“Bir Tarla Alacağım ve Öylece…” – Lokman Ayva
Yine derin mevzulara dalmıştık. “Lokman, bir tarla alayım ve etrafını çevireyim, diyorum. Tarlaya hiç dokunmayayım. Ne kazayım ne çapalayayım ne ekeyim ne de bir şey dikeyim. Hiçbir şey yapmadan bırakayım istiyorum,” dedi Doğan Hoca. Hem de yeni bir keşfin ve onu hayata geçirmek isteyen insanın mutluluğu, heyecanı, özgüveni, memnuniyetiyle. Hocanın elmas değerinde sayısız keşfine şahitlik yapmış ve hatta kanasıya faydalanmış biri olarak heyecanla ve düşüncesinin sıra dışılığının verdiği şaşkınlıkla sordum; “Sonra ne olacak?”
“Ortamı rahatsız etmeyecek şekilde bir masa, sandalye atmak ve işlerimden arta kalan zamanlarımda gidip oturarak orayı saatlerce, günlerce seyretmek istiyorum,” diye inanç dolu bir şekilde devam etti.
Anladım ki Doğan Hoca, tanıştığımızdan itibaren bana yaşattığı o asil duyguları, beni ben yapan her ne varsa onları fark ettirdikten sonraki hali o tarladaki otlara, böceklere, ağaçlara, kurtlara, kuşlara da yaşatmak istiyordu. Onları sorgulayıp, yargılayıp mahkûm etmek istemiyordu. Biliyordu ki iki köfte yedikten sonra “Doydum,” diyen çocuğa, “Hayır, doymadın,” diyen annenin çocuğunu kalıplaması gibi onları şekillendirmeye kalkmak Doğan Hoca’ya göre değildi. Çapalayarak, kazarak, ilaçlayarak, budayarak, aşılayarak bizzat kendi yargılarını dayatmış olacaktı. Hem insanoğlunun müdahale etmediği bir yer kalmış mıydı?
Doğan Hoca beni hiç yargılamadı. Dolayısıyla ne ayıpladı ne kınadı ne de dışladı. Beni anlamak için dinledi, gözlemledi, sorular sordu. İçimdeki potansiyeli hem kendi fark etmek hem de benim fark etmem için karşılığını asla ödeyemeyeceğim katkılar sundu. Beni hor görmeden, çevremdekilerin yüzlerine söyleyemeyip arkalarından konuşmamın nedenini beraber keşfettik. İçimi düzeltme ihtiyacı hissettim ve anladım ki başkalarının ardından konuşmamı gerektirecek bir durum yokmuş. Yalanlar söyleyerek eksiksiz, güçlü, donanımlı görünmek ve pek tabii ki mahcup olmak yerine eksiklerimin, zayıflıklarımın, yetersizliklerimin olmasının doğallığını fark ettirdi bana.