İlkin, sevgili kardeşim
Egemen öğütçü ‘yü yürekten kutluyorum, konuyu gündemde bu denli yalın yorumladığı için.
***
Sayıca çok değiller. Ama beni “dürtükleyen” dostlar da oldu. Özetle “bişeyler yapmayacak mısın” sorusu idi önüme getirdikleri.
Düşündüm. Yanıt veriyorum.
Elimi bile kıpırdatmayacağım.
***
Neden?
1) Daha 1985 yılında Yeşilgiresun gazetesine Işıklarla Oynamayın başlıklı bir makale yazdım, yeni yetme veletken hem de.
Bulup, yeniden yayınlayacağım onu. Önce o yazıya layık olunsun bu şehirde.
2) Taşbaşı Parkı’nda Ata’mızdan yadigar bir ağaç var. Henüz yaşıyor tanıkları… Bana anlatıldı ağlaya ağlaya. Atatürk göndermiş o ağacı… O dönemde Add başkanıydım. Çok etkilendim.
Cumhuriyet Ağacı ilan ettik derhal. Önüne minik bir anıt da kondurduk. Tören yaptık. Gözyaşı döktük. Ağacımıza sarıldık. Gece eve gidemedik.
Dünyanın her yerinde ortalığı ayağa kaldıracak bir olaydı bu. Başkası, olmayanı reklam eder, biz olanı yok saydık. Yani şehrim insanı buna da sahip çıkmadı.
Çünkü Gürsel Ekmekçi’nin icraatıydı.
Korktular, bir yerlere gelirim diye. Nereye gelecem ulan, vekil mekil mi olacam? Ben zaten doğuştan bir yerlerdeyim oolum!
Ki öyle bir amacım olsaydı, kim alt edebilecekti beni? Kimsiniz siz, kim? Çamur atmaktan gayrı ne halta yararsınız?
Geçin kardeşim.
***
Okuyorum, cami yapılacakmış parkımıza.
Karşı çıkan, cami düşmanı ilan ediliyormuş.
Rica ediyorum, önce benim manevi haklarımı ödeyin. Beni bu işe bulaştırmayın.
Ne haliniz varsa görün demeye dilim varmaz, benden uzak durun yeter.
Hem. Birşeyler yapıp da sonunda nankörlük, fesatlık görmeyecek miyim?
Kamuoyuna saygıyla arz ederim.
Gürsel Ekmekçi
Mustafa Kemal’in Askeri