


/Bulut mu olsam/gemi mi yoksa/balık mı olsam/yosun mu yoksa?/Ne o, ne o, ne o/Deniz olunmalı, oğlum/bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla
“Dünya bir deniz idi, ne gök vardı, ne bir yer,


Uçsuz, bucaksız, sonsuz, sular içreydi her yer”
(Altay Türkleri Yaratılış Destanı, Verbitskiy)
Su. Hayranlıkla karışık hayret, yakıcı oksijenle yanıcı hidrojenin bir araya gelişiyle oluşan söndürücü şey. Su, hayat. Ta ilk metinlerden günümüzdekilere değin edebiyatın konu ettiği. Kimi zaman “Dede Korkut Kitabı”nda Salur Kazan’ın yurdunun yolunu sorduğu: “Çağıl çağıl kayalardan çıkan su/Ağaç gemileri oynatan su /…/Yurdumun haberini biliyor musun söyle bana/Kara başım kurban olsun suyum sana”. Kimi zaman da deniz olup aşılamayan tuzdan, ya da aşılmak istenmeyip içinde sonsuz kalınan; “Demir kargı olsun orman/Av yerinde yürüsün kulan/Daha deniz daha müren/Güneş bayrak gök kurıgan” (Oğuz Kağan Destanı, Kaplan).
Denizin altındaki, yüzeyindeki, üstündeki tüm dünyalar insanı ilgilendirir, ilgilendirmelidir. İnsan yosundan giysiler, tuzlu sudan tatlı su yapabilir. Yüzeyinde yaşayıp günlerce seyretmek için tonlarca ağırlıkta çelik, ahşap, cam elyaftan gemiler inşa edebilir. Göğünden kentine, ovasına, vadisine mavi günler, mehtaplı geceler örtebilir. “Denizin üstünde ala bulut/yüzünde gümüş gemi/içinde sarı balık/dibinde mavi yosun/kıyıda bir çıplak adam/durmuş düşünür/Bulut mu olsam/gemi mi yoksa/balık mı olsam/yosun mu yoksa?/Ne o, ne o, ne o/Deniz olunmalı, oğlum/bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla”. Nâzım Hikmet’in oğluna dediği gibi.
Ayrıca dili var denizin, konuşur insanla, bağırır, kahkaha atar, şarkı söyler, azarlar, sarılır öper… Çok zengin, cömert, doğurgan hem de katmanlı bir dil bu. Nuh’un Gemisi’inden Odysseia’ya, Robinson Cruise’dan Moby Dick’e, Define Adası’ndan Aganta Burina Burinata’ya… Halikarnas Balıkçısı’nı okuyup da arkadaşlarıyla merhaba yerine “Aganta!” diye selamlaşan kim bilir kaç çocuk vardır.
Metinden metne, romandan şiire, türlü anlatım söylem, anlam imge ile seyreder deniz. Kutludur, onu geçene sihirli bir kuvvet hediye edebilir. Engeldir, doğaya karşı verilen mücadelesi duyguya karşı da olabilir, koyu özleme. Sonsuzluk, ölümsüzlük, özgürlük, birlik, egemenlik, cömertlik, genişlik, zenginlik, yoğunluk, kapsayıcılık, yok edicilik, tekinsizlik, ayrılık, öteleyicilik, yakıcılık, avutuculuk, eğlencelik… Aşk, huzur, mutluluktur. Elle tutulmaz, gözle görülmezi tutulan görülen eder. “Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!/ İnsan âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar” (Yahya Kemal Beyatlı). Elbette elle de tutulur deniz, gözle de görülür. Avcılık, üreticilik, yüzücülük, gezicilik, gemicilik… devinen üreten insan varoluşunun yurdu, yurdun mavisidir.
Hatta MAVİ VATANDIR
Duygusal derinliklerinle yüzleşmeye hazırlıklı ol. Bugün sezgilerin oldukça güçlü, bu sayede çevrendeki olayları anlama konusunda üstün bir yetenek sergileyebilirsin. Kendi içsel dünyana dalmak, yaratıcı projelere ilham verebilir. Kendini ifade etme biçiminde sanatsal bir dokunuş arayışında olabilirsin, bu da ruhunu besleyerek senin için harmoni yaratır.İletişim alanında, başkalarının duygularını anlama yeteneğin seni özel bir konuma getirecek. Empati kurarken dikkatli ol, zira başkalarının yüklerini üstlenme riskiyle karşılaşabilirsin. Bakış açını genişletmek için yeni deneyimlere açık olmalısın; bu seni ruhsal olarak geliştirirken, aynı zamanda yeni perspektifler kazandırır.Duygusal ilişkilerde hassas bir dönemdesin. Sevdiğin kişilerle olan iletişimini derinleştirdiğinde, aranızdaki bağlar daha da güçlenebilir. Ancak, kendi sınırlarını belirlemen gerektiğini unutma. Bazen geri çekilmek, arınmanı sağlar ve ruhsal olarak yenilenmene yardımcı olur. Kendi ihtiyaçlarına odaklanmayı ihmal etme, zira denge her şeyden önemlidir.