– İnsan daha çok övgülerden, alkışlardan değil de eleştirilerden öğrenip, güç bulmuyor mu? Sadece sürekli alkışlar içinde daha ileri gidebilmek, gelişebilmek mümkün mü?
Şimdi burada çok ilginç bir bilimsel soru sordun aslında. Yerilen kişinin tutumuna bağlı bu.
Yerilen kişi savunucu olabilir; “Hadi l’an! Senden mi öğreneceğim ben? Bu kadar kişi beğenmiş” tutumu içinde baktığın zaman, o yermeden bir şey öğrenemezsin. Kapatır geçer gidersin. Veyahut da yerme, olumsuz eleştirme mesajını aldığın zaman, mesajı veren kişinin –esasında eleştiri de olmuyor pek; yargılama oluyor. Eleştirmiyor; beğenmedim diyor– orada benim bir fırsat bulup “Neyi beğenmediniz?” sorusuna girmem lazım. Çok şükür onu da yapıyorum. Genellikle böyle aklı başında şeyler de oluyor, mesela şöyle şeyler oluyor, “Kitabın bütününü çok beğendim ama orada bilmem ne konusu ile ilgili bilmem ne demişsiniz. Size katılmıyorum” diyor. Hemen ben orada diyorum ki, “Şu anda konuşmamız mümkün değil burada, ama bana yazabilir misiniz?”, “Yazabilirim” diyor. Çoğunun bayağı enerjisi var, hatta memnun oluyor. O zaman telefon numarası veriyorum, adres veriyorum, e-postası varsa e-posta adresimi veriyorum ve hemen hemen yüzde yüz, yazabilirim deyip de yazmayan olmadı. Mutlaka takip ediyor. Ve çoğu kere bir ayrıntıda ya benim bilmediğim bir ayrıntı, onlar için çok önemli bir ayrıntı, hassas bir konu olabiliyor yahut da onların bildiği bir konu yer almamış oluyor, onun için, “Yeterince zengin değil. Bunu da söyleseniz daha zengin olur” gibi sözler söylüyorlar, yararlanıyorum.
(Damdan Düşen Psikolog / Sayfa: 439, 440)