Yaşam ilişkiler içinde oluşur, gelişir ve anlamını bulur. Selamlaşma ilişkinin önemli parçasıdır. Ve içim sızlayarak yeniden farkına varıyorum ki, bu son derece önemli konuda Türkiye selamlaşma sorunsalını çözebilmiş değil. 26 Ağustos 2012 gününde yazdığım bir yazının bir kısmını siz okurlarımla paylaşmak istiyorum.
“Bu yaz Çeşme, Ilıca yakınlarında birçok tatil sitesinin bulunduğu bir yörede kalıyorum. Sabahleyin erken saatte yürüyüşe çıktım. Benim gibi yürüyüşe çıkmış insanlar karşımdan geliyorlar. Yol dar, tek tük geçen araçlar arkamdan ya da karşımdan gelirken iyice yolun kenarına çekilmem gerekiyor. Sabahleyin erken saatte yürümek isteyişimin nedenlerinden biri de yoldaki trafiğin sabah daha az olması.
Benim gibi o saatte -sabahın altısı- yürüyüşe çıkmış olan insanlar var ve karşımdan gelen ilk insan beni görmemeye, bana bakmamaya özen gösterdi. O bakmadığı için ısrar edip “Günaydın!” demedim. Selamlaşmadan geçip gittik. İkinci kişi de karşımdan geldiğinde aynı şekilde davrandı. Kasten bakmadı, selamlaşmadık. Karşımdan gelen üçüncü kişi baktım şortu, yürüyüş ayakkabısı, şapkası ve penyesiyle yabancı görünümlü birisi. Yaklaşınca döndü, bana baktı, birbirimize gülümsedik, günaydınlaştık. Dördüncü kişi altında şalvar mı, iç donu mu, üstünde fanila mı, gömlek mi belli olmayan bir giyiniş içerisinde yürüyüşe çıkmış bir erkekti. Yüzü asıktı, soğuk bir yüz ifadesi vardı ve öfkeli görünüyordu. Birbirimize bakmadan geçip gittik.
Karşılaştığım dört kişiden bir tanesiyle, o da muhtemelen yabancıydı, selamlaşabildim. Diğerleri bakmamaya, selamlaşmamaya özen gösterdi. Bunun bende uyandırdığı duygu doğal olarak olumsuz. “İyi ki bu toplumun vatandaşıyım, iyi ki aynı tarihi paylaşıyoruz, iyi ki bu insanlarla aynı kader için savaşmaya hazırım,” duygusu değil. Olumsuz bir duygu. İnekler bile tarlalarda birbirlerine böğürerek selam verirlerken, ben nasıl bir toplumun üyesiyim ki, inekler kadar bile olamadık, duygusu.
Neden böyle oluyor? Bu önemli bir soru olarak karşımda duruyor ve üzerinde düşünmeye değer görüyorum.
Sizlerin düşünce, gözlem ve yorumlarınızı önemsiyorum. İlgi ve emeğiniz için teşekkür ederim.
(Doğan Cüceloğlu / 9 Aralık 2020)