Yılmaz Gruda: “Tiyatro Kafaya Vurmadan Eğitir; ‘Elmada Vitamin Var, Ye’ Demez!”

Yılmaz Gruda: “Tiyatro Kafaya Vurmadan Eğitir; ‘Elmada Vitamin Var, Ye’ Demez!”

Dionysos’un Çocukları” adlı söyleşi dizimizin dokuzuncu yılını, Yılmaz Gruda ile gerçekleştirdiğimiz röportajla, kutluyoruz.

Yılmaz Gruda‘yı nasıl anlatmalı, lafa nereden başlamalı bilemiyorum aslında. Şair, roman, piyes yazarı, yönetmen, oyuncu, çevirmen, reklamcı, öğretmen.

Her ne yaptıysa halka seslendi hep. Toplum yararına, insanlık adına, eğilip bükülmeden söylenecek, nice özlü sözleri vardı çünkü. İma ile söylemeyi seçti bazen. Hem zordu bir durumu ima ile aktarmak, hem de çok güzel ve bir o kadar da etkileyici.

Meddah oldu. Büyüklere “sahici” masallar anlattı. İçimizdeki kıracı yeşertti soluğuyla. Dahası hayatlarımıza ayna tuttu cesurca. Gün geldi yedek anahtarımız oldu. Kilitli tutulmuş, kapalı kalmış çekmecelerimizi dürüstçe açabilmemiz, kendimizle yüzleşebilmemiz için.

Kabareyi, ortaoyunu ile alaşımladı. Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun ihmal edilmemesi gerektiğini düşünüyordu. Bir başka ifadeyle, halk ritüellerinin, geleneksel tiyatroya ilişkin unsurların tutkunu ve savunucusuydu.

Bundan tam altmış üç sene önce, Türkiye’de ilk stand-up gösterisini sergiledi.

Okuru, izleyicisiyle kopmaz bir gönül bağı kurmuştu Yılmaz Gruda. Yorgunluk nedir bilmedi hiç. Turneler, oyunlar, setler, provalar, seslendirme stüdyoları, radyo tiyatroları, arkası yarınlarda edebiyatın, estetiğin, bilimin, tiyatronun izini sürdü hep. “Yılmaz bir sanat insanı”ydı kuşkusuz. Dahası hep “yaşsız”, hep genç, hep çok yakışıklıydı. Ve bir o kadar da karizma sahibi. Entellektüel.

Ya o ses? Adeta bir ışık seline dönüşüp, izleyicisini her defasında kuşatan, sarıp sarmalayan, alıp götüren, hipnotize eden o güçlü ses…

Heyecanını, çalışma disiplinini yitirdiğinde biteceğine inanmıştı. Bir de gözlem yapmayan, sorgulamayan, izlemeyen, çağa ayak uydurmayan, durdurak bilmeden çalışmayan, okumayan bir oyuncunun eksik, güdük kalacağına… Kendini sürgit tekrarlayacağına. Tükenip, gideceğine.

Aktör, yönetmen, yazar olarak, daha, daha, çok daha iyiye varmayı hedefledi hep. Yeteneğini azmine kattı. Sahne üstünde her detayın, her devinimin bir sebebe dayandığı gerçeğini, bir an olsun, unutmadı. Unutturmadı.

Şimdi düşünüyorum da, ülkemizin tiyatro ve sineması kadar edebiyatımızın da çok önemli bir ismiydi Yılmaz Gruda. Ve hep öyle kaldı.

Safkan, ezber bozan, yankılı bir sanatçı olmasının yanısıra, gerçek bir Anton Çehov tutkunuydu aynı zamanda.

Foto: Ece Oğultürk

1950’lerin ilk yarısı.

Yılmaz Gruda;  Altan Erbulak, Erol Günaydın, Erol Keskin, Nejat Ayberk ile Haldun Dormen‘in Cep Tiyatrosu‘nda açtığı kurslara katıldı.

Dormen Tiyatrosu yılları…

“Amphytrion”, “Kara Ağaçlar Altında”, “Ben Bir Fotoğraf Makinesiyim”, “Kamp 17“, “Zafer Madalyası”, “Fare Kapanı”, “Samanyolu”, “İkinci Baskı”, “Beş Parmak”, “Benimle Oynar Mısınız?”, “Duvarların Ötesi”, “Müfettiş”, “Gazebo”

“Kamp 17″de Yılmaz Gruda’nın Erol Günaydın ve Altan Erbulak ile beraber elde ettikleri, bugün bile, kulaktan kulağa anlatılan o büyük başarı…

“Julius Caesar”da Cinna ve “Gazebo”da unutulmaz Harlow Edison yorumları…

Yılmaz Gruda‘nın profesyonel anlamda ilk yönetmenlik çalışması olan, “Sözde Melekler” de, yine Dormen döneminde gerçekleşir.

“Sözde Melekler” in efsanevi kadrosunu hatırlayalım: Gülriz Sururi, Ayfer Feray, İzzet Günay, Erol Günaydın, Özcan Er, Seden Kızıltunç

Birkaç yıl öncesine dönelim.

Ankara Devlet Tiyatrosu Meydan Sahnesi.

Yılmaz Gruda bu defa, “Poker Partisi” adlı oyunda, Çetin Köroğlu, Kartal Tibet, Mediha Gökçer, Esin Avcı, Esin Afşar ile sahne alır.

Yılmaz Gruda Cep Tiyatrosu’nda yönettiği “Mum Söndü” oyunu ile Bristol’de gerçekleşen uluslararası amatör tiyatro festivaline katılır.

Muammer Karaca Tiyatrosu, Ulvi Uraz Tiyatrosu, Devekuşu Kabare Tiyatrosu, Nisa Serezli / Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Mu Tiyatrosu, Çivi Kabare…. Koskoca yetmiş küsur yıl.

“Bir Evlenme”, “Bir Komiser Geldi”, “Jules Caesar”, “Umut Dünyası”, “Havyar mı Mercimek mi?”, “Şahane Dul”, “Frankenstein”, “Bizbize Benzeriz”, “Gülmeye Geldik”, “Onlar ki…”, “Evlilik Halleri”… Başarıya eşlik eden, o dinmeyen, dinmek bilmeyen alkışlar. Her yaşar kıldığı karaktere kattığı sahicilik ile sergilediği dorukta oyunculuk  performansı.

Yedi yaşındaydı, belki sekizine henüz yeni basmıştı. Sesindeki tonlamalar, beden dili kadar sevimliliğiyle de, Vahi Öz‘ün dikkatini çekmişti Yılmaz Gruda. Bu küçücük çocuk yarının büyük bir aktörü olacaktı. Oldu da. Adını kocaman harflerle yazdırdı. Çok sevildi. Saygı gördü.

Foto: Ece Oğultürk

Vahi Öz‘ün önerisiyle Ankara Radyosu Temsil Kolu’na adım attı Yılmaz Gruda. Oyunculuk hayatı böyle başlamıştı…

“Vahi Öz, babamın ‘Borozan’ dediği davudi sesimi kullanmayı, gırtlağıma hükmetmeyi öğretti bana. Sesimi beynimle görmem gerektiğini, söyledi. Pınar, pek çok arya bilirim ben. Bir ara opera eğitimi almayı istemiştim. Ama müzik kulağım yoktu. Yine de birkaç müzikalde, durumu idare ederek, hiç tökezlemeden oynadım…” 

Sonrasında tam seksen bir yıl önce, yani henüz on yaşındayken yazdığı ve iki bölümü tefrika edilen “Memo” adlı ilk roman, on iki yaşında okurla buluşan ilk şiir…

Mavi ve İkinci Yeni etkisiyle devam eden şiir çalışmaları. Edebiyatımıza kazandırdığı şiir, roman, eleştiri, deneme, piyes türünde değerli eserler…

Bütün bunları konuştuk Yılmaz Gruda ile. Hayattan, tiyatrodan, “Kavuklu Hamdi” den de. Ve tabii, “Sımayıl ile Razıya”dan, “Memo” , “Tek Perdelik Dokuz Oyun”, “Şu Bizim Tiyatromuz” dan, Fatma Girik‘e olan can borcundan…

Yılmaz Gruda‘nın 1976 yılında okurla buluşan “Şu Bizim Tiyatromuz” adlı eseri,  son derece önemli bir arşiv kaynağıdır, bana göre.

Şöyle der Yılmaz Gruda:

“Tiyatro kafaya vurmadan eğitir: ‘Elmada vitamin var, ye’ demez!”

” Ama gişe, bir giyotin değil ki..”

“Romalılar oyuncuları aşağılık insanlardan sayarlardı. Yunanlılarsa onur verirlerdi. Bizde ne yapılıyor?”

“Tiyatro bir ‘hobby’ değildir my dear!”

“Der ki Cüneyt Gökçer: ‘Yeteneğin her ne olursa olsun, tiyatro bir beraberlik işidir, bildiğin üzere.İyi bir oyuncu yoksa karşında, ağzınla kuş tutsan hava alırsın, başarıdan yana. Tükenirsin, yozlaşırsın, kendini yinelemeye düşersin. Pahalı, güçlü oyuncudan korkma, gücünü arttırır, yeniler seni.

Paradan kaçıp, ucuz oyuncuya yanaşma, parasız kalırsın, ufalar seni !

İlk dersi budur Gökçer’in, ‘mevcudun’ en iyileriyle ortaya çıkması(…)

Der ki: ‘Tiyatro, elbette, önce yazarla var.Ama sahneye koyucu yoksa, yazar da yok, oyuncu da.”

Yılmaz Gruda‘nın karşısında olmak heyecan verici. Milimetrik nüanslarla hayata geçirdiği roller hakkında konuşmak amacım. Tiyatronun altın yıllarından, o dönemin altın seyircisinden de bahsetmesini istemeliyim.

İnanın, bunun izahı yok. Bazen söze dökülemeyen, anlatılamayan şeyler yaşayabiliyor insan. Hani sünger avcısı vurgun yer ya, ben de öyle oldum Yılmaz Gruda‘nın karşısında. Nutkum tutuldu adeta, ilk dakikalarda doğru dürüst bir cümle bile kuramadım. Olmadı. Elim ayağım dolaştı resmen.

“Tiyatro insana dair her şeydir. Tiyatro mekteptir…”

Biliyorum, hayatım boyunca belleğimde taşıyacağım bu röportajı. Zaten sahnede, perdede, ekranda Yılmaz Gruda‘yı izleyip de büyülenmeyen var mı?

Rolü her boyutuyla, derinliğine ele alarak oynayan, kalp atışını seyircisiyle birleştiren, ışık saçan, efsane katında bir  aktör o. Muhteşem, olağanüstü, inanılmaz, erişilmesi olasız yorumların sahibi.Ne iyi ki, ne kadar şanslıyız ki, Türkiye Tiyatrosu ve Edebiyatı’nda bir Yılmaz Gruda gerçeği var.

Foto: Ece Oğultürk

Pınar Çekirge: En sevdiğiniz, yüreğinizde taşıdığınız oyunları, rolleri sorsam önce…

Yılmaz Gruda: Çok var tabii. Ama şimdi ilk aklıma gelen, altı farklı karakteri canlandırdığım, başrolünü Turgut Boralı ile paylaştığım “Samanyolu”. Sonra, “Kamp 17”, “Zafer Madalyası”, “Julius Caesar”, “Duvarların Ötesi”, “Evlilik Halleri”, “Macbeth’64”, “Bir Komiser Geldi “, “Frankenstein”i de sayabilirim. “Müfettiş” var mesela. Hatırlıyorum; 1960 yılıydı. Devlet Tiyatrosu’nda “Bir Komiser Geldi”ye hazırlanıyoruz. Cüneyt Gökçer provayı izledikten sonra, yönetmen Salih Caner’e “Herkes Gruda’nın doğallığı gibi oynasın sahnede” demiş. Piyes mecburen baştan provaya alındı. Hiç unutmam, Salih “Yaktın başımı Yılmaz” demişti. “Julius Caesar”da şair Cinna olarak yaklaşık yirmi dakikalık bir rolüm mevcuttu. Cinna piyesin, bilirsin tek komik kahramanıdır. Efes Antik Tiyatrosu’nda izleyici ile buluşmuştuk. Yıkılmıştı ortalık adeta. Alkışlar kesilmek bilmemişti.

Pınar Çekirge: Yılmaz Bey, rolün büyüğü küçüğü olur mu?

Yılmaz Gruda: Asla olmaz. Oyuncunun sahnede kaç dakika ya da saat kaldığı değil, sahnede ne yaptığı, ne yapamadığıdır aslolan. Oyuncu, yeri gelir iki satırlık bir rolle de büyük bir başarıya imza atabilir. Yeter ki, hep söylediğim gibi, doğal olsun, karşısındaki izleyiciye kulak versin, onu iyi dinlesin. Oyunculuğunda insanı ortaya çıkartabilsin.

Pınar Çekirge: O halde iyi bir oyuncunun olmazsa olmazları, nelerdir desem?

Yılmaz Gruda: Oyuncu araştıracak, okuyacak, gözlem yapacak, kendini tekrarlamayacak mesela. Eksiklerinin farkına varacak, bu eksiklerini telafi etmeye çalışacak. En mühimi, yaşadığı toprakları bilecek. Tiyatrocu olarak, psikoloji, ekonomi, sosyoloji, tarih, coğrafya gibi disiplinlerle donanımını pekiştirecek. Ve insanı üç boyutu ile ele alıp, yorumlayacak. Tiyatronun matematiği ve bir şiiri olduğu gerçeğini, asla yadsımayacak. Şiirin bir romantizmi, bir rengi, bir ritmi, her lisanın kendine özgü bir akışı var çünkü. Oyuncu öncelikle bunları bulup, çıkartacak.

Pınar Çekirge: Başka?

Yılmaz Gruda: Asla, oldum, demeyecek. Bu yaşımda, hala aktörüm, diyemiyorum. Çünkü bu iş ömür boyu öğrenme, deneme, araştırma gerektiriyor. Bak Pınar, Dormen’e geldiğimde, Haldun Dormen’den konuşarak oynamayı öğrendim. Gün oldu hapishanelerde, Batman’da petrol kuyularında, Van’da güneşin altında kırk derece sıcakta tek kişilik gösterimi yaptım, pandomim oynadım. Mesleğimin sorumluluğunu, canlandırdığım karakterleri hep kalbimde taşıdım. Her detayı özenle ele aldım. Amacım bir aktör olarak, her defasında ezber bozmaktı çünkü. Az önce iyi bir oyuncu ne yapmalı demiştin ya, oyuncu yazarın geldiği yeri bilmeli, yazarın sesini sesinin yanında duymalı. O eseri niçin, hangi koşullarda yazdığını, vermek istediği mesajı, satır aralarındaki alt metinleri bulup, çıkartmalı. Oyuncu da, yönetmen de piyeste yer alan, parantez içinde mevcut yazılanları dikkatlice okumalı. Örneğin, Vanya Dayı, neden renkli kravatlar takar, bunu düşünüp, anlamalı. Her ayrıntıyı önemsemeli. Şimdilerde hasbelkader adını duyurmuş birileri, ne yazık ki merdiven altlarında tiyatro oyunculuğuna dair dersler veriyor. Son derece vahim bir durum bu. Kuşkusuz, her konuda olduğu gibi, oyunculukta da eğitim şarttır. Ama bu eğitim ehlinden alınmalıdır.

Pınar Çekirge: Hayranlıkla dinliyorum sizi. Her söylediğiniz bir ders, seminer kıvamında.

Yılmaz Gruda: Pınar, unutmamalıyız tiyatro bir yorum işidir. Tiyatrocuyu yazarın ağız ulağı olmaktan kurtaran, soylu kılan budur aslında. Tiyatro tecrübe kadar, okumak kadar, usta – çırak ilişkisi, fedakarlık, saygıdır. Tutkuyla bağlanmaktır yaptığın işe. Çalışmaktır. Mücadeledir.

Foto: Ece Oğultürk

Pınar Çekirge: Neden Anton Çehov?

Yılmaz Gruda: Çünkü insanı anlatır. Naiftir. Yüz vermediğimiz insana değer verir, onu önemser. “İnsanı ıskalama, insanı anlamak zorundasın, insanı hiçbir koşulda aşağılama”  der. İnsanın peşinde koşar durduraksız. Biliyorsun, Çehov’un on sekiz adet hikayesini, dokuz oyununu dilimize çevirdim. Sekiz öyküsünü de oyunlaştırdım.

Pınar Çekirge: Yılmaz Bey, oynadığınız, yönettiğiniz oyunlar, elde ettiğiniz başarılar… Çok gerilere dönüp şunu sormak istiyorum, oyuncu olma kararınızı aileniz nasıl karşılamıştı?

Yılmaz Gruda: Konservatuar sınavına Suat Taşer ile hazırlandıydım. Necip Fazıl’ın “Bir Adam Yaratmak” adlı eserinden bir tirad seçmiştim. Listeler asıldı.İsmimi gördüm. Sevinç içindeydim. Kazanmıştım. O heyecanla, hiç unutmam, eve koştum. “Babacığım, artık konservatuar öğrencisiyim, oyuncu olacağım, başardım” dedim. Babam bir an duraksadı. Tezgahta duran satıra doğru uzandı eli ve hiddetle şunu söyledi: “Bu evden, bu aileden köçek çıkmaz.”

Pınar Çekirge: Eyvah…

Yılmaz Gruda: Yılıp, kararımdan vazgeçtim mi, mücadeleyi bıraktım mı, hayır. Koskoca bir hayır! Halkevi’ne devam ettim.

Pınar Çekirge: Konudan konuya atlamayı, kronolojiye isyan etmeyi seviyorum… Salkımsaçak söyleşiler oldum olası hoşuma gider. Şimdi de, “Ermeni Tiyatrosu, Türk Tiyatrosu’na en az elli yıl depar attırdı” savınıza gelelim…

Yılmaz Gruda: Çok doğru. Müslüman kadınların sahneye çıkmasının kesinlikle yasak olduğu o yıllarda Sara Manik, Eliza Binemeciyan, Kınar Hanım gibi oyuncular piyeslerde rol aldılar. Yani zenne değil, kadın oyuncu vardı sahnede. “Kamelyalı Kadın”lar, “Othello”lar filan oynandı. Böylece, Batı Tiyatrosu’na daha kolay bir geçiş sağlanmış oldu.

 Pınar Çekirge: “Zafer Madalyası” ile Balıkesir’de turnedesiniz. Tarih 27 Mayıs 1960. Milli Birlik Komitesi yönetime el koyuyor….

Yılmaz Gruda: Sıkı yönetim uygulanıyor, sokağa çıkma yasağı var. Oyun iptal. Otel, yemek giderleri… Anlayacağın sıkıntılı bir süreç. Bana “Baba” derlerdi kuliste. Sinemadan gelen para var üstümde. Çıkartıp, ortaya koydum. Birkaç gün idare ettik o tutarla. Zor zamanlardı.

Foto: Ece Oğultürk

Pınar Çekirge: Ve Yeşilçam. Sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte, iki yüz elliden fazla filmde önemli karakter rolleri oynadınız… Hatta bu filmlerden altısı, biri ABD’de olmak üzere, uluslararası ödüller aldı.

Yılmaz Gruda: Bir günde üç ayrı film için, üç ayrı sette çalıştığım olurdu. Yönetmen seti arar, Yılmaz’ı gönder… Bir yumruk yesin, dört satırlık da konuşması var. Hemen araç yolluyorum” derdi. Şişli’deki stüdyodan, taa Küçükçekmece’ye giderdim. İşim uzunsa, vakit darsa Erol Günaydın giderdi yerime. Ben, Fikret Hakan, Erol Günaydın tiyatro kökenliydik. Oyunculuğu özümsemiştik. Sufleyi kolay alırdık. Bölge işletmecilerinin hakim olup, yön verdiği Yeşilçam Sineması aslında halkın nabzını tutan, halkın eğilim ve beğenilerini bilen, kalbe seslenen bir sinema anlayışına sahipti. O filmlerde halkımız vardı, bizim hallerimiz vardı.

Pınar Çekirge: Yıl 1966. Otuz altı yaşındasınız. Vakit sabaha karşı. Spotlar yanmış, hazırlıklar tamamlanmış. “Karakolda Ayna Var” filminin çekimindesiniz. Yönetmen, sanıyorum, Halit Refiğ. Ne olduysa oluyor, Fatma Girik sizi resmen ipten çekip alıyor.

Yılmaz Gruda: Evet… Hayatımı Fatma Girik’e borçluyum. Rol gereği tavana asılmıştım. Birden düzeneğin bozulduğunu, ilmeğin boynumu sıkıştırdığını, nefes almakta an be an zorlandığını hissettim. Gittim, gidiyorum, anlayacağın. O anda “Beni kurtarın” desem, çekim yarım kalacak, sahneyi tekrarlama lüksümüz yok, negatif film kısıtlı, mekanın kirası dakikalarla sınırlı… Bunları düşünüp, olabildiğince dayanmaya çalışıyorum. Fatma Girik durumu fark edip, koşuyor yardımıma. Masa, tabure eline ne geçtiyse taşıyıp, beni mutlak bir ölüm kurtarıyor. “Aman ne yaptın?” diyenlere de, “Adam ölüyordu be, her neyse zarar kesin alacağım paradan” diye bağırıyor.

Pınar Çekirge: Sinema, ardından pek çok televizyon dizisi. “Yabancı Damat” dizisinde yaşar kıldığınız Celal Usta bir başka doruğa taşımıştı sizi…

Yılmaz Gruda: O karakter çok sevildi. İlgi gördü. “İsmail ile Roza” adlı, İngilizce oynadığım, filmin çekimleri için gittiğim Yunanistan’da, sokakta beni görüp, boynuma sarılanlar, elimi sıkanlar, fotoğraf çektirenler…

Pınar Çekirge: Tiyatro anılarınız kaleme alınacak mı?

Yılmaz Gruda: Çok zor artık. Hatta imkansız. Çok geç kaldım.

Pınar Çekirge: Peki, buğulu bir pencere camına ilk ne yazarsınız?

Yılmaz Gruda: En büyük sevdamın, kızımın adını yazardım sadece: “Elvan” yazardım.

Karşımda; sahnede, perdede, ekranda hangi karakteri yorumlarda yorumlasın ona boyut, sahicilik katan, tadına doyulmaz resitaller sergileyen, o müthiş iç ışığıyla bulunduğu her yeri aydınlatan bir aktör var. Dediğim gibi, sıradışı bir insan o. Çok önemli bir yazar. “Sultan Abdülaziz Vak’ası”, “Yeşilçam Cehennemi”, “Gelir Ergeç”, “Tek Perdelik Dokuz Oyun” ve diğerleri.

Foto: Ece Oğultürk

“Kavuklu Hamdi” ile gelen Melih Cevdet Anday Oyun Yazarlığı Büyük Ödülü… Ne yazsam, ne söylesem onun hakkında bir değil, bin eksik kalacak, biliyorum.

“Sevgili Dostum, Pınar Çekirge’ye merhaba! Seni tanımak mutluluğu ile” diye imzaladı son kitabını bana.

Ve ödülüm dediğim, paha biçilmez değerdeki şu not :

“Ne yazayım Dost’lar? Sevgili Pınar,  bir yazmış ki beni! Tanıyamadım ben beni’ daha doğrusu tanıttı beni bana! O ne “ihata” eylemek ki beni…. Darmadağın etti söz dağarımı! Ar-tara, yok hiç bir sözcük. Eldeki teşekkür de yeterli değil! Bu “Pınar-esk”… Diyelim mi?… Biyografi çalışmasının karşılığı yok! Ama yine de dönelim, kadîm kurtarıcı sözcüğe: Teşekkürler Sevgili Pınar!”

Konuşurken, anlatırken gözlerinde hareler yaratan o ışık çakımları…

Nice sezonlara, nice oyunlara, yeni kitaplara Yılmaz Gruda. Sizsiz bir tiyatro düşünemiyorum. Düşün ve hayal dünyamıza cömertçe serptiğiniz sevgi baharatları için size teşekkür borçluyuz.

PINAR ÇEKİRGE

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU

Bugün enerjini yüksek tutma ihtiyacın artıyor. Hayatında yeni başlangıçlar için uygun bir dönemdesin; cesaretini toplayıp harekete geçebilirsin. Sosyal çevrendeki insanlarla etkileşimlerin yoğunlaşacak, yeni bağlantılar kurmak için mükemmel bir fırsat. Fakat dikkatli ol, bazı tartışmalar gündeme gelebilir; aceleci davranmadan, biraz daha sabırlı olman faydalı olabilir. Kendine olan güvenin artarken, içsel huzurunu sağlamana da yardımcı olacak aktiviteler bulabilirsin. Yeni projelere atılma konusunda heyecan duyuyorsun, bu tutkunu doğru bir şekilde yönlendirmeye dikkat et. Unutma, bugünkü adımların gelecekteki başarıların için önemli bir temeli oluşturacak.

BOĞA BURCU YORUMU

Bugün, güven arayışın daha da ön plana çıkacak. Finansal konulara dair bir karara varmak, geleceğinle ilgili belirgin bir plan yapmanı sağlayacak. Duygusal ilişkilerinde daha tutkulu bir yaklaşım sergileyebilirsin; sevdiğin kişiyle yapacağın derin sohbetler, aranızdaki bağı güçlendirecek. Ancak, ani tepkilerden kaçınman önemli. Karşılaştığın zorluklara karşı sabırlı olmalı ve olayları akışına bırakmalısın.Kendine zaman ayırmayı unutma; doğada vakit geçirmek, iç huzurunu bulmana yardımcı olabilir. Aile üyeleriyle bir araya gelmek, duygusal destek ve sevgi dolu anlar yaşamanı sağlayacak. Sağlığına dikkat et, dengeli bir beslenme ve düzenli bir yaşam tarzı, enerjini yükseltecek. Gözlerine dikkat et; belki de biraz dinlenmek iyi gelecek. Günün sonunda, içindekileri ifade etmek için uygun bir ortam yaratmak, duygusal yüklerini hafifletecektir.

İKİZLER BURCU YORUMU

Bugün iletişim yeteneklerin ön plana çıkıyor. Sosyal çevrende etkileyici konuşmalar yapabilir, yeni bağlantılar kurabilirsin. Zihinsel aktivitelerin oldukça verimli olacak; yazma, okuma veya öğrenme üzerine odaklanmak için mükemmel bir zaman. Ancak aynı zamanda dikkatini dağıtacak olaylarla karşılaşabilirsin, bu yüzden odaklanmaya özen göster. İkili ilişkilerde uzlaşmacı bir tutum sergilersen çatışmaları geride bırakabileceksin. Arkadaşlarınla olan bağlarını güçlendirebilir, eski dostlardan haber alabilirsin. Her anı değerlendirmek için açık fikirliliğini korumaya çalışmalısın. Hayatı dolu dolu yaşayabileceğin enerjik ve hareketli bir gün seni bekliyor.

YENGEÇ BURCU YORUMU

Duygusal derinliklerin ve içsel huzurunla yüzleşme zamanı. Bugün, sevdiklerinle olan bağlarını güçlendirmek için harika bir fırsat sunuluyor. Empati yeteneğin sayesinde başkalarının hislerini kolayca anlayacak, destek ihtiyacı olanlara yardım edebileceksin. İş yerinde, projelere dair yaratıcı fikirlerinle dikkat çekebilirsin; bu, iş arkadaşlarınla olan ilişkilerini daha da güçlendirecek. Parasal anlamda dikkatli olman, gereksiz harcamaların önüne geçmeni sağlayacak. Belki de bazı eski alışkanlıklarını bırakma zamanı gelmiştir. Kendine daha fazla zaman ayırmayı dene; bir yakın dostunla hoş bir sohbet, sana iyi gelecek. Geçmişle hesaplaşarak ilerlemeye çalış ve kendine yeni hedefler koy. Duyguların yoğun olabilir, bu nedenle kendini ifade etmekte zorlanabilirsin ama hissedilenleri paylaşmak, içsel huzurunu artıracak.Ruh halin dalgalı olabilir; duygusal iniş çıkışlarını yönetme konusunda nazik ol. Sahip olduğun sezgi gücü, seni doğru yola yönlendirecektir. Doğa yürüyüşleri veya meditasyon gibi etkinlikler, içsel dinginliğini sağlamak için iyi birer seçenek olabilir. Her şeyin geçici olduğunu unutma; durumlar ve hissiyatlar zamanla değişir. Kendine güven, hislerine güven.

ASLAN BURCU YORUMU
BAŞAK BURCU YORUMU

İçsel huzur arayışında olacağın bir gün. Detaylara daha fazla dikkat etmek isteyebilirsin; bu, iş ve kişisel projelerinde sağlıklı sonuçlar elde etmene yardımcı olacak. Yıldızlar, düzen ve sistem kurma yeteneğini destekliyor. Arkadaşlarınla olan iletişimin, duygusal açıdan seni besleyici bir rol oynayabilir. Bir konuda kendini biraz sorgulayabilirsin; bu, içsel motivasyonunu artıracak fırsatlarla dolu bir keşfe dönüşebilir. Kendine karşı nazik olmayı unutma, zira kendini eleştirmek yerine, öz sevgiye yönelmek, zihinsel ve duygusal sağlığını iyileştirecektir. Akşam saatlerinde bir hobine zaman ayırmak, seni daha canlı hissettirecek. Bu dönemde sağlığına özen göstererek dengeni bulmak, genel yaşam kaliteni artıracak.

TERAZİ BURCU YORUMU

Bugün, ilişkiler ve sosyal etkileşimler ön planda olacak. Kendini çevrendeki insanlarla daha uyumlu hissetmeye başlayabilirsin. Sosyal ortamlarında daha fazla görünür olman, önemli bağlantılar kurmanı sağlayacak. Ancak, başkalarının beklentileriyle kendi isteklerin arasında bir denge bulman gerekebilir. İlişkilerdeki dengeyi sağlamak için empati yeteneğini kullanmak, sorunları kolayca aşmana yardımcı olacaktır. Finansal konularda ise harcamalarına dikkat etmen faydalı olabilir. Kendi değerlerini sorgulayabilir, gelecekteki hedeflerinle ilgili daha net kararlar almak isteyebilirsin. İçsel huzuru yakalamak için biraz yalnız kalma ihtiyacı hissedebilirsin. Kendi ilgi alanlarına yönelmek, içsel dengeyi sağlamak açısından önemli olacak.

AKREP BURCU YORUMU

İçsel derinliklerde dolaşmak için harika bir zaman. Duygularınız yüzeye çıkabilir; bu sebeple onları anlamak ve kabullenmek önemli. Kendinizi sorgularken, gizli kalmış yeteneklerinizin farkına varabilirsiniz. Sosyal çevrenizle olan ilişkilerde biraz daha dikkatli olmalısınız. Geçmişe dair bir konunun tekrar gündeme gelmesi, kararsızlık yaratabilir. İletişimde samimiyet ön planda olmalı; bazen duyguların neden olduğu çatışmalar, yanlış anlamalara yol açabilir. Ayrıca, ruhunuza iyi gelecek bir aktivite, dinlenmenizi ve yenilenmenizi sağlayabilir. Kendi iç yolculuğunuza zaman ayırmak, kendinizi bulmanıza yardımcı olacaktır. Cesaretinizi toplayıp sınırların ötesine geçmek, yaşamınıza yeni bir enerji katabilir.

YAY BURCU YORUMU

Bugün, özgürlüğe ve maceraya olan tutkun seni sarıp sarmalayacak. Keşfetmek istediğin yerler, ilginç insanlar veya yeni fikirler seni çağırıyor. Zihnindeki sınırları aşmak ve yeniliklere açık olmak için güzel bir zaman. Özellikle sosyal ortamlarda bulunmak, yeni bağlantılar kurmak ve entelektüel paylaşımlarda bulunmak sana büyük keyif verecek. İçsel huzurun ve mutluluğun, dış dünyayla olan etkileşimlerinden besleniyor. Gün içinde karşılaşacağın fırsatları değerlendirmekte tereddüt etme; sezgilerinle hareket ettiğinde, hayatında önemli değişiklikler yaratabilirsin. Ayrıca, iletişimde açık ve dürüst olmak, ilişkilerini derinleştirecek ve ortak paydalarda buluşmanı sağlayacak. Kısa seyahat veya açık hava etkinlikleri, hem ruh halini canlandıracak hem de taze enerji verecek. Anlık heyecanlar ve sürprizler kapını çalabilir; bu güzellikleri yakalamak için hazır ol!

OĞLAK BURCU YORUMU
KOVA BURCU YORUMU

Sosyal etkileşimlerin yoğunlaşacağı bir gün. Arkadaşlarla kurulan derin sohbetler ve paylaşımlar, yeni perspektifler kazanmanı sağlayabilir. Gelecek odaklı düşünceler ve yenilikçi fikirler ön planda. Bu dönemde içsel özgürlüğe olan tutkun artacak. Kendi fikirlerini cesurca ifade etme isteği, başkalarını da etkilemeye başlayacak. Aniden gelişen olaylar, yaratıcı yönlerini besleyebilir. Duygusal derinlikler yerine mantığın sesine kulak vermek, bugün atacağın adımlarda sana rehberlik edecek. Unutma, bazen tek başına yürümek, kalabalık içinde kaybolmaktan daha değerlidir. Doğru bildiğin yolda yürümeye devam et.

BALIK BURCU YORUMU

Duygusal derinlikler ve sezgisel güçler bugün ön planda. İçsel hislerin güçlendiği bu dönemde, çevrendeki insanları anlama yeteneğin artıyor. Sürdürülen ilişkilerde empati ve hoşgörü gösterme fırsatı doğabilir, bu da bağlarını güçlendirebilir. Yaratıcılığın tavan yapacağı, sanatsal projelere yönelmek için harika bir zaman. Bununla birlikte, içsel huzurunu sağlamak için kendine zaman ayırmayı ihmal etme. Akışa uyum sağlarken, içsel sesini dinlemeyi unutma; bu, yeni ve ilgi çekici fırsatlarla tanışmana yardımcı olabilir. Gizemli ve mistik bir ruh hali, seni keşiflere yönlendirebilir. Duygusal yüklerin hafiflemesi, yeni başlangıçlara zemin hazırlayacak. Kendini ifade etme biçimin, çevrendekiler üzerinde hoş bir etki bırakabilir. Hayallerin için adım atmak konusunda cesur ol, dünyanın sana sunduğu güzellikleri kucakla.

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM