
MELEK KENTMEN- Şehir Tiyatrolarında yönettiği ilk oyun “Yaftalı Tabut…” Pandemiden dolayı provalara ara vermiş olsalar da “Kucağımdan indiremediğim bebeğim o benim” diyor Yelda Baskın. Kendisiyle “Yaftalı Tabut” oyunu, geçmişi ve geleceği hakkında söyleştik…

Kendinizi tanıtır mısınız?
İstanbul’da doğdum büyüdüm. Öğretmen bir babayla, memur bir annenin çocuğuyum. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümünde okudum ve 20 yıldır aralıksız tiyatro yapıyorum. Yazıyorum, oynuyorum ve yönetiyorum. Çok sevdiğim işimi yapabildiğim için kendimi şanslı hissedenlerdenim.
Yoğun bir eğitim dönemi ve profesyonel hayata geçiş. Sonra nasıl devam etti?
Konservatuar eğitimimin son zamanında sınıf arkadaşlarım Onur Bayraktar, Sarp Akkaya, Elif Ürse ile birlikte profesyonel olarak tiyatro yapmaya başladık. “Stüdyo Drama Tiyatro Topluluğu”kurulmuştu. Biz öğrenciyken ve mezun olduğumuzda, şimdiki gibi (şimdi ki gibi derken pandemiden hemen önceki zamandan bahsediyorum) alternatif tiyatrolar ya da mekanların sayısı fazla değildi. Manastır/ İsm’de 5.Sokak Tiyatrosu, Kum Pan Ya, Tiyatro Oyunevi, Bilsak ya da farklı mekânda üreten Stüdyo Oyuncuları vardı. Alternatif mekânlarda farklı biçimlerde kendi arayışlarını sürdüren ekiplerdi. Ama ana damarı daha çok Şehir Tiyatrosu, Devlet Tiyatrosu, BBT yahut Kenter Tiyatrosu, Gönül Ülkü – Gazanfer Özcan Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu gibi özel tiyatrolar tutuyordu.

BİR OYUN SONRASI DEĞİŞEBİLİR DÜNYA
Böylesi bir zamanda yeni mezunlardık. Coşkulu, korkusuz ve yorulmak bilmeyen yeni mezunlardık… İlk oyunumuz Kaos’un galası AKM Aziz Nesin Sahnesi’nde gerçekleşmişti. Hatta tiyatro yapmak üzerine bir manifesto yazmıştık. Ahmet Cemal’in danışmanlığında araştırma birimi kurmuştuk toplantılar yapıyorduk. Ortaköy Afife Jale Sahnesini bir yıllığına kiralamıştık, ama sonra daha aklı selim bir tercih yapmıştık. İstiklal Caddesi- Maya Sahnesi’nde oynadık ve Ağa Cami Sokak’ta Stüdyo Drama Sahnesi açıldı. Şimdi düşününce şaşırıyorum kendi kendime “Cesarete bak” diyorum. Özellikle Onur Bayraktar içimizdeki en korkusuzdu ve bize de bulaştırıyordu bu korkusuzluğunu… Onur’un yazdığı Kaos, Sonra, Terk ve J.Genet’in Hizmetçiler oyunlarında oynadım. Stüdyo Dramadan ayrıldıktan sonra Bakırköy Belediye Tiyatrolarına başvurdum ve kabul edildim. Bakırköy Belediye Tiyatrolarını kurduğu için hocam Zeliha Berksoy’a bir tiyatrocu olarak, bir İstanbullu olarak minnettarım ve Müşfik Hocam’a beni tiyatroya aldığı için hep minnettar kalacağım. Böylece Bakırköy Belediye Tiyatroları benim ikinci yuvam oldu. Fakat kurumsal tiyatrolarda çalışırken hele de mesleğin başındaysanız sıkıştığınız dönemler olur. Yeni mezunsun daha çok oynamak, pratik yapmak istiyorsun fakat olamıyor. Üstelik nasıl bir tiyatro yapmak istediğini düşünüyorsun. Bir oyun yazmaya başladım. “Delik” yazdığım ilk oyundu ve sahnelenmedi ama o süreçte benim gibi yazmaya yeni başlayan aynı kurumda oyun arkadaşım, okuldaşım Gülce Uğurlu, Bakırköy Belediye Tiyatrolarında dramaturg olan Ceren Ercan, yakın arkadaşlarım Modern Dansçı Maral Ceranoğlu ve oyuncu Elif Ürse birlikte üretmek heyecanıyla yan yana geldik ve “Oyun Deposu” tiyatro kolektifini kurduk. Beş kadın olarak tiyatroya, oyun kavramına, oynamaya dair öğrendiklerimizi elemek ve uygulamak için kendi alanımızı yaratmış olduk. “Oyun Deposu” nda oyunlarımızı kendimiz yazıyorduk. Doğaçlamalar ve araştırmalar sonucunda farklı disiplinleri bir araya getirerek içeriksel ve biçimsel olarak kendimizi ifade etmenin yollarını arıyorduk. Tutkuluyduk. İlk oyunumuz “Çirkin İnsan Yavrusu” sahnede bir kürt, bir lezbiyen, bir başı örtülü; şehirli kadın temsiliyetleriyle Türkiye Tiyatrosu’nda bir ilkti. Oyunda seçilmiş temsiliyetler / kimlikler ile o dönem Türkiye’sinde oluşturulan kutuplaşmaların gündelik hayattaki izlerini arıyorduk. Kadınlık ve cinsellik üzerine onbir ay süren uzun ve deneysel bir prova sürecinden sonra ikinci oyunumuz olan “Aptal, Sıradan ve Suçlu” prömiyer yapmıştı. Benim için ilkleri ve kıymeti çoktur “Oyun Deposu” sürecinin… Beş yıl süren birlikte üretim sürecinde çok şey öğrendim. Üretirken sürecin sonuçtan daha değerli olduğunu, kendi kutsallarına çarpmanın hediye vereceğini ve sadece kendine benzeyen bir oyun yapma sürecinden sonra değişen dünya, değişen ben ile karşılaşabileceğimi… Buna çok inanıyorum bir oyun sonrası değişebilir dünya…
“Çirkin İnsan Yavrusu” yla , Avrupa’daki prestijli tiyatro festivallerine davet edildiniz. Anlatır mısınız?
“Çirkin İnsan Yavrusu” yla İstanbul Tiyatro Festivali’ne başvurmuştuk fakat başvurumuz kabul edilmemişti. Biz yine de tiyatro festivali tarihleri arasında Kocamustafapaşa’da ki Semaver Kumpanya’da prömiyer yaptık. Fakat festival programında değiliz ve bir şekilde festival davetlisi olarak şehirde bulunan yabancı festival yöneticileri ve gazeteci provamızı izledi. Arkadaşımız dramaturg Dilek Altuntaş Türkçe bilmeyen davetlilerin arasına oturmuştu ve biz oynarken fısıltıyla oyunun çevirisi yaptı. O gün birçok festival için davet aldık ve WienerFestwochen, Wisbaden’da “New Playsfrom Europe 2010”, Strasbourg’ta “Festival Premières2010” HeidelbergerStückemarkt 2011” gibi iyi festivallere katıldık. “Aptal, Sıradan ve Suçlu” ile de yurt dışı turnelerimiz devam etti. Birdenbire tiyatro dünyanın kapısını açtı bizlere…

İYİ Kİ DE DEVAM ETMİŞİM
Ve buna rağmen…?
Evet aslında her şey yolunda gidiyordu. Bir yandan Bakırköy Belediye Tiyatrolarında çalışmaya devam ederken diğer yandan “Oyun Deposu” nda çok mutluydum ve bir şekilde öyküler, sinopsisler, hikâyeler yazmaya devam ediyordum. İçime bir kurt düştü. “Acaba tiyatro değil sinema mı yapsam? Senaryo yazayım, film çekeyim olmaz mı? Bu şekilde daha mı mutlu olurum” diye düşünüyordum. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler de Sinema Yüksek Lisansı yapmaya başladım. Hep iyi hocalarım oldu orada da… Özellikle Serpil Kırel aynı zamanda da tez danışmanımdı. O dönem onarılma dönemim diye düşünürüm hep… Konservatuvardan daha farklı bir eğitim vardı. Biraz şaşırmıştım. Benim okuduğum dönem konservatuvar eğitimi epey zordu. Belki de gerçekten insanı değiştiren, dönüştüren bir okul olduğundan benim için süreç acılı geçti. Yetersizlik duygusuna karşı sessizce çalışmaktan başka yapılacak bir şey yoktu. Sinema bölümde işler değişmişti. İyi olana odaklanılıyordu. Şaşırıyordum. Benim çalışma motivasyonum yetersizlikti… Çalışmazsam olmaz diye düşünüyordum ki hala öyle düşünüyorum. Fakat motivasyonum değişmişti. İyi olana odaklanmaya başlamıştım sinema bölümü sayesinde ve tam tiyatroyu bırakayım derken Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda bana yönetmenlik teklif edildi. “Hayır ben sinema yapmaya başlayacağım” dedimse de onlara “Madem film çekeceksin, oyuncu yönetimi konusunda burada bir tecrübe edinmiş olursun,” dediler. Ben kabul ettim. Böylece 2011 yılında “Medeni Hali Kadın” adlı ilk oyunumu yönetmiş oldum. “Medeni Hali Kadın” adlı oyundan sonra kendi yazdığım ve sahnelenen ilk oyunum “D Blok Daire 7” OyunHavası adı altında Çıplak Ayaklar Stüdyosunda prömiyer yaptı. Bu sefer hem yazmıştım hem yönetmiştim. Yani tiyatroyu bırakmadım. Ya da o beni bırakmadı. İyi ki de devam etmişim.
Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda önemli değişikler oldu. Neler oldu bahseder misiniz?
Evet aslında Gezi sonrası bir süreçti. Dünyayı değiştiremiyorsak kendimizi değiştiririz ve bunun için kendi mahallemizde sorumluluk almak isteyişimizle başlayan bir süreçti. Yönetmelikte hakkımız olanları talep ettik. Bu doğrultuda kendi Genel Sanat Yönetmenimizi seçerek ve tiyatroyu tiyatrocular yönetir dedik ve başladık çalışmaya… Sokağın sesini arıyorduk. Risk almayı seviyorduk. Farklı yönetmenler ve yazarlar ile çalışmak için heyecanlanıyorduk. “Nasıl bir tiyatro?” sorusunun kılavuzluğunda Genel Sanat Yönetmeni Alican Yücesoy ile Doğacan Taşpınar, Elif Ürse, Didem Germen , Defne Şener, Emrah Eren, Ali Rıza Kubilay ve benim de içinde bulunduğum kemik ekip dramaturglarımız Ceren Ercan ve Irmak Bahçecive tüm BBT’yi de içine alarak harıl harıl çalıştı. “Nasıl bir tiyatro?” derken inandığımız tiyatroyu arıyorduk. Sanatsal, yönetimsel, işleyişsel, içeriksel olarak bakmaya çalışıyorduk. Çok ama çok kıymetli bir üretim süreci oldu. BBT değişti biz değiştik. Değişim ve yaptıklarımız bizi ve seyircimizi aynı dozda ve seviyede etkilediği için büyüleyiciydi. Birbirimizi yükseltiyorduk seyircimizle… Keşke sürekliliği sağlayacak bir yol bulunabilseydi ama…. O çok büyüleyici süreç aynı zamanda çok yorucu ve zorluydu. Bürokrasi ve sanat yan yana oldukça zorlu bu topraklarda… Çünkü sanat politikamız yok. Bu partiler üstü bir sorun. Dört yıl boyunca Genel Sanat Yönetmeni yardımcılığı yaptım… Repertuvar kurulunda çalıştım. Bir ara sahne direktörlüğü de eklendi işlerimin arasına… Elbette oynuyordum, prova yapıyordum, yönetiyordum… Benim kişisel tarihimde o dönem hayatımda BBT dışında hiçbir şey yok. O dönem doğuran arkadaşlarımın yavrularını üç yaşından sonra gördüm düşünün.
TAM DA ŞU AN DA OLANI TİYATRO SAHNESİNDE GÖREBİLİYORUZ!
“Seni Seviyorum Türkiye ve Gülünç Karanlık” o dönemin bir ürünü değil mi?
Evet. BBT’nin yıllar sonra İstanbul Tiyatro Festivali’ne katıldığı projedir “Seni Seviyorum Türkiye…” Ceren Ercan’ın yazdığı benim yönettiğim oyun tam o dönemin ruhu ile ortaya çıktı. Ben de Türkiye’yim demenin yollarını arayan beş oyun kişisi ile sahnede bugünün dilini, estetiğin arayan derdime derman bir oyun oldu. Yalnız değilim dedirten… Yine bana dünyaları açan bir oyun… “Gülünç Karanlık” ise oynadığım oyun. WolframLotz’un yazdığı NurkanErpulat’ın yönettiği “Gülünç Karanlık” bir oyuncu olarak içinde bulunmaktan çok mutlu olduğum çok sevdiğim bir oyunum. Bütün kurtlarımı döktüğüm…
Hani sahnede bugünü konuşmak zordur ya… Tam da şu an da olanı sahnede görmek… Oysa tiyatro bunun için ne elverişli bir sanattır. Olanı sahnede anında görebiliriz.

Peki Yelda Baskın sahnede olmayı mı yoksa yönetmen koltuğunda mı oturmayı daha çok seviyor?
Oyuncu olarak sahnede o an da olmayı da / oyun yönetip, yeni bir dünya kurmayı da çok seviyorum. İkisi çok farklı birbirinden ama aynı şeye, oyuna hizmet ediyor. Birinde izleyen ve kuran oluyorum, diğerinde ise izlenen ve kurulan oluyorum. Bu iki tarafta da olabilme halinin özellikle yönetirken bana çok yararı olduğunu düşünüyorum. Ama şunu söyleyebilirim. Ben çok rahat mizaçlı bir insan değilim. Biraz utangaç, içine dönük biriyim oyuncuyken… Daha çok göz var işin içinde… Konservatuarda konservatif bir eğitim alıyoruz sonuçta… İyi oyuncu şöyle olur böyle olur deniliyor. Hocam Müşfik Kenter… Düşün müthiş bir oyuncu… O yapıyor hemen oluyor, sen yapıyorsun olmuyor. Yani sadece kendine benzeyen oyuncu Yelda’nın sahnede açılıp saçılması için zamana ve tecrübeye ihtiyacım vardı. Kendi biriciğime güvenmek için…. Benzersiz olanı benzer olması için zorlamaktan kaçmak için… Belki de bir oyuncu için normal süreçlerdir. Sahnede olmanın keyfine son oynadığım; “Hizmetçiler” ve “Gülünç Karanlık” oyunlarında anca vardım. Vardım bitti, oldum bitti gibi bir şey değil bu bahsettiğim. Hep yenilenmeli oyuncu ki sahnede “ölü” olmasın. Kendimce bir yol buldum. Oyun ziline kadar çalışmak ve oyun ziliyle birlikte kendimi sahneye,oyuna ve oyun arkadaşlarıma bırakmak gibi… İşte iyi hazırlanılmış belirsiz oyun sürecine güveniyorum. Bu söylediğim bu arada öyle kolay bir şey değil. Her an her şey olabilir; kedi geçebilir, ayağım kırılabilir, dekor başıma düşebilir, seyirci gülebilir, gülmeyebilir. Ben ağlayabilirim, ağlayamayabilirim. İşte belirsizlikten ve yaşanılacak o doyum dolu birkaç saniye için sahnede olmayı çok seviyorum.
Yönetmen Yelda hep daha hafif, uçuşan, yoğun ve hislerini takip eden… Daha korkusuz hep… “Bilinç korkak ediyor insanı…” belki…:)
Aslında şimdi soracağım sorunun cevabını kısmen verdiniz ama gene de merakımı maruz görün. Neden tiyatro?
Bu o kadar zor bir soru ki… Lisedeydim ve tiyatrocu olacağım dedim. Neden öyle dedim bilmiyorum. Ama şunu söyleyeyim deminde dedim ya şimdi anlayabiliyorum bunu. Şu son günlerin ciddiyeti, pandeminin ve ekonominin bize yüklediği ciddiyetten bahsediyorum. Bu günleri yaşadıkça mesleğimi seçme sebebimi anlıyorum. Oyun oynamanın ya da kurmanın tabiatıma ne kadar uygun olduğunu, oyun içinde olmanın beni iyileştirdiğini, bana “saçmalama” alanı sunduğunu fark ediyorum. Belli ki dünyayla baş edebilmemin yolu oyundan geçiyor. Buna ihtiyacım var. Çok seviyorum. Hani oyun esnasında salonda bir sessizlik olur. Seçilmiş bir sessizlik… O hep bana seyirciyle oyunun konuştuğu yer gibi gelir. Onu duyduğumda, hissettiğimde o kadar etkileniyorum ki oynarken izlerken… Tanımlayamam. Derinlere doğru bir boşluk… Sağlıklı olayım ve hayatım boyunca hep yapabileyim. Oynayayım, yöneteyim, izliyeyim.
Peki bir eseri sahneye koyarken önem verdiğiniz noktalar var mı?
Var. Aslında şöyle bir şey ben metnin, yazarın ne söylediğiyle ve nasıl bir dünya önermesi olduğuyla çok ilgileniyorum. Ve onun önerdiği dünyanın olasılık çeşitliliğine açık olması benim için önemli. O ne kadar olasılıklara açıksa beni o kadar heyecanlandırıyor. Çünkü hayal kurmaya başlıyorum. Kesinlikle iletişim kurabilmeliyim metin ile… Mesela metni bu günümde nerede buluyorum. Bugün ile nasıl ilişkilendirebiliyorum? Elbette oyuncular, yaratıcı ekibin varlığı, var olma şekli önemli… Birbirimizi merak edecek bir ekip isek çok iyi.
Sizce pandemi süreci sizi ve tiyatroyu nasıl etkiledi?
Çok fena vurdu. Olumsuz olarak etkilendi Türkiye’yi ve tüm Dünya’yı… Ben şanslılardanım. Çünkü ben pandemi sürecinde Şehir Tiyatroları’nda provaya başladım ve neredeyse oyunum prömiyer yapmak üzereydi ki kapanma gerçekleşti. Prömiyer için hastalığın kontrol altına alınmasını ve tiyatroların açılmasını bekliyoruz. Bu arada bir başka oyun için prova hazırlığı içerisindeyim. O da gelecek tiyatro festivalinde prömiyer yapacak. Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda kadrodayım biliyorsun. Bu nedenle kişisel olarak söylenmeye hakkım yok, birçok meslektaşımın yanında… Pandemi sürecinde sanatsal üretim açlığı ve zorluğu yanında evine ekmek götürememek de hayati bir kriz. Zaten bizim ülkemizde şartlar hep zordur ve iman gücü ile ortaya çıkar güzellikler hep… Hiçbir desteği olmayan özel tiyatrolar, mekanlar, ödedikleri stopajlar, vergiler, sigortasız çalışan sahne emekçileri büyük sorun… Bilmiyoruz bir sürü insan ne yapıyor? Yangın anında ilk gözden çıkarılacak olmak, kurulacak yeni dünya düzeninin kültürsüz-sanatsız düşünülmesi ürkütücü…
Ayrıca sanatsal olarak; değişen yaşam pratiğimizin etkilerini elbette tiyatro alanında da yansımaları var. Tiyatro hayat ile çok direkt bağlantılı. Tiyatroda yaşamın içinde yaşam kadar canlıysa ki öyle onunda pratiği değişebilir. Yeni üretim ve ifade mecraları oluşuyor, oluşmaya devam edecek. Yeni formlar…Yeni normale adapte olurken değişen seyir. Oyun pratiklerini merakla takip ediyorum.

Birazda son oyununuz “Yaftalı Tabut” dan bahseder misiniz?
Kıymetli yazar, aktivistBilgesuErenus’un yazdığı “Yaftalı Tabut” 1904-1969 yılları arasında yaşayan çevirmen, aktivist- devrimci Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı Fatma NudiyeYalçı’nın hayatı üzerine biyografik özellikler taşıyan bir oyun. Şehir Tiyatroları’nda yönettiğim ilk oyunudur aynı zamanda…Henüz prömiyerimiz gerçekleşmedi. Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Ergen bu oyun için çok heyecanlıydı ve yönetmem için bana teklif etti ve kabul ettim. Fatma NudiyeYalçı kimdi? Kayıtlara göre Türkiye’nin ilk kadın tiyatro oyun yazarıysa ben bunu niye bilmiyordum. Utandım. Beni en çok coşkulandıran Fatma NudiyeYalçı’nın yaşadığı yılların zorlu mücadeleci ortamında seçtiği varoluş şekliydi. Oyunun geçtiği dönemler dünyanın aynı bu yıllardaki gibi kabuk değiştirdiği dönemler, yıkılan impartorluklar, işçi hareketi, yükselen kadın hareketi,yeni kurulan ulus devletler ve salgın hastalıklar…Ve NudiyeYalçı gerçek bir devrimci olarak 2021 Türkiyesi’nde yaşayan bir kadın olarak bana güç verdi. Oyun yazarak, kitaplar çevirerek aktivist bir hayat sürerek, inandığı dünyanın gerçekleşmesi için çok çalışarak… İyi ki bu topraklarda yaşamış ve iyi ki onunla ve hayatında olan Hikmet Kıvılcımlı, Nazım Hikmet, Nazif Tepedelenli, Kemal Tahir gibi Türkiye’nin özel isimleriyle buluşma şansını yakalayabilmişiz. Ayrıca oyun vesilesiyle Cumhuriyetin kurulduğu ve ilerlediği yıllara dönüp tekrar bakmak oldukça sarsıcıydı benim için… Aklına geçmiş bir nostalji filtresi gelmesin. Oyunun bugündeki izlerini arıyoruz. Bu beni diri tutuyor. Geçmişimiz bugünümüz, bugünümüz geçmişimiz…
Bir dönem yüz yüze provalarınız devam etti, sonrasında online devam etme kararı alındı. Zor olmadı mı? Yani hem pandemi hem de bir eseri bitirme telaşı…
Baştan kabul ettim bu süreçte kendine has bir prova süreci olacağını… Normalde 8 haftada provalar biter. Biz 2020’nin Ekim ayında provalara başladık. Pandemi kuralları içinde açıkhava tiyatrosunda provalara devam ettik. Ben pandemi sürecinde oyun yönettiğimi kendime hep hatırlattım. Masa başı çalışmalarından sonra kendimce pandemiye göre kurallar koyarak; oyuncuları çok yaklaştırmadan, aralarına olabildiğince mesafe koyarak oyun evrenini kurmaya başladık. Bu anlamda ekip birbirine çok sahip çıktı. Dünyanın ve Türkiye’nin ağır gündemine kendimizi ezdirmeden yaptık provalarımızı. Olabildiğince dikkatliydik. Ama sürekli hastalıktan bahsediyorduk. Bir iki oyuncu covidşüphesiyle provalardan uzak kaldı kimi zaman, ama çok şükür kimse covid olmadı. Provanın son iki haftası biraz gergin geçti. Hem sayılar artmıştı ve ben de maskesiz prova yapmamaya karar verdim. Ayrıca prömiyere yaklaştığımız içinde gergindik. Kapanma kararı geldiğinde üzüntüyle birlikte bir rahatlama hissettiğimi söylemeliyim. Online olarak buluşmaya devam ettik. Fakat sürecin ne zamana kadar süreceğini kestiremediğimiz için online buluşmaları da durdurduk.
Sabırsızlıkla bekliyor olacağız. Peki, Fatma NudiyeYalçı’yıyedi ayrı kadın, yedi dönemini canlandıracak. Zor olmuyor mu? Bir kadın ve yedi dönemi işlemek.
Kitabın yazarı BilgesuErenus’un tercihi bu yönde… BilgesuErenus metninde Fatma Nudiye Hanımın hayatını yedi döneme bölmüş ve bu her dönemi de ayrı bir kadın oyuncuya vermiş.Yedi kadın oyuncu Nudiye’nin yanında diğer oyun kişilerininde oynuyor. Yani Nazım Hikmet’i, Kemal Tahir’i, Nazif Tepedelenli’yi, Hikmet Kıvılcımlı’yı da kadın oyuncular oynuyor.
Anlatımınızdan bile çok etkilendim, sahne üzerinde çok güzel bir eser izleyeceğimizden hiç şüphem yok. Yedi kadınla çalışmak zor olmadı mı?
Ben çok kız kardeşliğe inanan biriyim. Kadın ya da erkek diye ayırmıyorum. Bazen bazı insanlarla çalışılırken zorlanılır. Bu konuda belki tecrübelendim ben. Benim ilk yönettiğim oyun “Medeni Hali Kadın” sekiz kadın oyuncu ile sahneye çıktı. “Oyun Deposu” nda beş kadın birlikte oyun üretiyorduk. Sonra “Yaftalı Tabut” dan önceki oyunum “Tuhaf Bir Miras Hikâyesi” yine beş kadın oyuncunun oynadığı bir oyundu. Diğer yaratıcı ekibin çoğu kadındı. Kadınlardan yaka silken bir kadın değilim ben… Kadın kadının kurdu değil şifasıdır.
Bir eseri sahneye koyarken öncesinde kafanızda tasarlıyor musunuz? Yoksa akışına mı bırakıyorsunuz? Nedir yöntemleriniz?
Aslında süreçten sürece değişiyor. Mesela Yaftalı Tabut oyununu okuduğuma metin çok uzundu. Fazla bulduğum yerler oldu. Bununla ilgili dramaturgumuz Gökhan Aktemur ile birlikte güzel bir çalışma yaptık. O süreç tasarımı da beraberinde getirdi. Fakat tiyatro öyle evde tasarlayacağınız bir şey değil.Oyuncularla ve diğer yaratıcı ekiple yan yana geldiğimizde hikâye değişir. Buna açık olmak lâzım. Seçtiğim müzikleri dinlerim, araştırırım., okurum, çalışırım oyuna hazırlanırım ama prova esnasında her şeyin değişeceği, dönüşeceği bilgisiyle…
Topluma ve hayata dair düşünceleriniz neler?
Bu pandemiyle birlikte her şey değişti. Hayata dair, mesleğime dair fikrim, bakış açım değişti. Ne oldu desen, tam tanımlayamam. Hâlâ bence o değişim sürecinin içindeyim. Ama zaten dünya değişiyor, dünyada bu sürecin içinde… Sürekli evlerimizdeyiz. Bambaşka bir yaşam pratiği. Büyük bir değişim içindeyiz ve ben pandeminin ilk günleri çok umutlanmıştım. Yeni kurulan dünya düzeninin tüm canlılar için eşit yaşam haklarına saygılı şekilde kurulabilme olasılığına çok heyecanlanmıştım. Fakat bu sefer de ıskaladı insan. Sağlık olsun ne diyeyim…
Sonrasında hayata geçirmek istediğiniz projeleriniz var mı?
Şimdilerde gelecek İstanbul Tiyatro Festivali’nde prömiyer yapması planlan bir oyuna hazırlanıyorum. İksv’nin prodüksiyonunu yaptığı Ceren Ercan’ın yazdığı “Beni Sakın Yumruklardan!” adlı oyunu yöneteceğim. Çok heyecanlıyım. Bir takımsüprizleri var yeni oyunun… Şimdilik daha fazla konuşmamayayım.
Son olarak Tiyatro Gazetesi okuyucuları için neler söylemek istersiniz?
İyi ki varsınız… Dilerim sağlıkla sağlıklı günlerde buluşalım.
Yeni başlangıçlar için mükemmel bir gün. Enerjiniz yüksek ve motivasyonunuz taze. Hedeflerinize yaklaşmak için adımlar atmak adına cesur kararlar alabilirsiniz. İletişim becerileriniz öne çıkıyor; çevrenizdeki insanlarla olan etkileşimleriniz olumlu sonuçlar doğurabilir. Geçmişte yaşadığınız bazı sorunları geride bırakmak için harika bir fırsat. İçsel gücünüzü ve kararlılığınızı kullanarak zorlayıcı durumları kolaylıkla aşabilirsiniz. Kendinize ve yeteneklerinize olan inancınız her zamankinden daha güçlü. Ancak dikkat, sabırsızlık ve acelecilikten uzak durmalısınız; her şeyin bir zamanı var. Sağlığınıza da özen gösterin, enerji dolu bir gün için yeterince dinlenmeye zaman ayırmayı unutmayın. İleride atacabileceğiniz başarılı adımlar için bugünü iyi değerlendirin.
Bugün, hayatın sunduğu güzelliklere olan ilgin artacak. Duyusal zevklerin ön planda olduğu bir gün geçirebilir, lüks veya konfor arayışında olabilirsin. Maddi kazançlar ön planda; birikimlerini yönetmek veya yatırımlar konusunda stratejik kararlar almaya yönelmek akıllıca olacak. İlişkilerde ise güven, sadakat ve istikrar arayışında olacaksın. Sevdiğin kişilerle geçireceğin kaliteli zaman, ruh halini olumlu yönde etkileyecek. Duygusal derinliklere inmekten çekinme, bu senin için oldukça faydalı olabilir. Kendine zaman ayırmayı, doğayla iç içe olmayı unutma; bu sana huzur verecek. Fiziksel sağlığına özen göstermen de önemli; sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, genel enerjini yükseltecek.
Sosyal ilişkilerinde canlılık ve hareketlilik ön planda. Arkadaş çevrenle olan diyalogların dikkatlice yönetilmesi, fikir alışverişlerin zenginleşecektir. Bugün sezgilerin ve mantığın arasındaki dengeyi bulmakta zorlanabilirsin, ancak hissettiğin şeyi ifade etmekten çekinme. Kendini iyi ifade edebildiğin sürece, başkaları üzerinde güçlü bir etki bırakacaksın. Yeniliklere açık ol, sürpriz gelişmelere hazırlıklı olman faydalı olacaktır. Farklı bakış açılarına karşı duyarlı olmak, ileride işine yarayacak bağlantılara kapı açabilir. İçsel huzuru bulmak için bir miktar yalnız kalmayı da tercih edebilirsin; bu, düşüncelerini derinlemesine sorgulamana olanak tanıyacak. Sevgi yaşamında daha anlamlı bir iletişim kurabileceğin fırsatlar doğabilir. Duygusal meseleleri aklın ve kalbinle harmanlayarak incelemen, karmaşık durumların üstesinden gelmeni kolaylaştıracaktır.
Duygusal derinliklerinle baş başa kalacağın bir gün. İçsel hislerin seni yönlendirebilir, sezgilerine güvenmek önemli olacak. Ailevi ilişkilerde samimiyet ve destek sağlama isteği öne çıkabilir; sevdiklerine karşı gösterdiğin özen, aranızdaki bağı güçlendirecek. Güneşin konumu, ev içinde değişiklik yapma arzusu uyandırabilir. Kendini güvende hissetmek ve konfor alanında kalmak isteyeceksin. Ancak, değişimin olumlu sonuçlarını düşünerek hareket etmekte fayda var. Mali konularda dikkatli olmalı, gereksiz harcamalardan kaçınmalısın. Duygusal anlamda beslenmek için hobilerine yönelmek, sana huzur verecek. Kendine zaman ayırmayı da unutma; içsel huzur, dışsal başarılarının önünü açacak.
Bugün, içsel gücünüz ve karizma dolu enerjinizle etrafınızdaki insanları etkileyebilirsiniz. Sosyal ortamlarda parlayacak, dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Yaratıcılığınızın doruk noktasına ulaşmasını bekleyebilirsiniz; bu, yeni projeler veya hobiler için mükemmel bir zaman. Ancak, öne çıkmayı ve liderlik yapmayı seven mizacınız, bazen diğerlerini gölgede bırakmanıza neden olabilir. Dinleyici olmaya, fikir alışverişine daha fazla katkıda bulunmaya özen gösterin.Aşk hayatınızda, samimi hislerinizi ifade etmek için cesur adımlar atabilirsiniz. Kalp bağlantılarınızı güçlendirecek güzel bir dönemdesiniz. Duygularınızı açıkça dile getirmek, ilişkinizdeki bağları kuvvetlendirebilir. Mali konularda ise dikkatli olmanızda fayda var. Ani harcamalardan kaçınmak, önümüzdeki günlerde sizi daha rahat hissettirecektir. Planlı bir bütçeyle ilerlemek uzun vadede daha huzurlu olmanızı sağlar.Kendinize bir hedef belirleyin ve bu hedefe ulaşmak için kararlılıkla ilerleyin. Çevrenizden alacağınız destek, motivasyonunuzu artıracak ve bu süreçte sizi daha da güçlendirecektir. Enerjinizi doğru yönlendirdiğinizde, hayallerinize bir adım daha yaklaşabilirsiniz.
Dikkatli analizler ve titizlikle düzenlenmiş planlar, bugün hayatında önemli bir rol oynayacak. İletişim becerilerin seni başarıya taşıyacak; bu yüzden düşüncelerini açıkça ifade etmekten çekinme. İş yerindeki detaylara gösterdiğin özen, çevrendekiler tarafından takdir edilecek. Ancak, mükemmeliyetçi tavrın çevrendekilerle zaman zaman çatışmalara yol açabilir; bu noktada esnemek faydalı olabilir. Ayrıca, kişisel ilişkilerinde samimi ve içten kalmaya özen göster, sevgini ve desteğini ifade etmek, bağları güçlendirecek. Sağlık konularına da dikkat etmen gerekecek; beden ve zihin dengesini sağlamak için günlük rutinin içine küçük egzersizler eklemeyi unutma. Aynı zamanda yeni alışkanlıklar edinmek için doğru zaman. Kendine biraz zaman tanı ve gün boyunca keyif aldığın şeylere ağırlık ver. Sonuçta, hayatın olması gerektiği kadar düzenli ve uyumlu olacak.
Bugün sosyal ilişkilerdeki dengenin önemini hissedeceksin. Diğer insanların görüşlerini dinlemek, mevcut durumları daha iyi anlamanı sağlıyor. Bu akşam, sevdiğin insanlarla vakit geçirmek, kalbinin derinliklerine inmek için harika bir fırsat sunacak. Estetik ve güzellik konusunda yaratıcı fikirlerin gelişebilir, belki de küçük bir değişim yaparak kendini yenileyebilirsin. Bilinçli olarak aldığın kararlar, hayatında önemli dönüşümlere kapı açacak. Hayal gücünü kullanmaktan çekinme; içsel huzuru bulmak için mantığın ötesine geçebilirsin. Bugün, müzakere yeteneklerin parlayacak; çatışma anlarında bile, diplomatik üslubunla durumu yumuşatmayı başaracaksın. Kendine güvenerek attığın adımlar, kişisel gelişimine katkı sağlayacak. Rahatla, dengenin getirdiği uyumla bugün aura dolu bir gün geçirmen muhtemel.
Derin duyguların açığa çıkacağı, tutkuların ve arzuların ön planda olacağı bir dönemdesin. İçsel bir sorgulama yaparken, başkalarıyla olan ilişkilerini de gözden geçirmen gerekebilir. Eski yaralar tekrar gündeme gelebilir; bu durum, duygusal olarak seni zorlayabilir ama büyüme ve dönüşüm fırsatı da sunar. Cesaret göstererek, karanlıkta kaybolmak yerine ışığını bulabilirsin. Sevgilerinde daha derin bağlar kurma isteği hissedebilirsin. Gözlemci ruhunla çevrendeki insanlara karşı sezgilerin güçlenecek, bu da ilişkilerini derinleştirmek için bir fırsat yaratacak. Kendinle yüzleşmekten korkma, bu süreçte gerçek benliğini bulma yolunda önemli adımlar atabilirsin. Özellikle yaratıcı projelerinle ilgili yeni ilhamlar gelebilir; bu, içindeki tutkuyu dışavurmanın harika bir yolu olacak. Kendi içsel derinliklerinde keşfe çıkarken, dengeni sağlamayı unutma ve kendine nazik ol.
Dinamik bir gün seni bekliyor. Meraklı ruhun, yeni bilgiler edinmek ve farklı bakış açıları keşfetmek için harika bir fırsat sunuyor. Sosyal etkileşimlerin artış gösterebilir; yeni insanlarla tanışmak, hayal gücünü ve yaratıcılığını besleyecek. Güçlü bir iletişim yeteneğine sahip olacağın bu dönemde, fikirlerini cesurca ifade etmekten çekinme. İçsel huzurunu bulma arayışın sürerken, sakin kalmayı başardığın takdirde, anlık durumları lehine çevirebilirsin. Duygusal olarak özgürlük arayışında olacağın bu gün, enerji ve motivasyon seviyen yüksek. Eski kalıplardan kurtulup, yeni deneyimlere açık olman önemli. Gün sonunda, yeni edindiğin bilgiler ve deneyimlerin, hayatına olumlu katkılarda bulunacak. Bu süreçte, kendine güvenmeli ve içgüdülerini dinlemelisin.
Bugün, hedeflerine ulaşma konusunda kararlılığın daha da artabilir. Sıkı çalışmanın karşılığını alma zamanı. Planlarını hayata geçirme konusunda cesur adımlar atabilirsin. İş hayatındaki başarıların, arkadaşlarının ve iş arkadaşlarının gözünde daha da parlamanı sağlayacak. Organizasyon yeteneklerin öne çıkacak; karmaşık durumları çözmekteki becerin, başkalarına ilham verebilir.Duygusal ilişkilerde, açık ve samimi iletişimin önemini göreceksin. Partnerinle arandaki bağları güçlendirmek için önemli bir fırsat doğabilir. Ailevi konulara yönelmek, geçmişle hesaplaşma ve geleceğe dair planlar yapma anlamında fayda sağlayabilir. Kendine karşı daha sevecen davranmak, ruh halini olumlu yönde etkileyebilir.Sağlık konusunda ise, vücuduna iyi bakmaya ve dinlenmeye zaman ayırmalısın. Fiziksel aktivitelerde bulunmak, hem bedenine hem de zihnine iyi gelecek. Kendinle barışık olmak, yaşam kalitene artı katacak. Bugünü, kendini keşfetmeye ve içsel huzuru bulmaya yönelik adımlar atmak için değerlendirebilirsin. Unutma, kararlılığın ve azminle her şeyin üstesinden gelme gücüne sahipsin.
Bugün, sıradışı fikirler ve yenilikçi çözümler bulma kapasiten yüksek. Duygusal ve sosyal bağlarını güçlendirmek için doğru zamanı değerlendirebilirsin. Group aktivitelerine katılmak, yeni insanlarla tanışmak ve ortak projelerde yer almak, seni daha da canlandıracak. Ancak, ani değişimler karşısında sabırlı olmanda fayda var, bazı durumlar beklediğin gibi gelişmeyebilir. İçsel huzurunu koruyarak, esneklik gösterirsen, beklenmedik fırsatlar kapını çalabilir. Bugün yaratıcılığın zirveye çıkabilir, ilhamını akışa bırak ve projelerine yeni bir soluk getir. Kendine güvenmeyi unutma; özgünlüğün seni her zaman bir adım öne taşır. Duygusal ilişkilerde, derin bir iletişim kurarak bağlarını güçlendirebilirsin. Her şeyin bir denge içinde olduğu, akışa bırakmanın ve uyum sağlamanın önemli olduğu bir dönemdesin.
Duygular derinleşiyor, sezgilerin seni sarıp sarmalıyor. Sanat ve yaratıcılığa yönelmek için harika bir zaman. İç dünyana yolculuk yaparken, hayallerin sana ilham verebilir. İlişkilerde daha empatik ve anlayışlı olman, karşındakilerle özel bağlar kurmanı sağlayacak. Kendi ihtiyaçlarına yönelmekten çekinme; kendine zaman ayırmak, yenilenmene ve iç huzuru bulmana yardımcı olacak. Ayrıca ruhsal ve fiziksel sağlığını ihmal etmemekte fayda var. Kendinle barışık olacağın bir gün seni bekliyor.