Dünyamızdaki yaşamını ”ulu gadın” olarak tamamlamış bulunan gönlümün sultanı annannem, genç yaşta dul kalmış maalesef. Ben henüz yoğiken. Aynen ikiz gibi benzeşmemiz suretiyle, henüz 51’inde öldüğü için beni de şu yaşımda genetik bi strese sokan sevgili “dedem” konusu bi yana, şehrimin tüm dul kadınlarının ”dulcaryl” adlı ilacı kullanması hususunu da işleyecek değilim şimdi. Bu yazı başka yazı / Cıngıllı daşlı yazı. *** Rahmetli annannem çocuklarını okutmak üzere ansızın İstanbullu olmuş vaktiyle. İki dayımı da üniversite mezunu etmiş. Tam dönecek geri, bu kez ablam okul kazanmış. Hadi peşinden abim. Kanbersiz düğün mü olurmuş, en son ben tabi ki! Bi türlü bitmeyen okulum yüzünden annannemi İstanbul’a çivilemişim üstelik. *** Palavraya gerek yoktur; ömrümün en paha biçilmez günleriydi, annanne yanında kalmak. Kendini çocuklarına ve torunlarına adamış bi mizah dehası kadınla can cana yaşamak. Muhteşem bişiydi. Ben, o asil kadının eseriyim zaten, kaç kez yazdım sütunlara, kaç kez anlattım mikrofonlara… Unutamıyorum. *** Geçende. Sabahleyin rüyamda. “Gündüz hayalimde gece düşümde” şiiri misali. O evdeydim yine. Öğrenciydim. Uyanmıştım, evden çıkacak, giyiniyordum. Aklımdan geçense şuydu; -”Gidip, postaneden jeton alayım de babamı arayıp para isteyeyim”… Ve babamdan yanıt olarak hep aynı espri; -”Pöffffffff”!!!!! (Yine mi yahu anlamında bi nefes sesi!!!!) Ve kahkahalar telefonda… Düş bu, insanı 40 yıl öncesine götürür… Bu hiç değişmedi. *** (Bazen babamın İşbankası çeki ile para çekerdim bankadan. Bazen de bi zarfa koyup Fındıkkale ile yollardı. Elbet, paranın Fındıkkale ile geleni makbuldu. Yanında annemin yaptığı pasta ile gelirdi çünkü. O pasta başka başka) *** Son zarfı henüz açamadan (veya açıp da harcamaya başlamadan diyeyim, emin olamadım şimdi) babamın vefat haberi geldiğini yazıp, kimseyi hüzne boğmak istemem durduk yerde. Bu yazı o yazı değil. Çünkü, düşümde minik bebeğim Yağmur da var idi. Mutlu bi rüyaydı. Tam annannemin evinden çıkıyodum, içerden ”pıtı pıtı” minicik adımlarıyla kızım da geldi. El ele çıktık evden. Babama telefon açmaya gittik. O adım başka adım. *** Hayat böyle bişidir kardeşlerim. Kendince yasaları vardır. Babalar erkenden ölmek üzere doğarlar, örneğin. 20 yaşınızda, “sapken” bile çocuğunuz sizdedir ama? Bu Yağmur başka yağmur.