hiç gördünüz mü beni, devlet seyir hidrografi ve oşinografi dairesi genel müdürü ile didişirken? veya okudunuz mu bikez olsun, tarım il müdürlüğü’nün faaliyet alanına laf sokuşturduğumu?
aşçılar odası başkanlık seçimlerine aday olmadım hiç ömrümde.. arkeoloji fakültesi dekanlarıyla sidik yarıştırdığımı da duyamazsınız asla..
ama izin veriniz de edebiyat alanında konuşayım.. müzik dalında derdimi anlatayım.. lütfen müsaade buyurunuz, Atatürk’e ihanet eden sahte sosyal demokratları boktan alıp boka sokayım.. ve dünyada çArşı dışındaki bütün tribünleri hor göreyim..
başka konudan anlamam ki!
valla, sanatın başka dallarında karşılığı var mıdır bilmiyorum, ama müzikte ”çeşitleme” kavramını bilmeyen, yaşamında hiç çeşitleme yapmamış adamdan müzisyen olmaz, onu direkt söyleyebilirim..
ana ezgiye dokunmayacan.. ama bu ezginin etrafında dolanacan.. armoni ile dolanacan, ritmle dolanacan, benzeşik bi ezgiyle dolanacan.. ama her dinleyen, misal ”çarşambayı sel aldı”yı yorumladığını bilecek..
(elbette yazıyla tanımı güçtür.. bigün yanıma uğrayınız.. falanca bi şarkıyı-türküyü sorunuz.. hemen o anda doğaçlama çeşitlemelerini yapayım)
(hani ”bestem” var falan diye ortalıkta dolanalar var ya? çeşitleme duygusu olmayanın bestesi mi olurmuş???)
(bunu edebiyata da uyarlayabilirsiniz.. şairim-yazarım demek bu denli ayağa düşmemeliydi memlekette)
geçenlerde yazdığım ”nazende” başlıklı yazımın ”çeşitlemesini” yapacam azıcık..
önce, geliniz bi dolanalım ana mevzumuzun etrafında..
genelkurmay başkanları mesela.. giysi serbestliğine sahiptir.. sabah uyanır, dolabını açar, işe giderken dilerse karacı gibi, dilerse havacı gibi giyinir.. canı isterse beyazları çeker denizci olur, kamuflaja bürünüp jandarma olur..
yahu bu kadar mı serbest bir meslek olur?
(nazende türküsünü hangi hakla yalan yanlış söyleriz ki? bu türküdeki nice benzersiz söz kalıbının içine kim etmiş olabilir ki şu Türkiye’de? ayıp günah değil midir?
”değdi saçlarıma bahar küleği” demiş, Azeri ozan Bekirof.. külek rüzgar demektir.. bu türküye hangi cüretle ”değdi saçlarıma bahar gülleri” diyerekten başlarız??)
ama her genelkurmay başkanı, savaşlara kara kuvvetleri giysisiyle katılır..
denizci beceremez.. havacı bi halta yaramaz.. jandarma savaş-mavaş kazanamaz demek değil midir bu?
(Bekirof abimiz, ilaveten; ”köyreldi mizginim yadıma düştün” demiş.. yani adamcaazın ”müjdesi körelmiş”, beklediği müjdeye ulaşma şansı kalmamış.. bir ayrılık böyle mi güzel anlatılır?
bunu ”gurbette sevgilim aklıma düştün” şeklinde repertuara geçiren ahmak acep kimdir?)
sonra efendime söyliyim..
dünyadaki tüm darbeler de hep kara kuvvetleri giysili genelkurmay başkanlarınca yapılmaktadır..
buradan, bembeyaz denizci üniforması giymiş komutanı kimsenin iplemeyeceği anlamı çıkarmak yanlış mı olur? yapsın bakalım mavi kıyafetli havacı bir genelkurmay başkanı darbe, tekbi tank yürüyo mu yolda?
bunda da bir iş yok mudur?
(Bekirof abimizin bir sözü daha var, çok guvvetli gonuşukdur o da.. anlatmalıyım; 40 sene evvel ünv. kantininde söylüyordum bigün bu nazende’yi.. ”ey taze ser gülüm yadıma düştün” diye okudum.. iran Azerisi olarak anımsadığım bir arkadaşım kızdı bana..
-”ser gül.. yani baş gül.. yani en sevdiğim”??
-”yok be oolum.. ey taze tergünüm o”
-”sofrada yenmeyi bekleyen yemekler demek”!!)
(bir yaşıma daha girmek bu mudur? sevdiceğini ”yemek” gibi görmek.. sevgiye acıkmak?? bunun için dil ustası olmak gerekmez mi??)
Türklük islamdan önce vardır..
Anadolu toprakları herdaim ”söz ustalarıyla” dolup taşmıştır.. Anadolu köylerinde çıkma, dünyayı yerinden oynatacak düzeyde milyon tane dize vardır..
islamiyet, Türklüğün pekçok üst düzey niteliğini öldürmüştür..
işte bunlardan biri de bu söz üstadlarının soyunun tükenmesidir..
yobazlar Allah der.. nefret geldi..
güya ”solcu-ilerici” olanlar Tanrı der.. nefret geldi..
kimileri Rabbim der.. bilmezler ki hristiyanlar kullanır rab’bı.. o da hz. isa demektir.. işim olmaz..
ama Anadolu’nun gerçek dindarları da Allah der yahu..
ben de büssürü gel-gitlerden sonra bu soylu insanların Allah’ını kullanmayı seçtim yazılarımda.. yobazların Allah’ını diğil..
tamam çok dolandım.. ana ezgiye dönüyum aha!
benim bizzat yaşadığım tek darbeyi yapan komutanın da üzerinde karacı giysisi var idi..
Atatürk diye diye Atatürk’ü yok etti pezevenk..
bahar küleğimiz gitti, mizginlerimiz tükendi, tüm taze tergünlerimizi başkaları yedi..
başımıza gerçekten Allah diyenler değil, yobaz-satılmış-hırsız Allah’çılar çöreklendi..
benim nazendem de okuyo bu yazıyı..
kerata, az tergün değildir..