Harold Pinter’ın kısa politik oyunu Yeni Dünya Düzeni, 21 Haziran Pazar günü saat 14.00’te DasDas Ataşehir Kısalar Festivali kapsamında Açık Sahne’de seyirciyle buluşacak.
Festivaldeki diğer kısa oyunlarla birlikte ücretsiz izlenebilecek oyunun metnini Türkçeye Tolga Yıldız çevirdi, yönetmenliğini Efsane Odağ üstlendi. Oyuncu kadrosunda Mehmet Berkay Baygın, Osman Ataseven, Mira Kalender ve Veyis Özkan yer alıyor. Işık tasarımı Mehmet Berkay Baygın’a, afiş tasarımı Sevin Ülker Alman’a, reji asistanlığı Gülşen Sevinç Ünal’a ait.
Körfez Savaşı’nın ardından “yeni dünya düzeni” sözü siyaset meydanlarında parlatılırken, 20. yüzyıl İngiliz tiyatrosunun en güçlü imzalarından Harold Pinter, bu parlak ifadenin arkasındaki karanlık odaya bakar. Pinter’ın bu kısa ve keskin politik hicvi, yazarın geç dönem tiyatrosunda ideolojik bir manifesto niteliği taşır. Güç ile çaresizlik, sorgulayan ile sorgulanan arasındaki o tekinsiz sınırı kara mizahın soğukkanlılığıyla çizen oyun; bütün bir çağın iktidar, şiddet ve manipülasyon dilini sahnenin ortasında çırılçıplak bırakır.
Ekibe Üç Soru
Bu kısa soruşturmayla yaratıcı ekibin Pinter’la, metinle ve prova süreciyle nasıl temas ettiğini görünür kılmak istiyoruz.
- Pinter sizin için nasıl bir yazar?
- Yeni Dünya Düzeni bugün size ne söylüyor?
- Bu kısa oyun üzerinde çalışırken sizi en çok zorlayan ya da açan şey ne oldu?
Efsane Odağ (Yönetmen)
Pinter sizin için nasıl bir yazar?
Pinter, tiyatroyu büyük ideolojik nutukların alanı olmaktan çıkarıp, baskıyı ve şiddeti gündelik dilin, hatta sıradan bir sohbetin içine yerleştiren bir yazar. 20. yüzyılda sahneye getirdiği radikal yenilik buydu; devlet şiddetinin o sinsi, kibar ve manipülatif doğasını deşifre etti. Üstelik bunu didaktik bir yerden değil, absürt ve tekinsiz bir oyun alanı kurarak yaptı. Onun o meşhur sessizlikleri ya da seyircinin boğazına dizilen “Pinter kahkahası,” estetik birer tercih değil sadece; o politik baskının, mantıksızlığın ve klostrofobinin sahnedeki doğrudan karşılığı.
Yeni Dünya Düzeni bugün size ne söylüyor?
Gücü elinde tutanların pervasızlığının hiç değişmediğini söylüyor. Pinter bu oyunda “demokrasi” ve “özgürlük” gibi parlatılmış kavramların arkasına sığınan o steril, kibar ve kurumsallaşmış şiddeti açık ediyor. Bugün de küresel ölçekte yaşadığımız tam olarak bu; şiddet ve zorbalık artık kaba saba değil, çok iyi kamufle edilmiş politik bir dille satılıyor bize. Oyun, yazıldığı günden bugüne maskelerin sadece biraz daha modernize edildiğini, sömürünün ise aynı absürtlük ve acımasızlıkla devam ettiğini sahnenin o çıplak gerçekliğiyle görünür kılıyor.
Bu kısa oyun üzerinde çalışırken sizi en çok zorlayan ya da açan şey ne oldu?
Her alanda olduğu gibi tiyatroda da kısa olanı çalışmak, o dar zamanı yönetmek daha zor. İlk başta zihinde bir sürü fikir oluşuyor ancak sahne üzerinde zaman geçirdikçe ve bu fikirler uygulamaya dönüştükçe ciddi bir sadeleştirmeye ihtiyaç duyuluyor; çünkü Pinteresk tarz bizden mutlak bir sadelik talep ediyor. Sahne üstünde didaktik bir anlam kurmak yerine, o tekinsiz durumu var etmeyi talep eden bu tarzı deşifre etmek işin en zorlayıcı kısmıydı. Bizi açan ise Pinter’ın oyun kurmadaki muazzam ustalığı oldu. Biz metne teslim olduğumuzda, o tekinsiz atmosfer sahnede kendiliğinden var oluyor. Bir de tabii oyunun ifşa ettiği o manipülatif gerçekliğin tam ortasında yaşıyoruz; bunu hatırlamak o atmosferi kurmayı kolaylaştırdı.
Mehmet Berkay Baygın (Oyuncu / Işık Tasarım)
Pinter sizin için nasıl bir yazar?
Pinter benim için oldukça güçlü bir yazar. Dili gerçekten bir mücadele aracı olarak kullanıyor. Birçok şeyi açıklamak yerine durumların içinde önemli boşluklar ve gerilim alanları yaratıyor. Oyuncu olarak o boşlukların içinde dolaşmak, anlamı aramak hem zorlayıcı hem de heyecan verici.
Yeni Dünya Düzeni bugün size ne söylüyor?
Oyunu okurken bunun belli bir döneme ya da ülkeye ait olmadığını hissediyorum. Gücün, korkunun ve insanı değersizleştiren mekanizmaların hâlâ ne kadar tanıdık olduğunu hatırlatıyor. Pinter daha geçmişe ait bir dünya düzeninden söz ediyor gibi görünse de bugün o düzenin üzerine yeni bir “yeni dünya düzeni” inşa ediliyormuş hissi var. Bu yüzden oyun, maalesef güncelliğini hiç kaybetmemiş bir mesele olarak karşımızda duruyor.
Bu kısa oyun üzerinde çalışırken sizi en çok zorlayan ya da açan şey ne oldu?
Benim için en zorlayıcı tarafı, uzun süredir daha dramatik bir oyunculuk biçimine alışkın olmam nedeniyle Pinteresk dünyanın ritmine ve biçimine kendimi teslim etmek oldu. Başlangıçta zorlayıcıydı ama o dünyanın kurallarına adapte oldukça süreç benim için çok keyifli ve öğretici bir hâl aldı.
Osman Ataseven (Oyuncu)
Pinter sizin için nasıl bir yazar?
Pinter bana susmanın, bazen sözden daha güçlü bir anlatı taşıyabileceğini öğreten yazarlardan biri. Yazdıkları kadar yazmadıklarıyla da konuşur. Derin sessizlikleri, bekleyişleri, boşlukları koruyarak çok şey söyler.
Yeni Dünya Düzeni bugün size ne söylüyor?
İlk bakışta oyun sanki hiçbir şey söylemiyormuş gibi gelir. Sonra bir şimşek gibi çakar; görüntüyü görürüz, sesi arkadan büyük bir güçle gelir. Gücün bizi nasıl manipüle ettiğini, dilin de bu tahakküme nasıl kolayca alet olabildiğini bir yıldırım gibi zihnimize düşürür.
Bu kısa oyun üzerinde çalışırken sizi en çok zorlayan ya da açan şey ne oldu?
Beni en çok zorlayan şeyle en çok açan şey aynıydı: Pinter’ın yazdığı, yönetmenimiz Efsane’nin sahnede var ettiği bu gerilimli, boşluklu, yer yer komik, yer yer anlamsız ama aynı anda çok anlamlı dünyanın içine girmek. Sadece içine girmek de değil, o evrende bir karakteri yaşatmak. Bu yüzden bu kısacık oyun, oyunculuk kariyerimde çok özel bir yerde duracak.
Mira Kalender (Oyuncu)
Pinter sizin için nasıl bir yazar?
Pinter’de beni en çok etkileyen şey, insanların söylediklerinden çok söylemedikleriyle ilgileniyor olması. Gerçek hayatta da bizi çoğu zaman kelimelerden çok suskunluklar biçimlendiriyor. Bu yüzden bu oyunda çello çalacak olmaktan mutluluk duyuyorum çünkü müzik de, tıpkı Pinter’ın suskunlukları gibi, kelimelerin söyleyemediği şeyleri hissettirebiliyor.
Gülşen Sevinç Ünal (Reji Asistanı)
Pinter sizin için nasıl bir yazar?
Harold Pinter benim için az lafla çok şey anlatan bir yazar. Oyunlarında karakterlerin ne konuştuğundan ziyade neleri gizlediği, nerelerde sustuğunun önemi olduğunu düşünüyorum.
Yeni Dünya Düzeni bugün size ne söylüyor?
Bugün de dünyayı yönetenlerin kendi çıkarları için yalanları ve şiddeti nasıl normalleştirdiğini görüyoruz.
Bu kısa oyun üzerinde çalışırken sizi en çok zorlayan ya da açan şey ne oldu?
Oyun kısa ama içindeki o korkuyu, baskıyı ve şiddeti hissettirmek zorlayıcı. Lionel ve Des’in sanki çok normal bir şey yapıyormuş gibi soğukkanlı bir şekilde hazırlanmaları ve bunu sahneye yansıtmaları çok öğretici bir tecrübe.
Tolga Yıldız (Çevirmen)
Pinter sizin için nasıl bir yazar?
Pinter benim için büyük politik karanlıkları büyük sözlere ihtiyaç duymadan sahnenin ortasına lök diye bırakabilen bir yazar. Birkaç sayfada, tek bir oda ya da kısa bir konuşma içinde bütün bir iktidar düzenini görünür kılabilir. Onun tiyatrosunda dil çoğu zaman iletişim aracı olmaktan çıkar, bir güç aracına dönüşür. İnsanlar konuşarak yer kaplar, karşısındakini kuşatır, kendi konumunu sağlamlaştırır. Yeni Dünya Düzeni bunun çok yoğun bir örneği. Des ve Lionel’in konuşmalarında gündelik gevezelik, tehdit, cinsel ima ve ideolojik temizlik dili birbirine karışır. Pinter slogan atmaz, hazır bir tez de vermez. Kişiler konuştukça kendilerini ele verir. Sahnedeki durum zaten yeterince güçlüdür.
Yeni Dünya Düzeni bugün size ne söylüyor?
Oyunun başlığı Körfez Savaşı sonrasındaki politik iklime doğrudan bakıyor. 1990’larda parlak bir gelecek vaadi gibi dolaşıma giren “yeni dünya düzeni” sözü, Pinter’ın sahnesinde küçük, kapalı ve kirli bir odaya düşüyor. Barış, hukuk, demokrasi, güvenlik, istikrar gibi büyük kelimeler, gözleri bağlı ve suskun bir adamın karşısında bambaşka bir anlam kazanıyor. Pinter’da düzen, huzurdan çok kimin konuşacağına, kimin susacağına, kimin göreceğine ve kimin bedeni üzerinde tasarruf edileceğine karar veren bir iktidar biçimi. Yeni olan şiddetin kendisi değil, onun görev, güvenlik, özgürlük ve temizlik diliyle konuşulması. Bu yüzden oyun 1990’larda kalmıyor. 2008 krizinden Covid dönemine, bugünün istikrar gösterilerine kadar hâlâ çok net duyuluyor. Bana kalırsa Pinter’ın gösterdiği şey bir tür “düzenli anarşi”: Kriz bitmiyor, yönetiliyor. Şiddet ortadan kalkmıyor, daha düzgün cümlelerle sıradanlaşıyor.
Bu kısa oyun üzerinde çalışırken sizi en çok zorlayan ya da açan şey ne oldu?
Çeviri sürecinde beni en çok düşündüren şey Pinter’ın sert sadeliğini Türkçede korumaktı. Dil fazla edebileşirse oyunun gündelik akışkanlığı kayboluyor. Fazla kabalaşırsa da o soğuk ironi zayıflıyor. Bu denge önemliydi. Metinde beni en çok etkileyen taraf, şiddetin bedenden önce dilde başlaması. Gözleri bağlı adam susar ama onun hakkında konuşulur, onun adına karar verilir, bedeni daha dokunulmadan önce dile teslim edilir. Bu sessizlik sadece gerilim yaratmaz, politik bir şiddet alanı açar. Efsane’yle bu oyunu seçmemizin nedeni de biraz buydu. Çok kısa bir metin ama insanın zihninde uzun süre kalıyor. Pinter, şiddetin nasıl temiz, makul ve görev bilinciyle dolu bir dile çevrildiğini çok çıplak biçimde gösteriyor.
Oyunun Künyesi:
YENİ DÜNYA DÜZENİ
Yazan: Harold Pinter
Çeviren: Tolga Yıldız
Yöneten: Efsane Odağ
Oyuncular:
Mehmet Berkay Baygın
Osman Ataseven
Mira Kalender
Veyis Özkan
Işık Tasarım: Mehmet Berkay Baygın
Afiş Tasarım: Sevin Ülker Alman
Reji Asistanı: Gülşen Sevinç Ünal
Tarih: 21 Haziran Pazar
Saat: 14.00
Yer: DasDas Ataşehir, Açık Sahne
Etkinlik: DasDas Kısalar Festivali
Bilet: Ücretsiz



































