
Kısa Dalga Podcast’te Ahmet Orhan’ın sorularını yanıtlayan Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk, son romanı Veba Geceleri’nin tam ‘korona’ günlerinde yayınlanmasındaki mistisizmi, önceki romanlarıyla benzerlik ve farklarını, yazmayı tasarladığı yeni romanını, Türkiye’de yaşamayı ve siyaset üzerine düşüncelerini anlattı.
‘Veba Geceleri’ kitabına gelen eleştirileri de değerlendiren Pamuk, “Bu kitabım daha çok siyasetin salçasına, çorbasına bulaşarak etrafa saçıldı. Hükümeti eleştiremiyorlar, ‘Ne yapalım Orhan Pamuk’u eleştirelim’ diyorlar. Saldırıların nedeni, kitaplarımın sevilmesine duyulan haset, kıskançlık ve siyasi öfke” diye konuştu.
Türkiye’de demokrasinin yalnızca sandığa oy atma kısmının kaldığını ifade eden Pamuk şöyle konuştu:
“Zenginle fakir çok farklı, birbirinden ayrılmış ve fena bir gelir dağılımı eşitsizliği var. Bundan daha önemlisi bizde artık demokrasinin yalnızca sandıkta oy atma kısmı kaldı. Demokrasinin kuvvetler ayrılığı kalmadı. Mahkemelerin bağımsızlığı kalmadı ve en önemlisi fikir özgürlüğü düşünce özgürlüğü kalmadı. Azınlıklara saygı kalmadı.
Türkiye bir demokrasi değil. Şu anlamda bir demokrasi, sandığa gidiliyor ve oylar veriliyor. Ama unutmayın sandıktan istenilen sonuç çıkmayınca Doğu illerinde olduğu gibi İstanbul’un belediye seçiminde birinci seçimde olduğu gibi o sandıklar da kaçırılıyor. Türkiye’de eğer iktidar partisine oy veriyorsanız demokrasiye benzeyen bir şey olur. Çünkü o oyları sayıyorlar. Fikir özgürlüğü yok, bir kuvvetler ayrımı yani mahkemelerin bağımsızlığı yok.
Denetleyen kurumların bağımsızlığı yok. Merkez Bankası’nın bile bağımsızlığı kalmadı. O demokrasiyle o kadar ilgili de değil. Ama bu demokrasiyi demokrasi yapan bütün unsurlardan yalnızca sandığa oy atmak. Eğer hükümete gidiyorsa sayılır gitmezse de şüphelidir. Konuşulacak asıl konu budur.”
“Diğer konular Türkiye’nin sosyolojik yapısı bilmem bunları eleştiremiyorsan bunların kabahatlisini söyleyemiyorsan, söylemek süs oluyor… Her akşam televizyonda tartışıp duruyorlar.
Ama düşünce özgürlüğü olmadığını, bu fikirlere karşı gereken fikirlerin temsil edilmediği, Kürt görüşünün daha da değişik görüşlerin -hepsine de katılmak zorunda değiliz- temsil edilmediği bir uydurma bir dünyada yaşıyoruz. Antropolojik tahlil yapalım da sonra eleştiremiyorsak bunu yapmak da bir şey söylemek olmuyor, oyalamaca oluyor. Söylenecek bence tek şey ne yazık ki düşünce özgürlüğü yok. Hapishanelerinde en çok gazeteci olan, hükümeti eleştirenlerin en çok hapishaneye tıkıldığı yer dünyada Türkiye.
Bundan sonrasında konuşamayacaksan konuşmayacaksın. Kardeşim bu sefer süs oluyor konuşma. Böyle düşünüyorum. Akşam televizyonlarda, akşam tartışmalarının hepsi süs. Asıl sorunları gizlemek için yapılmış. Tamam bazen oraya çok değerli insanlar çıkıyor, bazılarını takdir ediyorum ama o adam da doğruyu söyleyemiyor ki.
O zaman o adamın kabahati değil. Düşünce özgürlüğü olmayan bir yerde hiç kimse en sonunda hakiki olamaz. Tek konu budur. Düşünce özgürlüğü istiyoruz önce sonra konuşalım, memleketin sorunlarını.
Düşünce özgürlüğü yoksa gene çaresiz kalıyorsun ona dokunma, buna dokunma, onun adını anma, bunun adını anma. Reis’in adını anma.
Ama bir şeyler söylemeye çalışıyoruz ama sınırlı bir söyleme.”
“Gazeteciler sorduğu için konuşuyorum, Ben siyasi konuşmaya yapmaya meraklı değilim.
Siyaset sorana düşünce özgürlüğü yok diyorum. Artık düşünce özgürlüğü yok dedikten sonra akrobatik hareketlerle bir iki siyasi laf da ediyoruz ama ondan sonra da saldırıları bekliyoruz.
Siyasi laf edenleri sokakta dövüyorlar, parmaklarını kırıyorlar, tehditler ediyorlar, mafya karışıyor işin içine.”
Duygusal derinliklerinle yüzleşmeye hazırlıklı ol. Bugün sezgilerin oldukça güçlü, bu sayede çevrendeki olayları anlama konusunda üstün bir yetenek sergileyebilirsin. Kendi içsel dünyana dalmak, yaratıcı projelere ilham verebilir. Kendini ifade etme biçiminde sanatsal bir dokunuş arayışında olabilirsin, bu da ruhunu besleyerek senin için harmoni yaratır.İletişim alanında, başkalarının duygularını anlama yeteneğin seni özel bir konuma getirecek. Empati kurarken dikkatli ol, zira başkalarının yüklerini üstlenme riskiyle karşılaşabilirsin. Bakış açını genişletmek için yeni deneyimlere açık olmalısın; bu seni ruhsal olarak geliştirirken, aynı zamanda yeni perspektifler kazandırır.Duygusal ilişkilerde hassas bir dönemdesin. Sevdiğin kişilerle olan iletişimini derinleştirdiğinde, aranızdaki bağlar daha da güçlenebilir. Ancak, kendi sınırlarını belirlemen gerektiğini unutma. Bazen geri çekilmek, arınmanı sağlar ve ruhsal olarak yenilenmene yardımcı olur. Kendi ihtiyaçlarına odaklanmayı ihmal etme, zira denge her şeyden önemlidir.