Uzun yazmış ama yine de sizinle paylaşmak istedim; benim de nostaljik bir tarafıma dokundu.
Dostlarımızla oturup bir bardak çay içmeye hasret kaldığımız bu günlerde eski dostluklar ve içilen güzel çaylar adına bir hatıramı yazıya dökme ihtiyacı duydum, geçmişimde çok önemli yer tutan ve bana çok şey katan Safranbolu’yu da bu vesile ile yad etmek istedim.
SİZ HİÇ MERHABASI YANINDA ÇAY İÇTİNİZ Mİ?
Her ne kadar meşakkatli olsa da seksenli yıllar samimiyetin, sohbetin ve paylaşmanın tadına varıldığı, dostluk kavramının anlamlı olduğu yıllardı, o yıllarda anne babalarımız bizleri komşuya gönderir “Müsaitseniz bu akşam annemler size oturmaya çay içmeye gelecekler” diye sormamızı isterlerdi, herhalde bu soruya hemen hemen hayır cevabı hiç almamışımdır, bilakis her zaman güler yüzle evet denilirdi. Çocukluk ve gençlik yıllarımın geçtiği Safranbolu’da dostluk denilince ilk akla gelen birlikte içilen çaylardı, Safranbolu demişken, tarihi bir kenttir Safranbolu, tarihi evleri ve camileri vardır, ama bir o kadar da kiliseleri.
Eskilerde Rumlarla beraber bir yaşam sürdürülürmüş, tarihi kaldırımların yer aldığı sokaklarda birbirlerine çok yakın kilise ve camiler varmış, ne okunan ezandan ne de kilisede çalan çandan kimse rahatsız olmazmış. Rum kadınları Ramazanda çocuklarını dışarda yemek yememeleri hususunda tembihlermiş, oruçlu insanların canı çeker ayıp olur diye. O yıllarda meslek ustaları çok özenle yetiştirilirmiş, bir çırağın mesleğinde usta olabilmesi için hem ahlaki hem de becerisiyle meslek ustalarının bulunduğu heyetten onay alması gerekirmiş, bu heyet içerisinde Türk sanatkarlarla birlikte Rum sanatkarlar da olurmuş. Eski tarihi çarşıda ki dükkanlar yukarıdan aşağıya doğru yapılan işlere göre sıralanırmış, çevreyi kirletebilecek demirci, derici gibi dükkanlar en aşağıda yer alırmış, bu planlı yerleşme ile diğer dükkanların zarar görmemesi ve çevrenin temiz tutulması hedeflenirmiş, özetlemek gerekirse tarihin arka sokakları olan bu şehirde yaşayan insanlar, birbirlerine ayırt etmeksizin değer vererek paylaşım ve hoşgörüyü hep ön planda tutmuş, günümüze gelindiğinde de Safranbolu, tarihini, sahip olduğu hoşgörüyü ve değerlerini hala büyük ölçüde korumaktadır.
Dedik ya çay başkadır Türk kültüründe, dertleşmek istenirse, koyalım ocağa bir çay denilir. Gerçekten seksenli yıllar güzel yıllardı, insanlar birbiriyle buluşup sohbet etmek için çay bahçelerine giderlerdi. Çocukluk ve gençlik yıllarımı keyifle geçirdiğim Safranbolu’da Kavaklar çay bahçesi ile lise çağlarında tanıştım. Kavaklar Çay bahçesi, eski tarihi çarşıdan yeni yerleşimi geçerek biraz daha yükseklere uzanan Kavaklar mahallesinde Kavak ve Ihlamur ağaçlarının altına kurulmuş, bahçenin ortasında çeşmesinden devamlı su akan küçük bir havuz ve etrafında sekiz on masadan kurulu mütevazi, kendi halinde bir çay bahçesidir.
Müşterilerin bir kısmı tavla oynar, bir kısmı sohbet eder, bir kısmı da kavak ağaçlarının altında kuş seslerini dinlerdi, zaman zaman geçen birkaç arabanın gürültüsü kısa süreliğine bu sessizliği bozardı. Arkadaşlarımla ilk defa gitiğimde bir yandan masaya yerleşirken bir yandan da etrafa bakıyordum, sakin bir çay bahçesi hele de suyu seven biri olarak havuzda akan bir çeşmenin varlığı çok güzeldi. Yaşlı bir amca geldi, hoş geldiniz gençler ne arzu edersiniz diye sordu, o muhite yakın oturan arkadaşlarım tanıyorlardı onu, bir arkadaşım Cemal amca ben çay alacağım, diğeri gazoz dedi, ben de çay içerim dedim. Siparişleri aldıktan sonra Cemal amca gitti, sohbete daldığımız, gülüştüğümüz bir esnada bir elinde meşhur Safranbolu Gazozu diğer elinde çay bardaklarıyla yavaş yavaş geldi Cemal amca, biraz yaşlılığından dolayı bardakları yavaşça bırakıyordu masaya, benim çay bardağımı uzatırken merhabası yanında dedi, refleksle çayın yanında ne var diye bakındım, sağolsun muzip arkadaşlar bu tepkiyi merakla bekliyorlar ki güldüler, ben hala anlamamışlığın eziyetini çekerken, Cemal amca tekrarlayarak merhabası yanında diyerek imdada yetişti, o zaman jeton düşmüştü, kendince merhaba hoş geldiniz diyordu, bıraktığı gazoza da merhabası içinde demişti. Bu şaşkınlığın ardından arkadaşlar anlattı, Cemal amca bu çay bahçesinde servisleri hep böyle yapıyormuş, çay getirirken merhabası yanında, gazoz ve ayran getirirken de merhabası içinde diyormuş.
Çok hoşuma gitmişti, ne kadar güzel bir şeydi bu, dedemiz yaşında bir büyüğümüz bize çay getiriyor, kısa bir sohbet ediyor merhabası yanında mesajı veriyordu. Bu mekanı keşfettikten sonra yıllar yılı bir çok arkadaşımla buraya gelip gittik, her götürdüğümüz misafirimizin şok olma anı bizi tatlı tatlı gülümsetiyordu, yıllar geçmesine Safranbolu dışına gitmeme rağmen her Safranbolu’ya gittiğimde oraya uğramaya çalışırdım, bir gün gittiğimde Cemal amcayı görememiştim, arkadaşım bana onun hasta olduğunu artık gelemediğini söyledi ve ileriki zamanda da vefat ettiğini öğrenmiştik.
Bu gelenek onun ardından gençler tarafından sürdürülmeye çalışılsa da, titreyen eliyle çay getiren Cemal amcanın merhabası yanında söylemi gibi olmadı. Yıllardır hem lüks hem de çok güzel mekanlar da çay içtim, ama hiçbiri Cemal amcanın merhabası yanında çayının yerini tutmadı çünkü, o içilen çayda saygı, hürmet, misafirlik, sevgi ve içtenlik vardı.
İnşallah sizler de bir gün gerçek anlamda merhabası yanında çaylar içersiniz, ama bunun için başta iyi dostluklar gerekli, tabi ki bir de sevgisini içtenlikle veren çay ustaları
Allah rahmet eylesin Cemal amca.
Evet, Cemal Amca’ya Allah rahmet eylesin. Benim hayatımı zenginleştirdi; umarım sizinkine de dokunuşu olmuştur. Cemal Amcalar eksik olmasın çocuklarımızın hayatından. Selamlar, sevgiler.
(Doğan Cüceloğlu / 01 Haziran 2020)