Öğrenen – Öğreten V.Y. Öğretmen’den Mektup.
***
Çoğu meslektaşım gibi ben de ilk yılımda atanamadığım için ücretli öğretmenliğe başvurdum. Türkçe Öğretmeni olduğum halde İlkokul 2.Sınıf Öğretmeni olarak görevlendirildim. Ücretli öğretmen olduğum için başarısız öğrencilerden oluşan toplama bir sınıf bana verildi. En arkada oturan Halil adında bir ögrencim vardı. Halil okuma yazma bilmez, hiç kimseyle konuşmaz; içine kapanık, utangaç biriydi. Okuma bilmeyen başka öğrenciler de vardı fakat onlar iletişime açıktı ve mutluydular. Diğerleriyle yavaş yavaş yol kat etmeye başlamıştık fakat Halil kendini tamamen kapatmıştı.
Bir gün tesadüfen Halil’in kağıda bir şeyler çizdiğini gördüm ve ne çizdiğini merak ettiğim için yanına gittiğimde Halil hemen kağıdı sıranın altına koydu. Çok utangaç ve özgüvensizdi. Israrlarım sonucu çizdiği şeyleri göstermeyi kabul etti. Gördüğüm çizim karşısında hayretler içinde kalmıştım. Halil kara kalemle nerdeyse üç boyutlu gibi görünen yem yiyen kuşlar çizmişti.
Bu resimleri kimlere gösteriyorsun diye sorduğumda hiç kimse cevabını aldım. Çevresi Halil’i başarısız olarak öyle bir etiketlemiş ki en başarılı olduğu şeyi bile gizlemiş. O zamanlar ortaokullar ile ilkokullar aynı binadaydı. Ben de hemen teneffüste resim öğretmeniyle konuştum. O da Halil ile boş saatlerinde resim çalışmaları yaptı. Ben de Halil’in resimlerini sınıf panosunda sergilemeye başladım. Sınıf arkadaşları Halil’in resimlerini çok beğendiklerini Halil’e sürekli söylemeye başladılar. Sonra Halil sınıfta tahtada birkaç kez resim çizdi. Arkadaşları Halil’i alkışlarken Halil’in gözlerindeki o gururu o mutluluğu asla unutamam.
Artık Halil teneffüslerde de arkadaşlarıyla oynuyordu. Derslere katılıyor, benimle arkadaşlarıyla sohbet ediyordu. İnanır mısınız resim olayından önce tek harf öğretemediğim Halil okumayı öğrendi. Her gün düzenli olarak kitap okumaya başladı. İçine kapanık, mutsuz Halil gitmiş; sınıfın neşesi, öğrenmek için can atan Halil gelmişti.
Halil, bana her öğrencinin mutlaka iyi olabileceği bir alan olduğuna ve bir alandaki başarı duygusunun çocuğun tüm kişiliğini, psikolojisini, akademik başarısını olumlu etkilediğini öğretti. Yine aynı şekilde çocuğun ilgilerini göremezsek o çocuğun nasıl harcandığını da öğretti.
Halil ile ayrı şehirlerde olduğumuz için şimdi ne yapıyor bilmiyorum ama Halil gibi içine kapanmış, başarısız ve aptal olduğuna ikna edilmiş binlerce belki milyonlarca öğrenci var ve ben on yıldır bu yıldızları keşfetmeye çalışıyorum….
***
Her bir mektupta öğretmenin gücü kendini gösteriyor. Öğretmenin öğrencinin özünü besleyen bir özelliği, bir gücü var. Öz beslenince, ağacın kökleri gibi, öğrencinin yaşamının kökleri beslenmiş oluyor. Ne mutlu o öğretmene ki öğrencinin özüne değer verip dokunmasını bilir. “Halil gibi içine kapanmış, başarısız ve aptal olduğuna ikna edilmiş binlerce belki milyonlarca öğrenci var ve ben on yıldır bu yıldızları keşfetmeye çalışıyorum” diyor V.Y. öğretmenim.
V.Y. Öğretmenim, sizinle tanışmak bir ayrıcalıktı. İyi ki varsın, iyi ki yazdın.
Selam ve sevgilerimle.
Doğan Cüceloğlu / 17 Mart 2019