Yıldız ablam ve Umay’la Londra’ya gelmiştiniz, sanırım 2017 yılıydı. Geleceğimle, yapmak istediklerimle, yapabileceklerimle ilgili sohbet ediyorduk. Aslında o zaman tek istediğim şey çocuk sahibi olmaktı, gönlümde başka hiçbir arzu yoktu. Çok güçlü bir istekti bu ve bir türlü gerçekleşemediği için başka bir şeyle tam olarak ilgilenemiyordum. Bunu çok açıkça ifade edemesem de siz bunu hemen gördünüz ve bana “Nazlış böyle bir iş yapabilirsin, şöyle bir eğitim alabilirsin,” diye yardımcı olmaya çalışan Yıldız ablaya dönüp, “Yıldız o çocuk istiyor, başka bir şey değil,” dediniz. İçimdeki bu güçlü isteği bir anda görmeniz ve bu şekilde ortaya koymanız beni o kadar rahatlatmıştı ki benim kendime bile tam olarak söyleyemediğimi söyleyip, üzerimden çok büyük bir yükü almıştınız.
Ve o çok istenen bebek sonunda geldi. Siz de bir Londra seyahatinizde bebeğimizi görmeye bize geldiniz. Bütün bir sohbet boyunca eliniz bir aylık kızım Chloe’nin elinde, ayağında, bacağında durdu. “Elinizi bir an olsun ayırmıyorsunuz üzerinden,” dediğimde, “Biz konuşurken kendini yalnız hissetmesin; onun- la ilgilendiğimizi, burada olduğumuzu bilsin,” dediniz. Sizinle istisnasız her görüşmemde olduğu gibi, bir kez daha size olan hayranlığım arttı ve yine sizden yeni bir şey öğrendim.
Chloe büyüdükçe Yıldız ablam ve Umay’la görüntülü görüşmelerimize katılmaya başladı. Uzaktan da olsa o sıcak bağı hissediyordu küçücük yüreğiyle. Bir gün birdenbire size “Dede, de de, dede” demeye başladı. Telefon ekranında Yıldız ablayı görür görmez “dedeyi” soruyordu. Doğan Dede onca işinin arasında Chloe’nin sesini duyduğunda içeriden gelip onunla sohbete başlıyordu. Bir gün aldı eline darbukasını, başladı türküsüne. Chloe müthiş bir coşkuyla ona darbuka çalan dedeyi izliyor, çığlık atıyordu. “Ne kadar şanslı,” dedim içimden kendi kendime, “küçücük yaşında, bu kadar özel bir insandan böylesine özel bir sevgi alıyor”
Yıldız ablamın gözünün içine her baktığımda, her sohbetimizde, canım Umay’ımın gülüşüyle her parladığı anda sizi görüyorum. Oğlunu eşinden ayrı yetiştiren, iyi bir baba olmak için kendini eğitmeye uğraşan Londra’daki kuaförümün “Onun kitapları hayatımı değiştirdi, gözümü açtı, çocuğumla ilişkim bambaşka bir noktaya geldi,” diye heyecanla ağzından dökülen kelimelerinde olduğu gibi, hepimizin hayatında var olmaya devam ediyorsunuz.
(Nazlı Tolga Brenninkmeyer / İYİ Kİ kitabından)