Malumunuz Türklük, İslamiyetten öncedir. Din olgusu henüz doğmadan Türklerin bir medeniyeti, din anlayışı ve tanrısı zaten vardır.
Gök Tengri.
***
Kimilerinin ecdat saydığı Osmanlı bunu bozdu. Hem de elin arabının en geri kalmış
ritüellerini baş tacı ederek bozdu. Ne yazık ki budur vaziyet. Bu soylu topraklar, salt bu nedenle yüzlerce yıl geriye gitti.
Düzeltilmesinin çok zor olması nedendir sanırsınız?
Atatürk’ü önce böyle anlayınız. Karşı olduğu neydi, Türklüğü neden bu denli yüceltti? Ve 57 yıllık kısacık ömründe, tek başına, örneğin ikinci adam bile çok vasatken, anca bu kadarını düzeltebildi.
30 Ağustos günü Atatürk’ü minnetle anmayanın vicdanından, namusundan, ahlakından şüphe ederim.
***
Giresun‘umuz da dünyalar incisi bir kentti.
Elbette tırışkadan bi rivayettir ama dünyanın en anlamlı, en gerçeğe uygun rivayetidir. Derler ki, papazın biri vakt-i zamanında Giresun’a gelmiş’miş. Kale’den şehre doğru bi bakmış’mış. İncil’de yazan cenneti buldum diye Vatikan’a haber salmış’mış…
Canını sevdüüm papaz efendi, helal olsun.
***
Sonra ne mi olmuş?
Benzetimi hoş görünüz. Az evvelki Ata’mız misali, Giresun’un yerlisi 25-30 ailenin gücü anca bu kadarını korumaya yetebilmiş.
Gerici kafası, görmemişlik kafası, zevksizlik kafası, sanatsızlık kafası, odun heriflik kafası şehrimizi ele geçirmiş. Giresun artık köydür.
Paris’in maris’in yanından yöresinden geçemeyeceği cennet, yerle yeksan olmuştur.
***
Bizler haziranın ilk haftasında bronzlaşan çocuklardık. Güneşe ne hacet, “alamuk” denen gri hava, daha beter yakardı tenlerimizi.
O zamanlar Ordu’da denize girme kültürü hiç yokken, Trabzon’da falan desen hepten günahtı bu işler.
Kıyaslama, inancın şanındandır kardeşlerim, kimseye laf sokuyor değilim.
***
Hal böyleyken.
Bu yıl da bencileyin deniz sezonunu açana değin yaz bitti.
Deniz ve plajlar şehre uzaklaştı. Bizim asla keyif alamayacağımız onuncu sınıf mekânlar revaç görür oluverdi.
Katlanması zordur.
Burası bizim inci Giresun’umuz değildir.
Denize giresim bile yok ulan..
Ne bronzlaşması?
***
Kale’den şehre doğru bi baktım geçen.
Uzun uzun sövdüm.
Papaz efendiye malum olmuştur.
Şükür ki Tirebolu‘ya gittik dostlarla, iki gün sonra. Gözüm gönlüm açıldı. Cennet-ü alâ Giresun’dan Tirebolu’ya taşınmış, bir kıyı kasabası anca bu kadar güzel olabilir.
Tirebolu’yu tüm dünyaya tanıtmamız gerekir. Giresun’un katline engel olamadık, bari Tirebolu çok yaşasın.
***
Şehirler ve yaşam nasıl da benzer.
Atatürk’e ne kadar zarar verseler de evlatları tükenmez. Giresun’a ne kadar ihanet etseler de Tirebolu’lar tükenmez.
30 Ağustoslar bizimdir, şehitlerimizin ruhları şad olsun.


































