Yücel Erten yazdı: “İzmir Şehir Tiyatrosu’nun Geleceği Üzerine”

Yücel Erten yazdı: “İzmir Şehir Tiyatrosu’nun Geleceği Üzerine”

Haziran sonu itibariyle benim İzmir Şehir Tiyatrosu’ndaki Kurucu Genel Sanat Yönetmeni görevim sona erebilir veya bir üç yıl daha uzayabilir ya; dostlar, sanatçılar, tiyatroseverler merak edip soruyor: Devam ediyor musunuz? Ne olacak?…

Bilirsiniz, siyasetçiler, durumları gereği her konuda konuşurlar. Tabii sanat hakkında da konuşurlar: Sanat önemlidir. Sanatı-sanatçıyı destekleyeceğiz.” Biz sanatçılar da hoşlanırız bundan. Gelgelelim bu sözleri, siyasetçilerin tutumlarına bakarak değerlendirmek gerekir.

Bu kentte 70 yıllık bir sürüncemeden sonra, 3 yıl önce İzmir Şehir Tiyatrosu kurulmuştur. İzmir’in sanat yaşamı açısından, bu kentin yakasına takılmış bir mücevherdir. Belediyenin 174 Şube Müdürlüğünden birisi değildir, çünkü bir sanat kurumudur. Sanatın önemini kavramış bir siyasetçinin, bunun bilincinde olması ve buna göre davranması gerekmez mi? O yakışıklı, hassas sözlerle eylemin birbirini tutması gerekmez mi? Tutmuyor.

Anlatayım:

Sayın Başkan Cemil Tugay göreve başladığı zaman, İzmir Şehir Tiyatrosu’nun geleceği hakkında deneyimlerimi ve görüşlerimi aktarmak üzere randevu talebim oldu. Randevu talebi Özel Kalem nezdinde 3 kez tekrarlandı. Bir kere de kendisini Nazım Hikmet’in ‘Yolcu’ oyununun prömiyerinde ağırladığımız zaman (İzmir Şehir Tiyatrosu’nun açılışından bu yana geçen üç sezonda ilk kez tiyatromuza geliyordu. Dolayısıyla kendisi ile ilk kez karşılaşıyorduk.) sözlü olarak rica ettim.

Çok meşguldür, başı kalabalıktır düşüncesiyle, sabırla bekledim. Ama sayın Tugay, kentin bir sanat kurumunun Kurucu Genel Sanat Yönetmeni’ne, 74 gün boyunca randevu vermedi. Sonunda 12 Haziran akşamı özel kalemine, görüşmemiz için bir arka plan oluşturması dileğiyle bir mektup gönderdim. Ertesi gün, yani göreve başlamasının 74. gününde, İzmir Şehir Tiyatrosu’nun geleceği hakkındaki kararını bir bürokrat aracılığıyla bildirdi. Beni bürokratlarından biri sandı herhalde ki; yüzyüze bir görüşmeye yanaşmadı, haber gönderdi: Yola başka bir Genel Sanat Yönetmeni ile devam edecekmiş.

Önce -bu kararın değil ama,- bu davranışın adını koymak gerek: Bu davranış, bir Sanat Kurumunu küçümseyen bir özensizliktir. Çevresinde ciğerci kedisi gibi dolaşan, rapçisinden topçusuna kadar herkesle görüşüp; İzmir Şehir Tiyatrosu’nun Genel Sanat Yönetmeni ile görüşmemek; nezâketle de bağdaşmaz, saydamlıkla da. Yöneticilikten çıkar, siyasetçinin sanat kurumları konusundaki bakış ve davranış şablonunun, hazin fotoğrafı olur.

Tanımadan, konuşup görüşmeden, bilgi almadan, bir dayanağı, bir açıklaması olmadan, bu karara varabilme yeteneğinin adını da siz koyun dostlar…

Burada kişisel bir alınganlıktan söz etmiyorum. Sayın Başkan, 57 yaşında, ben 62. sanat yılımı yaşıyorum. Görmüş-geçirmiş bir insanım. Bu davranıştan benim pullarım, apoletlerim, pırpırlarım falan dökülmez. Karalar bağlayıp, bunalımlara düşmem. Sanat-siyaset çelişkisinde sayısız yazı ve bildiriler yazmış bir sanatçı olarak, bundan şahsen alınmamayı başarabilecek kadar objektif bakışa sahip olduğumu düşünürüm. Ama sanata ve kentin gözbebeği bir sanat kurumuna karşı küçümseme, özensizlik ve bilgisizlik anlamına geldiğini söylemekten de kaçınmam. Çünkü bu konuda sessiz kalmam, bir sanat kurumunun öz erkini, siyasal erke rehin bırakmak anlamına gelir. Buna boyun eğip yutkunmak için bir neden yoktur. Bu bağlamda sanat çevresini bilgilendirmeyi de görev bilirim. Bu kıymetli kuruma ve genelde sanat kurumlarına, gelecekte daha özenli ve dikkatli davranılmasını beklemek hakkımızdır. Nezâketle, rica ederek bildirmiş olayım.

Aydınlatayım: 

İzmir Şehir Tiyatrosu’nun çok emek verilmiş bir yönetmeliği var. 30-40 yıldır sivil toplum kuruluşlarında ortaklaşılmış ilkeler üzerine kurulmuştur. Yapılanma ve kuruluş bu yönetmeliğe göre gerçekleşti. O yönetmelik, tiyatronun “sanatsal açıdan özerk” olduğunu ilan eder. Türkiye’de bir ilktir. Ve biz bununla gurur duyuyoruz. 

Sanatsal özerkliği lâfta bırakmamak için de, Genel Sanat Yönetmeni’nin atanması ve görev süresi kurallı hâle getirilmiştir. Nedir o? GSY üç sezon süre ile görev yapar. Başkan’ın uygun görmesi halinde bu süre bir üç sezon daha uzatılabilir. Yani GSY bu süre boyunca repertuvarında ve sanatsal tercihlerinde özerklikten yararlanır; ama hiç bir GSY de ömür boyu oraya kazık kakamaz.

Üç sezonun sonunda, Kurucu Genel Sanat Yönetmeni’nin görev süresi bitebilir. Yönetmelik, bir üç sezon daha devam edip etmeyeceği konusunu, tümüyle Belediye Başkanı’nın kararına bırakmıştır. 

Gelgelelim, yeni Genel Sanat Yönetmeni’nin belirlenmesi de siyasal erkin keyfine, meşrebine, mezhebine bırakılmamış, kural getirilmiştir. İlana çıkılır, başvuru koşullarını taşıyan adaylar, özgeçmişlerini ve 3 sezon için öngörülerini içeren bir dosya ile başvurularını kuruma iletirler.  Bütün adaylar, İzmir Şehir Tiyatrosu Yönetim Kurulunca değerlendirilir. Bu değerlendirmenin tamamı ile birlikte öne çıktığı düşünülen en az 2 aday, Belediye Başkanı’nın tercihine sunulur. Başkan, tercihini kullanarak atamayı yapar. Yani burada da değerlendirme süzgeci, tiyatronun öz erkine bırakılarak, sanatsal özerklik vurgulanmıştır.

Şu iki noktayı da eklemeliyim: Onyıllardır tiyatro dünyamızda savunduğumuz ‘Sanat Kurumlarını sanatçılar yönetir’ şiarına uygun olarak; Yönetim Kurulumuzun yapısı, ilgili Şube Müdürü dışında bürokrat içermez. Vesayet veya icazet mekanizmasına dönüşmesi muhtemel herhangi başka bir kurul da yoktur.

Bütün bu saydıklarım, bir sanat kurumunun öz erkini, sanatsal özerkliğini pekiştiren kurallardır.

Görülüyor ki, benim bir 3 yıl daha göreve devam etmemin istenmesi ya da istenmemesi; benim müdahil olacağım bir konu değildir. Her iki tarafın istemesine bırakılmıştır. Ben kendi adıma, çeşitli vesilelerle görevi sürdürmekten yana olduğumu kamuoyu önünde belirttim. Hattâ şunu da yazdım ve bir televizyon programında söyledim:  

“İzmir Şehir Tiyatrosu bir anlamda benim evlâdım. Doğrusu ya, emek verip bugüne getirdiğim evlâdımı, 3 yaşında yalnız bırakmayı tercih etmem. Benim sanatıma ve mesleğime karşı taşıdığım sorumluluk anlayışıma sığmaz. Hiç değilse bir 3 yıl daha eğitmek, gözetmek, daha sağlıklı hale gelmesi için emek vermeyi isterim elbette. Öyle ki, artık abeceyi öğrenmiş olarak okula gidecek hale gelsin… Ama tabii bu konu, yönetmeliğimize göre tamamiyle Sayın Başkan’ın tercihindedir. Genel Sanat Yönetmeni’nin değişmesi yönünde bir irade ortaya koyması durumunda, bana saygı duymak düşer. Sanatsal özerklik ilkesi ışığında, Yönetmeliğimizin belirlediği kurala göre, yeni Sanat Yönetmeni seçilip atanıncaya kadar görevimi sürdürürüm…” 

Tiyatro tarihimizde yeni bir sayfa olan İzmir Şehir Tiyatrosu açısından önemli olan, benim gitmem ya da kalmam değil; Yönetmeliğimizin kalıcı olması ve ‘öncü’ niteliğini sürdürmesidir. Elbette herkesin o yönetmeliğe göre davranmasını beklemek de, tarihsel görevimizdir. Çünkü tek derdimiz, Kurumun sanatsal özerkliğinin korunmasıdır. Yönetmeliğe aykırı her davranışı, sanatsal özerkliği yok etmek üzere bir girişim sayar, eleştirir, mücadele ederiz.

Bir parantez: 

Ülkemizde yerel yönetim tiyatroları yasa düzeyinde bir dayanağa sahip olmadığı için, 110 yaşındaki devasa İstanbul Şehir Tiyatroları da dahil olmak üzere hepsi yönetmeliklerle yürüyor. Üstelik yönetmelik konusunda da bir standart oluşmuş değil. Ve yönetmelik denen şey kaygan bir zemin. Siyasal erkin ihtiyacına, bazan da keyfine göre, Belediye Meclisinin bir kararı ile değişebiliyor. Açılıyor, kapanıyor, kadro veriliyor, kadro alınıyor, siyasetçinin zevkine uygun sanat yönetmenleri atanıyor. Sonrası gitsin Tarsus, gelsin Nilüfer…

Hadi biz yine de kendimize bir de küçük sevinç bulalım: Yukarıda özetle açıkladığım ‘sanatsal özerklik’ ve onun güvencesi olan ‘Yönetmelik’, tiyatro çevresinde giderek kabul görüyor, övgüyle karşılanıyor. Tarsus ve Nilüfer’de karşılaşılan, siyasetin sanat kurumlarına uygunsuz müdahelelerinden sıyrılabilmenin yolu da, bu yöntemin yaygınlaşmasından geçiyor. 

Nereye kadar?

Şimdi Sayın Cemil Tugay’ın danışma-görüşme gereği duymadan verdiği karara göre, benim görevim sona eriyor. Bunda bence bir sakınca yok. Ama o tazecik tiyatro, nasıl bir atmosfere sürükleniyor; oraya doğru bir göz atalım. 

Sözgelimi, kendinde keramet vehmeden bir vatandaş, İzmir Şehir Tiyatrosu’na Genel Sanat Yönetmeni olmaya kafayı takmış olsun. Takar ya, bize ne, değil mi? Ama kendini överken her seferinde köpüğü taşırıyormuş. Taşırır, bize ne? Sayın Başkan’ın etrafında ciğerci kedisi gibi dolaşıyormuş. Dolaşır ya canım, bizi ne ilgilendirir?

Ama bir dakika! Uluorta “Bu kentin tiyatrosunu temize çekeceğiz.” diye yazıyorsa?… “Bir tiyatronun yapacağı en son iş, oyun sahneye koymaktır. Özellikle kurumsal bir yapı içinde.” diye saçmalıyor ve de bu saçmalığı ısrarla savunuyorsa?… Ayrıca dramaturgu rejisör sanıyor, sosyal medyada akşam yazdığını sabah siliyor, bozuk diksiyonuna bakmadan usta rejisörlük taslıyor, mevcut tiyatro potansiyelini bir kalemde silip atıyorsa?…

Bitmedi: İsim zikretmeden yazma kurnazlığına sığınarak kullandığı, nefret ve küçümseme barındıran cümleler, yaşım, kariyerim ve konumum itibariyle bana ve İzmir Şehir Tiyatrosu’na doğru sarkıyorsa? İzmir Şehir Tiyatrosu’nun ilk üç yılı üzerine ahkâm kesip, kalın doğruyorsa?…

Yetmedi: O kuruma Genel Sanat Yönetmeni olmanın, yönetmeliğin öngördüğü kurallar içinde gerçekleşebileceğini bilmiyorsa? Bu bilgisizlikle, saman altından su yürüterek adam devşirmeye, yandaş toplamaya yelteniyorsa? Kurum sanatçılarına makam-mevki vaad etmeye başlamışsa? Bazı sanatçı ve çalışanlar, daha şimdiden “Falan, filan ve feşmekân gidiyorlar, biz geliyoruz” deme cür’etine ve sazanlığına düşmeye başlamışlarsa? Tiyatroya yayılan bu toksik hava, artık küçük iktidar savaşlarına yol açıyorsa?…

Bakın işte orada artık “Bize ne” diyemeyiz. Aydın ve sanatçı sorumluluğu denen bir şey vardır ve orada devreye girer, açık itirazını yükseltir. Ve bu konu, elbette beni hem kurumsal hem de bireysel açıdan ilgilendirir. Elbette yorum yapar, karşılık veririm. Tiyatromuza verdiğim emeğin, bana tanıdığı haktır bu.

Oysa tiyatro dünyamızda modası geçmiş “Saldıralım, karalayalım, hırpalayalım, düşürelim; yerine ben geçeyim” hezeyanlarına artık yer olmamalı. Cılız mahalle dedikodularından beslenme huyuna bir son verilmeli. Ortak akılla kural koymalı, kurala uymalı. Yanılıyor muyum?

Önemle vurgulamış olayım: 

Aslında burada bir ‘kişi’ değildir söz konusu olan. Sanat ortamında yaygın bir insan tipolojisidir bu. Bilirsiniz, bunlar genellikle, sanatlarını ve sanat kurumlarını siyasal erke endekslemekten çekinmezler. Öncelikle bilinç eksikliği rol oynar burada, yanısıra denetimsiz ego. Sanatçıda, bürokratta, kültürcüde pek yaygındır. Dikkatle bakarsanız görürsünüz: O tiyatro yoktan var edilirken, kurumlaştırma çilesi çekilirken, linç yerken, darbe teşebbüsüne maruz kaldığınızda filan hiç yokturlar. Bir görüş bildirmeye bile gerek duymazlar. Meyvaları toplama mevsiminde ortaya çıkarlar ve mancınıkla fikir atarlar ortaya. Türk aydınının, sanatçısının profilini gerçekçi olarak çizmeye kalkıştığınızda, bunları görmezden gelemezsiniz. Bir anlamda yurdumuzdaki genel fotoğrafın bulanık ve titrek kalmasının nedenleridirler.

Üstümüze üstümüze gelen bu zehirli atmosferde, kanaat önderi pozu takınarak herkese saydıran bu heveskârlara, kamuoyu önünde bazı sorular sormak zorunlu hale gelir. 

Soralım: 

Sen, mavi gömlekli, İzmir Şehir Tiyatrosu’ndan ne istiyorsun? Kurumumuzun neyini beğenmiyorsun? Öyle kurusıkı sallamakla olmaz, şöyle açık açık, örnekli-mörnekli bir anlat da anlayalım.

Sen, pipolu, İzmir Şehir Tiyatrosu’nun 3 sezonda sergilediği 12 oyununun hiç birini izlemedin. Hangi şapkandan eleştiri tavşanı çıkarıyorsun?

Ya sen, uzun boylu? Ancak 3’ünü, belki 4’ünü izledin. Bu hoşnutsuzluk ve küçümsemeyi nereden üretiyorsun?

Sen, pembeli, Kurum’un repertuvar tiyatrosu uygulamasını mı beğenmiyorsun? Repertuvarın kendisini mi? Gerekçelerin?…

Sözgelimi sen kıvırcık, televizyonda yeni bir fikir ortaya atar gibi ’Bedia Muvahhit Anması’ndan söz ediyorsun. Bu tiyatro, Muvahhit’in İzmir’de sahneye çıktığı günün 100. yıldönümünde gereğince yaptı o işi. Ama senin haberin yok?…

Koro halinde çene suyu çorba yapıyorsunuz ama; çoğunuz bu tiyatronun İzmir’in 100. yılına armağanı ‘Benim Naçiz Vücudum’ oyununu da izlememişsinizdir…

Sen, hâki ceketli, “Yücel Erten tiyatrosu oldu” diyormuşsun. Yücel Erten 88 oyun sahnelemiş, 40’ın üstünde ödülle onurlandırılmış bir tiyatro öğrencisi. Ya ne olacak sanıyordun? Çadır tiyatrosu mu? Köy tiyatrosu mu?… 

Sen, ‘röpriz, tekrar’ diye bir şeyler mırıldanan sakallı, ya hiç dayak yememişsin, ya da sayı saymayı bilmiyorsun…

O tiyatronun sahnesine kavuştuğu ilk sezonda istisnasız bütün temsillerinin kapalı gişe gittiğini, 30 bini aşkın seyirciye ulaştığını hiç mi duymadınız bre? Bu sezonda 35 bine vurdu o rakam.

Peki Kurumu kutlayan ödül yağmurunu?… 24 Haziran’da açıklanacak Özdemir Nutku ödüllerinin ödenekli tiyatrolar kategorisinde 15 ödül verilecek; İzmir Şehir Tiyatrosu’nun 14 adaylığı var; görmediniz mi?

Oyunlarımızın çeşitli festivallere davet edildiğini, 11 Büyükşehir Belediye Şehir Tiyatrosunu İzmir’de bir araya getiren ‘Buluşma’mızı, ‘Yerel Yönetim Tiyatrolarının Yasal Dayanak Arayışı’ başlıklı çalıştayımızı da duymadınız, he mi?…

Sen, güneş gözlüklü, benim tiyatrodaki oyun ve çevirilerimden telif aldığım yalanını, sinsice yayan sen değil miydin? 

Siz, 2 yıl boyunca konuklarımız olan dans üçlüsü. Konukluk süresince birbirine çelme takmak için didinmenin, konukluk sona erince de bulanık bir muhalefette kankalaşmanın, anlamı ve tiyatroya katkısı nedir, hiç düşündünüz mü? Bilmiyor musunuz, ortak akla dayalı, ayağı yere basan bir muhalefet, kendi kurumlarınızda da geçerlidir. Neden ille de misafir olduğunuz bir kuruma muhalefette bu derece ısrar? Yoksa siz de mi Genel Sanat Yönetmenliğine göz dikmiştiniz?

Hele siz, sol taraftaki masada oturanlar, bu tiyatroda kendini ‘daimi senatör’ ilan etmeye kalkışan sizler değil miydiniz? Bu amaçla gizliden gizliye yönetmelik darbesi yapmaya kalkışmamış mıydınız?

Yeter, çok söyletmeyin beni. Neye dayanarak sürekli sokranıyorsunuz?

Saptayalım:

Bu tiyatro, bütün personeli ile türlü güçlükleri, yoksunlukları göğüsleyerek, 3 yıl içinde benzersiz bir gelişim ve başarı gösterdi. 

Repertuvar mı? Çiçek sepeti… Enerji mi? Kesintisiz… 

Estetik performans? Profesyonel… Seyirci? Alkış, kıyamet… 

Görev dağılımları mı? Benzersiz şekilde dengeli ve adaletli… 

Toplu oyunculuk mu? Daha dün ‘Deli Dumrul’ oyunumuz ansambl ödülüyle onurlandırıldı. Daha önce de ‘Mor Şalvar’. Alevli meyve tabağı yani… 

İş barışı? Evet, tiyatro yönetiminin yetkisi içinde olmayan ve bütün çalışanlar için geçerli olan gelir düşüklüğü açık bir gerçektir. Ama Türkiye’de büyük kitleleri kapsayan bu sorun karşısında, sanki tiyatro yönetimi sorumluymuş gibi bir muhalefet oluşturmaya kalkmak da, tipik taşra kurnazlığıdır. Bu şuursuz muhalefetin oltasına takılmış birkaç sazanın, sosyal medyada avukat desteğiyle poz vermesi ve “Biz geliyoruz” ergenliğini marifet saymasının dışında, tiyatronun keyfi yerinde… 

Aldığımız ücret, -benimki de dahil olmak üzere- hep düşük ve mütevazı idi. Kurum mensubu hiç kimse, bu üç yılda tek kuruş telif almadı. İlk yılımızı eğreti bir sahnede ve gişesiz(!) geçirdik. Yer temininde gecikildiği için, bazı Yönetim Kurulu toplantılarımızı İzmirSanat’ın bahçesinde yaptık. Tiyatroya asla yatkın olmayan, yıldırıcı ihale yönteminden sıkıntılar çektik. Öyle ki 3 yıl boyunca hâlâ oyuncularımız için kulise birer giysi dolabı koydurabilmiş değiliz. Kitaplarımın yarısını tiyatronun kitaplığına armağan ettim ama, ihale sırasına giremediği için raf yaptıramadık ve hâlâ karton kutularda duruyorlar. Bunlar yakınma değil, ortada duran gerçeklik. Biz bu sıkıntılar karşısında ağlaşmadık, alternatif yollar aradık, icad ettik, çözüm odaklı kalmayı elden bırakmadık. Sanat siyasetimizi aydınlığa doğru kurmaktan, sanatımızın hakkını vermekten başka bir kaygımız olmadı.

Bu tiyatronun başarılarını görmezden gelmek bir yana; muhtemel ki Türkiye’de eşi bulunmayan Yönetmeliğini de doğru dürüst bilmiyorsunuz. Bilmediğiniz için bu Sayın Başkanın etrafında fır dolanmalar, benden sonra Genel Sanat Yönetmeni olacağı iddiasıyla kurum içinden oyuncu devşirmeler, onlara makam-mevki vaadlerinde bulunmalar… Bu kasaba işi, gecekondu tarzı, şark usulü hamleler, ergenlik çağının tezahürleridir. Ben de Türk Tiyatrosu’nda bu alaturkalıklarla mücadelenin tarihini yazan ordunun bir neferiyim. Doğal ki, geçmişte mücadele ettiğimiz gibi, bundan sonra da ortak mücadelemizi sürdürürüz. Gel gör ki, bu mücadeleyi, şimdi basit bir post kavgasına dönüştürmeye kalkmanın bir anlamı yoktur. 

Çünkü olayın özü çok yalın: Liyakat değerlendirmesi, İzmir Şehir Tiyatrosu’nun sanatçılardan oluşan Yönetim Kurulu’nda gerçekleşecektir. Er meydanı orasıdır.

El hasıl-ı kelâm:

Bu yazıyı, sonuçta İzmir Şehir Tiyatrosu’nu örseleyecek söylenti, rivayet, tevatür, dedikodu düzleminden, yayılan toksik havadan çıkarmak amacıyla yazdım.

Bilmiyorum, merak eden dostları, sanatçıları, sanatseverleri, muhtemel adayları yeterince aydınlatabildim mi? 

Yeni bir Genel Sanat Yönetmeni aranması yoluna gidileceği anlaşılmıştır. Ben, İzmir dışındaki deneyim sahibi yönetmen dostlarımı da Türk Tiyatrosu’nun bu yeni ocağına yön verme, geliştirme konusunda yüreklendirmek isterim. Daha önce belirttiğim gibi, elbette Yönetmelikte belirlenmiş koşulları taşıyan herkes dosyasını hazırlayıp başvurabilir. Başvurular, İzmir Şehir Tiyatrosu Yönetim Kurulu’nda olabildiğince objektif biçimde değerlendirilip Sayın Başkan’a sunulacaktır. Kimse kaygılanmasın, doğal ki burada temel ölçek, kurumun esenliği ve liyakat olacaktır.

Ama son olarak Genel Sanat Yönetmenliği doğrultusunda yürümeyi düşünenlere ve ortaklarına, davranışlarının bir aşamada müstehcenleşebileceği konusunda bir uyarıda bulunmak isterim. Alaturka usûlle ‘yönetmelik değişikliği’ yolunu zorlayanlar olursa; demokratlığa da sığmaz, aydın ahlâkına da, sanat aşkına da. Müstehcenliğe kayar, vesselâm…

20 yıl önce, -o zaman adı İzmit olan- Kocaeli Şehir Tiyatrosu’nun Genel Sanat Yönetmenliği’nden ayrılırken; sanatçılara seslenen duyurumdaki bir sözümü tekrarlayarak bitireyim: 

“Unutmayın ki tiyatro aşkı ve ahlâkı, bizim varlık nedenimizdir. Ve biz elden çıkarmadıkça, onu bizlerden kimse alamaz.”

YÜCEL ERTEN

İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları 

Kurucu Genel Sanat Yönetmen

İzmir, Haziran 2024

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU

Bugün enerjin yüksek, içindeki ateşi hissetmek için muhteşem bir gün. Harekete geçme isteğiyle dolup taşarken, yeni girişimlerde başarılı olabilirsin. Sosyal çevrende dikkatleri üzerine çekmek için fırsatlar var. İletişim becerilerin güçlü, bu da projelerinde iş birliği yapmanı kolaylaştıracak. Ancak aceleci davranma; düşünmeden hareket etmek, beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Özel ilişkilerde ise sıcak ve samimi anlar seni bekliyor. Dikkatini sevdiklerine yönlendir, duygu paylaşımının derinliği ilişkini güçlendirebilir. İçsel huzurunu bulmak için kısa bir yürüyüş ya da meditasyon faydalı olabilir; zihnini rahatlatmak, hedeflerine daha net odaklanmana yardımcı olacak.

BOĞA BURCU YORUMU

Bugün, güven arayışın ön planda olabilir. Duygusal ve maddi istikrarı sağlama isteği, seni daha dikkatli ve planlı olmaya yönlendirecek. İçsel derinliklere dalmak ve kendini tanımak için uygun bir zaman. İlişkilerinde sabırlı olmalı, gereksiz tartışmalardan kaçınmalısın. Maddi konular gündemde; yeni fırsatlar kapını çalabilir ancak kararlarını iyice düşünerek vermek en iyisi. Kendine güven; bu, çevrendeki insanlarla olan iletişimini olumlu yönde etkiler. Bugün biraz dinlenmek, amatörce hobiler edinmek, yaratıcı çalışmalarla meşgul olmak ruhuna iyi gelecek.

İKİZLER BURCU YORUMU

Farklı fikirlerin ve iletişimin yoğun olduğu bir güne adım atıyorsun. Merak ettiğin konulara daha derinlemesine dalma arzusu içinde olabilirsin. Sosyal çevrendeki insanlarla etkileşimlerin heyecan verici olabilir ve yeni bağlantılar kurma şansı sunar. Ancak, fikir ayrılıkları veya iletişim kopuklukları yaşayabilirsin; duygularını açıkça ifade etmek önemli olacak. Öğrenme isteğin artmışken, yeni hobi veya aktivitelere yönelmek faydalı olabilir. Kendini dışa vururken dikkatli davran ve başkalarının görüşlerine saygı göster. Gün sonunda, ruh halinin yükselmesi için sevdiğin insanlarla vakit geçirmek önem taşıyacak. Arınıp tazelenmek için doğanın içine çıkmayı düşünebilirsin.

YENGEÇ BURCU YORUMU

Duygusal derinliklerinle yüzleşme zamanı. İçsel huzurunu bulmak için kendine zaman tanımalısın. Aile ve yakın dostlarla olan ilişkilerin ön plana çıkacak; samimi sohbetler, kalp bağlantılarını güçlendirebilir. Geçmiş anılar aklını meşgul edebilir. Eski yaraların iyileşmesi için adımlar atmalısın. Kariyerinde, içgüdülerine güvenerek önemli kararlar alabilirsin; bu, seni doğru yola yönlendirecek. Yaratıcılığını ifade etme fırsatı bulabilirsin, bu süreçte kendini özgür hissetmek önem taşıyor. Duyusal deneyimlere açıksan, küçük mutluluklar günlük rutininin renklenmesine yardımcı olacak. Kendine nazik davranmayı unutma; bu, ruhsal dengeyi sağlamana katkıda bulunur.

ASLAN BURCU YORUMU

Bugün içindeki liderlik ve yaratıcılık yetenekleri ön plana çıkıyor. Sosyal çevrende alacağın destekle büyük projelere adım atabilirsin. Enerjin, çevrendekilere ilham verecek ve senin etrafında bir çekim alanı oluşturacak. Duygusal açıdan, kendini ifade etme arzun yükselebilir; duygularını açıkça paylaşmaktan çekinme. Ancak, ego ve gurur konusunda dikkatli olmalısın. Başkalarının görüşlerini dinlemek, ilişkilerini güçlendirecek ve daha derin bağlar kurmanı sağlayacak. Ayrıca, bir sürpriz beklenmedik bir şekilde karşına çıkabilir; bu, seni yeni deneyimlere yönlendirecek bir fırsat olabilir. Kendi tutkularına odaklanarak, hayatında yepyeni kapılar açabilirsin. Şimdi sadece kendine değil, sevdiklerine ve topluluğuna da ışık saçma zamanı!

BAŞAK BURCU YORUMU

Detaylara odaklanmanın, sabırlı olmanın ve zihinsel disiplini korumanın önem kazandığı bir dönemdesin. İş veya günlük yaşamındaki hedeflerine ulaşmak adına pratik bir yaklaşım benimsemeli, attığın adımları dikkatle irdelemesin. Sağlığınla ilgili bazı konularla yüzleşebilirsin; bu, ruh halin üzerinde belirleyici olabilir. Kendine zaman ayırma fırsatını değerlendirmeli, stresle başa çıkmanın yollarını keşfetmelisin. İletişim kurduğun kişilerin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak empati yapman, ilişkilerini güçlendirecektir. Unutma, küçük ayrıntılara verdiğin önem, büyük bir fark yaratabilir. Geri planda kalmak istemesen de, bazen geri çekilmek ve içsel huzurun için düşünmek, ilerlemeni kolaylaştıracak.

TERAZİ BURCU YORUMU

Bugün ilişkiler ön planda. Sosyal çevrendeki insanlarla derin sohbetler yapma şansın var. Etrafındaki uyum ve denge, içsel huzurunu arttırıyor. Ancak bazı konularda kararsızlık yaşamaya eğilimli olabilirsin; kendi iç sesini dinlemeye çalışmak, seni doğru yolda ilerletir. İş veya projelerde grup çalışmalarında etkin olacaksın, fikirlerin başkaları için ilham kaynağı olabilir. Duygusal meselelerde ise açıklık ve dürüstlük sana fayda sağlayacak. Kendini ifade ederken nazik ama net olmalısın. Afrodit’in enerjisi, aşk hayatında sürprizlere neden olabilir; belirsizlikler, sevgi dolu bir anla dönüşebilir. Kendine zaman ayırmayı unutmamalı, meditatif aktivitelerle ruhunu dinlendirmelisin. Estetik bir şeylere yönelmek, yaratıcılığını canlandırır; sanat veya hobi projelerine odaklanabilirsin. Bugün, dengeni korumak adına birbirinden farklı alanlarda kendini keşfetmek için harika bir gün.

AKREP BURCU YORUMU

Bugün içsel sezgilerin derinlemesine açığa çıkacağı bir gün. Duygusal yoğunluğun artması, ilişkilerde daha samimi ve dürüst olma arzusunu tetikleyecek. Kendi içindeki karanlık ve aydınlık yanlar arasında bir denge bulman gerekebilir. Geçmişteki deneyimlerin, şimdi aldığın kararlar üzerinde etkili olacak. Etrafında dönen olaylara karşı daha duyarlı olabilirsin. Özellikle yakın arkadaşlarınla kurduğun iletişimde derinlemesine sorgulamalar yapmaya, belki de yüzleşmelere hazırlıklı olmalısın. Kendi motivasyonlarını sorgulamak ve yeniden yapılandırmak için uygun bir zaman. Duygusal zindelik önem kazanacak; belki de meditatif bir aktivite ya da doğayla daha fazla iç içe olma ihtiyacı doğabilir. Kendini yeniden keşfetmek, sana güçlendirecek yeni bir perspektif kazandırabilir. Bu tür bir derinleşme, hem kişisel hem de ruhsal gelişimin için değerli olacak. Kendi sınırlarını set çekmekten korkma; bu, sana daha fazla özgürlük ve huzur getirecek. Ayrıca, sezgilerin özellikle sağlıklılığını sorgulamak ve duygusal alanlarına yön vermek açısından bilgilendirici bir kaynak olacak. Kendi iç sesini dinlemek ve ona güvenmek, bu dönemde rehberin olacak.

YAY BURCU YORUMU

zaman zaman aceleci davranma eğilimine kapılabilirsin. Anlık kararlar almadan önce derin bir nefes almayı unutma. Öğrenme arzun güçlü, bu da seni ilham dolu yeniliklere yönlendirebilir. Fırsatları değerlendirmek ve cesaretle ilerlemek için doğru zaman. Kendine güven ve cesaretini asla kaybetme.

OĞLAK BURCU YORUMU

Bugün, kararlılığınız ve disiplini ile etrafınızdakilere ilham vereceksiniz. İş yerinde dikkat çeken bir liderlik sergileyebilir, projelerinizi başarıyla yönlendirebilirsiniz. Ancak, duygusal ilişkilerde biraz zorlanmanız mümkün. Kendinizle barışık olmayı öğrenmelisiniz; bu, sevdiklerinizle olan etkileşiminizi güçlendirecektir. Yapıcı eleştiriler almaya açık olun, bu, kişisel gelişiminiz için faydalı olacak. Süregelen hedeflerinize odaklanın; sabırla ilerlediğinizde, uzun vadede arzu ettiğiniz başarılara ulaşacaksınız. Sosyal çevrenizdeki insanlarla ilişkilerinizi derinleştirmek isteyebilirsiniz, bu da sizi daha mutlu ve tatmin olmuş hissettirebilir. Unutmayın, içsel dengeyi sağlamak, yaşamınızdaki tüm alanlarda sizi ileriye taşıyacaktır.

KOVA BURCU YORUMU

Bugün düşüncelerin ve fikirlerin oldukça özgür ve yenilikçi bir şekilde şekilleniyor. Sıradanlıktan uzak, sıradışı projelere yönelme isteği içindesin. Sosyal çevrenle olan etkileşimlerin artıracak, yeni bağlantılara açık olacaksın. İnsanlarla derin ve anlamlı sohbetler gerçekleştirmek, zihnindeki yenilikçi fikirleri paylaşmak için harika bir zaman. İleriye dönük vizyonunu netleştirmeyi sağlayacak ilham verici anlar yaşayabilirsin.Biraz içe dönmek ve sezgilerini dinlemek, sana büyük fayda sağlayacak. İçindeki yaratıcılığı keşfetmek ve denemeler yapmak için duyduğun istek, seni alışılmışın dışına taşıyabilir. Gelecek beklentilerinle ilgili adımlar atmak için cesur olmalısın. Esnekliğini koruyarak, sürpriz fırsatlarla karşılaşabilirsin. Unutma, özgünlüğün senin en büyük güçlerinden biri. Kalabalığın içinde parlamaya hazırsın, sadece kendine güven!

BALIK BURCU YORUMU

Duygusal derinliğin ve sezgisel yeteneklerinin sizi yönlendireceği bir gün. İç dünyanızda gerçekleşen duygusal dalgalanmalar, çevrenizle olan iletişiminizi etkileyebilir. Bu, başkalarıyla derin bağlar kurmak için harika bir fırsat sunuyor. Sezgilerinize güvenin; bazı durumları içgüdüsel olarak hissedebilir, bu da doğru kararlar almanıza yardımcı olabilir. Sanatsal yaratıcılığınız ön plana çıkacak, belki bir hobi veya tutku projesiyle ilgilenmek isteyebilirsiniz. Kendinize zaman ayırmayı unutmayın. İçsel huzur arayışınız sonuç verebilir, meditasyon veya doğada zaman geçirmek, ruhsal sağlığınıza katkıda bulunacak. Sosyal ilişkilerde, empati kurma yeteneğinizle çevrenizdekilerin destek noktasında olacaksınız. Ancak sınırlarınızı korumayı da ihmal etmeyin, başkalarının duygusal yüklerini üzerinize almaktan kaçının. Aşk hayatında ise, sevdiğiniz kişiyle duygu paylaşımınız derinleşebilir; açık iletişim, ilişkinizi daha da güçlendirecek. Kendinizi güven içerisinde hissettiğiniz bir alan yaratmaya özen gösterin.

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM