Öğrenen – Öğreten Z.Y. Öğretmen’den Mektup.
Kitabınızı okuyorum zevkle, mutlulukla, zaman zaman göz yaşlarıyla. Teşekkür ediyorum böyle güzel bir kitap için emeğinize sağlık.
Ben 13. yılını çalışan bir okul öncesi öğretmeniyim. Sizinle iki anımı paylaşmak istiyorum.
Birincisi, mesleğimin 2. yılında bir öğrencim anasınıfına kayıt olmuş annesinin eline sıkı sıkı yapışmış okuldan çıkıyor. Bizim de seminer dönemi. Anladım anasınıfına geleceğini. Eğildim(boynunda da mavi boncuklu bir kolye var) “merhaba mavi boncuklu güzel kız adını öğrenebilir miyim?” dedim. Tanıttı kendisini ben de tanıttım. Seke seke annemin deyimiyle, bozik ata ata (yavru keçiler mutlu olunca bozik atarmış) gitti. 1 yıl sonra karşılaşınca öğretmenim sen benimle ilk tanışınca mavi boncuklu güzel kız demiştin dedi. Bu sefer ben içimden bozik ata ata gittim
İkincisi ise daha çok yeni bir olay 1 ay olmuş ya da olmamıştır. Öğrencim önceden belirlediğimiz kuralı bozan bir davranışı, ben görmüyorumdur, diyerek yaptı. Ama ben o sırada tam da ona bakıyordum. Ben de dedim ki “bu davranışı benim görmemi istemiyordun ama kendin gördün. Görülmesini istemediğin davranışı kendin neden görmek istedin ki?”
Başka hiçbir şey demedim. O da şaşırdı. Bir şey demedi. Hep iç denetim kazandırmaya çalışırım çocuklara. Kendileri düşünsün. Kendi kendilerine değerlendirme yapıp yollarına devam edebilsinler diye çabalarım. Umarım başarılı oluyorumdur.
Sevgi ve saygıyla
***
Öğrenciye tanıklığın gücünü keşfetmiş bir öğretmen. Ayrıca Z.Y. öğretmen öğrenciye kendi tanıklığını kazandırmayı da eğitimin önemli bir parçası olarak görüyor. Ve kendisini böyle bir bilinç içinde olduğu için kutluyorum.
Selam ve sevgilerimle
Doğan Cüceloğlu
7 Nisan 2019