KORUMA!!!

KORUMA!!!

Tambi adı yoktu ki…
Şiir desem diğildi, nesir desem diğil, şey desem şey diğil…
Yazıp yazıp ”Limon” dergisine yollardık. Gençlik işte.
***
Hiç yüzyüze görüşmesek de Oğuz Aral’ın elinde büyümüş çocuklardık. Tadına doyulmaz günlerdi.
Efsane Gırgır Dergisi kapanınca; yazarıyla, çizeriyle, biz okurlarıyla savrulup gitmiştik hep.
Limon Dergisi sığınak olmuştu yareli yüreklerimize.
***
Bizler çok sık gönderirdik. Oysa arada bi yayımlanırdı dergide eserlerimiz.
Sevinçten kudururduk tabi.
Telif-melif ödenmezdi. Zaten para isteyen kimdi?
-Limon’da yazım çıkmış oolum”!!!
Üniversite kantinlerinde, İETT otobüslerinde yaşadığımız o keyfe karşılık gelen bi telif ücreti asla yoğidi zaten.
***
Bu keyfi şuna benzetebilirim;
2015 civarı günlerim… Hem “öfkeli” bi köşe yazarıydım Mustafa Kemal’in Ulus Gazetesi’nin, hem “ateşli” bi başkanıydım Atatürkçü Düşünce Derneği’nin. Memleketteki cemaat tehlikesini erken sezenlerden, vatanının derdine tez düşenlerdendim. Yazdıklarım ve söylediklerim yenilir yutulur türden diğildi…
Mimlendim doğal olarak. Adım “muhalife” çıktı! Oysa Kuvva-i Milliyeci’den başka bişey diğildim. Halen de geçerlidir bu. Beni başka hiçbi kefeye koymasın kimse, tartmaz!
Kimden ve nerden olduğu tam söylenmeyen ölüm tehdidim bile vardı, ki bre Hasan dağlar inlesin!
Şehrimin 26 Evler semtinde oturduğumuz yıllar idi… Maşallahı olan bi yokuştan çıkılırdı evimize. Ve ben işim gereği, gece yarısı anca dönebiliyordum eve.
Yokuşun başında iki köpek… İrilik yönüyle Sivas Kangal’dan halliceler… Her ama her gece, biri sağımda diğeri solumda, eşlik ederlerdi bana. Resmen özel koruma ekibim gibi, apartmanın kapısına değin bırakırdı keratalar. İlkin korksam da çabucak alışmıştım duruma.
Bi seferinde anlatınca evde bu olayı, bizimkiler şaşırmıştı;
-Yaa nasıl olur, o köpekler oradan taksi bile geçirmiyo, geleni geçeni kovalıyo!!!!!
Ehh, yüce yaradanın adaleti diye bişi vardır. Sen sırf vatanseverim diye bana diş bilersen, gökten özel güvenlikçi iner.
***
Dönelim mi kantine?
Bi keresinde, nasıl olduysa hepsi beğenilmişti gönderdiklerimin.
Yarım sayfa ”Gürsel Ekmekçi köşesi” çıkmıştı Limon’da, 1985 gibi.
İyi bildüüm bi konu diğildir, tahmini gonuşacam, Metin Üstündağ idi beğenen ve seçen.
O gün delirmedim ki, daha da delirmem.
***
O şiir desem şiir olmayan, nesir desem nesir olmayan şeyler nerdedir şimdi? Bilmiyorum?
Yahu bi adam hiç mi bişeyini arşivlemez?
Neyliyim?
***
Şu karda kışta aklıma tekbi tanesi geldi ama;
-”kar yağınca
gece gece
sokaklara tuz serptiler
belediyece
sabaha kadar dirensin
diye
yavru kediler”.
***
Hava çok soğuk. Sokak hayvanlarını sakın unutmayın dostlarım. Dün sabah, Millet Bahçesi’nde donarak ölmüş bi kedi yavrusuna denk geldim.
Çok zoruma gitti. Çok içerledim. Çay-poğaça boğazıma düğümlendi. Demek ki ben de sizler de yüzlerce insan olarak hepimiz de eksik yapmışız insanlık vazifemizi. O kedicik, oracıkta, o şekilde, açlıktan vefat etmemeliydi. Benim, o iki köpeğe gönül borcum var. Sizlerin de mutlaka vardır bi biçimde vicdan borcunuz patili dostlarımıza.
Ödeme vaktidir, durmayın.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Duygusal derinlikler içinde yüzdüğün, içsel dünyana bir yolculuk yapma arzusunun güçlendiği bir dönemdesin. Yaratıcılığının sınırlarını zorlaman gereken bir zaman dilimi. Sanatsal ilhamın artabilir, bu da seni yoğun bir şekilde ifade etme isteğiyle doldurabilir. Başkalarının hislerini anlama yeteneğin oldukça kuvvetli, bu da sosyal ilişkilerinde hassas bir denge kurmanı sağlayabilir. Kendine dönerek, içsel huzurunu bulmak için sakinliğe ihtiyacın var. Ancak daldığın düşüncelerden sıyrılmak zor olabilir, dikkatli ol. Kalbindeki sezgi gücü bu dönemde seni yönlendirecek, bu yüzden hislerine güvenmeyi unutma. Sevdiklerinle olan iletişiminde empatiye açık olman, çatışmaların önüne geçecek. Bazen yalnız kalmaya ihtiyacın olabilir; bu, yeniden doğuşun için gerekli bir temizlik. Unutma, kendini ifade etme biçimlerin kariyerin üzerinde de etkili olabilir, bu fırsatları iyi değerlendir.

YAZARLAR / Tümü
ender birgül: bu sayı satılık mı
2025-12-23 17:44:45