büyük bi çoğunluğunun ruhsal tedaviye ihtiyaç duyduğu gayet kesindir.. sosyal medya ahalisini diyom.. iddaa ederim, profil midir, ana sayfa mıdır, her ne zıkkımsa, oralarda genel değerlendirmelerde bulunanların yarısı şizofrendir..
zamanı gelmişti, revaçtaydı, prim yapmaları gerekti, 12 eylül’ü lanetlediler bugün..
nooldu yani kardeşim, yazdın, 50 kişi beğendi..
madalya mı bekliyon?
***
ulusal medya da giderek ayrı bi zeka sorunu yerine dönüştü, sevgili kardeşlerim..
özellikle baktım.. dört gözle bekledim..
net bişi yok..
yazsalar ne olacaktı?
asıl yazılması gerekeni bilmedikten sonra..
***
buraya kadar anlaştık mı?
***
sosyal medya denen tımarhanelikler yerinde ana konu; elbette asker düşmanlığıydı.. darbe düşmanlığıydı..
kimisi için ”çaktırmadan” yaptıkları Atatürk düşmanlığının bi adım öncesiydi yani.. kimisi içinse ”bakın ben ne kadar ilerici ve demokrat bi insanım, bana sempati duyun, nolur, yalvarıyorum” demenin artizz’cesi idi..
geçelim arkadaşlar..
herkes anca kendini kandırır..
***
çok da deşmeyiniz, yeri ve zamanı diğildir çünkü, ayrıca kimseyi de ilgilendirmez nasıl olduğu, ben kendimi asker çocuğu olarak görürüm..
salt bu nedenle bile, bana Türk subayı aleyhinde asla yazı yazdıramazsınız..
ama kenan evren için yazarım tabi.. yazdım da epeyce, yıllar içre..
***
şöyle diyeyim, bi insanın nasıl öldüğü çok önemlidir.. bir yaşamın ”plaket töreni” anlamına gelir hemen hemen..
sözgelimi kenan evren sürünerek öldü, canını veremedi bi türlü.. günlerce ölemedi.. veya ne bileyim, başka örnek gelsin mi aklıma???
1) humeyni’nin tabutunu yere düşürdü geri zekalı yobazlar.. hıyarca gömüldü..
2) benim için çok kıymetli olan bi insanın naaşı leş gibi kokuyordu mesela.. şaşırmış kalmış ve çok üzülmüştüm.. demek ki Allah’ın huzuruna ”pis” gidiyordu..
falan filan, uzatmanın gereği yok..
***
kimsenin yazmadığı, yazamadığı şudur Türk medyasında ve dandik sosyal medyada:
şimdi bazı değerli isimler sıralayacağım.. gelişi güzel.. aklıma ilk düşenler anlamında.. mahmut dikerdem, orhan apaydın, reha isvan, ali sirmen, ataol behramoğlu, erdal atabek, ruhi su, behice boran..
biraz daha düşünsem 100 kişi daha, azıcık araştırsam 1000 kişi daha, hadi tüm sınırlarımı abartarak zorlayayım 10000 kişi daha yazabilirim, yazabiliriz.. başkası, ötesi-berisi yoktur..
bu çerçevedeki Türk aydınları, yani gerçek entelektüeller zindanlara düştüler, işkencelerden geçtiler, asıldılar, can verdiler.. bedel ödediler.. hepsinin anıları ve emekleri önünde eğiliyorum..
***
ama bi de 12 eylül asalakları, sömürgenleri var yaşamımızda.. onlar da bi biçimde zindana atıldılar.. sorsan bedel ödemişlerdir??
hadi yahu? kimsin de ne ödedin??
tam aksi, Türk ordusunun yüz karası, sahtekar kenan paşa ve ekibi, 12 eylül’de bunlara, hapse atarak ”paye” verdi.. bomboş, osuruktan teyyare ömürlerine ”kahramanlık” bağışladı..
çok büyük hatadır çok..
çöp adamlar ”taç” taktılar.. şimdi bu boktan tacı altın sanıp bizim hayatlarımıza maydanoz olmaktalar.. cumhuriyet’imizle hesaplaşmaya cüret edebilmekteler..
12 eylül’ün yazılması gereken yegane tarafı budur kardeşlerim.. hiç gördünüz mü yazanı?
***
(elbette, ne kadar ucuz da olsalar insanların çocuklarından ayrı kalması ”bedel”dir.. buna itirazım yok.. hatta, kendime yapılmış denli acısını içimde taşırım.. bu ayrı..
ama bunların öcünü Mustafa Kemal’den değil, o savcıları, o yargıçları hapse attırarak alacaktın.. ne yapayım ben yahu)
***
sözümün sonu..
gayet mizahçıl ve gayet doğru bi saptama ile; ”ula, herhangi bi devletin tarih diye toplamda yaşadığını, biz 1 haftada yaşıyoruz” der ve kıkır kıkır güleriz..
unutuyoruz.. her şeyi günlük yaşıyoruz.. bilgi birikimine sahip bireylerden oluşmamışız çünkü..
oysa büyük devletler, 100 yıllık yapar imiş planlarını.. çok da umrumda olmamakla beraber, şu gün akp ile geldiğimiz noktayı görünce, 12 eylül darbesinin neden yapıldığını anlayabilmek mümkün gibidir sanki biraz?
ama sadece bu değildir.. bu denli yalın değildir bu işler..
şimdi, salak salak yorumlar, kimileri gibi ukalaca analizler yapıp ”şu aslında budur, bu aslında şudur” yazmanın falan da gereği yok.. çünkü hiçbirimiz neyin planlandığını çözebilecek donanımda değiliz ki..
tekbi gerçek vardır şol gariban ömrümüzde.. bi Türk subayı çıkmıştır, yukarıda sözünü ettiğim 100 yıllık planlardan ortadoğu’yla ilgili olanını yok etmiştir..
biz, göğüslerini tunç siperi etmişler, bu yok edilmişi yeniden geri getirmek isteyenlere karşı direniyoruz, uzun yıllardır Türkiye’de ”siyaset” adı altında olan biten de budur..
biz direndikçe darbeci derler, postal yalayıcı derler, faşist derler, ulusalcı derler.. onun bunun çocuğu köpek herifler.. ne derlerse desinler.. hepsini analarına-bacılarına iade ediyorum bu aşağılık sözcüklerin, ölünceye kadar da edeceğim..
bizler, yalnızca tam bağımsızlığımızı savunduk, savunacağız.. 12 eylül nedir, darbe nedir, kenan evren kimdir ya? kaç kuruş eder bu savunmamızın yanında..
hiç mi görmez gerçekleri bazı gözler?