluma.

Yavuz Pak: Bugün özelikle İstanbul’da, her sezon yüzlerce oyun prömiyer yapıyor, gençler yeni topluluklar kuruyor ve zor şartlar altında tiyatro yapmak için çabalıyorlar. Bir eğitimci olarak, genç oyuncular ve oyuncu adaylarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mıdır?

Fotoğraf: Esra Kılıçer

Arsen Gürzap: Ben insanların yetenekle doğduğuna inanan biri değilim. Bakın, meselâ beş yaşındaki bir çocuğa teyzesinin oğlunun yalan söylerken ne yaptığını sorun, size anlatacaktır çünkü bilinçaltında öyle bir bilgi var. Mualla Teyze’yi sevmez meselâ Çünkü Mualla Teyze’nin eve girişi, oturuşu, konuşma tarzı o çocukta antipati uyandırmıştır. Yani, beş yaşındaki çocuk dahi, bilinçaltında binlerce insanla ilgili bilgi saklar. Benim oyunculuk olarak kabul ettiğim şey, zekâsı belli bir derecede olan, zekâsını akılla destekleyen ve zekâyı, aklı, bilinçaltında var olan binlerce insandan birileriyle birleştirip üzerinde çalışarak bir karakteri, kimliği yaratabilme becerisidir.

Yavuz Pak: Son olarak, Türkiye’de tiyatronun geleceğine dair umutlu musunuz?

Arsen Gürzap: Geçenlerde önemli biri, kendisine mutlu musunuz diye sorulduğunda, hayır dedi, ama umutluyum… Herkes yavaş yavaş yaşananların farkına varacaktır diye düşünüyorum. Dünyada her zaman ahlâk galip gelmiştir. Meslek ahlâkı, çocuk büyütmenin ahlâkı, alışveriş ahlâkı, yani topyekün bir yaşam ahlâkından söz ediyorum. Zamanla her alanda ahlaki bir sorgulama yaşanacağını düşünüyorum Düşünün ki tiyatro, 2500 yıl önce başlamış, bildiklerimizin ötesinde kim bilir neler yaşadı, ne badireler geçirdi tiyatro? Ama sonra bir Shakespeare çıktı, bir Oscar Wilde çıktı. Bence, bir süre sonra, birileri çıkıp yine gidişata itiraz edecekler ve tiyatro silkelenip yeniden kendine gelecek.

PINAR ÇEKİRGE – YAVUZ PAK

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU

Son zamanlarda içsel bir dönüşüm yaşıyorsun. Cesaretinle yeni fırsatları değerlendirme isteği içindesin. Bugün, hedeflerine ulaşmak adına atacağın adımlarda daha kararlı olmalısın. İletişim becerilerin, karşılaştığın zorlukların üstesinden gelmende önemli bir rol oynayacak. Sosyal çevrendeki insanlarla kuracağın bağlantılar, kariyerinde beklenmedik gelişmelere kapı aralayabilir. Kendine güven, yenilikçi fikirlerinle öne çıkabilirsin. Ancak ani kararlar almaktan kaçınman, uzun vadeli kazançlar elde etmeni sağlayacaktır. Bugünün enerjisiyle, yarını şekillendirmek için doğru yolları keşfedebilirsin. Sağlık konularında dikkatli olmalı, bedenine iyi bakmalısın. Unutma, içsel dengeyi sağlamak yaşam kaliteni arttıracaktır.

BOĞA BURCU YORUMU

Bugün, sağlam adımlarla ilerlediğin bir dönemdesin. İçsel gücün ve kararlılığın, karşılaştığın engellerin üstesinden gelmene yardımcı olacak. Maddi konularda sabırlı olmak, isteklerine ulaşmanda anahtar rol oynayacak. Güven arayışın, ilişkilerde derin bağlar kurma isteğinle birleşiyor. Sevgi dolu bir ortam sağlamanın yollarını keşfetmek, bugünün teması. Duygusal olarak kendini güvende hissetmek isteyeceksin. İçsel huzurunu bulmak için doğayla bağlantı kurmak iyi gelebilir. Sadece maddi değil, manevi zenginlikleri de göz önünde bulundurarak ilerle. Kısa vadeli hedefler koymak, uzun vadeli planlarının temelini oluşturacak. Başkalarını dinlemek ve empati göstermek, ilişkilerini daha da güçlendirecek. Sonunda, tüm bu çabaların meyvelerini toplayacaksın. Sabırlı ve kararlı yaklaşımını sürdür.

İKİZLER BURCU YORUMU

Fikirlerinizi paylaşmak ve sosyal çevrenizle etkileşimde bulunmak için oldukça verimli bir gün. Enerjiniz yüksek, başkalarıyla olan iletişiminiz akıcı olacak. Yeni insanlarla tanışmak ve ilginç sohbetler yapmak, zihninizde yeni kapılar açabilir. Hızlı düşünme yeteneğiniz, karşılaştığınız sorunları kolayca çözmenizi sağlayacak. Ancak, fazla dağılmamaya dikkat edin; bazı konularda derinleşmek önemli. Kişisel projelerinizle ilgili sürpriz gelişmeler yaşanabilir. İçsel merakınız, sizi yeni öğrenme fırsatlarına yönlendirecek. Aynı zamanda, geçmişten gelen anılar gün yüzüne çıkabilir; hislerinizi anlamak için zaman ayırmanız faydalı olacaktır. Kendinize güvenin ve içgüdülerinize kulak verin; bu dönem kendinizi ifade etmenin en iyi yollarını bulmanızı sağlayabilir.

YENGEÇ BURCU YORUMU

Duyguların ön planda olacağı bir gün. Aile ve sevdiklerinle olan bağların güçleniyor, birlikte geçireceğiniz zamanlar sence anıların değerini artıracak. İçsel huzurunu sağlamak adına biraz yalnız kalma ihtiyacı hissedebilirsin. Yaratıcılığını ortaya koyabileceğin projelere yönelmek, seni daha iyi hissettirebilir. Duygusal kararlar alırken daha dikkatli olmalısın; kalbinin sesini dinle ama mantığını da göz ardı etme. Kendine güvenin artıyor, bu da yeni fırsatların kapısını açabilir. Sezgilerin güçleniyor, bu nedenle başkalarının hislerine karşı daha duyarlı olacaksın. İhtiyaç duyduğun destek, yakın çevrenden gelecek. Kendini ifade etmekte zorlanabilirsin, ama hislerini paylaşmaktan çekinmemelisin. Unutma ki, güvenli alanında hissetmek önemlidir; bu nedenle sınırlarını korumaya özen göster.

ASLAN BURCU YORUMU

Güçlü ve karizmatik bir enerjiyle uyanıyorsun. İçindeki liderlik vasıfları gün yüzüne çıkacak ve çevrendekilere ilham verme fırsatın olacak. Gözler üzerindeki etkileyici tavrın, sosyal ilişkilerinde olumlu etki yaratabilecek. İletişimde cesur olman gereken anlar yaşanabilir, fikirlerini özgürce ifade etmek destek bulmanı sağlayabilir.Bugün bazen aşırı özgüvenin, ilişkilerde yanlış anlamalara yol açabilir; bu nedenle duygusal zekanı devreye sokmakta fayda var. Aşk hayatında heyecan ve tutku dolu anlar kapıda. İlişkin varsa partnerinle derin bir bağ kurma şansın yüksek, yalnızsan, aşık olabileceğin bir ortama girmek için dışarı çıkmayı unutma. Kariyer alanında, senin için yeni fırsatlar doğabilir, ancak bunları değerlendirebilmek için sabırlı ve dikkatli olmalısın. Uzun vadeli hedeflerine odaklanmak, seni hedefine bir adım daha yaklaştıracak. Sağlığını ihmal etmemeli, spor ya da doğa aktivitelerine yönelmelisin. Kendine arada bir zaman ayırarak iç huzurunu sağlamak, gününün verimli geçmesine katkıda bulunacak.

BAŞAK BURCU YORUMU

Yoğun bir gün içerisinde detaylara odaklanma yeteneğin ön plana çıkacak. Küçük şeylerdeki güzellikleri keşfetmek ve hayata geçirilecek pratik çözümler aramak için uygun bir zaman. Sorumluluklarının bilincinde olman seni güçlü kılacak, ancak bu süreçte kendine de nazik olmayı unutmamalısın. İletişimle ilgili konularda net ve açık olmak, yanlış anlamaların önüne geçecektir. Sağlık ve bakım konuları da gündeminde yer alabilir; sağlıklı alışkanlıklar edinmek için iyi bir fırsat. Ayrıca, iş veya günlük yaşamda karşılaşabileceğin küçük aksaklıklara karşı esneklik göstermek, sinirlerini korumana yardımcı olacak. Gelişmelerle ilgili olumlu bir tutum takınmak, hayal ettiğin sonuçları elde etmende etkili olabilir. Kendine olan güvenin günün ilerleyen saatlerinde artacak ve bu da seni daha kararlı bir şekilde adım atmaya yönlendirecek.

TERAZİ BURCU YORUMU

Sosyal ilişkilerin ve iletişimin ön planda olacağı bir gün. Entellektüel tartışmalara girebilir, yeni insanlarla tanışabilir ve farklı bakış açıları keşfedebilirsin. Kendini ifade etme konusunda cesur ol ve hislerini açıkça paylaş. Duygusal dengeyi sağlamak, içsel huzurun için kritik. Sevgi hayatında da küçük ama etkili değişimler gözlemleyebilirsin. İlişkilerde uyum arayışında ol, ancak kendi ihtiyaçlarını ön planda tutmayı da unutma. Yaratıcılığını cesaretle ortaya koymak, başkaları üzerinde güçlü bir etki bırakmana yardımcı olabilir. Sanat ve estetikle ilgili projelere yönelmen, ruh halini olumlu etkileyebilir. Unutma, içsel dengeyi sağlamak için biraz yalnız kalmak da faydalı olabilir.

AKREP BURCU YORUMU

Bugün içsel derinliklere doğru bir yolculuğa çıkma isteği duyabilirsin. Hislerin çok yoğun ve anlam arayışında olmanın verdiği tutku, çevrendeki insanlarla olan ilişkilerine yansıyabilir. Eski anılar ve geçmişteki deneyimlerin, düşündüğünden daha belirgin bir şekilde aklında yer alacak. Bu durum, hem bazı kapanışlar yapmanı hem de yeni başlangıçlar için cesaret bulmanı sağlayabilir. Duygusal açıdan, karanlık noktalarını aydınlatma fırsatı bulabilirsin. İçsel dünyanda yaşadığın çatışmalar, daha derin bir anlayışa dönüşebilir. İletişim konusunda dikkatli olman gerekebilir; hislerin yoğun olsa da, kelimelerin bazı insanları etkisi altına alabilir. Anlayış ve empati ile yaklaşmaya özen göster. Birine karşı beslediğin duygular derinleşiyor olabilir. Bunu açıkça ifade etme isteği hissedebilirsin, ancak bu zamanı ve yeri iyi ayarlamakta fayda var. Beklenmedik sürprizler yaşanabilir, bu yüzden esnek olmakta yarar var. Kendine güven, kararlılığın ardında güçlü bir destek olduğunu unutma. Şu anki enerjin, seni hayal ettiğin hedeflere doğru yönlendirebilir. Kendi içsel dengenle barışmayı öğrenmek, seni daha güçlü kılabilir.

YAY BURCU YORUMU

Yüksek enerji ve kararlılıkla dolusun. Bugün yeni başlangıçlar için mükemmel bir fırsat var. Hayal gücün, sınırlarını zorlamaktan keyif almanı sağlıyor. Yenilik arayışın, seni beklenmedik fırsatlarla buluşturabilir. Sosyal çevrende dikkatin çekilecek ve ilgi odağı olacaksın. Arkadaşlarınla paylaşımların, seni daha da motive edecek. İçsel yolculuğun, derin düşüncelere ve içsel huzura ulaşmana yardımcı olabilir. Ancak, aceleci davranmamaya ve tüm detayları dikkate almaya özen göster. Yeteneklerini sergilemek için harika bir gün, yaratıcılığını doğru yönlendirmek seni başarıya götürecek. İlişkilerinde iletişim önem kazanıyor; açık ve samimi olmalısın.

OĞLAK BURCU YORUMU

İş hayatında karşına çıkan fırsatlar, dikkatli ve sabırlı yaklaşımlarının meyvesini verecek. Disiplinin ve kararlılığın sayesinde zorlu durumlarla başa çıkabilir, uzun vadeli hedeflerine bir adım daha yaklaşabilirsin. Özel yaşamında ise duygusal derinlikler önemli bir yer tutacak; ilişkilerdeki samimiyet ve güven duygusu, bağları güçlendirebilir. Yakın çevrendeki kişilere destek olman, sosyal ilişkilerini olumlu yönde etkileyecek. Kendine zaman ayırmayı unutma; zihnini dinlendirecek aktivitelerle stresini azaltabilir, motivasyonunu artırabilirsin. Dengeyi sağlamak, tüm bu süreçte başarılarının anahtarı olacak.

KOVA BURCU YORUMU

Bugün, yenilik arayışın ve bağımsızlık isteğin ön planda. Sosyal çevrendeki etkileşimler seni beklenmedik fırsatlara yönlendirebilir. İletişim gücünü kullanarak düşüncelerini ifade etme konusunda kararlı olmalısın. Başkalarının fikirlerine açıksın ancak kendi inançlarını da savunmaktan çekinme. İçsel bir dönüşüm ve kendini güncelleme ihtiyacı hissedebilirsin; eski alışkanlıkları bırakmak ve yeniliklere adım atmak için harika bir zaman. Sıradışı düşüncelerinin, sorunlara getirdiği yaratıcı çözümlerle çevrendekilere ilham verebilirsin.Duygusal anlamda, derin bağlar kurmaya yönelik bir istek duyabilirsin. Bu, mevcut ilişkilerini güçlendirmek veya yeni ilişkiler geliştirmek için fırsatlar sunabilir. Özgünlüğün ve benzersizliğin, seni diğerlerinden ayıran en önemli unsurlar. Kendin ol ve içindeki yaratıcılığı dışarı çıkar. Günün akışında karşına çıkabilecek sürprizlere açık kalmak, seni daha da ileriye taşıyabilir.

BALIK BURCU YORUMU

Hayal gücünün ve sezgilerinin ön planda olacağı bir gün. İçsel dünyanda derin bir keşfe çıkabilirsin. Sıcak bir dost sohbeti, ruhsal ihtiyaçlarını gidermene yardımcı olacak. Sanatsal faaliyetler ve yaratıcılıkla dolu anlar seni bekliyor; resim, müzik ya da yazı ile ilgilenmek, içsel huzurunu artırabilir. Duyguların akıcı bir şekilde yansıyacak, bu da ilişkilerde samimiyeti besleyebilir. Ancak başkalarının hislerine karşı dikkatli olmalısın. Empati yeteneğinle, çevrendekilere ışık tutma fırsatın var. Kendine karşı nazik olmayı unutma; ruhsal ve zihinsel sağlığına önem ver. Unutma, hayallerinin peşinden koşmak için doğru an bu.

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM