

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, yeni kitabı ‘Veba Geceleri’ ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Orhan Pamuk, 1900’lerin başında küçük bir ada olan Minger’deki veba salgınını anlattığı romanı ‘Veba Geceleri’nde yaşananların corona virüsü salgınıyla gerçek olduğunu belirterek, “Salgın bana acılar içinde ölme korkusu verdi ve onunla baş etmeyi öğretti” dedi.
Orhan Pamuk, “Olaylar 1901 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğu Akdeniz’deki küçük bir adasında, Minger’de geçiyor. Sultan Abdülmecid’in vilayet yaptığı, suyu, havası, insanı dili bir başka olan, yarısı Rum yarısı Müslüman olan bu adayı ve merkez şehri Arkaz’ı ben sokak sokak ev ev yıllarca kurdum” ifadelerini kullandı.
‘Veba Geceleri’ni yazmaya beş yıl önce başladığını belirten Pamuk, o zamanlar corona virüsü olmadığı için herkesin kendisine “Niye veba ve salgın romanı yazıyorsun” diye sorduğunu belirtti.
Pamuk, “Ben de onlara halkı karantina önlemlerine uymaya, itaat etmeye zorlayan paşaların, askerlerin, memurların ve doktorların aslında, millete modern hayatı ve laikliği benimsetmek isteyen modernleşme yanlısı siyasetçilere çok benzediğini söylerdim” dedi.
Hayal gücünün sınırlarını zorladığın, yaratıcı düşüncelerinle başkalarına ilham verebileceğin bir dönemdesin. İçsel sezgilerin güçlü, bu sayede çevrendeki olaylara farklı bir perspektiften yaklaşabilirsin. Belirsizlik hissi taşımadan, derin duygularını ifade etme dürtüsünü takip ettiğin anlar seni cesaretlendirecek. İlişkilerde daha samimi ve açık olma isteği içinde bulabilirsin kendini; bu, bağlarını güçlendirecek. Kendine zaman ayırmayı unutma. Özellikle meditasyon veya doğada zaman geçirme gibi aktiviteler ruhsal yenilenmene katkı sağlayacak. İçindeki yaratıcılığı beslemek için yeni hobiler denemek veya sanatsal bir projeye yönelmek harika bir fikir. Duygusal derinliklere inmekten kaçmamalı, hislerine kulak vermelisin.