VALLA NE BİLİM BEN?

VALLA NE BİLİM BEN?

siyaset yazmaya tövbeliyim, doğrudur..
ama bu iş artık tamamen vatan savunmasına dönüştü.. ben de tıpkı bazı onurlu komutanlarımız gibi son “hadsiz cüreti” Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir savaş ilanı kabul ettim..
ve ona göre de yaşayacağım bundan sonra..
gelsin alsınlar canlarımızı, sağ iken bu vatanı yedirmeyiz bok suratlı heriflere..
verecek sadece bir canım olmasının rahatlığıyla..
alayına hodri meydan!
***
özgür özel’e güvenebilsem bi?
adamcaaz.. helal olsun.. y-chpli yavşaklar gibi değil.. aynı Cumhuriyet Halk Fırkası lideri gibi..
çoktandır beklenen Kuvva-i Milliye’ci gibi..
ama.. halen.. bir kumpasla, bir kasetle, bir sahte tanıkla.. alaşağı edilmediğine göre.. hayatı söndürülmediğine göre.. helikopterden aşağı sarkıtılmadığına göre.. Balkanlar’da dağ dağ dolaştırılmadığına göre..
şu hain süreçte ona biçilen rol bu mudur yoksa? es gürle falan?
valla ne bilim ben?
***
en iyisi Beşiktaşımızı yazmak yine..
havamız değişsin..
öfke kontrolü niyetine..
ve spor yazısı değil yine..
okuyun bakiim bi yol..
***
1983’te erdim ben o dünyanın en büyük, eşsiz benzersiz tribününe..
benden önceki kuşaklar, kısaca “vefa” demekti.. spor tarihinin gelmiş geçmiş en başarısız futbol takımı, misal 15 yıl şampiyon olamamış, kimi kez küme düşmekten kıl payı kurtulmuş Beşiktaş, tıklım tıklım 40 bin kişiye oynardı..
o yıllara ait tribün kültürü tvden görebildiğim kadardır.. sloganlara falan vakıf değilim.. tezahüratların tribünlere bölünmesi bile başlamamıştı..
siyaaaah!
beyaaaaz! hariç..
ama..
çok iyi, çok çok iyi, çok edebi “pankart kültürü”nden söz edebilirim.. orada yazanların tamamı sözcüğü sözcüğüne ezberimdedir halen..
bu yazılı kültürden, Çarşı’nın yavaş yavaş filizlendiğini anlayabiliriz..
***
benim de olduğum tribün yarı kalıplaşmış / yarı refleks tribünü idi..
nedir bu?
yani.. kalıp? maç öncesinden maç bitiminde takımı uğurlayana değin ne bağırılacağı belliydi.. oyuncuları tribüne çağırma sırası bile belliydi..
yani.. refleks? saha içine anında müdahale edebilirdi tribün.. bunu sakın İngiliz tribünlerinden her auta çıkan sert şut sonrası yükselen “ooooouuvvvv” olarak algılamayın..
ve geçmişten devralınan 40bin kişi omuz omuza, hiç susmamak, sabahlamak gibi kavramlar da sürdürülüyordu..
Çarşı kurulmuş, tüm dünyaya ağırlığını koymuş, ezici tribün gücü diye bir gerçeklik doğmuştu..
***
bizden sonraki dönem, Alen’li yıllardır..
tribün, artık repertuar tribünüdür.. Alen Markaryan ise orkestra şefi.. evde ekran başında sayardık ve sanırım 30 idi rekor.. bir maçta 30 ayrı şarkı ve hepsi dillere destan, hepsi bize özgü, başka tribünlerde sakil duran..
yoktur böyle bişi dünyada ve Çarşı, kendini dünya büyüğü sanan Liverpool Kop tribününü bu yıllarda İnönü’de madara etmiştir..
o gece spor tarihine geçecek kadar önemlidir, bir benzeri olmamıştır, artık olamayacaktır da..
biz bile bir daha yapamayız aynısını..
***
şimdi İnönü stadı yok..
yerinde bir ucube var..
dünyanın tüm stadyumları yenilenmeli, ticaret rantına göre düzenlenmeli idi..
İnönü müze stad olarak durmalıydı..
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

YAZARLAR / Tümü
ender birgül: bu sayı satılık mı
2025-12-23 17:44:45