daha aramıza ölüm girmemiş, hayatımızın en mutlu günleri..
idi..
***
saatlerce konuşur, gülmekten yerlere yatmalar ayrı, sanatın edebiyatın dibine vururduk da..
yanımızda eşimiz, sevgilimiz, flört aday adayımız, her kim varsa o dönem bilemem, tuhaf gözlerle birbirine bakar ve;
“yaa bunlar ne konuşuyo, ne olmuş da neye gülüyo” şaşkınlığı yaşardı..
***
giresun, istanbul veya angara’da kurulmuş o unutulmaz masaların birinde anlatıldı..
bi tv programına, konuşmacı olarak;
sunay akın
nihat genç
volkan konak
fuat saka
izlediniz mi oolum?
yok be haberim olmadı?
kimbilir ne muhabbet olmuştur yahu?
oturup ne şamata yapmışlardır abi be?
ulan 4 tane çok geveze adam, nasıl bi söz sırası yapıldı acaba?
sanırım doğan idi izleyen programı ve masamıza taşıyan konuyu.. bizi kahkahaya boğan bilgiyi de veren o olmuştu;
-sürekli hepsi birden aynı anda konuştular, sözü birbirlerine bırakmadılar, kimse bişi anlamadı ama onlar çok eğlendiler, acayip bişiydi ve olağanüstü bi geceydi..
***
hiç şaşırmadıktı bu duruma..
kendi 4lü sohbetlerimize benzettikti çünkü..
şimdi bi vefat da bu ekibe girdi..
çok üzgünüm, olayın neresine hüzünlüneceğimi şaşırdım..
***
yeğenim kaya henüz bebecikti, eniştemin arabasında hep volkan konak çaldırır, yarım yamalak ağzıyla şarkılara eşlik ederdi..
volkan konak diye birinin varlığından, 3 yaşındaki bi eşşek sıpası sayesinde haberdar oluyordum bense..
aşağıdaki EFULİM o güzel günlerimiz demektir..
olsa olsa “afilim” anlamlı bi sözcüktür efulim, tam bilemedim? bizim de en afili çağımızdı..
***
kazım koyuncu’nun vefatını, ilk volkan konak duyurmuştu hastane önünde bekleşen basın mensuplarına;
-kardeşimi çekmeceye koymuşlar..
yel üfürür dağları
oy faroz’da faroz’da
koca adam olduk, ağlıyoruz..