aynı Türklüğü yok etmeye çalışmalarına benzetiyorum;
din duygusunu da Allah sevgisini de vatanımızdan silmeye çalışıyo olmalı, bu rezil herifler..
dayattıkları akıl dışı şeylerin başka bi açıklaması yoktur sanırım.. bunca yanlış icraat ancak ve ancak, bi plana uymak üzere bilinçli yapılabilir kanısındayım..
ki o plan, dünya tarihinin en aşağılık planıdır; topraklarımıza çimento olabilecek her kavramı yok etmek üzere inşa edilmiştir..
dil, din, ırk, ordu, bayrak, gelenek, liyakat..
denizimiz, ormanımız..
hayvanlarımız, tohumlarımız..
kadınlarımız, çocuklarımız..
eğitim sistemimiz, hukukumuz..
hepsini sarsmadılar mı?
***
ya da açık açık yazayım, nasıl olsa 15 yıl önce Ulus’ta alenen koymuşum postamı;
bunlar Türk de değiller, müslüman da değiller..
bunlar aslında hiçbişi değiller..
dün de korkmuyordum, bugün de korkmuyorum bu lanet olası heriflerden..
ipek yüklü kervanım yok çünkü.. alacakları çok çok da bi canım var.. vatan sağolsun der, veririm..
kuvvayı milliye şehitlerinin huzuruna, mim mim grubunun orta yerine göğsümü gere gere giderim..
***
komutan olsan fark etmez, ana muhalefet olsan fark etmez, solcu eskisi olsan fark etmez, ülkücü eskisi olsan fark etmez, terorist olsan fark etmez, yobaz olsan fark etmez..
suç ortağısın..
cezanı çekeceksin kardeşim..
ya da dedim ya, benim gibileri şehit edeceksin..
***
ramazan geldi işte..
en ufak bi duygu, en ufak bi coşku, en ufak bi özlem yaşayanınız var mı?
yok!
***
basımından, son dakikada geri çektiğim “mahya” adlı kitabım gelir aklıma her ramazan..
ünlü çizer, rahmetli Derya Sayın abim, “iyi bi mizah yazarı olduğu kadar iyi bi dram yazarıdır da” diye tanıttı hep, benim gibi bi garibanı.. lütfetti.. mekanı cennet olsun abimin..
bu sözü ne denli doğrudur, ben bilemem? dur komik yazayım, ula dur hüzün katayım diye bi durumum asla olmadı ki? Ferhan Şensoy ustamın dediği gibi, çişim gelir gibi yazı yazasım geliyo sadece..
ve onca insan essahtan bi herif sanıp okuyonuz beni..
neyleyim gardeşim?
“böyle yazmış yaradan / ben miyim kabahatli”?
***
mahya, eski giresun ramazanlarını anlatan bi kitap..
mugabele olgusunu, çanak çömlek çatlayan çocuk oyununu, pide kuyruklarını, un helvasını falan işledim, fena bi yapıt değildir ha.. (ben de ölünce nasıl olsa badem gözlü olacam bu şehirde, o zaman okursunuz, birileri yayımlar)
en içime işleyense, evimize çat kapı iftara gelen yoksulları anlattığım öykümdür.. kapıyı açan anneme; “iftara geldim abla” diyen bi ses.. bunu duyup içerde ezim ezim ezilen minik gürsel ekmekçi.. hiç tanımadığımız biriyle aynı sofrada açılan oruç..
yokluk nedir bilmezdim ki, olanı biteni tam anlayayım? ne yapacağımı şaşırırdım?
böyle böyle, yaşamca örselene örselene yazar olunuyo bi gün işte..
ötesini berisini aramayın daha..
***
açık gonuşayım ahabu mübarek günde.. ilk kitabım baklava desenli ev’i yazdığıma bile pişmanım.. çünkü ister istemez bi yol açmış bulundum, ipini koparan kitap çıkardı şehrimde..
çok yazık oldu giresun’a.. edebiyat ayağa düştü, çok üzgünüm..
asalet ister,
gen ister,
yaşanmışlık ister,
gün görmüşlük ister,
çok okumak ister,
cinsel organıyla değil kalbiyle aşık olmak ister..
kim var Allah aşkına böyle?
***
hadisinler ordan lan!
***
(olanlar; zaten benim yol arkadaşım olarak İzler dergisindeler)
(hakikaten çok pişmanım, bi yol açıp da bilumum vasıfsıza paye verdiğim için, pardon vesile olduğum için, ne payesi yaa)
(bi de bunlar şehrimi temsil ediyo güya.. bu zibidileri okuyanlar, kim bilir neresiyle gülüyo giresun’umuza?)
***
aziz ve muhterem kardeşlerim,
tatsız ramazan burukluğu böyle bişidir ama insana yazılması gerekenleri de yazdırıverir..
cümleten sağlıklı pazarlar dilerim.. önce Gök Tengri’mize, sonra Türk hekimlerine emanet olunuz..
ord prof dr gürsel ötker
giresun ünv tıp fakültesi kardiyoloji hastanesi yüreği yafır yafır eden herifler servisi bölüm bşk