ülker’de işbaşı yaptığım ilk gün, olağanüstü bi koku karşıladı beni..
emektar fabrika topkapı’daydı..
tüm çevreyi kaplamış idi o benzersiz koku..
****
bilemez..
püsküüt kokusuydu herhal..
öyle sanırdım..
****
her sabah o kokuyu içime çekerek oralarda olmak doyulmaz bi duyguydu..
bi hafta geçti geçmedi sordum..
-yaa o ürün neydi, geçen hafta üretilip de bu hafta üretilmeyen, ne kadar güzel kokuyordu?
güldü herkes.. çok güldü.. nooldu yahu bile diyemedim mahçupluktan..
aynen bunu dediler..
****
meğer herkese olurmuş..
her yeni personel bu soruyu sorarmış..
insan burnu alışınca o koku bi daha duyulmaz imiş..
üretim aslında 7 x 24 sürermiş..
****
(geçen sene.. belemit’imizin un grubu ilk üretildiği vakit.. ilk parti ürünler derneğe ulaştığında da duydum benzer kokuyu..
bire bir aynı diğildi.. ama yakındı.. misler gibi koktu dernek bikaç gün..
demek un kokusudur hepsi)
****
ismail sevigen abimizden yadigar şebnem pastanesi kapandı şehrimde..
gerçi iyi oldu.. yeni sahipleri böyle bi markayı hakedecek kişiler diğiller idi..
bakın kötü insanlar demedim haa.. şebnem pastanesinin sahibi olmak iyi insan olmanın ötesini gerektirir..
şebnem pastanesinin “sade sandviçleri”nin tutkunu olduğumda.. yok efendim peynirli poğaça, patatesli poğaça, kıymalı poğaça falan daha dünkü çocuktur..
ne güzel kokardı o sandviçler de?
neyin kokusuydu o?
hangi kaliteli malzemeydi?
başka hiçbi yerde tatmadığım.. istanbul’un en namlı marka pastanelerinde bile duymadığım..
ben şimdinin giresun insanına nesini yazayım bu işin? o sandviçleri yememiş adamın (bakın poğaça demiyorum) giresunlu olmakla ne alakası vardır?
****
şimdi geçtim oradan..
duymasına duydumdu ama gözlerim ilk kez gördü..
şebnem kapanmıştı..
o kokuyu hayal ettim..
ismail sevigen abime fatiha sayılır..
****
ve bu bile bi umuttur biliyonuz mu?
beceremeyen, şehr-i canan’ı yaşatamayan herkes bigün çekip gidecektir..
biz sizin bildiğiniz şehirlerden diğiliz kardeşim..