

Son yıllarda film festivallerine siyahlar, kadınlar, Batı dışı coğrafyaların yetersiz temsiline dair eleştiriler getiriliyordu. Bu açıdan “Siyah Hayatlar Değerlidir” hareketi gibi toplumsal olayların da etkisiyle festivalin iki ana daldaki ödülünün, içeriği ve sinematografisiyle etkileyici Afrika’dan iki siyah yönetmenin filmine verilmesi oldukça anlamlıydı.
Dieudo Hamadi’nin “En route pour le milliard (Milyara Giden Yolda)” belgeseli, festivalin en büyük ödülü, Altın Güvercin Ödülü’nü aldı. Bu sene Cannes Film Festivali’ne de seçilen film, Cannes’ın 73 yıllık tarihinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden ilk filmdi.
Hamadi, filminde, doğduğu ve halen yaşadığı Kisangani şehrinde 5-10 Haziran 2000’de yaşanan, Altı Gün Savaşı olarak adlandırılan, Uganda ve Ruanda ordularının arasındaki şiddetli çatışmada yakınlarını kaybeden, çoğu sakat kalmış insanların yirmi yıldır süren hak mücadelesini anlatıyor.
Kaybedecekleri hiçbir şeyi olmayan mağdurların, fırtınalı havada nehirde yaptıkları tehlikeli bir yolculukla Kongo’nun başkenti Kinşasa’ya, ölümü göze alarak gittiklerini gösteriyor. Savaştan kurtulanlar, söz verilmesine rağmen bugüne kadar ödenmeyen tazminatları için meclisin kapısında seslerini duyurmaya çabalıyor.
Hamadi, savaşın mağdurlarını incelikli bir görsellikle belgeliyor ve mücadelelerinin önemini, bugün benzer hak talebinde bulunan dünyanın farklı yerlerindeki insanlar için bir kez daha hatırlatıyor.
Kısa belgesel film kategorisinde büyük ödülü, Nijeryalı yönetmen Alain Kassanda’nın, ismini Afrobeat şarkıcısı ve aktivist Fela Kuti’in aynı başlıklı parçasından alan “Trouble Sleep” filmi kazandı. Kassanda, üniversite bitirmelerine rağmen biri taksi şoförlüğü yapan ve diğeri ulaşım sendikasında vergi toplayan iki karakter üzerinden dünyadaki sosyoekonomik adaletsizliği gösteriyor ve İbadan’ın kaosu ve canlılığına dair imgeleri, özgür cazın ritmiyle dinamik bir şekilde harmanlayarak şehri de adeta bir karakter olarak ele alıyordu.
Türkiye hakkında çektiği filmlerle tanıdığımız Alman yönetmen Martina Priessner, Goethe-Institut Belgesel Film Ödülü’nü alan “Wächterin/Bekçi” filminde Midyat’ın Zaz köyünde, Mor Dimet Kilisesi’nde tek başına yaşayan Dayrayto’nun, bölgede uzun süredir devam eden baskı atmosferinde tehlikelere karşı mücadelesini anlatıyor. Dayrayto’nun yaşadıkları, 1990’lardan bugüne bölgedeki Süryanilerin ve tüm azınlıkların maruz kaldıklarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Duygusal derinliklerinle yüzleşmeye hazırlıklı ol. Bugün sezgilerin oldukça güçlü, bu sayede çevrendeki olayları anlama konusunda üstün bir yetenek sergileyebilirsin. Kendi içsel dünyana dalmak, yaratıcı projelere ilham verebilir. Kendini ifade etme biçiminde sanatsal bir dokunuş arayışında olabilirsin, bu da ruhunu besleyerek senin için harmoni yaratır.İletişim alanında, başkalarının duygularını anlama yeteneğin seni özel bir konuma getirecek. Empati kurarken dikkatli ol, zira başkalarının yüklerini üstlenme riskiyle karşılaşabilirsin. Bakış açını genişletmek için yeni deneyimlere açık olmalısın; bu seni ruhsal olarak geliştirirken, aynı zamanda yeni perspektifler kazandırır.Duygusal ilişkilerde hassas bir dönemdesin. Sevdiğin kişilerle olan iletişimini derinleştirdiğinde, aranızdaki bağlar daha da güçlenebilir. Ancak, kendi sınırlarını belirlemen gerektiğini unutma. Bazen geri çekilmek, arınmanı sağlar ve ruhsal olarak yenilenmene yardımcı olur. Kendi ihtiyaçlarına odaklanmayı ihmal etme, zira denge her şeyden önemlidir.