Kimi dünyada geçen ömürleri süresince mütevazı bir hayat yaşar, dünyayı terk ettikten sonra makul bir süre içerisinde unutulur gider. Yani yoklukları yakın çevresi ve dostlarını bir süre üzer, sonra unutulurlar. Zira yoklukları yakın çevresi dışında kayıp değildir.
Bazı insanlar da dünyada geçirdikleri ömür süresince iz açan, iz bırakan olurlar ve milyonlarca insan bu açılan izden yürür. İşte değerli hocamız/dostum Prof. Dr. M. Doğan Cüceloğlu ile ilgili bir anımı, değerli eşi Yıldız Hacıevliyagil Cüceloğlu, doğum yıl dönümünde çıkacak bir kitaba konulmak üzere yazmamı istediğinde aklıma hemen iz bırakan, iz açan insan tarifi geldi.
(…)
Yirmiyi aşkın yıl önce tanıdığım ve sık sık yolculuk yapıp aynı ortamı paylaştığım, defalarca seminerlerine katıldığım, özel sohbetlerinde bulunduğum Doğan Cüceloğlu, yazdıkları ve söylediklerini hayat haline getiren, hayatında yaşayan biriydi.
(…)
Doğan Hocamla çok anımız oldu, tümünü yazmaya kalksam diğer yazacaklara haksızlık olur. O bir iz açandı, mayalayandı. Onu saatlerce dinlemek insana keyif verirdi. Tam bir Anadolu insanıydı. “Türkiye’ye bildiklerimi kendi insanımızla paylaşayım diye geldim,” derdi. O gerçek bir dosttu. Bana verdiği bütün kitapları “Sevgili Dostum”, “Değerli Dostum” diye imzalardı. Sanırım vefatından bir ya da iki gün önce Var mısın? kitabını yine “Değerli Dostum” diye imzalayıp göndermişti. Kitabın elime geçtiği gün vefat haberi geldi.
Güzel hocam, can hocam Doğan Cüceloğlu Hakk’a yürümüştü. Yeri doldurulmaz bir ustayı, bir gönül insanını kaybetmiştik. Sosyal medyadaki milyonlarca paylaşım, salgın şartlarına rağmen cenazesine katılanlar onun gönül insanlığının göstergesiydi.