“Geride Bir Nefes Bırakan” Kerim Afşar’ın Anısına…

“Geride Bir Nefes Bırakan” Kerim Afşar’ın Anısına…

Dergimiz yazarı Pınar Çekirge, 26 Eylül 2003’de aramızdan ayrılan Kerim Afşar’ı yazdı…

*****

Sizinle hiç yüz yüze gelmedim. Tek kelime olsun konuşmadım. Ama sizi tanıyorum. Geride bıraktıklarınızla, yaşarken hayatlarımıza kattığınız derin duygulanımlarla tanıyorum. Şimdi, Eylül ayının bu son günlerinde sizinle bir yolculuğa çıkmak istiyorum Kerim Bey. Bütün o yılları konuşmak istiyorum tek tek. Pskiyatr Dr. Martin Dusart’ı hatırlıyorum şu an. Ne dersiniz, Peter Shaffer’in ‘Küheylan’ (Equus)’ından mı başlasak? Ben, Alan Strang’im desem mesela. Hayır Kam’ım ben. Bahadır Han’ı ölüme hazırlayan Bağdat’ın yardakçısı, kara diyarlardan çıkıp gelmiş Kam. Belki de Arpa. Neden olmasın?

‘13 Ağustos’ ve ‘26 Eylül’. Bu, belki ilk bakışta sıradan gibi gözüken iki tarih arasında geçen 73 sene 44 gün. Sanatın hayatla doğrulanışı… Zamanın ses duvarını aşan gerçek bir usta, Kerim Afşar ile beraber olduğumuz dönemin başlangıç ve bitiş tarihleri. Sonlanışı kabul etmiyorum çünkü Kerim Afşar, Tülay Bilginer’in ifadesiyle ‘Geride bir nefes bırakan’lardan.

Hiç kuşkusuz, Türkiye tiyatro tarihinde mihenk taşlarından biriydi Kerim Afşar. Akılla mantıkla açıklanabilecek bir durum değildi dediğimiz, ne çok projeyi elinin tersiyle itti, her şeyin ötesinde sanata, tiyatroya duyduğu aşktı, tutkuydu, ilkesel, düşünsel, mesleki sorumluluktu bu kararların altında yatan. Oyunculuk refleksleri her zaman genelgeçer beğeninin, güncel olanın önündeydi çünkü.

Evet, Pınar Afşar’dan dinlediklerimiz çerçevesinde gerçek bir “hümaniteryendi” diyebilirim Kerim Afşar için.

Oyunculuğuyla, sahne hakimiyetiyle fark yaratan bir aktördü o en çok. Oyunculuğu bilgiye, araştırmacılığa, derin ve detaylı karakter çözümlemelerine dayalıydı her zaman. Kerim Afşar’ın oyunculuk tekniğinde duygu, zeka, saygı, vefa, doğru dil kullanımı çok önemliydi. Türkiye Cumhuriyeti ilkelerini benimsemiş, demokrasiden, çağdaşlıktan, laiklikten, gururundan asla ödün vermemiş, sesini, söylenecek sözünü yitirmemiş bir oyuncu ve aynı zamanda düşün adamı ve söz ustasıydı. Elbette oyunculuk zor işti, kahırlıydı. Elbette kan ve terle ıslanırdı replikler. Ama o, her defasında eşsiz yorumuyla izleyicisini büyüledi adeta. Hayattakinden daha sahici kıldı canlandırdığı karakterleri. Bahsederim hep, üslubunun dokunulmazlığı, erişilmezliği, aşılamazlığı bugün de değerini tümüyle korumakta. Çünkü her rol aldığı oyunda kendini baştan yarattı Kerim Afşar. Onu böylesine farklı kılan sahne dehası / hakimiyeti, sahne ışığı kadar rolüne kattığı perspektif çeşitliliği ve bolluğunu yüreklere işleyişiydi.

Kerim Afşar, repliklerden umut, sevgi, yaşam damıttı. Repliklerden acı, elem, öfke, umutsuzluk. Yaşadığı çağın gözlemcisiydi çünkü. İlk antresiyle sahneyi ışığa boğardı ve o ışık göz alarak yanar dururdu oyun boyunca. Dedim ya, yaşanılan hayatın ta kendisini sergiledi her defasında. Her can verdiği karakteri bir kuyumcu özeniyle, nice ince duyarlılıklar katarak ustaca nakışladı.

“Ve zavallı Emir Çoban. İncelmiş boynu celladın kemendinde. Benim de sinirlerimi bozdu. Bütün bunlar gerçekten oldu mu diye şaşırıyor insan! Hmmm… . Bir de şuna bak: Benim ölümüm de senin elinden olacakmış! Ne dersin, ha? Bizim tarihçi hızını alamayıp bakıcı, öngörücü kesilmiş: ‘Sana ölümden sonraki anları yaşatacağım’ derken bu betiği mi düşünüyordun, Bağdat?”

Geçenlerde kim bilir kaçıncı kez, Güngör Dilmen’in ’Bağdat Hatun’unu okurken, aklıma geldi bu proje. Neden olmasın, diye düşündüm bir an ve hemen Yavuz Pak’a sordum. Söze başladığımda heyecanlandığını ayrımsadım: “Harika olur tabii…” dedi. Evet, yaşı gereği sahnede Kerim Afşar’ı izleme fırsatı olmamıştı Yavuz’un hiç ama benden o kadar çok dinlemişti ki. İlle ‘Kaktüs Çiçeği’ni, ‘Bağdat Hatun’,  ‘Cadı Kazanı’, ‘ Tarla Kuşuydu Juliet’i neredeyse bütün zamanlarımı altüst eden ‘Küheylan’ı (hala sahne sahne gözümün önündedir) ve ’Andora’yı.

İtiraf edeyim, biraz da endişelenerek Pınar Afşar’a açtım konuyu. Ya kabul etmezse, diye çekinmedim desem, yalan olur. Canım adaşım, ‘Elbette..memnuniyetle anlatırım babamı size.’dedi. ‘Hem bilseniz ne çok şey var bende; Muhsin Ertuğrullu, Devlet Tiyatrolu ne çok anı, yaşanmışlık…”

Sözleştik. Kerim Afşar’ı bu kez kızından dinleyeceğiz. Daha doğrusu, Türkiye tiyatrosunun gelmiş geçmiş en önemli ‘mhyte’lerinden birini sizlere anlatmaya çalışacağız iki farklı yorumla. Tabii, kalemimiz, soluğumuz yettiğince.

Akşamın son ışıkları… Duvarda giderek solan çividi, eflatun gölgeler… Yıllardır tuttuğum notlara, sayfa altlarına sıkıştırdığım cümlelere göz atıyorum yeniden. Hayal meyal seçmeye çalıştığım bütün o harfler, sözcükler…

1948 – 1953 dönemi, Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü öğrencisidir Kerim Afşar.  Yıl 1952 olmalı. Carl Ebert’in yönettiği ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’. Hemen sonrasında : ‘Gelin’, ‘Cyrano de Bergerac’, ‘Don Carlos’,  ‘Haydutlar’, ‘Bir Ümit İçin’, ‘IV.Henry’, ‘Kral Lear’, ‘Büyük Jüstinyen’, ‘Babamızın Evinde Hayat’, ‘Romeo Juliet’, ‘Buzcu Geliyor, ‘Derin Mavi Deniz’, ‘Hamlet’ (İstanbul Şehir Tiyatrosu), ‘Gergedan’ (unutulmaz Beranje rolü örneğin),  ‘Palto’, ‘Ay Herkese Gülümser’, ‘Günden Geceye’, ‘Genç Osman’, ‘Monserrat’, ‘Andromak’ , ‘Kahvede Şenlik Var’, ‘Üçüncü Selim’, ‘İdamlara Karşı Bir Ceza Avukatının Anıları’, ‘Yaz Misafirleri’, ‘Kuvayi Milliye Destanı’, ‘Kayıplar’, ‘Bugün Ne Yazsam?’ olmak üzere pek çok oyunda rol aldı Kerim Afşar. ‘Güneşin Çocukları’, ‘Gergedan’, ‘ Ben Mimar Sinan’, ‘Yaşasın Edebiyat’, ‘Göğe Açılan Pencere’ adlı oyunları yönetti. Hayır, hocalık tekliflerini kabul etmedi hiç. ‘’Ben sanatçıyım, yerim sahnedir”, dedi her defasında. Ve hayatı boyunca patronluk, idarecilik yapmadı hiç. Dünya görüşleri farklı da olsa Cüneyt Gökçer ile tamamen akademik anlamda bir sanatsal ilişkisi vardı.

Belki bir kırıklık, küskünlük. 1980’de Peter Stein’in davetiyle başlayan, Almanya yılları. Ani İpekkaya, Şener Şen, Tuncer Kurtiz, Ayla ve Beklan Algan ile ‘Giden Tez Geri Döner’, ‘Keşanlı Ali Destanı’, ‘Kurban’.

Ama yaban ellerde hayatında hayal bile etmediği paraları kazanırken yakasına yapışan o derin, o kanırtan memleket özlemi. Tekrar Devlet Tiyatrosu… Emekliliğin ardından Ankara Sanat Tiyatrosu dönemi.

Replikler, program dergileri. Örneğin, Ses Mecmuası’nda Sezai Solelli imzalı, 1972 yılına ait bir röportaj, gizli kuytu köşelerde, geçmiş zamanlardan kalmış ne varsa arayıp bulacak, konuşacağız. Tarihe not düşmekse, evet bir kez daha, yeniden.

Vedat Demirci’nin ‘Alnında Işığı İlk Hisseden Tiyatro Sanatçılarımız’ (1999) adlı kitabından kısa bir alıntı yapmak istiyorum burada:

“1930 yılı Ağustos ayı, ayın on üçü, günlerden perşembe, saatlerden 23.30, Kadıköyü Kurbağalıdere kenarında iki katlı ahşap bir ev. Kalabalık, yoksul bir aile, dayılar, enişteler, teyze, yenge… Baba yok. Terki diyar eylemiş.”

“1937’de ilkokula başlayıncaya kadar, çocukluk yıllarında pek hissedilmeyen yoksulluk, İkinci Dünya Savaşı’nın koşullarıyla ağırlaşınca, şanslı bir kentte doğduğunu sanan çocuk, yanlış bir dünyaya geldiğini anlamaya başlıyor.”

“1938, ilkokul ikinci sınıf. Bir sabah okula gittiğinde, bayraklar yarıya inmiş, herkes ağlıyor. Çocuk ağlayamıyor; bilmiyor neyi kaybettiğini Kerim Afşar.“

1941’de ilkokul bittiğinde, henüz bitmeyen savaşın koşulları aileyi göçe zorluyor. Harp Okulunu bitirip Gelibolu’ya atanan büyük ağabeyin yanına gidiliyor. Pırıl pırıl denizin tam kenarında ortaokul. Çocuk denizde balık oluyor. Bütün gün suda, giysi gerekmiyor pek. Önlük yetiyor. Suda günler çabuk geçiyor.

“Gelibolu’da lise yok, ailede para yok. Parasız yatılı, hangi okul? Bulunur mu ki? Balık sudan çıkıyor. Ortaokul bitimi dolayısıyla bir müsamere hazırlanıyor. ’ Çanakkale Geçilmez’. Çocuğa da bir teğmen rolü.”

“Her zaman minnetle andığım, okulun yazmanı Necmettin Karakayan, hemen okulun yanındaki Halkevi’nin yardımlarıyla bizi hazırlıyor. Başarılı oyunun bitiminde bana soruyor: ‘Eğitimini nerede, nasıl sürdüreceksin?’ Çocuk bilmiyor, o yanıtlıyor: ‘Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’ne git!“

Sorup soruşturup Ankara Devlet Konservatuarı’na başvuruyor hemen. Sınavlar başlıyor. Ama öyle, benim diyen herkes geçemiyor o zorlu sınavlardan. Taa Gelibolu’dan kalkıp gelen Kerim Afşar kazanıyor sadece. E, tek kişi için sınıf açılmayacağına göre seneye yine gel deniliyor. Sonraki sene de aynı şey oluyor. Yine, sadece Kerim Afşar kazanıyor. Ve yine tek öğrenci için bir sınıf tahsis edilemeyeceği söyleniyor. Aile tedirgin oluyor durumdan ister istemez, bu böyle olmayacak, diyorlar. Başka bir iş tutmalı Kerim Afşar daha fazla geç kalmadan, bir baltaya sap olmalı… Eli ekmek tutmalı, değil mi? Ama bir şans daha. Son bir kez… 1948 yılında yapılan sınavı Kerim Afşar, Müşfik Kenter ve Yıldırım Önal kazanıyor ve üç öğrenci kayıtlarını heyecanla, sevinçle yaptırıyorlar Ankara Devlet Konservatuar’ının Tiyatro Bölümü’ne.

Solgun bir ışıkla aydınlanmıştı sahne. Bir tarafta, her yanı unutuluşla çevrili derin bir yalnızlık. Bir yanda tiyatrocunun can suyu olan alkışlar. Hüzün bir kez daha coşkun alkışlara rehin bırakılmıştı işte. O dinmeyen alkışlara…

Muazzez Kurtoğlu, Muammer Esi, Kamuran Yüce, Tomris Oğuzalp, Fikret Tartan, Şükran Güngör, Filiz Toprak, Çetin Köroğlu, Erol Kardeseci, Alev Sezer, Ayşegül Devrim, Hadi Çaman, Alev Sururi, Mediha Köroğlu, Hepşen Akar, Hüseyin Kutman, Ayfer Feray… Fotoğraflar geçiyor gözümün önünden. Tek tek bütün o yüzler.

Onu radyoda ‘Arkası Yarın’ programlarından hatırlıyorum. O muhteşem ses, o muhteşem vurgular.

Ne kadar güzel, ne kadar doğru kullanırdı dilimizi. Esin Afşar’ın ‘Esintiler’ (2006) adlı kitabını okurken, meğer Kerim Afşar’ın ölüm tarihinin (26 Eylül)  Dil Bayramı’mızla aynı güne denk geldiğini öğrenmiştim.

İşte, ‘Esintiler’den birkaç satır:

”Türk Tiyatrosu dev bir ismini kaybetti. O, Muhsin Ertuğrul döneminde yetişmiş, sanatından asla ödün vermeyen, tiyatroya sonsuz saygısı olan gerçek bir aktör, saygın bir insandı. Çok disiplinliydi.’Ne olursa olsun, perde kapanmazdı!”

”Kerim Avşar, oyunculuğunun yanı sıra, şiir yorumlarıyla da gönüllerde taht kurmuştu. En önemli yanlarından biri de, Nazım şiirlerini en iyi yorumlayan aktör oluşuydu. Bir dönem Ankara’da TRT radyolarında Atatürk’ün nutkunu bir seneye yakın bir süre okumasıyla ünlenmiş, arkadaşları arasında ‘Mustafa Kerim Atatürk’ diye anılır olmuştu.”

Kerim Afşar’ı, dedim ya, önce sadece radyodaki o ses olarak tanıyordum. Radyodaki o büyülü ses. 70’li yılların hemen başında, siyah beyaz televizyon döneminde Ayten Gökçer, Deniz Gökçer ile başrollerini paylaştığı ‘Kaktüs Çiçeği’ni hatırlıyorum şimdi.  İtiraf edeyim, ‘Kaktüs Çiçeği’ni, sonraki sezonlarda da değişik oyunculardan izledim, ama hiçbiri o yorumun çizgisinde değildi.

Peter Shaffer’ın ‘Küheylan’ı bütün zamanlarımı altüst etmiş oyunlardan biridir hiç kuşkusuz. Mehmet Ali Erbil’i ilk o oyunda tanımıştım. Ne kadar gençti. Yeniyetmeliğin buğusu tütüyordu yüzünde. On altı, belki en çok on yedi yaşındaydı. Hep derim, Mehmet Ali Erbil benim için sadece  ‘Küheylan’daki Mehmet Ali Erbil’dir. Ve Kerim Afşar. Bir aktörün ulaşabileceği tüm zirvelerin üzerindeydi, yaşar kıldığı, Dr.Martin Dusart karakteri ile. ’Küheylan’ adeta ve başlıbaşına bir Kerim Afşar resitaliydi. Erbil ve Afşar oyun boyunca tiyatro tarihimizin en başarılı kompozisyonlarından ikisini canlandırıyor ve gerçek anlamda bir sahne dehası olduklarını kanıtlıyorlardı.

Kerim Afşar; ‘Bağdat Hatun’ da Bahadır rolünde eşsizdi örneğin. ‘Tarla Kuşuydu Juliet’te de. Araya filmler girmişti bu arada. İlk aklıma gelen, Atıf Yılmaz imzalı Cüneyt Gökçerli ‘Mevlana’ da o unutulmaz Şems Tebrizi rolü.

Yılmaz Güney’in ‘Arkadaş’ında kaybolmuş, kimliksiz, kimsesiz kalmış Cemil tiplemesi örneğin. Hele o bozkırda arabayı durdurup Azem’i tekmelediği sahnede Kerim Afşar adeta bir oyunculuk dersi veriyordu. Şu an bile o sahne gözlerimin önünde. İçim ürperiyor.

‘Mine’de kırdan kahverengiye dönüşmüş saçlarıyla bambaşka bir Kerim Afşar vardı perdede. Bir kasaba bürokratı ancak bu kadar canlı ve gerçek canlandırabilirdi.

‘Çalıkuşu’nda Feride’ye tutulan genç Zabit İhsan rolünde hatırlıyorum onu. Vaktiyle geri çevirdiği evlilik teklifini, merhamet duygularıyla kabul eden Feride karşısında ne kadar onurlu ve dik başlıydı. Yüzündeki yara izi, kalbindeki kırıkların yanında o kadar önemsizdi ki o an.

Ve Ali Rıza Bey. Leyla, Necla, Şevket, Fikret ve Ayşe’nin babası Ali Rıza Bey. Seksenli yıllardaydı sanırım, renkli televizyon döneminin hemen başları. ‘Yaprak Dökümü’nde bir kez daha soluk kesiciydi Kerim Afşar. Yaşar kıldığı her karakteri ikinci bir deri gibi taşıyor o role anlam ve boyut katıyor, sahnede ve beyaz perdede muhteşem bir illüzyon yaratıyordu. Aklın, duygunun, sezginin egemenliğindeki oyunculuk tekniğiyle upuzun bir yolculuğa çıkartıyordu izleyicisini. Oberon, Hamlet, Romeo, Bahadır Han ve diğerleri. Kaç karakter, kaç farklı ruh?

İlhan Selçuk “oynamadı, yaşadı” demişti ölümünün ardından. Haklıydı. Kerim Afşar büründüğü her rolü yaşamış, yaşatmıştı.

“Burgazada deyince Sait Faik gelir aklımıza. Sait Faik deyince, ’Yaşasın Edebiyat ile Kerim Afşar’ geliyor benim aklıma. Yazmasam deli olacaktım.”

Pınar Afşar’ın 11 Ekim  2003 tarihli Tufan Türenç’e  hitaben yazdığı mektubu yeniden okuyorum:

“Yıllarca Almanya ve Türkiye’de ‘Yaşasın Edebiyat’ diyen Sait Faik’in hikayelerini kitlelere ileten bir yalnız aktör. Shakespeare’den Brecht’e,Türk tiyatrolarından Berlin Büyük Sahnesi’ne uzanan zor ve yalnız serüveninde Sait Faik’i mutlaka sahnelere taşıyan yalnız şövalye.

Kerim Afşar, Karl Ebert’in öğrencisi, Ertuğrul Muhsin’in gözbebeği ‘Hamlet Kerim Afşar !’

Yazmasam deli olacaktım.

‘Efendiler !’ diyerek, Büyük Nutuk’u Türkçeleştirip Mustafa Kemal’e sesini verdiği için asla seslendirme yapmayan aktör, rejisör Kerim Afşar!

Yazmasam deli olacaktım.

Buza yazı yazan, coğrafi şanssızlığına aldırmadan coğrafyasına sonuna kadar sahip çıkan, ilkeleri için yaşayan Kerim Afşar.

Kerim Afşar öldü! Sait Martı’sına, Kerim Yalnız Balıkçısı’na kavuştu. Adam gibi adamdı o, benim babamdı… ”

Teybin düğmesine basıyorum. Kerim Afşar Sait Faik’ten bir hikaye okuyor. Sahi, o arkası yarınlar, o radyo tiyatroları bir yerlerde saklanıyordur, değil mi? Silinip atılmamışlardır, değil mi? Bir kopyaları olsun kalmıştır, değil mi?

Hüznün zemberekleri önce yavaş yavaş boşalıp çarkı çoktan çevirmeye başlamış içimde.

Kerim Bey, neden sanki size ulaşıp söyleşi yapma fırsatını ıskaladım bütün o yıllarda. Biliyorum, monologa dönüşecekti sohbetimiz. Ben de bunu isteyecektim zaten. Hazır bulmuşken sizi, öylece oturup dinlemeyi. Sait Faik’i, radyo tiyatrolarını, Cüneyt Gökçer’i, seslendirme stüdyolarını, sevdiğiniz şarkıları, ne bileyim buğulu bir cama ilk ne yazmak isteyebileceğinizi, Devlet Tiyatrosu sahnelerini, turneleri, kulisleri, anılarınızı neden hala yazmadığınızı mesela. Bütün bunları konuşmak isterdim sizinle. Olmadı. Ben mi tutuk davrandım, araya başka engeller mi girdi, nasılsa yaparım diye mi düşündüm, çok mu cesaretsizdim yoksa hepsi olabilir. Çok pişmanım, şimdi. Bilseniz, ne çok pişmanım.

Varsın sizden sonra nice replik, nice oyun unutuluşa rehin bırakılsın. Siz dallarını dünden geleceğe uzatmış büyük bir çınar, bugün bile aşılamamış büyük bir aktörsünüz. Yerinizin doldurulması mı? Yeni bir Kerim Afşar mı? Mümkün değil. Karşılığınız yok ki.

“Şimdi, Kerim Afşar çok büyük bir aktördü dediğimde, bunu kızı Pınar Afşar olarak söylediğim için, ‘Tamam Elektra Kompleksi konuşturuyor’, diyecekler çıkabilir ortaya ama öyle değil,  News Week’de Peter Shaffer’ın görüşü bu. ‘On İkinci Gece’ Paris Sarah Bernhard Tiyatrosu’nda oynandıktan sonra La Calle Du Theather Dergisi ve Berliner Ensemble de uluslararası platformada saygınlığı olan tiyatro eleştirmenlerinin de belirttiği gibi, büyük bir aktördü Kerim Afşar. Şöyle izah etmeye çalışacağım;Karl Ebert’in yönetimindeki Ankara Devlet Konservatuarı’ndan Stanislavski metoduyla öğrenimini tamamlayıp klasik ve çağdaş oyunların yanı sıra epik  oyunlarda da rol aldı, bildiğiniz gibi.”

“Brecht’in Galileo Galilei’sini Kerim Afşar Stanislavski yöntemiyle oynarken, Genco Erkal’da Dostlar Tiyatrosu’nda aynı oyunu sergiliyordu. Aslında Kerim Afşar’a kırgındım biraz. Nedenini tam olarak bilmesem de beni tiyatrodan hep uzak tutmaya çalışıyordu çünkü. Hatta Rutkay Aziz Galile’nin kızı Virginya rolü için beni düşünmüştü ama dediğim gibi, babam engelledi bu projede yer almamı. Genco Ağabey’i izledikten sonra kutlamak için kulise geçtim, sarıldım. ‘Sen önce git, Kerim Afşar’ın Gallilesi’ni bir izle bakalım, sonra gelip bana böyle sarılacak mısın, bilemem.’ dedi. Rumeli Hisarı’nda izledim babamı.”

Muhteşemissimo!

“Evet, Kerim Afşar’ı epik oyunculuk tarzında ilk kez seyrediyordum, bambaşka bir reji, bambaşka bir tamperaman, müthiş bir sahneleme ve dediğim gibi, bambaşka bir Kerim Afşar vardı sahnede. Nasıl anlatsam, inanılmaz güzellikte, alıp götüren bir yorumdu bu. Biliyorsunuz, Stanilavski ve Brecht birbirinden çok farklı oyunculuk yöntemleridir. Modern balede örneğin, klasik baleyi öğrenir, ondan sonra modern baleye yönelirsin. Resimde de öyle; çağdaş resimden önce klasik resim sanatı eğitimini almış olman gerekiyor. Ama tiyatroda mesela epik oyuncuğu seçenler acaba klasik anlamda  Shakespeare’i oynayabiliyorlar mı? Ona bakmak lazım, öncelikle.

“News Week’de Peter Shaffer’a da soruyorlar; ‘Şu anda Küheylan ( Equus ) neredeyse dünyanın dört bir yanında oynanıyor, Türkler de sizi davet etti, hangisini en çok beğendiniz ? Yanıtı: ‘Kerim Afşar muhteşem oynuyor’ olmuş.”

“Hatırlıyorum rol dağılımı yapılırken, hani o atların gözlerini kör eden on yedi yaşındaki delikanlıyı, rahmetli Alev Sezer oynaması kararlaştırılmıştı. Ancak Kerim Afşar bu rol için, taa en başından beri, daha genç bir oyuncunun olması düşüncesindeydi ve bir gün beni de yanına aldı Ankara Devlet Konservatuarı’nda resmen bir Alan Strang aradık beraberce… Derken, bir sınıfın kapısını açtı babam, Mehmet Ali Erbil’i fark etti.”

“Türkçeye çok önem veren bir aktördü Kerim Afşar. Öyke ki ‘Küheylan’ın bir repliğinde yer alan ‘Normal nedir?’ cümlesine takılmış. Olanla yetinmeyip, hiç üşenmeden oyunu yeniden çevirmişti.”

“Muhsin Ertuğrul ile çok özel bir bağ vardı aralarında. Çok büyük bir sevgi. Dostluk. Saatler boyu sohbet ederlerdi. Muhsin Ertuğrul’un masasında hep yeri vardı Kerim Afşar’ın. Düşünsenize Muhsin Ertuğrul, Esin Sinanoğlu ve Kerim Afşar’ın nikah töreninde, Kerim Afşar’ın nikah şahidiymiş…”

“Muhsin Ertuğrul’un konuğu olarak, Rumeli Hisarı’nda ‘Hamlet’ oyununu izlemeye İngiltere’den gelen bir heyet, özel izin ile Kerim Afşar’ı Londra’ya davet etmişler. Dediğim gibi, asla çiğneyip geçemeyeceği doğruları, ilkeleri vardı babamın. Muhtemelen bir detay kendisini rahatsız etmiş olacak ki bu büyük teklifi, hiç düşünmeden geri çevirmiş. Kerim Afşar’ı bütün hayatını, bütün dünyayı yaptığı sanat üzerinden ifadelendirmiş, bir aktör olarak tanımlayabiliriz aslında. Mesela 12 Eylül dönemini reddettiği için Kenan Evren’in cumhurbaşkanı olduğu sırada kendisine verilen devlet sanatçılığı unvanını da, bu yüzden kesinlikle kabul etmiyor.”

‘’Doğru, konservatuara girmeme de karşı çıkmıştı babam. Hatta engellemelerini istemiş oradaki tanıdıklarından. Nedenini şimdi daha iyi anlıyorum aslında. Sanatçı olmanın zorluklarıyla yüzleşmemi istemedi sanırım. Ya kalite ya da kantitenin ağır basacağını. Ne yazık ki kaliteli işlerin tutmadığını, çok da değer görmediğini bildiğinden bir tür koruma güdüsü diyelim. Kimi büyüklerim, ‘Konservatuarda ne işin var senin baban konservatuar. Dahası şimdi konservatuarda hoca olanlar vaktiyle babanın rol aldığı oyunlarda figürandılar’ demişlerdi.”

‘’Ve 27 Kasım 1970 akşamı. Atatürk Kültür Merkezi’nde Arthur Miller’ın  ‘Cadı Kazanı’ oynanıyor. Babam bir an sofitanın gerisindeki alevleri fark ediyor ve ‘Yangın çıktı kaçın..’ diyor sahneden ama izleyiciler bunu doğal olarak oyunun bir parçası sanıyorlar. Evet, kahrolmuştu o yangının ardından. Çok ağlamıştı.”

“Hayatı boyunca aleyhlerinde tek sözcük ettirtmediği iki kişi vardı : Mustafa Kemal Atatürk ve Muhsin Ertuğrul…”

“Dönemin çok önemli bir reklam firmasının, büyük bir meblağ karşılığı önerdiği reklam filmi çalışmasını, ‘ Efendi, efendi! Reklam pazarlamadır, aldatmacadır. Bir sanatçı nasıl olur da halkını aldatır’ diye reddetmiş.”

“Şaşıracaksınız belki, bir gün babama aktör olmasaydın hangi mesleği seçerdin, diye sormuştum. Hiç düşünmeden  ya pilot ya orkestra şefi, demişti. Klasik müzik tutkunuydu. Radyodaki klasik müzik konserlerini dinlerken, evde orkestrayı yönetirdi adeta. Çok boyutlu, çok renkli bir insandı Kerim Afşar. Nasıl desem, onun renkleri bir ışık prizmasından taşan yansımalardı sonsuzluğa akıp duran. Mavinin her tonuydu o. Turkuazdı, lacivertti, uçuk maviydi… Müzikte kreşendoydu… Şiir yazardı, yayınlanmamış ne çok şiiri var. Konuştuğunda uzun cümleler kurmazdı pek ama sözleri paragraflara bedeldi.”

Havalara, yorgunluklara bağlasa da bir halsizlik hissediyordu nicedir. Bir kırıklık. Teşhis gecikmedi; siroz ve sonrasında karaciğer kanseri…

Yanağına bir damla yaş süzüldü usulca. Hayatın iki ucunu sanatla bağlamıştı. En cesur perdeden yaşamıştı hep. Sahnede bir oyuncunun varoluş üzerine söyleyebileceği her şeyi söylemişti zaten. Durup dinlenmeden sanatın sonsuz ışığını tiyatronun gücüne insanın, toplumun, hayatın gerçeğine katmıştı yıllar yılı. Eğer Kerim Afşar olmasaydı, kim bilir kaç karakter tiyatro sahnesinde o inandırıcılıktan yoksun kalacaktı. Hep emekten, emekçiden yana oldu. Saydam, yalın ve ilkelerine bağlı. Yukarıda da bahsettiğim gibi, dünya görüşüne ters gelen hiçbir şeyi kabul etmedi. Bizi her oyun bitiminde, gerçek tiyatrocunun sabrı, özverisi, inadı, araştırıcılığı, yorulmaz, usanmazlığı, hiçbir durumda sendelemeyişiyle selamdı. Rolüne damgasını vurarak, hep bir Zümrütü Anka kuşu olarak.

Her koşulda popülizme dayalı yıldız oyunculuğun dışında kaldı. Türkiye tiyatrosunun unutulmaz yüzlerinden biri oldu. Sanatın görkemli ışığını insan, toplum, hayatın gerçeğine alaşımladı çünkü. Eşsiz bir şiir yorumcusuydu aynı zamanda. Gerçek bir virtüözdü bu konuda da. Sadece sözcüklere değil, harflere de anlam katardı. Dahası kendini hiç yinelemedi sahnede. O hep yepyeni kalmayı başardı. İnsana, insana dair her şeye kulak verdi, el uzattı. Dedim ya, sanatın yol göstericiliğine, ilkelerine bağlıydı. Belki de salt bu nedenle bile gelecek zamanların bugünden daha fazla ihtiyacı olacak Kerim Afşar’a. Bir başka ifadeyle, oyunculuk tutkusunu hayata kattığı için hep var olmaya devam edecek Kerim Afşar…

Şimdi düşünüyorum da, oyuncu olmak için yaratılmış olmalıydı. Bir yaşam ve tiyatro ethic’iydi hiç kuşkusuz. Tiyatro bir tür ibadetti onun için.

26 Eylül 2003 Cuma.

Belleğime mıh gibi çakılmış o tarih.

Ağlamamak için dudaklarımı ısırıyordum. Gözpınarlarımda biriken yaşları tutabilmek adına kocaman açıyordum gözlerimi. Bildiğim, kayan yıldızların gerisinde kalan o ışık seliydi.

2012 Dil Derneği Kerim Afşar Ödülü sahibi, İsmail Uyaroğlu’nun ‘Surların Arkası’ adlı oyununu okuma zamanı şimdi.

PINAR ÇEKİRGE

 

*** Hamlet oyun fotoğrafları temininde yardımcı olan Can Doğan’a teşekkür ederiz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU

Bugün enerjin yüksek, çevrendekilere ilham verecek bir aura saçıyorsun. Altında yatan cesaret ve kendine güven, yeni fırsatların kapılarını aralayabilir. Ancak aceleci tavırlarından kaçın, zamana yayarak düşünmek sana daha fazla fayda sağlayacak. İlişkilerde sözlerin dikkatli seçilmeli; bazı tartışmalarla karşılaşabilirsin. İçsel sesine kulak ver, hislerinle hareket etmek seni doğru yola yönlendirecektir. Yeni projelere adım atmak için uygun bir zaman, sezgilerin rehberliğinde ilerlemelisin. Sağlığında ise enerjini dengelemek için doğada vakit geçirmeyi ihmal etme, bu senin ruhunu besleyecek.

BOĞA BURCU YORUMU

Bugün, sebep-sonuç ilişkileri üzerinde düşünmek için harika bir zaman dilimindesin. İçsel huzurunu sağlamaya yönelik adımlar atabilirsin. Maddi konulara olan ilgini artıracak gelişmeler, sana yeni fırsatlar sunabilir. Bu süreçte sabırlı olmalısın; çünkü emeklerinin karşılığını almak için biraz beklemen gerekebilir. İlişkilerinde derinlik arayışında olabilirsin, duygusal bağların güçlenmesi için özel anlar yaratmaya çalış. Sanatsal ve estetik konular seni çekebilir, yaratıcılığını ifade etmek için fırsatlar bulabilirsin. İçsel dengeni korumak için doğadayken geçireceğin zaman, zihin ve beden sağlığına olumlu katkılar sunacak. Unutma, değişim için donanım kazandığın bu süreç, seni daha güçlü bir birey haline getirecek.

İKİZLER BURCU YORUMU

Sosyal ortamlarda kendini oldukça ifade edici bir gün. Anlayışlı ve meraklı tutumun, yeni bağlantılar kurmanda önemli bir rol oynayacak. Farklı perspektiflerle zenginleşen düşüncelerin dikkat çekecek ve insanları etrafında toplamana yardımcı olacak. Ancak, dikkatin dağılabilir; bu nedenle önemli işlere odaklanmayı ihmal etme. Geçmişte yaşanan bazı olaylar, bugün aniden önüne gelebilir; bu durum, duygusal olarak yeniden değerlendirme yapmanı gerektirebilir. İletişim becerilerin, ikili ilişkilerinde krizleri çözmende anahtar olacak. Yeni bilgileri entegre etme yeteneğin, sana fırsatlar sunabilir. Bugün, meraklı ruhunu besle ve açık kal; belki de bir konuşma, seni hayal ettiğinden daha ileriye taşıyacak. Anlık keyifler ve kısa sohbetler, ruhunu besleyecek; daha derin konulara girmeden önce, yüzeyde kalmayı tercih edebilirsin. İçsel sesine kulak vermek, seni geliştirici bir yolculuğa çıkarabilir. Dinamik ve hızlı bir gün seni bekliyor.

YENGEÇ BURCU YORUMU

Duygusal derinlikler, gün boyunca yüzeye çıkacak. Hislerinizi anlamak için içe dönme zamanı. Aile ve sevdiklerinizle olan ilişkilerinizi gözden geçirebilir, onları daha da derinleştirmek için fırsatlar yaratabilirsiniz. Duygusal güvenlik arayışında olacaksınız; ev ortamında yeniden bir düzenleme yapma isteği doğabilir. Yaratıcılığınızı serbest bırakma ve içsel dünyanızı ifade etme şansı bulacaksınız. İş veya sosyal alanlarda yeni bağlantılar kurma fırsatları gündeme gelebilir, ancak şu anki ruh halinizin etkisiyle aceleci davranmamaya dikkat edin. Gölgenizdeki eski anılar belirip, sizi geçmişe dair düşüncelere sürükleyebilir. Bu anılar, gelecekteki seçimlerinizde bir ışık olabilir. Kendinize karşı nazik olun; hislerinizi kabullenmek, huzurunuzu artıracak.

ASLAN BURCU YORUMU

Enerjiniz dolup taşıyor, çevrenizdekilere ilham kaynağı olma potansiyeline sahipsiniz. Yeteneklerinizi sergilemek ve öne çıkmak için mükemmel bir zaman. Sosyal ortamlarda karşınıza çıkan fırsatlar, liderlik vasıflarınızı göstermenin yanı sıra, başkalarının da desteğini kazanmanıza yardımcı olabilir. Kendinizi ifade etme şekliniz, hitap ettiğiniz kişilerin dikkatini çekiyor. İçsel gücünüzü keşfettiğiniz bu dönemde, yeni projelere yönelmek veya eski projelerinizi canlandırmak için cesur adımlar atabilirsiniz.Aşk hayatınızda ise tutkunuz artış gösteriyor. Sevgilinizle olan iletişiminizde derinleşme ve hislerinizi açıkça ifade etme isteği hakim. Eğer yalnızsanız, karşınıza çıkan yeni insanlardan ilham alabilir ve duygusal anlamda yönelinmesi gereken yeni keşiflere adım atabilirsiniz. Ancak, abartılı beklentiler içindeyseniz, hayal kırıklığına uğrayabileceğiniz bir durum söz konusu.Kariyer alanında, genel olarak olumlu gelişmeler yaşanabilir. İnisiyatif almak ve yaratıcı çözümler üretmek konusunda kendinizi gösterdiğiniz takdirde, birçok kapı açılabilir. Ancak, ekip çalışmasına olan yatkınlığınızı göz ardı etmeyin. Başkalarının fikirlerine değer vermek, işbirliği yapmanızı kolaylaştırabilir.Sıhhat açısından, biraz daha dikkatli olmanız faydalı olabilir. Stresten uzak durmak ve ruhsal dinginliği sağlamak için zaman ayırmalısınız. Meditasyon veya fiziksel aktivite ile kendinizi yeniden enerjilenme fırsatını değerlendirin. Unutmayın, içsel dengeyi sağlamak, genel açıdan sağlığınıza olumlu bir etki yapacaktır.

BAŞAK BURCU YORUMU

Bugün detaylara olan düşkünlüğün, sana büyük avantajlar sağlayacak. Küçük ayrıntılar gözünden kaçmadığı için karşına çıkan fırsatları değerlendirmekte zorlanmayacaksın. İş yerindeki görevlerini daha bir titizlikle yerine getirme arzusu içinde olabilirsin. Arkadaşlarınla olan ilişkilerinde ise üzerindeki baskının azalmasıyla, iletişimin güçlenecek. Duygusal açıdan daha sakin ve huzurlu bir dönemdesin. Kendine zaman ayırarak zihnini dinlendirmeyi unutma, bu ruhsal dinginlik sana yeni perspektifler kazandıracak. Sağlığına dikkat etmekte fayda var; bedenin de bu yoğun tempo içinde bir nefes almaya ihtiyaç duyuyor. Alışveriş yapmayı planlıyorsan, sezgilerin bu konuda seni yönlendirecek. Unutma, denge her şeyin anahtarı.

TERAZİ BURCU YORUMU

Bugün güzellik, uyum ve denge arayışın ön planda. İlişkilerinde daha fazla empati gösterme ihtiyacı hissedebilirsin. Başkalarıyla olan iletişimin, önemli bağlantılar oluşturmak için oldukça verimli olacak. Aynı zamanda sanatsal yönlerini keşfetmek için ilham bulabilirsin; sanat veya estetikle ilgili projeler gündeme gelebilir. Duygusal yönlerini dengelemek için sevdiğin kişilere zaman ayırmak, ruh halini iyileştirebilir. Fikirlerin konusunda kararsızlık hissedebilir, bu yüzden zaman ayırarak düşünmekte fayda var. İçsel huzurunu sağlamak adına, yalnız kalmanın ve düşünmenin yollarını bulmayı unutma. Gündelik hayatta küçük yenilikler yapmak, sana taze bir enerji katabilir. Kendine olan güvenini artıracak adımlar atabilirsin; unutmamalısın ki, dengeyi sağlamak için bazen risk almaktan çekinmemek gerekebilir. Başkalarının görünümüne dair eleştiriler, seni etkileyebilir; bu nedenle sağduyulu olman faydalı olacaktır. Kendine dön, içsel bir yolculuğa çık ve neyin gerçekten seni mutlu ettiğini keşfet.

AKREP BURCU YORUMU

Duyguların derinliklerine dalmak için ideal bir gün. İçsel dönüşüm süreçlerinden geçmek, ruhsal büyüme açısından fayda sağlayabilir. Gizli kalmış düşünceler ve hislerle yüzleşmek, karanlıkta gizlenmiş olan gerçeği aydınlatabilir. Başkalarıyla olan ilişkilerde daha samimi ve cesur olmanı sağlayacak fırsatlar karşına çıkabilir. Hayatında seni sıkıştıran duygusal bağların sorgulamaya açılabilir; bu, sağlıklı sınırlar koymana olanak tanır. Aniden karşılaşacağın değişimler, geçmişteki olayların yeniden gözden geçirilmesi için tetikleyici olabilir. İçsel gücünü keşfedin ve ruhsal yönlerine daha fazla odaklanın. Herkesin bildiği yüzeysel gerçeklerin ötesine geçip derinlemesine bakmak için cesur ol. İnanılmaz intuitif hislerin, doğru kararları almanda rehberlik edebilir. Bu deneyimleri, hayatının yönünü değiştirecek bir dönüm noktası olarak değerlendirmelisin. Kendine güven ve içsel bilgeliklerine kulak ver.

YAY BURCU YORUMU

Bugün, maceracı ruhun kendini daha da güçlü hissetmesine sebep olacak fırsatlar karşına çıkabilir. Yeniliklere açık olmalı ve kalbinin sesine kulak vermelisin. Seyahat planları yapma isteği içinde büyüyebilir, farklı kültürlerle tanışmanın tadını çıkarabilirsin. Sosyal etkileşimlerin artacak; arkadaşların ve yeni tanıştıkların sayesinde ilham dolu anlar yaşayabilirsin. Ancak, düşüncelerini ifade ederken dikkatli olman gerek; zira insanlar arasındaki iletişimde yanlış anlamalar ortaya çıkabilir. İçsel huzurunu bulmak için doğada zaman geçirmeyi tercih edebilirsin. Bu günlerde, hayallerini gerçeğe dönüştürmek için atacağın adımlar önemli bir ivme kazandırabilir. Geleceğe dair umutların güçlenirken, senin önündeki engellerin aslında ne kadar da aşılabilir olduğunu fark edeceksin.

OĞLAK BURCU YORUMU

Bugün, sorumluluklar ve hedeflerin öncelikli hale gelecek. İş yerinde veya kişisel projelerde disiplinini korumak, başarılı sonuçlar elde etmeni sağlayacak. Ancak, aşırı çalışmaktan kaçınmak önemli; ruhsal ve bedensel sağlığına özen göstermelisin. Arkadaşlarınla olan ilişkilerin derinleşebilir, bazı beklenmedik desteklerle karşılaşabilirsin. Dikkatini sağlıklı alışkanlıklarına yönlendirmek, iç huzurunu artıracak. Kariyerinde yeni fırsatlarla karşılaşabilirsin; ama aceleci davranma. Detayları gözden geçirmek seni başarıya götürecektir. İleri görüşlülüğün ve sağlam adımların, seni hedeflerine bir adım daha yaklaştıracak. Bugün, kararlılıkla attığın her adımın kıymetli olduğunu unutma.

KOVA BURCU YORUMU

Bugün, sıradışı düşünce yapın ve yenilikçi bakış açınla öne çıkıyorsun. Sosyal çevrende farklılık yaratma arzusu içindesin. İnsanlarla olan iletişiminde daha özgür ve samimi bir tutum sergilemek, ilişkilerini derinleştirebilir. Kendi fikirlerine güven ve onları paylaşmaktan çekinme; bu, başkaları üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Ancak, ani değişimlere karşı hazırlıklı ol. Aceleci davranmamak, planlarını daha sağlam temellere oturtmana yardımcı olacak. İlham verici bir atmosferdesin; sanatsal ve yaratıcı projelere yönelmek için harika bir zaman dilimindesin. Geleceğinle ilgili hayallerini somut hale getirmek adına atılacak adımlar, sana yeni kapılar açabilir. Unutma, senin özgün bakış açın ve yenilikçi ruhun, seni bulunduğun noktadan daha ileriye taşıyacak.

BALIK BURCU YORUMU

Duygusal derinlikler ve içsel huzur arayışında yeni kapılar açılıyor. Bugün, sezgilerin güçlü olacak. İçsel düşündüklerin, dış dünya ile bağlantını derinleştirebilir. Kendini yaratıcı ifadelere kaptırmak için mükemmel bir zaman. Sanatsal projeler veya hobi aktiviteleri, ruhunu besleyecek. İlişkilerde hassasiyet ön planda; sevdiklerinle duygu paylaşımında açık olabilirsin. Ancak dikkat et, başkalarının duygusal yüklerini fazla üstlenmemeye çalış. Kendine zaman ayırmayı unutma; meditasyon ya da doğa yürüyüşleri, zihnini arındırmana yardımcı olur. Unutma, içsel gücün her şeyin üstesinden gelebilir.

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM