a) mevzu derin.. mevlevi’lerin giydikleri kolsuz-uzun entariye ‘’tennure’’ denirmiş.. tennurenin üzerine bi de kuşak bağlanır, ki etekleri yeri süpürmesin diyeymiş.. adı ‘’tığ bend’’ imiş bunun.. en son bu tığ bend bi yünden kemerle sarmalanır, adına‘’elif-i nemed’’ denirmiş.. şeyh, üç tane düğüm atarmış bu tığ bend’e.. eline, diline, beline sahip olmanın simgesi imiş..
b) –‘’yoksul derviş’em / tığ bendinden üryan / yoksulluğum yokluğundan / yoksulum yokluğunda’’.. sevgili dostum derviş ibraam abi’nin dizeleri..
c) baldan daha tatlı, sütten daha beyaz olduğunu bilirim.. yok la sevdiceğimden söz etmedim.. bu yazı bitene kadar bi müddet elime, dilime, belime hakim olacam mecbur.. kudret helvasını anlatıyorum.. çölün ortasına israiloğulları üçün Allah gökten helva ve bıldırcın indirmiş.. bana sorsanız efsanelerin en güzelidir.. ve Allah net olarak budur.. (çok acıkmıştık geçen.. derviş ibraam ile masal’da.. yahu ne yiyelim falan derken, ‘’abi bizi bu saatten sonra anca kudret helvası paklar’’ dedim idi)
d) –‘’meğerse aşk imiş canın mayası / ona mihrabımış kaşın karası / hakk’ın işlediği kudret boyası / yüzde ben bir insan olmaya geldim’’.. elazığ’lı nimri dede’nin sözleri.. gel de bu muhteşem herifler var iken sahip ol galbine, beynine ve şey’ine..
e) boya badana yaptıracam deyu, masal’ımızın duvarlarındaki bazı tabloları indirmek zorunda kaldım.. gerçi ustalar halaa gelmedi, ayrı bi dert.. şimdilik yerinde olmayan tablolardan biri de derviş ibraam abi’me ait idi.. geldi, kızdı bana.. ‘’nerde ulan benim yaptığım şeyh bedrettin tablosu’’?? ‘’abi, boya badana kem küm, bitsin derhal asacam yerine’’.. ‘’oolum senin bu duvarlarına kudret boyası anca yeter’’..
f) rahmetli annannem de kudretli bi kadındı.. bigün ayder’de bi otele gittikti haftasonu tatili üçün, yıllar evvel.. nedense ben de giresun’dayım, o vakitler ülker’de prenstim oysa.. annannem ilk iş, otelin kaplıcasına giriverdi koşar adım.. oldum olası hayalimdir; dışarda kar yağarken ve ben bunu pencerelerden görür iken, bi otelin sıcak havuzunda sevdiceğimle çimmek.. (elbette hakim diğilim o 3 şeye, susun la) bu hayalin de etkisiyle atladım annanemin yanına.. ve büyük ölçüde haşlanarak derhal çıktım sudan.. annannem.. canımın içi.. kimbilir nasıl bi derdi vardı ki bedeninde.. o sıcak suyun derman olacağına inanmıştı.. bi şekilde dayanıyordu o kaynarlığa..
g) ve sonradan düşündüm ki, beni bebekken annannem yıkardı haşlaya haşlaya.. ne kadar sıcak bi suyla yıkanırsam o kadar temiz olacağımı düşünürdü besbellim.. çok kaçtım elinden.. çok dolandım evin içinde anadan üryan.. hepsinde de gelip yakalardı annnannem.. meğer büyüyünce ayder kaplıcasına alışmam içinmiş..
h) cumhuriyet’in o asla çözülmez bulmacasıyla boğuşurken öğrendim.. soru; ‘’koyu gri renk’’.. yanıtı; ‘’vapur dumanı’’ çıktı.. epeydir bu kadar güzel bi renk duymamış, epeydir bu kadar mutlu olmamıştım.. çok türküler söyledim o gece bi başıma sazımla.. ‘’altın hızma mülayim / seni haktan dileyim’’..
i) ömrümün en kudretlisi timur hocam çok ciddi gibi görünse de aslında pek komik bi adamdı.. şarkı söyleyişte, hecelere göre ağzımızı nasıl açmamız gerektiğini öğretirken, zaman zaman tebeşirle tahtaya çizdiği de olurdu bunu.. ‘’bakın, işte böyle olacak ağızlarınız’’ falan diyip gösterirdi.. mutlaka bi de bıyık kondururdu çizdiği ağızların üzerine.. gülerdik.. timur selçuk kaytan bıyıklıydı..
j) kaytan bıyıklı türküler ayıp diğildi bi zamanlar.. ibrahim tatlıses az mı söylerdi.. ‘’indim derelerine / bilmem nerelerine / kaytan bıyıklarımı / sürsem memelerine’’.. bu memlekette hiçbi şey ayıp diğildi.. sonradan bozdular bu modernler moderni ülkeyi.. bunun vebalini asla ödeyemeyecek öte tarafta özal’lar, tayyip’ler, fetullah’lar.. (asıl o sıkmabaşlı kızlara lanet okuyorum.. bu pis tuzağa nasıl düştünüz.. doğanın muhteşem kurallarına nasıl karşı geldiniz.. Allah memelerinize asla kaytan bıyık değdirmesin.. badem bıyıklı bi öküzün koynunda ot gibi yaşayın.. kuruyun ulan..amin)
k) –‘’bacım, iki canlı, ağır, / güzel kızdır, bilirsin. / ilki bu, bir yandan saklı utanır / ve bir yandan korkar / ölürüm deyi. / bir can daha çoğalacağız bu kış. / bebeğim, neremde saklayım seni? / hoş gelir, / safa gelir, / ahmed arif’in yeğeni.. (ahmed arif, adiloş bebenin ninnisi)
l) kamyon geçerken yellenen insanları bi bakmaya tanırım.. sahilde yürürken falan.. kamyonla bir ben de yanaşırım adamımın yanına.. hemen kulak kabartırım.. evet duydum.. yaptın işte.. duyduğumu anlamadın.. yürüdün gittin.. güya bana çaktırmadın.. şu yaşıma geldim, hiç yanılmadım la ben.. herkesin uzmanlık alanı ayrıdır kardeşim..
m) –‘’giresun üstünde vapur bağrıyor / eşref’in annesi yanmış ağlıyor’’.. eşref türküsü.. giresun.. dumanı koyu gridir mutlaka o vapurun.. ugh..