kazım koyuncu’nun vefatını, hastane kapısında ağlayarak duyurmuştu volkan konak;
-kardeşimi çekmeceye koymuşlar..
***
kazım koyuncu kardeşimizden sonra uydur-kaydır karadeniz türkülerinde tamamen ayağa düştü ”sevdaluk” sözcüğü..
oysa, ne de güzelce öğretmişti hepimize rahmetli çocuk;
-”sevdaluk iyi şeydur”..
***
iyi şeydir de,
delice bişeydir o..
***
-”çay içinde döğme taş
göynüm huni gözüm yaş”..
bu diyarbakır türküsüdür..
aynı şeyi anlatır sanki..
huniyi yalnızca kafasına takmaz deli..
göynümüz de hunilidir..
***
bi keresinde şöyle bişi yazdımdı;
-”tamam bölünelim.. yer altı zenginliklerini, fırat’ın suyunu falan siz alın.. izzet altınmeşe’yi bize bırakın yeter”..
kimisi bu lafı poposuyla okumuş olmalı..
bencileyin; ”asla bölemezsiniz bu vatanı” demek isterken,
-”sen ne diyun la gürsel” diyenler olduydu..
***
sözümün arkasındayım hâlâ;
izzet altınmeşe sağ oldukça bölebilirler mi bu vatanı?
***
devam eylesin bakalım, aynı diyarbakır türküsü;
-”bu küçe baş aşağı
belinde şal kuşağı
hergün gel burdan savuş
çatlasın el uşağı”..
***
”uşak” karadeniz gonuşuğudur..
bölündüğün zaman, daha nasıl gullanacan bu sözcüğü??
nah gullanırsın!!!!
***
ama, derdim bunlar değil.. edebiyatçıyım yahu her şeyden önce..
”savuş” ne güzel oturmuş buraya be gardeşim..
daha önce asla bu şekilde, bu anlamda, bu görkemde yer almadı bi eserde ”savuş”..
hergün gel diyo abimiz sevdiceğine, benim yanımda görsünler seni, sonra gidersen git gız, çatlasın millet diyo..
-”çatlayın lannnnn”..
***
evet evet..
(zaman zaman, kalabalık bi insan topluluğuna doğru camdan atlayıp, ”savulun ulan, malkoçoğlu kara gürsel geliyo” diye bağırası gelen, sonra annem duyarsa kızar diye vazgeçen adam)