AYAKKABI

AYAKKABI

arda büyümüş, aynı babasına, fikret’ime benzemiş..
tesadüfen gördüm fotoğrafını, bi haftadır aklım başımda diğil..
güzel paşam benim..
****
en son fikret’in cenazesi sonrası görmüştüm eşşek sıpasını..
hepbir nereye gitmiştik, bulamadım şimdi, arda salıncağa biniyordu.. binmesi, inmesi, koşması, yürümesi, mimikleri, tavırları tıpatıp babasıydı..
minikti.. ölüm nedir bilmiyordu.. benim kızlarımla koşup oynuyordu..
gözümü alamıyor……
bi görünmeze kaçıp ağlıyordum bense..
****
sonra bigün fikret’in mezarına gittim.. normalde fırça atacak;
– ulan bi insanın en samimi arkadaşı ölür mü be, napacam ben şimdi şu dünyada bi başıma, diyecektim..
vazgeçtim.. durdum öylece.. bişiler anlattım ona..
– oolum beni görüyorsan bi işaret ver bari, dedim..
güneşli, sımsıcak, kupkuru bi havada.. rüzgâr esmediği halde.. bi yaprak havalandı mezardan..
korktum yeminle..
– tamam la rahat dur, yat aşşaa, ben aha gidiyum, diyerek kaçtım oradan..
****
danıştay’ın mı her ne zıkkımınsa kararıyla, apartman daireleri önüne ayakkabı bırakılması yasak edilmiş..
nihayet iyi bi akp icraatı gördü gözlerim..
çağdaşlığın birincil ölçüsüdür bu..
erkek çorabı ve erkek ayakkabısı görmekten nefret eden biri olarak çok mutlu oldum bu işe..
ve eskiden, fikret ile bi apartmanda, yürüyüp geçer iken, kapı önlerindeki ayakkabılara bakıp bakıp not vermelerimiz geldi aklıma..
– sıfır!
– tüh!
– rezalet!
– iirenç!
****
harbiden türk erkeği bu konuda iğrençtir..
****
bencileyin apartmanlardan inişte veya çıkışta, yaşlı teyze terliklerini düzeltirdim hep.. kolaylıkla giyinebilsinler diye..
onlar iğrenç diğil, mübarekti hem..
hatta bi öykümde de söz etmiştim bundan, fikret çok duygulanmıştı..
şimdi o nesil de toplu halde cennete gitti.. düzeltecek terlik kalmadı..
ben hangi derdime yanayım?
fikret’e fatiha okusam gabul de etmez asla..
deli!
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?