Dayımla ilk anım… Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okurken beşinci sınıf şubat tatilinde evlendim. Evlenince anladım ki ihtisas seçiminde nöbet sorumluluğu olmamalı ve ben acile çağrılmak durumunda kalmamalıydım. Çünkü işim kadar ailem de çok önemliydi benim için. Dayım bizi ziyarete geldiğinde “Hangi ihtisas dalını seçeceğime karar vermekte zorlanıyorum,” dedim. “O zaman haydi birlikte seçelim,” dedi. Eşim, ben ve dayım masaya oturduk, sıralama yaptık, yukarıdan aşağı sırayla istediğim ihtisas konularını yazdık.
Fizik tedavi, göz hastalıkları, psikiyatri, biyokimya. Sağ tarafa yatay olarak “acil, nöbet sayısı, serbest çalışma imkânı, aile ortamını engelleyecek acil vaka, yurt dışı eğitim gerekiyor” yazdık, hepsine puan verdik. Sonunda en yüksek puanı “fizik tedavi ve rehabilitasyon” aldı. O seçim sayesinde kırk dört yıldır mesleğimi büyük şevk ve mutlulukla yapıyorum. Konu dayımın desteği ve bilgisi ile çözülmüştü.
Dayımla ikinci anım… Canım dayım Samatya SSK Hastanesi’nde ihtisas yaptığım ilk yıllarda İstanbul Etiler’de yaşıyordu. Ben okul bittiğinde evliydim ve hamileydim. O dönem eşim de ailem de Ankara’da yaşıyordu. Onlardan ilk kez ayrılmıştım ve hamileliğimin sekizinci ayındaydım. O yüzden her hafta sonu eşim, annem hep İstanbul’a geldiler, çok hassas bir dönemdi. Bu süreçte dayım “Benim evimde kal ve rahat et. Ulaşımı da ben sağlarım, senin için çok rahat olur,” dedi ve beni evinde ağırladı.
Dayım her sabah saat 05.30’da beni uyandırıyordu, kahvaltı ediyorduk ve 06.30’da evden çıkıyorduk, tam saat 08.00’de Samatya SSK’da kâğıda imza atıyorduk. Akşam da beni işten alıp Boğaz’da yemeğe götürüyordu. Bu üç haftayı böyle sevgiyle geçirmemi sağladı. Bu dönem benim mutluluk ve huzurla geçirdiğim zamanlardı, dayım çok büyük destek oldu.
Dayımla aklıma gelen son bir anım daha var. Silifke’den Ankara’ya dönüyoruz. Dayımın arabasında ben ve kardeşim Nuray var. Ankara’ya yaklaştığımız sırada yol kenarında insanlar gördük, yardım istiyorlardı. Ağustos ayıydı, biçerdöver birinin dizinin üstündeki kısımda büyük bir yara açmış, parçalamıştı, yaralı kan içindeydi. Dayım tereddüt etmeden yaralıyı ve bir yakınını arka koltuğa aldı. Önce Ankara Trafik Hastanesi’ne gittik. Yaralıyı acil servise bıraktıktan sonra evlerimize geldik. Bize güzel bir ders vermişti. O yıllarda şehirler arası yolda emniyet kemeri kullanmayı da bize dayım öğretmişti.
Ruhun şad olsun dayıcığım.
İYİ Kİ kitabından – Aynur Göksel