Tiyatro Zorbalarla ve Budalalarla Uğraşmayı Çok Sever:

Tiyatro Zorbalarla ve Budalalarla Uğraşmayı Çok Sever:

Balıklıova Köy Tiyatrosu

Balıklıova Köy Tiyatrosu 12’inci yaşını kutluyor. Prof. Dr. Semih Çelenk köyün hayatının bir parçası olan ve geleneksel hale gelen tiyatro serüvenini Gazete Duvar’dan Nuray Pehlivan’a anlattı.

İzmir’in Urla ilçesine bağlı Balıklıova Köyü’nün tiyatrosu 12’inci yaşını kutluyor. Urla-Karaburun yolu üzerinde deniz kenarındaki balıkçı köyü, sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin uğrak yeri. Balık ve günbatımında rakı ise Balıklıova’nın vazgeçilmezi… On iki yıldır birçok oyunu sahneye koyan köylülerin emeği ile var edilen köy tiyatrosu ise bir hayalin gerçeğe dönüşmesinin güzel bir örneği.

Tiyatronun zor zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde hepimize nefes aldıracağını söyleyen Semih Çelenk, “Kendimizi birçok insanın yerine koymayı, bilinçli bir hoşgörüyü, aydınlanmayı, yüzleşmeyi, içine bakmayı eğlenceli bir biçimde öğretir. Bir de tiyatro zorbalarla ve budalalarla uğraşmayı çok sever. Onların abraka dabrakalarının, hokus pokuslarının, ahmaklıklarının farkına vardırır” diyor.

Tiyatro yazarı ve yönetmen, DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semih Çelenk ile kurucularından olduğu Balıklıova Köy Tiyatrosu’nun hikâyesini ve tiyatronun dönüştürücü etkisini konuştuk.

‘ANLATTIKLARI HİKAYE ONLARIN HİKAYESİ OLDU’

Köyde bir tiyatro kurma fikri nasıl oluştu? Sizden öncelikle Balıklıova tiyatrosunun kuruluş hikayesini dinleyelim mi?

2010 yılında köyde bir kış günü otururken, “Tiyatro yapalım mı hocam, bize yardımcı olur musun” dedi arkadaşlar, ben de “tabii neden olmasın” dedim. Sonra ilk provada pişman oldum “evet” dediğim için. Baktım ki, benim zannettiğim gibi romantik bir hikaye çıkmayacak buradan. Arkadaşlar oyun metnini o kadar kötü okuyorlardı ki, ben bu işin içinden nasıl çıkarım diye düşünmeye başladım. Daha önce bu tür bir çalışmada yer alan sadece bir kişi vardı grupta. Konuşamayan, utangaç sıkılgan arkadaşlarımız vardı. Ama istekleri çok güçlüydü. Okuma provaları boyunca hep çok umutsuzdum. Sonrasında oyun ayağa kalkınca, çareler aramaya başladım. Doğal olmaları yolunda onları kışkırttım. Köyün ağzını kullanmalarını istedim. Oyuna doğaçlama espriler eklemeye başladık. Oyundaki karakterleri köyden kişilerle yan yana getirmeye çalıştık. Ufak tefek davranış özellikleri ekledik. Kişilerin kendi özelliklerini karaktere yükledik. Böylece anlattıkları hikayeyi onların hikayesi yaparak oyunu daha samimi hale getirdik. Bu noktada arkadaşlarımın hakkını yemeyeyim onlar da bir mucizeyi adım adım gerçeğe dönüştürdüler. Ben tiyatromuzu tanımlarken, “bizim mütevazı mahallî mucizemiz” diyorum.

Sonraki oyunlarda bu tavır giderek yerleşmeye başladı. Sonuçta bir Balıklıova üslubu oluşturduk tiyatroda. Her oyunu kendimizce anlatıyoruz, oynuyoruz. “Midas’ın Kulakları”nı oynarken oyunun yazarı Güngör Dilmen’in eşi Güngör Dilmen, “Onlarca Midas izledim. Hayatımda izlediğim en eğlenceli en sempatik Midas bu” demişti. Köyümüzün çocukları keçiler korosu oluyordu, sallanan sazlıkları oynuyorlardı. Bazen iki oyuncumuz olmuyor diyelim bir turnede. Hemen bir takdim tehir yapıyoruz. Roller değiştiriyoruz filan. Oyunu öyle de oynuyoruz. Hocam, arkadaşım Malcolm Keith Kay gelmişti İnecik köyündeki oyunumuza yıllar önce. İki eksiğimiz vardı kadrodan. “İptal mi oyun.” dedi. “Yo, sadece bu akşam biraz değişik oynayacağız oyunu” dedim. Tam o esnada köy meydanında yakıp söndüreceğimiz ışıkların anahtarının köyün diğer ucunda olduğunu öğrendik. Işık da kullanamayacaktık. Oyunda 16-17 kez ışık yanıp sönüyordu. Bir an ne yapacağımızı düşündük. Ben arkadaşlara dedim ki, “Her sahnenin son lafını çok yüksek söyleyeceksiniz, biz de köyden gelen bir iki arkadaşımla en önde oturup çok kuvvetli alkış yapacağız. O arada seyirci de katılacak. O esnada da hızla sahne değişecek.” Malcolm, ki aynı zamanda çok iyi bir ışık tasarımcısıdır kendisi; oyun sonrasında “Alkışla ışık yapan dünyadaki ilk tiyatrosunuz gördüğüm” dedi.

Tuhaf meydan okumalar bunlar. Bizim gibi bir kumpanyanın göze alabileceği şeyler. Sonuçta kaybedeceğimiz bir şey yok. Derdimiz hikayemizi bir biçimde anlatmak. Artık Balıklıova bir kumpanya haline geldi. Oyuncularımız giderek daha ustalaştılar, sahne üzerinde rahatladılar. Kadromuza gelince… Benim gibi bir üniversite hocası, tiyatro yazarı ve yönetmeni de var grubumuzda, balıkçımız da ev hanımımız da tezgahtar da restoran işletmecisi de rençber de öğretmen de…

‘SÜLEYMAN ENİŞTENE YEMEĞİNİ KOYUP GELİYORUM’

Balıklıova Köy Tiyatrosu 12 yaşında. Geçmişe doğru baktığınızda sizce tiyatronun varlığı neleri değiştirdi?

Öncelikle sadece balıkla, un kurabiyesiyle, enginarla, balık restoranlarıyla ünlü köyümüze yeni bir marka daha kazandırmış oldu. Balıklıova Köy Tiyatrosu ülke çapında tanınan bir tiyatro şu anda. Aslında bir bakıma ilk örneğimiz Bademler Köy Tiyatrosu’ndan sonra, Kaş Yeşilköy Tiyatrosu’ndan, Arslanköy Kadınlar Tiyatrosu’ndan ve bizim Balıklıova’dan sonra ülkemizde köy tiyatroları kurulmaya başladı. Sadece İzmir’de Ulamış, Yelki, Reisdere, Barbaros köylerinde de köy tiyatrosu var artık. Bu yıl ilk oyunlarını oynadılar. Bu gelişimi sağlayanlardan biri olarak mutluyuz.

Bağ-bahçe işleri nedeniyle köylülerin tiyatro çalışmalarına zaman ayırmaları oldukça zor olmalı… Çalışmalar sırasında ne tür zorluklar yaşadınız?

İlk başta zorlanıyordum ama sonra alıştım. Kaçta başlıyoruz diye soruyordum. Yemekten sonra başlarız işte diyorlardı. Ne demek yemekten sonra? Yedi mi sekiz mi? Semra abla neredesin provaya başlıyoruz diyordum. Süleyman eniştene yemeğini koyup geliyorum diyordu. Önder Abi neredesin diyordum, kabağı arıyorum bulunca gelirim diyordu. Kabak, ağı attıkları yeri belli eden bir şamandıraya verilen ad, onu bulamadığı için gelememişti. Bu aslında bir bakıma iyiydi. İşler birinci derecede önemli, hayat önce geliyor. Tıpkı tiyatronun bir köy ritüeli olarak doğduğu zamanlarda olduğu gibi. Bağbozumunda, işler bittiğinde harmanı, bağbozumunu kutlamak için yapılan bir etkinlikti tiyatro. Kutlama, coşkuyu dışa vurma, taklit, eylem, topluca katılım… İşte tiyatro yeniden aslına rücu etmiş oluyordu. Bütün bu işe güce rağmen 12 yıl boyunca burada vakit harcayan arkadaşlarımıza minnettarım. Bir hayalin gerçeğe dönmesinde hepsinin nefesleri, emekleri var.

‘KÖYDE TİYATRO ALABİLDİĞİNE SIRADAN BİR İŞ OLARAK GÖRÜLÜYOR’

Tiyatronun kökeni olan Dionysos şenliklerinde de bir tiyatro binası yoktu, törenler doğanın içinde yapılır ve toplumun tamamı izlerdi. Bu anlamda Dionysos kültü ile köy tiyatroları arasında bir benzerlik kurabilir miyiz? Ne dersiniz?

Bağbozumu şenlikleri ve komos cümbüşleri, alayları komedyanın, Dionysos’un acısını yansılayan Dithrambos Koral ezgisi de tragedyanın kökenini oluşturur. Evet biz de köyde oynadığımız zaman neredeyse iki gün içinde köydeki herkes oyunu izlemiş oluyor. Organik, endemik bir tiyatromuz var. Bu anlamda bir benzerlik var. Bir de benim dikkatimi çeken ikinci nokta köyde tiyatronun alabildiğine sıradan bir iş olarak görülmesi. Başlangıçta buna içerliyordum. Çok mühim bir şey yapıyoruz niye böyle sıradan algılanıyor diyordum. Sonra anladım ki, köyün gündelik yaşamının içine girebilmişseniz oraya aitsiniz demektir. Bunun iyi bir şey olduğunu sonradan anladım. Bu arada en büyük dileğimiz köyde bir tiyatro salonumuzun olması.

Peki, köy tiyatrolarının kentte oynanan tiyatrodan ayrıldığı noktalar neler? Bu tiyatroların özgün bir sanat yaratma yolunda ürünler verdiğini söyleyebilir miyiz?

Köy Tiyatroları dediğimizde aslında eski zamanlardaki gibi tek bir şeyden bahsetmiş olmuyoruz. Kendi yazdığı oyunları oynayan, şenliklerde seyirlik oyunlar yapan köy tiyatroları da var. Bizim gibi tiyatromuzun repertuvarından oyunları kendi üslubunca kendi ağzıyla oynayan tiyatrolar da… Bunun yanında Bademler gibi neredeyse profesyonel tiyatrolar gibi yılda iki- üç oyun oynayan köy tiyatroları da var. Bu konuda sadece kendi adımıza konuşabilirim. Biz kendimizce bir üslubun, bir mizahın peşindeyiz hep.

‘BİZİM SEYİRCİMİZ OYUNUN İÇİNDE YER ALIYOR’

Tiyatro ve seyirci ilişkisi Antik Yunan’dan günümüze, birçok değişikliğe uğradı. Köydeki seyirci ile kent merkezindeki seyirci profilini karşılaştırdığınızda gözlemleriniz neler?

Aslında biz köyde ikamet eden ama genellikle oyunlarını şehirde oynayan bir tiyatroyuz. Ne yazık ki kışları oynayabileceğimiz ya da provalarımızı yapabileceğimiz bir tiyatro salonumuz yok. Yazları eskiden meydanda oynardık, şimdi de fazlaca mütevazı, maket bir anfi tiyatromuz var, orada oynuyoruz oyunları. Bizim seyircimiz daha çok oyunun içinde yer alıyor. Oyuncuların karakterleri, konuşma özellikleri oyuncuların birbiriyle ilişkisi her şey konuya dahil hale geliyor. Hatta ertesi gün mezatta, kasapta, bakkalda bile devam ediyor oyun. Rahmetli Necati Amca ilk oyunumuzun ertesi sabahı bakkalına gittiğimde “Vallahi sana bravo bu insanları nasıl bu hale getirdin” demişti. Bu ilk şaşkınlıktı köydeki. Sonra bizim seyirci de kanıksamaya başladı tiyatrosunu.

‘BU BAHARDA İSTANBULDA OYNAYABİLİRİZ’

Bugüne kadar hangi oyunları sahneye koydunuz? Sırada hangi oyun var?

Aslında her seneye bir oyun denk gelmiyor. Menzilsiz çalışıyoruz, misal pandemi girdi araya, bir seneden fazla bir şey yapamadık. Bir de genel olarak rahat, gevşek bir tiyatroyuz. Canımız isterse bir şey yapıyoruz. Rumuz Goncagül ile başlamıştık, sonra Midas’ın Kulakları, Vatan Kurtaran Şaban, Deliler Boşandı, Toros Canavarı, Resimli Osmanlı Tarihi… Bu yıl bir yeniden sahneleme yapıyoruz. ‘Vatan Kurtaran Şaban” diye çok beğenilen bir oyunumuz vardı. Haldun Taner’in 1965’te yazdığı bu oyunu 2005 yılında ilk kez güncellemiş ve sahnelemiştim. Bugün köy tiyatromuzda yeniden güncelleyerek sahneliyoruz. Toplum olarak kültür sanat ile olan tuhaf ilişkimizi anlatan bir oyun. Biz çok eğleniyoruz oynarken. Provalarımız tam hızla devam ediyor. Ocak ayında prömiyerimizi yaparız. Bu yıl Ege Tiyatrolar Birliği’nin de katkılarıyla bir Ege turnesi de yapacağız. İstanbul turne planımız 10 yıldır var. Belki bu baharda şeytanın bacağını kırarız ve İstanbul’da da oynayabiliriz.

‘OYUNU ON DÖRT KEZ İZLEYEN SEYİRCİLERİMİZ VAR’

“Gelin Tanış Olalım” da Fırat Tanış ile birlikte geliştirdiğiniz bir oyun. Yeniden sahnede görecek miyiz?

‘Gelin Tanış Olalım’, Fırat’ın batılı müzikal form içinde türkü ve deyişlerle bir oyun yapma fikriyle, benim o sıralarda çalıştığım benzer bir oyunun kesişmesiyle başladı. Bir de yeni bir dil arayışı toplum içinde kutuplaşmayı, kavgayı bir kenara bırakarak konuşabilme imkanı arayan bir oyun bu… Hem de kadim sözlerle ve onların izinde yazılmış sözlerle… Ben metni yazdım ve yönettim, Fırat Tanış oynuyor. Donkişot Tiyatro adına Tarık Güvenç yapım ve organizasyonu üstleniyor. Cem, Taylan, Mesut ve Sertaç müzikleri yapıyor. Işıklarımız Abdullah’a, seslerimiz ise Metin’e emanet… Güzel bir ekibiz. Altıncı yılımızdayız.

Ancak bir buçuk yılımız pandemiden ötürü boş geçti. Şimdi yeniden perdemizi açıyoruz. Eylülden bu yana seyircimizle daha çok kavuşmak derdindeydik. Şartlardan ötürü bir ayda 2-3 oyunu ancak bulabiliyorduk. Uzunca bir süre yarım salon zorunluluğu vardı. Ocak ayıyla birlikte yeniden pandemi öncesi normalimize geri dönüyoruz. Ocak ayında 8 temsilimiz var. Yeni yılda Anadolu ve yurtdışı turnelerimiz olacak. Hatta aramızda bu oyunu beş on sene daha oynarız diye konuşuyoruz. Çünkü oyunun bambaşka bir seyirci kompozisyonu var. Belli bir hedef kitlesi yok. Herkesi kendiyle ve yanındakiyle tanışmaya çağırıyor. Oyunu sekiz kez, on kez, on dört kez izleyen seyircilerimiz var.

‘SEYİR ZEVKİ YÜKSEK BİR OYUN OLACAK’

Sizin bir de ‘Ezilenlerin Tiyatrosu’ çeviriniz var. Bu konuda çalışmalarınız sürüyor mu? Köy tiyatrosu çalışmalarınızda seyirci ve oyuncu ayrımının ortadan kalktığı tiyatro yöntemini kullanabiliyor musunuz?

“Ezilenlerin Tiyatrosu” doksanlı yıllarda Canşenliği Oyuncuları’ndan arkadaşlarımın isteği üzerine Augusto Boal’den çevirdiğim bir kitaptı. Bu yöntemle ilgili olarak asistanlık zamanlarımda Tiyatro Pedagojisi hocam Marlies Krause ile çalışmalar yapmıştık. Daha sonra Türkiye’ye İtalya’dan gelen Luciano, Kanada’dan gelen Celal Uçar ve Brezilya’dan gelen arkadaşlarımız Gustavo ve Clara çalışmalar yapmıştı. Son dönemlerde özellikle bu yöntemle yaptığım bir çalışma yok. Ama çalıştırdığım gruplarda zaman zaman Boal’in temrinlerini, alıştırmalarını kullanabiliyorum.

Peki, sırada sahneye koymak istediğiniz yeni bir oyun var mı?

Evet, var. Ocak, şubat aylarında kendi oyunum “Şair Eşref’in Esrarengiz Macerası”nı iki oyuncu ve bir müzisyenle çalışacağım. Oyuncular ve tiyatro şimdilik sürpriz olsun. Provalara başladığımızda duyurmuş olacağız tabii. Şair Eşref, insanlığın satir damarından gelen bir hicivci, yergici, taşlamacı. Özgürlüğü pahasına gerçekleri söylemekten vazgeçmeyen bir şair. İşkence ile sürgünle, cezayla, hapisle geçmiş kısa bir hayatı var. Bu oyunun ilk versiyonunu 2007 yılında yazmıştım. 11 kişilik bir oyundu. Şimdi bu metni yeni baştan ele aldım ve daha dinamik bir metin haline getirdim. Seyircinin çok hoşuna gidecek, seyir zevki yüksek bir oyun olacağına inanıyorum.

‘TİYATRO HALKIN MÜTEVAZI KAHRAMANIDIR’

Bir yanda pandemi bir yanda ekonomik kriz giderek derinleşiyor. Bu zor zamanlarda tiyatro bize nefes aldırır mı?

Ben tiyatronun böyle bir ortamda nefes aldırmaktan da öte, nefesi daralan, tıknefes kalan insanın oksijen tüpü olacağını düşünüyorum. Ayrıca insana, topluma, iyiliğe ve dünyaya olan inancını yitiren insanın bu inancını güçlendireceğini de. Tiyatro “Öteki”ni görmemizi, anlamamızı sağlar. Benzeşlikleri ve farklılıkları gösterir, güçlendirir. Kendimizi birçok insanın yerine koymayı, bilinçli bir hoşgörüyü, aydınlanmayı, yüzleşmeyi, içine bakmayı eğlenceli bir biçimde öğretir. Bir de tiyatro zorbalarla ve budalalarla uğraşmayı çok sever. Onların abraka dabrakalarının, hokus pokuslarının, ahmaklıklarının farkına vardırır. Şair Eşref’in “Hicvimde genellikle isim, sıfat kullanmam. İsterim ki yazdıklarım herkese uyan numarasız bir gözlük gibi kullanılsın” dediği şey, bir bakıma tiyatronun da yaptığıdır. “Numrosuz gözlük” gibi her kişiye, her zamana ve her duruma uyar tiyatro. Bundan ötürü de tiyatro halkın mütevazı kahramanıdır.

Kaynak: https://www.gazeteduvar.com.tr/tiyatro-zorbalarla-ve-budalalarla-ugrasmayi-cok-sever-balikliova-koy-tiyatrosu-haber-1547632

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU

Bugün enerjiniz yüksek ve cesaret dolu bir ruh halindesiniz. Yeni başlangıçlar için uygun bir zaman dilimindesiniz; hedeflerinizi net bir şekilde belirleyebilir ve adım atmak için ilham alabilirsiniz. İlişkilerde ve sosyal çevrelerde kendinizi ifade etme isteğiniz artacak. Bağlantılarınızı güçlendirmek için samimi bir yaklaşım sergilemek önem kazanıyor. Ancak sabırsızlık ve acelecilikten kaçının; dikkatinizin dağılmaması için odaklanmaya özen gösterin. İçsel sesinize kulak vermek, yenilikçi fikirlere ulaşmanıza yardımcı olabilir. Sağlık konularına da dikkat edin, ruh ve beden dengenizi korumak için zaman ayırın. Bugün keşif ruhunuzu besleyecek fırsatlar karşınıza çıkabilir; risk almayı göze almak, size unutulmaz deneyimler kazandırabilir.

BOĞA BURCU YORUMU
İKİZLER BURCU YORUMU
YENGEÇ BURCU YORUMU
ASLAN BURCU YORUMU

Bugün, içindeki liderlik ve yaratıcılık gücünü hissetme zamanı. İhtimallerin geniş olduğu bir dönemdesin; cesur adımlar atabilirsin. Kendine olan güvenin, başkaları üzerinde de olumlu bir etki yaratacak. Sosyal çevrenle olan iletişimini güçlendirmeli ve fikir alışverişlerinde bulunmalısın. Gözlerin, beklenmedik fırsatları yakalamaya açık olmalı. Aşk hayatında tutku dolu anlar yaşanabilir; hislerinle hareket etmekten çekinme. Güneş gibi parlayacağın anlar seni bekliyor; hazır ol!

BAŞAK BURCU YORUMU
TERAZİ BURCU YORUMU

Sosyal ilişkilerde uyum arayışında olabilirsin, bu nedenle arkadaşlarınla ya da sevdiklerinle olan iletişimini güçlendirmek isteyebilirsin. Estetik ve güzellik konusunda ilham verici fikirler aklını sarabilir. Karar verme süreçlerinde başkalarının fikirlerini önemsemen, dengeyi sağlamana yardımcı olacak. Çevrendeki insanlar üzerinde olumlu bir etki yaratma şansın var. Duygusal anlamda daha bağlı ve samimi olma arzusu, kalpten gelen bir iletişimi beraberinde getirebilir. Kendi içsel huzurunu sağlamaya çalışırken, karamsar düşüncelerden uzak durmakta fayda var. Aşk hayatında sürprizler, iyi bir iletişim ve anlayışla büyüyebilir; beklenmedik bir romantizm kapıda olabilir. Sanatsal çalışmalar veya yaratıcı projeler için bu dönem çok elverişli. Kendine güvenin tazelenebilir ve yeni fırsatlar için açık olabilirsin.

AKREP BURCU YORUMU

Zihin dünyanda derin bir dönüşüm sürecine giriyorsun. İçsel duyguların, sezgilerin çok daha belirgin hale gelecek. Bugün, çevrendekilerle olan ilişkilerini derinleştirme arzusuyla dolup taşacaksın. İletişimde açılma ve duygularını daha net ifade etme ihtiyacı hissedeceksin. Özellikle yakın ilişkilerinde, karşındaki kişilerin duygusal derinliklerine inmek isteyebilirsin. Bazı gizli duygularla yüzleşmek zorunda kalabilirsin; bu süreç başlangıçta zorlu gelse de, sonunda sana büyük bir içsel huzur ve özgürlük getirecektir. Kendinle barışık olmak, başkalarıyla olan etkileşimlerini önemli ölçüde olumlu etkileyecek. Bugün, özellikle sezgisel yönlerin açık olduğundan, içgüdüsel kararlar almakta zorlanmayacaksın.Finansal konularda dikkatli olman gerekiyor. Toplumsal ve sosyal konulara olan ilgin artabilir; çevrendeki insanlara yardım etme isteği duyabileceğin bir zaman. Bu bağlamda, gönüllü çalışmalara veya toplumsal projelere katılmak, içindeki iyilikseverliği besleyecektir. Bugün, kendini ifade etmenin ve başkalarına dokunmanın ön planda olduğu bir gün.

YAY BURCU YORUMU

Bugün, özgür ruhun ve macera isteğin ön plana çıkıyor. Yeni deneyimlere açık olman, seni beklenmedik fırsatlarla karşılaştırabilir. Seyahat planları ya da yeni insanlarla tanışma fırsatları, ilham verici bir enerji taşıyor. İçsel motivasyonun artarken, hedeflerine ulaşmak için daha cesur adımlar atma isteği duyabilirsin. Başkalarıyla olan ilişkilerinde samimiyet arayışın, kalbinin derinliklerine dokunan bağlantılar kurmana yardımcı olacak. Kendini ifade etmekten çekinme; fikirlerin ve hayallerin, çevrendeki insanlara ilham verebilir. İçsel sesine kulak ver, arzularının peşinden koşmaktan korkma. Bugün, hayallerini gerçeğe dönüştürebilmen için harika bir zaman.

OĞLAK BURCU YORUMU

Kendinle ilgili bazı içsel sorgulamalar yapmak için uygun bir dönemdasın. Hedeflerin konusunda daha kararlı ve disiplinli bir yaklaşım sergileyebilirsin. İş hayatında, üzerinde çalıştığın projelerle ilgili sürprizler ve fırsatlar ortaya çıkabilir; bu fırsatları değerlendirmek için cesur olmalısın. İletişim becerilerin öne çıkıyor; başkalarıyla olan ilişkilerinde yapıcı bir dil kullanmak, işbirliklerini güçlendirmene yardımcı olacaktır. Aynı zamanda, duygusal olarak bazı eski yaralarını iyileştirme şansı bulabilirsin. Geleceğe yönelik planlarını gözden geçirmek, senin için faydalı olacak. İlişkiler konusunda da samimi ve açık olman, çevrendeki insanlarla olan bağlarını derinleştirecek. Kendine karşı nazik olmayı unutmamalısın; bu dönemde kendini dinlendirip yeniden enerji depolamak önem taşıyor.

KOVA BURCU YORUMU

Bugün yeniliklere ve farklılıklara açık bir zihinle başlayacaksın. Sosyal çevrendeki etkileşimlerin ilginç bir hal alabilir; yeni insanlarla tanışmak ve fikir alışverişinde bulunmak oldukça keyif verici olacak. Beklenmedik bir fırsat, sana ilham verebilir ve hayalindeki projeler için cesaretlendirebilir.Duygusal olarak, içsel huzurun önem kazanıyor. Kendi alanına ihtiyaç duyabilirsin; yalnız kalma isteğin artabilir. Meditasyon veya doğada vakit geçirmek, ruhsal dengenin sağlanmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca, spor yapmak veya hobilerine yönelmek, zihnindeki yoğun düşüncelerden uzaklaşmanı sağlayabilir.İş veya kariyerle ilgili konularda, liderlik yeteneklerin ön plana çıkabilir. Takım çalışmalarında özgün fikirlerinle öne çıkmak, senin için önemli bir avantaj olacak. Ancak ekip arkadaşlarınla iletişimde dikkatli olmalısın; fikir ayrılıkları yaşanabilir ve bu durum gerginlik yaratabilir. Empati yaparak bu durumu kolayca aşabilirsin.Günün sonunda, kişisel hedeflerine odaklanmak için harika bir zaman dilimi, enerjini daha verimli kullanabilir ve adımlarını sağlamlaştırabilirsin. Unutma, yenilikler her zaman seni daha ileriye götürecektir.

BALIK BURCU YORUMU

Duygusal derinliklerin ve sezgilerin ön planda olacağı bir gün. İçsel huzuruna ulaşmak için sakinleştirici faaliyetlerde bulunmak faydalı olabilir. Yaratıcılığın tavan yapacak, sanatsal projelere yönelmek adına mükemmel bir zaman dilimi. Aynı zamanda, yakın çevrendeki ilişkilerin üzerinde durmak, dostlarınla olan bağlarını güçlendirmek için harika fırsatlar sunuyor. Biraz empati ve anlayış göstermek, karşındakilerle olan iletişimini kuvvetlendirecek. Maddi konularda daha dikkatli olmalı, sürpriz harcamalardan kaçınmalısın. Kendine dönmek ve iç yolculuk yapmak, ruhsal olarak tazelenmene yardımcı olacak. Unutma, sezgilerin sana rehberlik ediyor; onlara güven.

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM