

ZEYNEP KAYMAZ- Uluslararası tiyatrolar ve tiyatro insanlarını siz değerli okuyucularımız ile tanıştırmayı hedeflediğimiz röportaj serimizin ilk konuğu; Portekiz, Braga şehri CTB (Braga Theatre Company)-Theatro Circo Yöneticisi, değerli tiyatro insanı Rui Madeira. Tiyatro kariyerinde 45 yılı geride bırakan Rui Madeira, 41 yıldır, 30 kişilik ekibiyle, 21 Nisan 2021 tarihinde 106. yılını kutlayacak olan CTB- Theatro Circo’nun yöneticiliğini yapıyor.

Z.K. Sevgili Rui Madeira, röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür etmek isterim. Sorularımı profesyonel hayatınız ve görüşleriniz, CTB ve CTB’ye ev sahipliği yapan Theatro Circo binası üzerine soruları içermek üzere üç ayrı başlığa ayırdım. Başlangıca dönelim, tiyatro ile tanışmanız nasıl oldu? R.M. Profesyonel tiyatro kariyerime, bir mühendislik bölümünü tamamlamadan önce 1974 yılında başladım. Tiyatro ile ilgilenmek, çocukluğumdan beri hayalimdi, büyükannem ile yaşadığımız köyde radyo tiyatrosu dinlerdik, tiyatro ile böyle tanıştım. Tiyatro için akademik bir eğitim almadım, ancak önemli tiyatro duayenlerinden eğitim alma şansı yakaladım, yani “usta eğitimi” aldım denebilir. Kariyerimin ilk yıllarında, Portekiz tiyatrosunun önemli isimleri ile çalışma fırsatım oldu, örneğin; Portekiz Devlet Konservatuarı eski yönetmeni ve Strasbourg Ulusal Tiyatro Okulu eski yönetmeni Maria Barradas ve diğer önemli ustalar, çoğunlukla Alman tiyatro üstadları.

Z.K. Kaç yıldır profesyonel olarak tiyatro ile ilgileniyorsunuz?
R.M. Tam olarak Eylül 1975’ten beri profesyonel olarak tiyatro ile iç içeyim. 1980 yılına kadar sadece aktör olarak çalıştım, sonrasında ve bugün ise hem yönetmen hem de tiyatro şirketinin yöneticisi olarak çalışmaktayım.
Z.K. Bugüne kadar kaç oyunda rol aldınız veya yönettiniz?
R.M. Aklımda kaldığı kadarıyla, yaklaşık 112 oyun yönettim. Aktör olarak yaklaşık 150 oyunda rol aldım, sinema ve televizyon projeleri hariç.
Z.K. Kaç senedir CTB’yi yönetiyorsunuz?
R.M. Bu yıl 41 sene oldu. İlk dört yıl, “ortak/paylaşımlı yönetim” şekli ile ilerledik, sonraki senelerde ve şimdi tiyatronun yönetimini tek başıma üstlenmiş durumdayım. Ancak, söz konusu tiyatro olunca; “tek”, “yalnız” gibi kelimeler asla gerçek anlamını taşımaz. 2013 yılına kadar genel sanat yönetmenliği görevini de üstlendim.
Z.K. Bir rol modeliniz oldu mu ya da halen var mı? Kimdir ve rol model kabul etmenizin sebebi nedir?
R.M. Kariyerimin ilk yıllarında rol modellerimin olduğunu söyleyebilirim. 1970’lerde Karanfil Devrimi sonrası, kültür alanında yapılacak çok iş vardı ve Fransız yazar ve sanat teorisyeni Andre Malraux’un “kültürel adem-i merkeziyetçilik” modelinden etkilenmiştim. Artistik teatral yaratıma farklı bir bakış açısı sunuyordu. Bu dönem ayrıca Berlin Schaubühne Tiyatrosu’ndan Peter Stein, Nanterre Amandiers Tiyatrosu’ndan Patrice Cherrau, Milano Piccolo Tiyatrosu’dan Giorgio Streller, Moskova Taganka Tiyatrosu’ndan Yuri Lyubimov; Berlin Berliner Ensemble’den Matthias Langhoff’un dönemiydi ve bu isimlerin bazıları ile tanışmak, çalışmalarını kendilerinden dinlemek ve öğrenmek eşsiz bir deneyimdi. Tüm bu birikimler ile, aklımdaki “tiyatro ideası” zaman içinde şekillendi, 1900lü yıllarda kendi yaratıcı sürecimi geliştirdim ve bir model ortaya koydum, ki bu modelin merkezinde oyuncu var.

Z.K. Tiyatroda sizi çeken nedir? Tiyatroyu seviyorsunuz, çünkü;
R.M. Tiyatroyu seviyorum, çünkü insanları seviyorum. Oyuncuların yaratım sürecini seviyorum, oyuncular; bildiğim, tanıdığım en kırılgan varlıklar. Tiyatroyu seviyorum çünkü okumayı, yazarların bize anlattığı hikayeleri keşfetmeyi seviyorum. Bir tiyatro oyununu oyuncular ile birlikte yorumlama ve olası çeşitli anlamlar, yorumlar bulma sürecini seviyorum. Doğası gereği süreksiz olan tiyatro, “yapmak zamanı” yaratan ve bunu talep eden bir insanileştirme süreci barındırıyor, bu yönüyle belki de yaşayan tek sanat türü. Teatral süreçte, yaratım dönemini seviyorum, oyuncular ile çalışmayı, “aşkınlık hali” arayışını, her şeyin mümkün olduğu, her şeyin sahneye taşınabileceği ve taşınması gerektiği inancını seviyorum.
Z.K. Tiyatro insanlarının “sıradışı” olduğu söylenir. Buna katılır mısınız? Tiyatro insanı kimdir, tanımlayabilir misiniz?
R.M. Tiyatrocuların sıradışı insanlar olduğu fikrine katılmıyorum. Aktörler ve aktrisler, her şeyin ötesinde, mesleklerine tam anlamıyla sahip çıkan, meslekleri uğruna büyük fedakarlıklardan kaçınmayan insanlardır. Genellikle maalesef az kazanırlar ve görece az tanınırlar. Yaratıcı kapasitelerini, daha iyi, daha barışçıl ve daha adil bir dünya için tamamıyla diğerlerine, topluma adamış kişilerdir. Bazı insanların sanatçılar ile ilgili “egzotik karakterler” nitelemesine katılmıyorum. Sanatçıların sorumluluktan yana ve “vatandaş” olarak tanımlanması taraftarıyım.
Z.K. Sizce bir oyuncu rolüne nasıl hazırlanmalı? Oyuncunun gözlem ve yorum yeteneği gerekliliği üzerine ne söylersiniz?
R.M. Oyuncu, yaşadığımız dünya hakkında bir görüye sahip olmalı. Dünyayı okumak, anlamak ve hayal etmek üzerine isteğe ve zevke sahip olmalı. Zihinsel ve fiziksel olarak açık olması önemli; tiyatromuzda sahneleme süreci, burada “beyaz okuma” dediğimiz, metin ezberi ile başlar, bu aşamada oyuncu metne yorum katmaz. Yaratıcı sürece geçildiğinde ise, oyuncunun, birlikte sahnede olduğu diğer oyuncu/lar için kesinlikle ulaşılabilir olması gerekir ve oyuncu, diğerlerinin onun oyununu yorumlayış biçimine göre reaksiyon verir.
Z.K. Yetenek doğuştan ve yeterli midir? Başarılı bir oyuncu için eğitim gerekliliğini nasıl değerlendirirsiniz?
R.M. Tıpkı futbol gibi, yetenekli olmak yetmez. Picasso, “Başarının yüzde beşi ilham, yüzde doksan beşi ise terdir” demiştir. Başarı için çalışmak, keşfetme merakı ve isteği ile aşkınlık arayışı gereklidir. Kişisel bir yaratım süreci ve metodolojide ustalaşmayı gerektirir.
Z.K. “Başarılı oyunu” tanımlayabilir misiniz? Önemli olan, oyunun verdiği mesaj/ların izleyici tarafından anlaşılması mıdır, oyuncuların performansı mıdır ya da sahnede kullanılan etkileyici dekorlar ve görsellik midir?
R.M. Tiyatro, hikaye anlatmaktır. Hikayeyi ne kadar yalın anlatırsanız o denli iyidir. Saydıklarınızın tamamı birbiri ile bağlantılı, performans iyi olursa, bu his hemen seyirciye geçecektir. Oyunu izleyen her insan farklıdır, performansın farklı zihinler, farklı anlayışlar, farklı insanlar tarafından “okunabilmesini” sağlamak gerekir. Tabii ki, oyunculukların önemi de azımsanamaz.
Z.K. Sahnelenecek oyunlara nasıl karar veriyorsunuz? Sizin için iyi bir oyun metni nasıl olmalı? Oyuncu ve seyirciye getirisi ne olmalı?
R.M. İnsana ve dünyaya bakışım üzerinden, içinde yaşadığımız zamanda “anlamlı” olacak konular üzerine yoğunlaşıyorum; yalnızlık, evlilik, her anlamda sınırlar, korku ve ölüm… Dramaturji materyali, klasik ya da modern, evrensel dramaturji tarihinde zaten mevcut. Her bir metnin dramatik okuması, sizin kim olduğunuza göre anlamlanıyor. Oyuncunun ağzından çıkan ve bedenine yansıyan kelimenin, oyunun genel imgelemesini tetiklediğine inanıyorum. Oyunun ahlaki açıdan bir mesaj iletmesi kaygısı taşımıyorum, sanatsal yüzleşme ile ilgileniyorum; sahne ve seyirci arasındaki yüzleşme. Bu yüzleşme sırasında, insanlar arasında somut durumlar/ aksiyonlar gerçekleşiyor. Bu bence tiyatronun en gerçek ve önemli ideasıdır. Durumu yaratanlar ve duruma tanıklık eden insanlar yüz yüze geliyor. Oluyor ve bitiyor… Yunan kültürünün bir mirasıdır bu bize.
Z.K. Oyuncunun ve yönetmenin hayal gücü üzerine ne söylersiniz?
R.M. Hayal gücü, hayal edebilme ve hayal ettiğini gerçekleştirebilme yeteneğidir. Oyuncu ya da yönetmen, sahneyi ve dahi kulisi her şeyin mümkün olduğu bir aşkınlık alanı olarak benimsemeli. Sanat ile uğraşmak sınırların olmadığına inanmayı gerektirir. Bunun bilincinde olmak ve gerçekleştirmek için ustalık kazanmak önemlidir.
Z.K. Benimsediğiniz belirli bir tiyatro akımı var mı? Tiyatro anlayışınızı tanımlayabilir misiniz?
R.M. Tiyatromuzda, belirli akımların izinden gitmekten ziyade, her oyunu, her sahneyi, her anı birbirinden farklı ve fakat bütünleşecek şekilde analiz ediyoruz, yaratım sürecimizi bu şekilde oluşturuyoruz. 41 yıllık bir tecrübemiz var, birçok şey deneyimledik, birçok sınır aştık. Bir şehrimiz ve ülkemiz var, Avrupalıyız ama Afrika ve Latin Amerika ile güçlü bağlarımız var. Evrensel bir anlayışımız var. Avrupa’nın, İkinci Dünya Savaşı sonrası, henüz içinden çıkmadığı bir sarhoşluk hali yaşadığını düşünüyorum. Hafızasını kaybetti ve günümüzü yakalayamadı. Portekiz, tarihi, kültürü ve insanları ile daima Afrika, Amerika, Asya ve Hindiçini kapsayacak şekilde kıtalar arasında bağları gözeten bir algı geliştirmiştir. Dünyada muazzam bir Portekiz diasporası var. Bu yıl vefat eden Portekizli bir filozof, Portekiz’in dünyayı keşfettiğini, Avrupa’yı ise 1950’den beri tanıdığını ifade eder. Bu doğru. Avrupa’nın ucunda küçük bir ülke olmamıza rağmen, Avrupa, Afrika, Latin Amerika, Hindiçin ve Asya’da (Portekiz, Brezilya, Mozambik, Angola, Yeşil Burun Adaları, São Tomé ve Príncipe, Gine Bissau, Makao, Timor gibi) yaklaşık 250 milyon insan Portekizce konuşuyor. Tiyatromuz da sanatsal çalışmalarında bu geçmişi ve evrenselliği gözetir.
Z.K. Tiyatro ve politika arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendirirsiniz?
R.M. Sanat, estetik ve etiğin, dolayısıyla ideolojinin birbirinden ayrı olduğunu düşünmüyorum. İnsan, siyasi bir varlıktır. Tiyatro bir vatandaşlık uygulamasıdır. Dolayısıyla tiyatro ve politika arasındaki ilişki ontolojiktir. Ancak politikayı, partizanlık ile karıştırmamak gerek, bana göre partizanlık özgürlüğü sınırlar ve özgürlük bir sanatçı için olmazsa olmazdır.
Z.K. Sanatçıların, özellikle tiyatro insanlarının topluma karşı bir sosyal sorumluluğunun olduğuna inanıyorum. Tiyatronuzun bu anlamda sosyal çalışmaları var mı?
R.M. CTB, teatral yaratım yapısı ve kamu hizmeti açısından çeşitli projeler ile şehrin ve ülkenin sürdürülebilir gelişimi, toplumun sanatsal ve sosyal anlamda yapılandırılması, demokrasinin kalitesi, kültürel çeşitlilik, farklılıkların tanınması ve barış konularında sosyal sorumluluk üstleniyor.
Z.K. Portekiz’de tiyatronun genel durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Portekiz halkının tiyatroya ilgisi ne düzeyde?
R.M. Ülkemizin Türk halkı tarafından futbolun ötesinde yeterince tanınmadığını göz önüne alırsak bu soruya yanıt vermek zor. Portekiz tiyatrosu, muazzam bir estetik ve eksperimental çeşitliliğe, muhteşem oyunculara ve yönetmenlere, iyi bir donanıma sahip. Ancak kültürel alışkanlıklar, okurluk ve süreklilik konularında, diğer Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında yüksek yüzdelere sahip değil. Avrupa’nın genelinde olduğu gibi ülkemizde de, kültürel ve sanatsal yaratım politikaları ve ilgili kamu kaynaklarının kullanımı konusunda eksikler var. Bunun dışında değerlendirmelerde şu gerçeği göz ardı etmemek gerekir; Portekiz neredeyse 50 yıl diktatörlük ile yönetildi, demokratik yönetime geçilen 1974 yılına kadar fakir, eğitimsiz ve gelişmemiş bir ülkeydi. Bu 50 yıl sonunda, yapılacak çok iş vardı.
Halkın tiyatroya gösterdiği ilgiye istinaden ise, halkın ilgisi tabi ki var, bunu deneyimliyoruz. İlgi düzeyinin Akdeniz ülkelerinden pek de farklı olmadığını söyleyebilirim.
Z.K. Türk tiyatrosu hakkında bilginiz var mı? Daha önce hiç Türk yazarlara ait bir oyun okudunuz ya da bir oyun izlediniz mi?
R.M. Türk tiyatrosunu tanıdığımı söyleyemem. Ancak, ekibimizde genç bir Türk oyuncumuz var (Yeliz Balım) Bir yıllık stajını tamamlıyor ve performanslarımızın bazılarında rol alıyor. İlk kısıtlama döneminde kendisi ile Mine Söğüt’e ait Deli Kadın Hikayeleri adlı kitaptan iki Türkçe metin (Sinekler Sevişirken ve Maharetli Pembe El) çevirisi üzerine çalıştık.

Z.K. Pandemi süreci tiyatronuzu ve çalışmalarınızı nasıl etkiledi?
R.M. Pandemi, tüm sektörleri ekonomik, sosyal ve zihinsel anlamda ve sağlık açısından oldukça olumsuz etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Tiyatro ve genel anlamda sanat, en fazla etkilenen alanlar oldu. Tiyatromuzda ilk günden beri odaklanmış vaziyette kalmaya çalıştık. Kısıtlamalar süresince dahi ekibimiz çeviriler, iki kişilik provalar gibi faaliyetleri sürdürdüler. Repertuarımızdaki yapımlar ve arşivimizden oyunlar ile geniş bir online oyun programı ortaya koyduk. Ayrıca, tüm çalışmalarımızın kayıtlarını alan, film ve belgesel çekimleri yapan bir Medya Sanatları Departmanımız var, o ekip de çalışmalarına devam ediyor. Farklı ülkelerden tiyatrolar ile pandemi, pandeminin mali sonuçları ve alınabilecek önlemler üzerine görüşmeler yaptık, olası projeler üzerinde çalıştık. Ekibimizi dağıtmadık, hiçkimse ayrılmadı ya da işten çıkarılmadı. Bugüne kadar ekipten hiçkimse Covid 19 hastası olmadı. Mevcut olumsuz şartlar altında dahi, 2020 yılı içinde 3 yeni yapım ve yaklaşık 80 sunum ortaya koyduk.
Z.K. Pandemi başladığından bu yana birçok tiyatro oyunlarını online olarak yayınladı. Oyunların online gösterimlerinin, izleyicide tiyatro salonlarında deneyimledikleri etkiyi yarattığını düşünüyor musunuz?
R.M. Pandemi sürecinde biz de tiyatro oyunlarından belgesel ve filmlere, altmıştan fazla online yayın yaptık. Bahsettiğim online yayınlar programı tabii ki Medya Sanatları Departmanımızın yıllardır muazzam bir iş çıkararak bize kazandırdıklarının bir sonucu. Bu bizim için de bir “hayatta kalma” kaynağı oldu, çünkü içinde bulunduğumuz koşullarda oyun programı yapmak gerçek bir Rus ruleti. Tehlike altında olan, halk-tiyatro ilişkisi. CTB olarak bu ilişkiyi kaybetmek istemeyiz ve kaybedemeyiz. Tiyatronun yüz yüze, seyirci varlığı ile icra edilmesi gereken bir sanat olduğunu savunuyoruz. Online yayınlar bugünkü koşulları göz önünde bulundurduğumuzda stratejik bir mesele.
Z.K. Sanatsal yaratımlar ile ilintili olarak CTB farklı yaş grupları için tiyatro üzerine online atölyeler düzenliyor mu?
R.M. CTB, online atölyeler düzenlemiyor ancak atölyeler şeklinde düzenlenmiş bir “izleyici eğitim projesi” (Bragacult) yürütüyoruz. Tema ve içeriğe göre farklı hedef kitlelere hitap eden atölyelerimiz mevcut. Bu proje, bir oyuncu yetiştirme projesi değil. İzleyicilerin eğitilmesini amaçlıyoruz. Proje katılımcıları, çeşitli yaklaşım ve pratikleri anlayabilecekleri araçlar ve metodolojiler öğreniyor, bu da onların sanatsal nesnenin (teatral pratik, yüksek sesle okuma, metin yorumlama, dramaturji, ses, imaj ve video teknikleri, sinema, teatral yazım, skenografi, ışık sistemi vb) kodlarını anlama ve yorumlama becerilerini geliştirmelerine, uzmanlaşmalarına olanak sağlıyor. Yaşı 10 olan izleyici de 100 olan izleyici de bu projeye dahil olabilir. Ayrıca, bir Drama Metin Okuma Topluluğumuz var. Klasik ve modern eserlerin okumalarını yapıyoruz.
Z.K. Farklı tiyatrolar ile uluslararası işbirlikleriniz var mı?
R.M. 2018-2021 yıllarını kapsayan dört yıllık süreçte, ortak yapım ve eğitim alanlarında birçok ülke tiyatrosu ile işbirliği içindeyiz ve bu işbirliklerini derinleştiriyoruz. Farklı ülkelerden oyuncular, teknisyenler, skenograflar, kostüm tasarımcıları ile ortak çalışmalarımız mevcut. İşbirliği içinde olduğumuz ülke ve tiyatrolar; Ukrayna’da dostum Aleksandr Kniga yönetiminde Kherson Theater, Theater of Operetta Kiev, İtalya’da Akroama Teatro Stabile d’Innovazione ve Ricerca of Sardegna, Almanya’da O-Time Group Stuttgart, Romanya’da Piatra Namt, İspanya’da Zaragoza, Sevilla, Badajoz, Valensiya, Caceres şehirlerinde bulunan bazı tiyatrolar ve Santiago de Compostela kentinde bulunan CDG- Centro Dramático Galego, Brezilya Sao Paulo’dan Grupo TAPA São Paulo ve Belo Horizonte kentinden Grupo GALPAO, Meksika’da ise Barca Drama ve Dramafest Festival Group. Bu dört yıllık yapılanmanın yöneticileri olan ve CTB ile yaklaşık yirmi senedir işbirliği içinde bulunan değerli dostlarımı ismen belirtmek isterim; Herson’dan Alexander Kniga, Sao Paulo’dan Eduardo Tolentino, Sardinya’dan Lelio Lecis ve Alexej Schipenko.
Z.K. Tiyatronuz ulusal ya da uluslararası tiyatro festivali düzenliyor mu?
R.M. Tiyatro festivali düzenlemiyoruz. Ancak kısa ya da orta vadede, tiyatro, müzik ve dansı birleştirecek ve bu dallarda her sene üç farklı ülkenin birer şehrinden temsilcileri ağırlayacağımız bir festival düzenlemeyi planlıyoruz. Festivalin teması barış ve ekümenizm olacak ve festival, farklı kültürlerin tanınması için bir fırsat yaratacak.
Z.K. CTB’nin Braga Belediyesi ve Şehir Konseyi ile bağlantısı nedir?
R.M. CTB, kar amacı gütmeyen ve kamu hizmeti sağlayan bir kuruluş. Belediye ile aramızda, şehrin kültürel gelişimini amaçlayan stratejik bir projeye dayalı bir protokol var. Bu protokol kapsamında, Theatro Circo binasının yasal yerleşik şirketiyiz. Son on beş sene içinde dört yıllık periyotlar halinde olmak üzere, kuruluşundan bu yana devlet tarafından finanse ediliyor. Ayrıca, özel bir şirketler grubu (DST Group), ayrıcalıklı sponsor olarak kuruma, neredeyse kuruluşundan bu yana, destek veriyor. Her sene, Avrupa projeleri vesilesiyle farklı ortaklık fırsatları değerlendiriliyor. İzleyici eğitimi, yaratım, programlama ve daha geniş anlamda kültürel işbirlikleri alanında, bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde ortaklıklarımız mevcut.
Z.K. CTB’nin tüm bu sanatsal yaratımına ev sahipliği yapan Theatro Circo binasını hakkında da sizden bilgi almak isterim.
R.M. Theatro Circo, ülkenin en önemli ve görkemli tiyatrolarından biri. 1915 yılında mimar Moura Coutinho tarafından inşa edilmiş. 110 yılı aşkın bir tarihe sahip olan bina, 1999-2007 yılları arasında restorasyona girdi ve yenilendi. Theatro Circo, şehrimizin tiyatro binası. Biri 700 ve diğeri 300 kişilik olmak üzere iki ana salona sahip. Bir sergi alanı ve yaklaşık 80 adet odası bulunuyor. Ayrıca, tiyatronun halk için daha ulaşılabilir olmasını sağlamak adına, rehber eşliğinde gezi turları düzenleniyor. Tüm yaşlardan vatandaşlar, mimarisinden tarihine tiyatroyu tanıyıp detaylı bilgi edinebiliyor. (Detaylı bilgi için; https://www.theatrocirco.com/)
Z.K. Theatro Circo’da yalnızca CTB etkinlikleri mi yapılıyor? Farklı sanat alanları ve farklı gruplar binayı kullanabiliyor mu?
R.M. Evet, Theatro Circo tiyatro, dans, müzik, bale ve sinema, sergiler ve eğitim alanlarında diğer etkinliklere de ev sahipliği yapıyor. Theatro Circo, işleyiş stratejisine paralel olan tüm sanatsal taleplere açık.
Z.K. Mart ayından bu yana, Fransa’da yüzü aşkın tiyatro, tiyatro insanları tarafından işgal edildi ve eylemler sürüyor. Bu konuda düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?
R.M. Uzun süredir Avrupa’yı tahrip eden bir virüsün sebep olduğu karmaşık bir durum. Başlangıçta bir şekilde ciddiyeti anlaşılmadı ama pandemi tüm şiddeti ile dünyayı etkiledi. Fransa tiyatro işgallerinin yaşanmasının iki sebebi var; birincisi devletin kültür politikalarının yetersizliği ve ikincisi acil ve amaca yönelik sosyal politikaların gerekliliği. Sanatçılar olarak bizler sektörümüzün sorumluluğunu üstlenmeliyiz. Portekiz için bu hususta benim yönelttiğim soru ise şu; bir sosyal sorumluluk duygusu ile “ticarethane çevikliği” gurularına karşı, istikrarlı yaratım formları üzerine inşa edilmiş bir kamu hizmeti modelini, yıllarca ortadan kaldırmaya çalıştıktan sonra; istikrarlı yapılar, “performans sanatları”, “yaratıcı endüstri” ve “likit şehir” gibi sözde modern kavramların kullanımı ile zarar gördükten sonra, ki birçoğumuz bu duruma sahne sanatını “öldürmeye” çalıştıklarını anlamadan alkış tuttu, nasıl bir strateji hayatta kalma koşullarımızı kolaylaştırabilir?
Z.K. 27 Mart tarihinde Dünya Tiyatro Gününü kutladık. Bu bağlamda, okuyucularımıza sizden de bir mesaj iletmek isterim.
R.M. Tiyatro bir sanat ve her sanat gibi öncelikle sanatçıya ihtiyacı var. Bunun için de zaman, alan ve mekana ihtiyacınız var. Tiyatro için mekan gerekli ancak mekan kapalı. Tiyatro için izleyici gerekli ancak izleyiciler evlerinde. Tiyatro için sanatçı gerekli ama pandemi trajedisi onları felce uğrattı. Tiyatro profesyonelleri ve halk için geriye ne kaldı? 2021 yılı Dünya Tiyatro gününde, tiyatro toplumsal bir sanat olarak kutlanmalı. 27 Mart, “birçok şeyin” günü. Sanatçılar, vatandaşlar, insanlar olarak deneyebileceğimiz ve denememiz gereken birçok şey var! Bunu yapmaya mecburuz. Dünya artık eskisi gibi olmayacak. Ve bizler, birbirimize farklı pencerelerden bakacağız! Ve bu müthiş olabilir. 27 Mart, tiyatroyu kutladığımız bir gün, ancak 27 Mart’ta bizler “hayatı” da kutlamalıyız.
Z.K. Avrasya Tiyatrolar Birliği, Portekiz ülke temsilcisisiniz. Birlik ile ilgili düşüncelerinizi bizler ile paylaşabilir misiniz?
R.M. Böyle bir birliğin varlığının şahane bir fikir olduğunu düşünüyorum. Beni oldukça onurlandıran temsilcilik davetini, büyük bir zevk ile kabul ettim. Bu davet konusunda değerli dostum Aleksandr Kniga’nın rolünü özellikle vurgulamak isterim. Avrasya Tiyatrolar Birliği, ilk adımlarını atıyor ve sanatsal teatral yaratımlar ve Birliğin parçası olan ilgili tüm etkinlikler kapsamında köklü bir fark yaratabileceğini hissediyorum. Birlik, bu zorlu süreçte Avrupa’da ve Avrupa ile Asya arasında barış için etkili bir katkı sağlayabilir ve sağlamalıdır.
Z.K. Tiyatronuzun gelecek dönem projelerinden de bahsedelim.
R.M. Okurlar, CTB performans programını internet sitemiz üzerinden inceleyebilir. (Detaylı bilgi için; https://en.companhiateatrobraga.pt/c%C3%B3pia-programa-2020) Buna ek olarak başka projelerimiz de var, iki yıllık bir proje için, Norveç’te iki yaratıcı kurum ile çalışıyoruz. Aynı şekilde, Meksika Barco Drama’dan, yönetmen ve müthiş bir oyun yazarı olan dostum Barbara Colio ile ortak bir proje üzerine çalışmalarımız sürüyor. Pandemi sona erdiğinde, Ukrayna Kherson Theater’da, ortak bir yapım olarak, savaş zamanı yaşanan güzel bir aşk hikayesini anlatan Pedro & Ines adlı oyunu yöneteceğim.
Z.K. Son olarak Tiyatro Gazetesi okurlarına bir mesajınız var mı?
R.M. Bu güzel, tarihi ve köklü bir kültüre sahip ülkenin herhangi bir yerinde yaşayan okurlar ile buluşarak tiyatro ve hayat üzerine konuşmak ve Avrupa’nın Asya ve Orta Doğu ile bağını paylaşmak benim için bir zevk.
Portekiz tiyatrosu üzerine kısa bilgiler;
-Portekiz tiyatrosu krallık, diktatörlük ve cumhuriyet etkisi altında gelişmiş, bu farklı yönetim biçimlerinin toplumsal yansımalarını harmanlamış bir karaktere sahiptir. Ülkenin krallık ile yönetildiği dönem boyunca tiyatroda daha çok dini motifler etkili olmuştur.
-16. yüzyılda yaşamış oyun yazarı Gil Vicente (1465-1536), Portekiz tiyatrosunun atası olarak kabul edilir. Gil Vicente, yapıtlarında 16.yüzyıl toplumunu anlatır, Orta Çağın sonu ve Rönesans’ın Portekiz’de etkili olmaya başladığı dönemde yaşamış ve bu geçiş sürecini toplumsal açıdan irdelemiştir. “Gemiler üçlemesi” eserleri ile ün kazanmıştır; Cehennem Kayığı (1517), Araf Kayığı (1518) ve Cennet Kayığı (1518). Her üç oyunun Türkçe çevirileri mevcuttur.
-16.yüzyılın bir diğer önemli oyun yazarı António Ferreira (1528-1569), en bilindik eseri Castro (1587) ile Rönesans kültürünü yansıtan eserler ortaya koymuştur ve edebiyat ve tiyatro alanlarında Rönesans kültürünün atası olarak kabul edilir.
-18.yüzyılın önemli yazarlarından “O Judeu” (Musevi) olarak bilinen António José da Silva (1705–1739) dönemini ve sonraki üstadları etkileyecek eserler bırakmıştır. Portekiz engizisyonu döneminde Katolik Kilisesi tarafından Hıristiyan olması için zorlanmış ve mahkemece tutuklanıp ölümle cezalandırılmıştır, 1739 yılında infaz edilmiştir.
– Romantizm akımını benimsemiş olan oyun yazarı Almeida Garrett (1799–1854) tarafından yazılan “Frei Luís de Sousa” (1844), Portekiz tiyatrosunun klasikleşmiş eserlerinden biridir. Garrett, ayrıca 1836 yılında Kraliçe Maria II’nın talimatı ile kurulan ilk Devlet Konservatuarının ve Dona Maria II Devlet Tiyatrosunun kurucusudur.
– 20. yüzyıl boyunca Portekiz tiyatrosunda “Revista” olarak adlandırılan bir model etkili olmuştur. Revista, özellikle orta sınıfa ulaşmayı amaçlar. Toplumsal ve politik sorunları ifşa etmek ve eleştirmek için satirik komediyi kullanır.
– Bernardo Santareno’s (1920–1980), 20.yüzyılın önemli yazarlarındandır. En ünlü oyunu, 18. yüzyıl yazarı António José da Silva’nın hayatından uyarlanmış olan “O Judeu” (Musevi)’dir. Yazar, eserlerinde özgürlük, baskı, ayrımcılık ve zulüm konularını işlemiştir.
– İkinci Portekiz Cumhuriyeti ya da Salazar Rejimi olarak bilinen; Estado Novo, Portekiz’de 1933’ten 1974’e kadar 41 yıl süren faşist rejimin adıdır. İstikrarsız kabul edilen Demokratik Birinci Cumhuriyet’e karşı 28 Mayıs 1926’da gerçekleşen askerî müdahalenin ardından yönetimi ele geçiren muhafazakâr otoriter rejim, António de Oliveira Salazar liderliğinde, 1932’den 1968’e kadar iş başında kalmıştır. 25 Nisan 1974’te sömürgelerde sürmekte olan kanlı sömürge savaşları ve rejime karşı duyulan tepki sebebiyle ordunun düşük rütbeli subayları tarafından başlatılan ve geniş halk desteği bulan Karanfil Devrimi ile, Salazar diktatörlüğü sona ermiştir. Estado Novo rejimini ve diktatörlüğü yeren eserlerleri ile döneminin en ses getiren yazarları, Luís de Sttau Monteiro’dur (1926–1993). En önemli eseri, 1961 yılında yazdığı “Felizmente Há Luar”dır (Neyse ki Ay Işığı Var). Faşist rejimin sona ermesi ile Portekiz tiyatrosunda ifade özgürlüğü gelişmiş ve diğer Avrupa ülkeleriyle etkileşim ivme kazanmıştır. Portekiz’in, eski kolonileri ile geçmişi ve ilişkileri, yaygın oyun temalarından biri haline gelmiştir.
– Portekiz tiyatrosu, son 50 yıl içinde, Avrupa ve Avrupa tiyatrosu ile daha entegre hale gelmiş ve Revista modeli ağırlığını kaybetmiştir. Bugün Portekiz’de hemen her akımdan repertuar bulmak mümkündür. Shakespeare, Molière, Brecht, Beckett ve Chekhov’a ait oyunlar ve ilgili teatral yaklaşımlar ile Portekiz tiyatrosu klasik ve modern yazarların oyunları birçok tiyatronun repertuarındadır.
-Portekiz, FITEI, ACERT, FIAR ve FITA adlı uluslararası tiyatro festivallerine ev sahipliği yapmaktadır.
Bugün enerji dolu ve heyecan verici bir atmosferdesin. Yaratıcı projelerine odaklanarak içindeki potansiyeli ortaya çıkarabilirsin. Kendini ifade etme arzun yüksek, bu da seni sosyal ortamlarda öne çıkarabilir. İçsel motivasyonunla başkalarına ilham verebilir, yeni bağlantılar kurabilirsin. Sağlık ve zindelik konularında dikkatli olman gereken bir gün; bedenine iyi bakmayı unutma. Kendine güvenin pekişiyor, bu da kararlılık ve cesaretle önemli kararlar almanı sağlıyor. İlişkilerde açık iletişime geçme fırsatını iyi değerlendir, bu günün pozitif değişimlere zemin hazırlayabilir.
İçsel huzur arayışın, en derin duygularını yüzeye çıkartacak. Bugün, yaşamını güzelleştiren detaylara dikkat etme zamanı. Eşya ve çevresel unsurları bir araya getirerek, kendine sıcak bir ortam yaratabilirsin. İnsanlarla olan etkileşimlerin güçleniyor, ancak samimiyeti koruma konusunda dikkatli olmalısın. Belki de geçmişten gelen bir anı, seni düşündürüp duygularını tetikleyecek. Kendi değerlerini ve sınırlarını net bir şekilde belirlemen, melankoliye kapılmaman için elzem. Kendine olan güvenin artıyor; estetik ve yaratıcılık alanında yeni fırsatlar peşinden koşabilirsin. Bugün, sevdiklerinle geçireceğin zaman, ruhunun derinliklerine inmeni sağlayacak. Sıkı bağlar kurabilir, duygusal destek alabilir veya verebilirsin. Anahtarı tamamen sen elinde tutuyorsun; fırsatları değerlendirerek, yaşamının tadını çıkar.
İletişim becerilerin ön planda olacak; çevrendeki insanlarla olan etkileşimlerin akıcı ve keyifli geçecek. Sosyal bağlarını güçlendirmek adına harika fırsatlar bulabilirsin. Yeni bilgiler öğrenmek, düşünsel ufkunu genişletmek için ideal bir gün. Ancak, dikkatini dağıtacak unsurlara kapılmamaya çalış. İçsel düşüncelerin ve hayal güçlerin de seni yeni fikirler üretmeye itecek. Uzun zamandır düşündüğün bir projeye odaklanmak için uygun bir zaman. Kendini ifade etme biçiminle çevrendekileri etkileyebilirsin. Geçmişle ilgili bazı anıların gün yüzüne çıkabilir; bu durum seni sorgulamaya sevk edebilir, ancak olumsuz duygulara kapılmamaya dikkat et. Önüne gelecek fırsatları değerlendirmeyi unutma. Günü neşeli ve aktif bir şekilde tamamlayabilirsin.
Duygusal derinliklerinle beslenen bir gün. Hislerin yoğunlaşmış, çevrendekilerle olan iletişiminde samimiyete önem vermelisin. Aile ve ev hayatına yoğun bir şekilde odaklanma arzusu içindesin; bu, sevdiklerinle geçireceğin keyifli zamanları beraberinde getirebilir. İçsel huzur arayışında, geçmişte yaşadığın anıların tadına varmak isteyebilirsin. Kendini koruma içgüdün ön planda; bu durum bazı insanlarla arandaki mesafeyi artırabilir. Dış dünyadan gelen baskılar karşısında sakin kalmaya çalışmalısın. Kendinle baş başa kalmanın yolu, yaratıcılığını ortaya koymaktan geçiyor. Sanatsal çalışmalar veya hobiler üzerinden duygularını ifade etmek, ruhunu besleyecek. Geleceğe yönelik düşünceler, zihninde belirsiz olsa da, bu gün adım adım ilerleme şansını getirebilir. Unutma ki, en zayıf anların bile seni güçlendirebilir. Sezgilerinle hareket et, aklına gelen her düşünce sendeki derinliğin bir yansımasıdır.
Kendini güçlü ve karizmatik hissedeceksin. Sosyal çevrendeki kişilerin gözünde parlayacaksın. Bugün, yaratıcı projelerine odaklanmak için harika bir zaman dilimi; içindeki sanatçıya kulak ver. Yeni fırsatlar kapını çalabilir; cesur adımlar atmak, hedeflerine ulaşmanı sağlayabilir. İletişim becerilerin güçlü, düşüncelerini etkileyici bir şekilde ifade edebilirsin. Aşk hayatındaki dinamikler de canlanıyor; gereken cesareti gösterip, içten duygularını dile getirmekten çekinmemelisin. Kendine olan güvenin, çevrendekilere de ilham verecek. Keyifli anlara, güzel sürprizlerle dolu bir gün seni bekliyor.
Bugün dikkat ve detaylara odaklanma arzusu, seni çevrendeki durumları daha net görmeye teşvik edebilir. Hemen her alanda disiplinli bir yaklaşım sergilemek faydalı olacak. İş yerinde, projelerin üzerinde yoğunlaşmak ve verimliliği artırmak için harika bir dönemdesin. Elde ettiğin başarılar seni mutlu edecek. Ayrıca, özel ilişkilerde iletişime açık olman gerekecek; hislerini paylaşmak, aranızdaki bağı güçlendirebilir. Sağlık konusunda ise, kendine vakit ayırmak ve stresle başa çıkma yöntemlerini gözden geçirmek önem kazanabilir. Doğada vakit geçirmek, zihnini boşaltmana yardımcı olacak. Bugün her şeyde biraz daha dikkatli olmalısın; basit hatalar, beklenmedik sorunlara yol açabilir. Kendi sınırlarını zorlamadan, süreçleri sabırlı bir şekilde yönetmek anahtar olacaktır.
Harmoni ve denge arayışında olanların enerjisi yükseliyor. Bugün, ilişkilerde iyileşme ve karşılıklı anlayış sağlama fırsatları ortaya çıkabilir. Sosyal etkileşimlerde daha fazla dikkat ve sevgi hissedebilirsin. İçsel huzuru sağlaman, başkalarıyla olan etkileşimlerde sana yarar getirecek. Fikirlerini ifade etme konusunda cesaret bulabilir, takdir toplamak için önemli adımlar atabilirsin. Sanatsal yönlerin açığa çıkabilir, bu da ruhunun beslenmesine ve yaratıcılığın artmasına katkı sağlar. Ancak, başkalarının ihtiyaçlarını göz ardı etmemeye özen göstermelisin. Kendi sınırlarını da korumak, dengeyi sağlamada anahtar olacak. Davetler ve sosyal fırsatlar kapını çalabilir; bu anları değerlendirmekten çekinme.
Duygusal derinliklerin ve sezgisel yeteneklerin ön planda. Bugün, içsel hislerinle hareket etmen gereken bir zaman dilimindesin. Belki de uzun zamandır bastırdığın hislerle yüzleşmek zorunda kalabilirsin. Sosyal ilişkilerde daha açık ve samimi olmaya davet ediliyorsun; bu, yeni bağlantılar kurmanı ya da var olan bağlarını güçlendirmeni sağlayabilir. İçsel dönüşüm sürecine girebilir, eski kalıplardan kurtulup yenilenme isteği duyabilirsin. Bu enerjiyi yaratıcı projelere yönlendirmek, seni tatmin edecek sonuçlar getirebilir. Unutma, güç ve tutku seninle; bugün bu enerjiyi olumlu bir değişim için kullanabilirsin. Dikkatini dağıtan detaylardan uzaklaşıp, hedeflerine odaklanmakta fayda var. Kendine güven ve sezgilerine kulak ver; içindeki güç, dönüşümün anahtarı olacak.
Bugün hayata karşı duyduğunuz merak ve keşif arzusuyla dolusunuz. Sosyal ilişkilerinizde daha açık sözlü olma isteğiniz, çevrenizdekilerle güçlü bağlar kurmanıza yardımcı olacak. Yeni insanlarla tanışmak ve farklı kültürleri deneyimlemek için mükemmel bir zaman dilimi. İçsel inançlarınıza ve değerlerinize odaklanmalısınız, bu size derin bir tatmin ve huzur verebilir. Son zamanlarda ertelediğiniz projelere başlamanız için cesaret bulabilirsiniz. Seyahat düşünceleri zihninizde dolanıyor; yeni yerler keşfetme arzusu içindesiniz. Kendinize güveniniz yüksek, bu da fırsatları değerlendirme konusunda sizi cesaretlendiriyor. Kendinizi ifade etme biçiminiz güçlü ve özgün; yaratıcılığınızı serbest bırakmak için harika bir zaman. Dinamik ve enerjik bir gün geçireceksiniz, bu güzel enerjiyi kendinize ve çevrenizdekilere yansıtmayı unutmayın.
Bugün güçlü bir disiplin duygusu ve kararlılık içinde olacaksın. Hedeflerine ulaşmak için gerekli olan özveriyi gösterme kapasiten yüksek. Çevrendekiler senin bu azmini ve ciddiyetini takdir edecekler. İş alanında önemli bir gelişme yaşayabilir, beklediğin bir fırsatla karşılaşabilirsin. Ancak, duygusal anlamda kendini biraz yalnız hissetme ihtimalin var; içsel huzuru sağlamak için kendine zaman ayırmayı unutmamalısın. Kişisel projelerine odaklanmak için mükemmel bir dönemdesin, yaratıcı düşünceler aklında uçuşabilir. Aşk hayatında ise, derin ve anlam dolu sohbetler gündeme gelebilir; bu da ilişkinizi güçlendirme fırsatı sunar. Kendine güvenmen gereken bir gün.
İnovatif düşünceler ve yaratıcı fikirlerle dolu bir gün seni bekliyor. Kendi ideallerine yönelik cesur adımlar atmak için mükemmel bir zaman. Sosyal çevrenle bağlantılarını güçlendirmek, yeni insanlarla tanışmak ve paylaşımlarda bulunmak için uygun fırsatlar ortaya çıkabilir. İçsel huzurun, çevrendeki insanlar ile kurduğun bağlantılarla daha da derinleşecek. Ayrıca, zihnindeki sorulara yanıt bulmak için içe dönmek isteyebilirsin. Duygusal derinliklerden geçerken, sezgilerin güçlü bir rehber olacaktır. Unutma, özgür ruhunu ve bireyselliğini korumak için risk almaktan korkma; senin farklı bakış açın, başkalarının düşüncelerinde yeni ufuklar açabilir. Bu dönemde, karşılaştığın zorluklar, seni daha kararlı yapacak ve vizyonunu genişletecektir. Özgür kalmak, senin için her zaman öncelikli bir değer; bu nedenle, kendi yolunu oluştururken, iç sesine güven.
Duygusal derinliklerle dolup taşarken, içsel huzurun peşinde koşman tavsiye ediliyor. Hayal gücün ve sezgilerin seni yeni fikirlere yönlendirebilir; bu nedenle, yaratıcı projelerine yönelmek için ideal bir zaman. İnsanlarla olan ilişkilerinde daha empatik ve anlayışlı olmaya çalış; bu, aranızdaki bağı kuvvetlendirecek.Aynı zamanda, ruhsal olarak gelişmeyi hedefleyebilirsin. Meditasyon, doğa yürüyüşleri veya sanatsal faaliyetlerle kendini besle. Geçmişle barışmanın ve kendini ifade etmenin yollarını bulmak, geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemene yardımcı olacaktır. Duygusal yüklerini hafifletmek adına yeni bakış açıları benimsemek, içsel dengeyi sağlamana katkıda bulunacak. Unutma, hayal gücün yalnızca yaratıcı değil, aynı zamanda ruhsal dönüşüm için de bir kapı açabilir.